kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
12 Mayıs 2008, Pazartesi Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
İneci trafik kazasında öldü
 
Kıbrıs güvenliğimiz için önemli
 
Hiçbir taahhütte bulunmadık
 
O sürpriz Bayık
 
Kezmanın yerine Deco
 
Talat stratejik hata yapıyor
 
Pazartesi okullarda grev var
 
Hazırlık görüşmelerinde ilerleme şart
 
Şampiyon Galatasaray
 
Karoyan:Çalışma gruplarında ilerleme şart
 


Açık Konuşuyorlar
Rauf R. DENKTAŞ
Rumların Yeni Tezgahı
Prof.Dr.Ata ATUN
Askerden kaçmayanlara haksızlık değil mi?
Mete TÜMERKAN
Anacığıma mektubumdur...
Hasan HASTÜRER
21 Mart Buluşması Ve Ötesi
İsmail BOZKURT

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Beklenen buluşma gerçekleşti ve Guiness Rekorlar Kitabı’na girmeğe aday Kıbrıs konusundaki süreç, yeni bir aşamaya ulaştı.

Buluşma öncesinde ısrarla  savunulan “2008’de Çözüm”hedefi, “en yakın zamanda çözüm” hedefine dönüşerek (hep karşı olduğumuz), zamana yayıldı. Onunla da kalmadı, “Annan Planı zemininde görüşme” istemimiz, adı konmamış “8 Temmuz mutabakatı”na dönüştü.

2008’de çözüm hedefi, iç siyasal tartışmalara da kaynaklık etmişti. Durum değiştiğine  göre, iç politik durum bundan nasıl etkilenir, doğrusu kestiremiyorum.

İç politika ile ilgisini bir yana bırakarak konuyu açalım:

İlk  Duygu: Burukluk

İşin doğrusu, bizim “Annan Planı zemininde” ısrarımızı hep yadırgadım ve gereksiz gördüm. Bunu ciddi, hatta stratejik bir hata olarak değerlendirdim.

Doğrudur: Annan Planı, ortaya çıkan çözüm hedefli belgelerin en ayrıntılısı ve kapsamlısıdır. Sürecin bundan sonraki aşamalarında gözardı edilemiyecek bir belgedir. Hatta pekçok bölümü olası yeni bir belgeye aynen aktarılacaktır ama bunu bir tür önkoşul olarak ortaya  koymanın mantığını hiç anlayamadım.

Mesele, yalnız Rumlar’ın %75’inin hayır dediği bir planda ısrar etmenin yaratabileceği psikolojik sıkıntı değil! “Annan Planı zemini”nde görüşme ısrarı, kendi kalemize gol atma olarak geliyor bana!

Nedeni şu:

Rum lider Hristofyas, yeniliğin, ümidin simgesi gibi lanse edildi. Rum halkının %75 oranındaki ret oyu da ortada! Yeni çözüm arayışları, doğrudan ve resmen Annan Planı zemininde olacaksa bize, “biraz geri çekilin de anlaşabilesiniz” deneceği açık değil mi?

Çözüm arayışları, Annan Planı zemininde yapılmayacaksa biz yine geriye doğru itileceğiz ve benim kanıma göre, olası bir çözüm  saflarımızı terkedip geriye çekilmemizle sağlanmaya çalışılacaktır. “Uluslararası toplum” bu yönde çaba harcayacaktır. O zaman niye yumuşak karnımızı kendimiz gösterelim? Niye Annan Planı zemininde çözüm  diye ısrar edelim?

Neyse ki adına “21 Mart mutabakatı” denmeye başlanan ve büyük olasılıkla böyle anılacak olan yeni belge, bir bakıma Annan Planı zemininde çözüm ısrarımızı ortadan kaldırmak suretiyle, olumlu bir işlev de kazanmış oldu.

Bana göre bu durum sevindirici! Yine de içimizde bir  burukluk var. Kim ne derse desin, “21 Mart Mutabakatı” 8 Temmuz mutabakatının adı konmamış bir versiyonudur. Yani görüşmeye giderken ısrarla reddettiğimiz bir şeyi, görüşme sırasında kabul edip ilk psikolojik sarsıntıyı yaşamış olduk. Buna yenilgidir demiyorum, ama tutarlılığımız konusunda, karşı tarafın ve (açığımızı yakalama konusunda uzman olan) “uluslararası toplumun” eline bir koz verdiğimiz kesin!

Başka bir burukluğumuz da, “2008’de çözüm” hedefimizden, “en erken zamanda çözüm” adına geri adım atarak, sonu gelmez süreç bataklığına saplanıp kalma olasılığı!

Sonuçtan Ümitli Olmak

Sürecin yeni aşaması, bizi nereye kadar götürür, kestirmek zor . Ben kendi hesabıma, sonuçtan ümitli olmadığımı bir kez daha vurgulayayım. Daha doğrusu, bir sonuca ancak geri adım atmamız, hem de kırmızı çizgilerimizden geri adım atmamızla ulaşılabileceğini düşünüyorum. Hristofyas’n söylemleri ve diplomasinin çok iyi bildiğimize inandığımız yapısı, başka türlü düşünmeme olanak vermiyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet  Ali Talat’ın, bazı söylemlerine katılmıyorum, ama Sayın Talat’ın sırf bir sonuca ulaşmak için kırmızı çizgilerimizden geri adım atacağını düşünemiyorum.

Hristofyas’ın, kemikleşmiş Rum politika ve hedeflerini aşıp/aşabilip kırmızı çizgiye dönüşen vazgeçilmezlerimizi kabullenmesi de zor, hatta olanaksız (gibi).

Ümitli değilim derken bu öngörülerden hareket ediyorum.

Yumuşak Karnımız

Dış politika, iç politikadan soyutlanamaz. Yaralı bir bünye, dış politikada güçlü ve etkili olamaz.

Hep vurguladığım gibi, sürecin bu yeni aşamasında, yaralı ve bütünlük, birliktelik göstermeyen bünyemiz, bizim yumuşak karnımızdır.

Sayın Talat’ın görüşme heyeti,  yaralı bünyemizin bir göstergesi oldu. Heyette yer alanlar, çok değerli insanlar. Herbiri bir değer, ona kuşkum yok! Ama heyetin fazla partili/siyasi olduğu da bir gerçek! Heyette teknokrat yok! Dışişlerinden kimse yok. Eğer bu, bilinçli bir tercih olmuşsa, hoş olmayan görüntü daha da bozulur ve “acaba” diye sordurur.

Kurulacak komite ve çalışma grupları, daha geniş açıdan değerlendirme yapmayı gerektirir diye düşünüyorum. Ülkemizin, her alanda yetişmiş beyinleri, kendilerini kanıtlamış akademisyenleri var. Bunlardan yararlanılmalıdır. Hatta partiler bile işin içine çekilmelidir. (Şimdilik bunun hayal olduğunun ayırımındayım.)

Son Olarak

Bazı çevreler, geniş halk kesimlerinin Annan Planı sürecinde olduğu gibi sokağa döküleceği beklentisi içinde görülüyor. Benim gözlemlerime göre halkımız, sonuca ulaşma olasılığını pek görmüyor. Heyecan da yok. Bu bakımdan, süreç olabildiğince sakin seyredecek  diye düşünüyorum. Buna karşın, Cumhurbaşkanı’nın, olabildiğince geniş kesimler, özellikle de partiler için  sürece katkı yapabilecekleri  yollar bulmasının, masada elini güçlendireceği kesindir.

   262 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  27 Nisan 2008, Pazar   İki Yaşamsal Konu Ve İki Uyarı
  25 Nisan 2008, Cuma   Samtayın Mağusa Sempozyumu
  21 Nisan 2008, Pazartesi   “Kıbrıs İçin Anayasal Konvansiyon”
  18 Nisan 2008, Cuma   Kaşgarlı Mahmut Ve Kıbrıs Türkçesi
  13 Nisan 2008, Pazar   Direnişçi Davut Abi’nin Ardından
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Hristofyas’ın Softa Şaşırtması Ve İki Halk Gerçeği
  05 Nisan 2008, Cumartesi   Yüksek Gerilim
  03 Nisan 2008, Perşembe   KKTC İçin Yatırım Stratejisi Arayışları
  30 Mart 2008, Pazar   Bütün Olmanın Tam Zamanı
  24 Mart 2008, Pazartesi   Diplomasi İdealizmle bağdaşmaz


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.