1974 sonrasında, bu ülkede gerçekleşen güzel ve önemli işlerden biridir üniversite olayı! Olay bütünüyle olduğu gibi, tek tek her üniversite bağlamında da güzel ve önemlidir.
Ne yazık ki bu güzel ve önemli olayın içine etmek için yarış var sanki! Özellikle vakıf kisvesi altında Devlet üniversitesi niteliğinde olanların canına okumak anlamında inanılmaz işler yapılıyor.
Asıl söylemek istediğim işin bu yönü olmadığı için, teğet geçerek bu günlük bu kadarla yetiniyorum. Bugün, geçen hafta Yakın Doğu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “I. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Dil Ve Edebiyat Sempozyumu” ile ilgili düşünce ve saptamalarımı sizinle paylaşacağım.
“Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Dil Ve Edebiyat Sempozyumu”
Yakın Doğu Üniversitesi ve onun yaratıcısı Sayın Suat Günsel’i her zaman takdir ettim. Sayın Gürsel, bu ülkeye efsane gibi, inanılması zor bir anıt–yapıt kazandırarak, Devlet’in başaramadığını başardı.
Üniversitelerin, bu ülkenin eğitimine, ekonomisine, bilimsel, sosyal ve kültürel yaşamına yaptıkları katkı yanında, yarattıkları entelektüel ortam yadsınamaz.
Bu bağlamda, sayıları her gün artan bir beyin takımı ve akademisyenler ordusu doğduğunu görmek ne güzel!
Yakın Doğu Üniversitesi’nin sempozyumlar, kongreler, konferanslar ve benzeri etkinliklerle bu yönde de katkıları olduğunu görmemek mümkün değil! 9 – 12 Nisan 2008 tarihlerinde gerçekleştirilen sempozyum, evrensel boyutta bilime katkı yapan, bazı bilimsel saptamaların ilk kez su yüzüne çıktığı bir sempozyum oldu.
Kaşgarlı Mahmut, Araplar’a Türkçe’nin zenginliğini kanıtlamak ve onlara Türkçe öğretmek amacıyle yıllarca çalışarak 1008 yılında tamamladığı, “Divanü Lugat-it Türk” adlı ansiklopedik sözlük niteliğindeki kapsamlı yapıtı ile, kendisinden sonra gelen kuşaklara zamanının (bugüne göre bin yıl öncesinin) Türk tarihi, edebiyatı, sosyal yaşamı, folkloru (ve benzeri alanları) konularında, hazine değerinde bilgiler aktardı.
Yapıtın bininci yılı dolayısıyle değişik ülkelerde düzenlenecek bilimsel toplantılarda ele alınacak olan Kaşgarlı ve yapıtı konusunda varolan yüzlerce bilimsel çalışmaya yenileri katılmış olacak. YDÜ’de yapılan sempozyumda da öyle oldu.
Kıbrıs Türkçesi’nin Etimolojik Sözlüğü
Bu genel değerlendirmeden sonra, başka bir konuya değinmek istiyorum:
2007 yılındaçok değerli bir kitap yayınlandı KKTC’de! Orhan Kabataş’ın “Kıbrıs Türkçesi’nin Etimolojik Sözlüğü” adlı bu yapıtı, bu yıl Necati Özkan Vakfı tarafından ödüllendirildi de!
Gerçek anlamı ile muhteşem bir kitap! Uzun, titiz ve yorucu bir çalışmanın ürünü! Yazarını içtenlikle kutlarım.
Kitapta, Kıbrıs Türkçesi’nin sözvarlığında yer alan binlerce sözcüğün etimolojik incelemesi yapıldı. Bu sözcüklerin çok büyük çoğunluğu Türkçe kökenli! Rumca’dan, İngilizce’den, İtalyanca’dan, Arapça’dan ve daha birçok dilden, olduğu gibi ya da değişime uğrayarak ödünçlenen sözcükler de var.
Yazar tek tek her sözcüğün etimolojik tahlilini yaparken, o sözcüğün kökenine de inmiş. Bu bağlamda, Kaşgarlı’nın yapıtında yer alan ve Kıbrıs Türkçesi’nde yaşayan sözcükleri de belirlemiş.
Kaşgarlı’dan Kıbrıs Türkçesi’ne Armağan
Merak dürtüsü ile “Kıbrıs Türkçesi’nin Etimolojilk Sözlüğü”nde yeralan sözcükleri tek tek tarayarak, kaçının Kaşgarlı’nın yapıtında da yer aldığını saptamağa çalıştım. Yorucu ama zevkli bir çalışma oldu.
Sonuç ilginçtir: Bugün Kıbrıs Türkçesi’nde yaşayan ikiyüz yirmibeş sözcük, bin yıl önce yazılan Kaşgarlı’nın yapıtında da vardır. Bu sözcüklerin bir kısmı asılları gibi! Yani bin yıl önceki biçimlerinde! Bir kısmı ise, bazı değişikliklere uğrayarak yaşıyor.
İkiyüzyirmibeş sözcüğü burada tek tek saymanın gereği yok sanırım. Bu bakımdan bir fikir vermesi bakımından bazı örnekler vermekle yetiniyorum: (İlk sözcük Kıbrıs Türkçesi’ndeki biçimini, ikincisi Kaşgarlı’daki biçimini gösterir)
Acış_(mak)/açış_; alıç/aluç; aydın_(mak)/aytın_; azgan/azgan; bürüncük/bürünçük; çebiş/çepiş; çıbık/çıbık; deyirmi/tegirme; gici_(mek)/kiçi_; haçan/kaçan; kapak(bekaret)/kapak; kolan/kolan; kuduzluk/kotuzluk; sağdış/sağdıç; toklu/toklı; yalandır_(mak)/yalkantur_
Bir Coğrafik Tanımlama
Bir konuya açıklık getirmek gereğini duyuyorum: Bugüne kadar Kıbrıs Türkçesi üzerine yapılan epeyce bilimsel çalışma var. Yüksek lisanslar yapıldı. Kitaplar, makaleler, bildiriler yayınlandı.
Ben tersini görmedim. Varsa da gözümden kaçmış olmalı! Tüm araştırmacılar, Kıbrıs Türkçesi’ni, Türkiye Türkçesi’nin bir ağzı olarak nitelendiriyorlar. Bazı görüşlere göre ise, Kıbrıs’ta Türkiye Türkçesi’nin birden çok ağzı var. ( Bu görüş yabana atılmaz diye düşünüyorum.)
Buna karşın Kıbrıs Türkçesi’ni ayrı bir lehçe, hatta bağımsız bir dil olarak görmek isteyenler de vardır. Hiçbir bilimsel gerçekliği olmayan, ideolojik ve ütopik saplantılı bu savlar ciddiye alınamaz.
“Kıbrıs Türkçesi” kavramını ayrı bir lehçe ya da dil anlamında değil, Kıbrıs’ta konuşulan Türkçe anlamında, coğrafik bir tanımlama olarak kullandığımı da belirteyim.
Son Olarak
Vurgulamam gereken bir husus daha var: Sempozyum, bir süre önce YDÜ bünyesinde oluşturulan KAM (Kıbrıs Araştırmaları Merkezi) tarafından düzenlendi.
Bu merkezin kurulmasını önemsiyorum. Geçmişte ben de DAÜ-KAM’ı kurarak yıllarca başkanlığını yapmıştım.
Benim düşüncem, savım, öngörüm ve dileğim, tüm üniversitelerimizde KAM’ların kurulmasıdır. Yalnız kurulmaları değil; bilimsel çalışma, araştırma ve yayınlar yapabilecek olanak ve kapasite ile donatılmalarıdır. Bunun üniversitelerin hem doğal görevi, hem de topluma borcu olduğunu düşünüyorum.
YDÜ-KAM, işe güzel bir çalışma ile başladı.
Katkısı olan herkesi kutlarım.