KKTC İçin Yatırım Stratejisi Arayışları
28-29 Mart 2008 tarihlerinde Girne Merit Otel, ilginç bir konferansa tanıklık etti. KKTC Başbakanlığı bünyesinde oluşturulan “Kıbrıs Yatırım Geliştirme Ajansı (YAGA)”nın evsahipliğinde gerçekleştirilen konferansın adı, “Kuzey Kıbrıs Yatırım Stratejisi Arama” idi.
Konferanstan, Başbakanlık’tan gelen bir telefonla haberdar oldum. Birkaç gün sonra da YAGA Direktörü Sayın Ayşe Dönmezer aradı. Konferansta, dört atölye çalışması yapılacağını, birinin konuşmacısı olmamı istediklerini belirtti. Öneriyi kabul ederek Konferans’a katıldım.
İyi ki katılmışım. Hem birbuçuk gün süren bir beyin fırtınasının parçası oldum, hem de ülkemizde gerçekleştirilen güzel işlerden birine tanık olarak, YAGA’yı yakından tanıma olanağı buldum.
Beyin Fırtınası Niteliğinde Atölye Çalışmaları
Konferans, ilk gün yapılan konuşmalar dışında, dört grubun atölye çalışmaları biçiminde yapıldı; grupların sonuç bildirgeleri ile sonuçlandı.
Atölye çalışmalarından önce yapılan konuşmalar doyurucu idi. İlginç ve yol gösterici deneyimler ve bilgiler aktarıldı.
Dört atölye çalışmasının konuları, “Sürdürülebilir Kalkınmanın Aracı Olarak Yatırımlar”, “Kuzey Kıbrıs’ı Pazarlamak”, “Odak Noktalarının Yaratılması”, “Yatırımların Artırılması” olarak saptanmıştı.
Atölye çalışmalarının sonuç bildirgeleri ile ilgili haberler, basında ve görsel medyada geniş olarak yer aldı. Bu bakımdan bunlar üzerinde durmak gereğini duymuyorum. Ben birinci çalışma grubunun konuşmacısı olarak görev yaptım. Sizinle, bu grupta esen beyin fırtınasını paylaşacağım.
Kalkınmanın Önündeki Engeller Siyasal Kaynaklı
Benim bulunduğum atölye çalışmasının konusu, yukarıda da belirttiğim gibi “Sürdürülebilir Kalkınmanın Aracı Olarak Yatırımlar”; hedef, yatırımların önündeki engellerin saptanması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi, ortak anlayış ve diyalog olarak saptandı.
Beyin fırtınası sonucunda, kalkınmanın önündeki onsekiz engel saptandı ve bu engellerin sıralanması için katılımcılar arasında bir anket düzenlendi.
Sıralamada çıkan sonuç ilginçtir:
Birinci sırayı öndörder puvanla “makroekonomi yönetiminde koordinasyon olmayışından ekonomik hedeflerin belirgin olmaması” ve “Türkiye’den gelen yardımların yönlendirilmesinde yaşanılan çarpıklıklar” sorunları aldı.
İkinci sırayı sekiz puvanla “altyapı eksikliği, elektrik, su, yol, hava ve deniz ulaşımı” ; üçüncü sırayı yedi puvanla “dar görüşlü ekonomik ve siyasal yaklaşımlar” ; dördüncü sırayı beş puvanla “siyaset kurumu (popülizm, kamu yönetimi, kuralsızlık, kurumsallaşamama); beşinci sırayı dörder puvanla “doğa korumayı, enerji tasarrufu ve su kullanımı ile ilgili ekonomik estrüman ve yasaların olmaması” ile “yatırımlar için gerekli alt yapının eksik, pahalı olması” sorunları aldı.
Diğer sorunlar, üçer puvanla “ekonominin önemini algılama yetersizliği” ve “TC Politikaları”, ikişer puvanla “yatırımcının ürkmesine neden olan hukuksal altyapı eksikliği” ve “yatırımlar için gerekli alt yapının eksik, pahalı olması”, birer puvanla “fiziki ve sektörel master plan eksikliği”, “yatırımcıların motivasyonlarını dikkate almayan kamu yönetimi vizyonu”, “çözümsüzlük ve yanlış yönetim (icraat) sonucu ekonomide motivasyon ve teşvik sistemi bozukluğu” olarak saptandı.
Başta saptanan onsekiz sorun içinde yer alan dört sorun, ankette sıfır puvan aldığı için onlara değinmiyorum.
Grubumuzdaki çalışmalara ondokuz kişi katıldı. Kamu sektöründen, özel sektörden, uzman, akademisyen, gazeteci, işadamı, yazar, araştırmacı; hepsi birbirinden değerli katılımcılardan doğan sonuç ilginçtir.
Katılımcıların ezici çoğunluğu sorunun siyasetten (iç siyasetten) kaynaklandığı saptamasını yapmış; çözümsüzlüğü kalkınmaya engel bir sorun olarak görmemiştir.
Bana göre konferanstan çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri budur.
Kalkınmanın Önündeki Önemli Engel:Dar Görüşlü Ve Vizyonsuz Ekonomik/Siyasal Yaklaşımlar
Atölye çalışmasında onsekiz madde halinde saptanıp önem sırasına göre sıralandırılan sorunlar, önce dokuz başlık altında toplanmış; son aşamada en yüksek puvan alanlar, dört ana başlık altında yeniden düzenlenerek bu sorunlara çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Saptanan dört ana başlığı da, önem sırasına göre paylaşalım:
1) Dar görüşlü ve vizyonsuz ekonomik ve siyasal yaklaşımlar nedeniyle, ekonomi yönetiminde koordinasyonsuzluk ve ekonomik hedeflerin belirginsizliği,
2) Yardımlara bağımlı ekonomi ve yardımların kullanılmasında ve yönlendirilmesinde yapılan yanlışlar,
3) Altyapı eksikliği, elektrik, su, yol ve ulaşıma; bu bağlamda, elektik üretimi eksikliği, kullanılabilir su miktarı, ulaşım ve taşımacılık.
4) Ülkeye gelen dış kaynaklı emlak satıcıları ile emlak alıcılarının kalitesinin düşmesi ve çıkan ürünlerin birbiri ile çelişmesi sonucu turizm sektörüne negatif etkileri; planlama ve çevre koruma kararlarının özel mülkiyet hakları üzerindeki olumsuz etkilerinden kaynaklanan belirsizlikler ve bunun yatırım ve mal sahiplerini ürküterek yatırım riskini artırması.
Görüldüğü gibi dört ana başlık altında toplanan kalkınmaya yönelik engellerin en önemli ilk ikisinin doğrudan doğruya, diğer ikisinin dolaylı olarak siyasetten kaynaklandığı saptaması yapılmıştır.
Bu son değerlendirmede de, siyasal belirsizlik, sorunlar arasında yer almamış; başka bir anlatımla çözümsüzlük, kaıkınmanın önünde engel sayılmamıştır.
Ülkede Yapılan Güzel İşlerden Biri:YAGA Denen Kuruluş
Konferans düzenleyen, kısa adı YAGA olan Kıbrıs Türk Yatırım Geliştirme Ajansı konusundaki bilgileri de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Konferansa kadar, bu kuruluştan sadece basında çıkan haberler kadar bilgim vardı. Konferans, bu kuruluşu yakından tanımamı sağladı.
YAGA, Başbakanlık bünyesinde, fakat özerk çalışan bir birim olarak, Sayın Ayşe Dönmezer’in yönetiminde (direktörlüğünde) çalışıyor.
Başbakanlık bünyesinde de olsa kuruluşun özerk çalışmasının kabul edilmesini, kamu yönetiminde (benzerlerine örnek olabilecek) ileri bir adım olarak değerlendiriyorum. Başbakan Sayın Ferdi Sabit Soyer’ın yaklaşımını kutlamak gerekiyor.
Çok rahat biçimde, YAGA’nın bu ülkede yapılan iyi işlerden biri olduğunu rahatça söyleyebilirim. Özgür yapısı sürdürülürse, Sayın Ayşe Donmzer’in yönetiminde birçok ekonomik adıma önderlik edeceğine; kalkınmaya, kalkınmaya yönelik yatırımların yönlendirilmesine büyük, verimli ve sonuç alıcı katkılar yapacağına inanıyorum.
YAGA’nın personeli de, belli ki iyi seçilmiş. İşlerinin ehli, ne yaptıklarını bilen kişiler. Ülkemizin hastalığı olan politik tercihlere göre eleman alma yönteminin izi görülmüyor. Belli ki Sayın Ayşe Dönmezer temeli iyi kurmuş. Candan kutlarım.
Son Olarak
Sözün kısası şu: “Kuzey Kıbrıs Yatırım Stratejisi Arama Konferansı” (bildiğim kadarı ile bu alanda benzeri olmayan bir ilk olarak) gerçek bir beyin fırtınası estirdi. Sonuçları doğru değerlendirilmeli!
Siyasetin, kalkınmanın önünde temel etken olduğu anlamına gelen “ekonomik vizyon ve strateji eksikliği” ile “TC yardımlarının iyi yönetilip yönlendirilmediği” anlamına gelen “yardımlara bağımlı ekonomi ve yardımların kullanılmasında ve yönlendirilmesinde yanlışlıklar olduğu” saptamalarının, YAGA’nın bilimsel ve özerk çalışmalarına değer verilmesi durumunda, aşılabileceğine inanabiliriz.