Sloganlarla halkı aldatmaktan vazgeçin ve gerçek niyetinizi anlatın

Yayın Tarihi: 03/02/12 10:10
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Son zamanlarda bazı kişi, kuruluş ve siyasi partilerin, devletimize, hükümetimize, anavatana ve yöneticilerine hakaret etmeyi alışkanlık haline getirdiği görülüyor.

Hükümet de maalesef, yönetimimizi küçük düşürücü hareketleri,devletimize, anavatana ve Anavatan yöneticilerine hakaret edenleri, sessiz kalarak cesaretlendiriyor.

Hele en son,Anavatan elçisinin elektrik grevi konusunda samimi ve yapıcı söylemini bahane ederek, anavatana saldırılmasının ve hakarete varacak derecede açıklamalar yapılmasının, yanlış, vefasızlık, utanç verici ve üzücü olduğu görüşündeyim.

Ulusal mücadelenin kazanılmasında zerre kadar hizmeti dokunmayan, yetkili olmadıkları halde her konuda halkımız adına demeç verenler,sürekli olarak anavatana dil uzatmayı alışkanlık haline getirenler ve Rum ağzı ile Türk tarafına saldıran içimizdeki bazı kişiler, bugünlere nasıl geldiğimizi bilmiyor.

Hiç zahmete katlanmadan, sıkıntı çekmeden, yabancı boyunduruğu altında yaşamanın acısını çekmeden, hazıra kondukları için de, bugün sahip olduklarının değerini takdir edemiyor.

Sürekli Anavatana ve yönetimimize saldıranlar:

İngiliz müstemleke yönetiminde, memur veya öğretmen olmanın aslanın midesinden ekmek almaktan da daha zor olduğunu biliyor mu?

İngiliz döneminde, sabahları okullarda derse başlarken, 'Yaşasın kraliçemiz' marşının okunduğunu ve öğretmenlere değil şimdiki gibi örgütlenme; müfredat ve yöneticiler aleyhinde tek bir kelime söyleme hakkı bile tanınmadığını biliyor mu?

Müstemleke döneminde halkımızın ekonomik çöküntü nedeniyle, kızlarını Araplara satmak zorunda kaldığını biliyor mu?

İngiliz ve Kıbrıs cumhuriyeti döneminde, devlet memurlarının parmakla gösterilecek kadar az olduğunu ve bugün aldıkları maaş ile sahip oldukları hakları rüyalarında bile göremediğini biliyor mu?

Müstemleke döneminde, üniversite mezunu Türklerin tüm ada çapında iki elin parmak sayısından az olduğunu ve 1957'den sonra anavatanın sağladığı olanaklar sayesinde, gençlerin üniversitelerde öğrenim görme olanağına kavuştuğunu biliyor mu?

Kıbrıs cumhuriyeti döneminde, anlaşmalardan kaynaklanan haklarımıza saygı gösterilmediğini ve bize hak sağlayan maddelerinin uygulanmasının, Rumlarca engellendiğini biliyor mu?

KKTC hükümetini gestapo yöntemler uygulamakla suçlayanlar,İngiliz ve 1960 ortaklık yönetiminde, devlet çalışanlarının şimdi olduğu gibi değil devlet başkanı, Başbakan ve Bakana, amirlerine bile hakaret etmesi durumunda derhal işlerinden atıldığını biliyor mu?

Anavatanın koruması, maddi destek ve yardımları olmadan, varlığımızın sürdürülemeyeceğini bilmiyor mu?

Tek vatandaşlık, tek egemenlik, tek devlet yönetimde, halen Leymosun'da yaşayan ve ana dilinde eğitim hakkı bile tanınmayan,Türklerin durumuna düşürüleceğimiz aşikar değil mi?

Bu halkı ' yok oluştan kurtarma' iddiasında olanlar, neden Anavatanın yaptığı maddi yardımların,partizanca harcanmasına karşı çıkmıyor ve halkın refahını artırmada kullanılmasını sağlamak için mücadele etmiyor?

İstihdam olanaklarının artırılması amacı ile, komünist Çin'in bile yabancı yatırımcılara her türlü teşvik edici olanağı sağlamasına karşı, ülkemize gelen tek tük yatırımcıya saldırılması ve yatırım yapmaktan vazgeçirilmesi işsizliğe, göçe ve yok oluşa sebep olmuyor mu?

Aynen güneydeki Piskobos gibi, Kıbrıs'ın kuzeyinin Türkleştirilme tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğunu ileri süren içimizdeki işbirlikçilerin ideali de, acaba adanın tümünün Rumlaştırılması mı?

'Toplumsal Varoluş Hareketi' sloganı ile halkımızın haklarına, sahip çıktığını ileri süren,siyasi parti başkanı ve sendika yöneticileri neden, halktan aydınlatma vergisi toplayan Belediyelerin, elektrik kurumuna olan borçlarını devlete ödettirmek istemesine tepki göstermiyor?

İktidara gelen siyasilerin, devlet olanaklarını oy avcılığında yem olarak kullandığı, hiçbir partinin halkın sorunlarını çözmek için çaba sarf etmediği doğru değil mi?

Tüm ihtiyaçlarımızı karşılık beklemeden karşılayan anavatana ve elçisine saldıranlar, Avrupa Birliğinin Türkiye'nin yardımı yanında, fıstık parası kadar az kalan yardımın kullanılmasını sıkı bir şekilde kontrol etmesine, neden ses çıkarmıyor?

Başımız ağrıdığında kapısını çaldığımız anavatan elçisinin, doğruyu söylemesi ve yine bizim iyiliğimiz için hatalarımızı düzeltmemizi istemesine neden tepki gösteriliyor?

Anavatanın adadan ayrılması durumunda,Kıbrıs Türk halkı olarak, aynen Filistinlilerin durumuna düşürüleceğimizi bilmek için hakin olmak mı lazım?

Son günlerde düzenlenen eylemler ve yapılan açıklamalar, ülkemizin kaosa sürüklenmek istendiğini gösteriyor.

Hele KTÖS genel sekreterinin, Greentree zirvesi sonrasında,Rum tezini destekleyici ve anavatanı suçlayıcı demeci karşısında hükümetin suskunluğu, artık ulusal çıkarlarımızı koruyamadığını,bu nedenle de görevi bırakması gerektiğini gösteriyor.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.