Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Orhan AYDENİZ | 28 Ağustos 2013, Çarşamba

Soframıza gelen sebze ve meyveler zehirli mi?

Paylaş  
69
152
76

Her konuda örnek tutum ve davranışı ile halkımızın büyük takdirini kazanan Başbakanımızın, pestisitler konusu ile de ilgilenmesi sevindiricidir.

Öte yandan da, meyve ve sebzelerdeki kimyasallar konusunda, üreticileri savunan açıklamalar da yadırganamaz ve gerçekçidir.

Çünkü genelleme yapılarak piyasadaki tüm sebze ve meyvelerin zehirli olabileceği düşünülemez.

Öte yandan da, denetimsizlik ve bilinçsizlik nedeniyle, bazı üreticilerin  pazara, henüz üzerinde zehir etkisi kaybolmadan, meyve ve sebze sürdüğü inkar edilemeyen bir gerçektir.

Tüm pestisit’lerin ambalajları üzerinde, ilacın etkisinin uygulamadan kaç gün sonra kaybolacağı yazılı olduğuna göre, üreticiler ürünü hasat ederken, buradaki süreyi dikkate almalı.

Her şeyden önce tüm sakıncalarına rağmen, başarılı bir tarımsal üretim için, çeşitli kimyasalları kullanmak zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz.

Çünkü bütün dünyada insanlar sorumsuzca davranarak doğal dengeyi bozmuş ve zararlıları kontrol altına alan doğal mekanizmayı alt üst etmiştir. Bu nedenle, kimyasal maddeleri kullanmadan kazançlı yetiştiricilik yapılması kolay değildir.

Tarımda kimyasalların kullanılmasının sakıncaları bilindiği için,yaklaşık yarım asırdan beri pestisit ve diğer kimyasalların kullanmadan yetiştiricilik yapılması için yoğun çalışmalar yapılıyor.En son organik tarım seçeneği üzerinde duruluyor.

Fakat doğruyu belirtmek gerekirse, dünyanın hiçbir ülkesinde, henüz alışılagelmiş tarım teknikleri ve kimyasalları kullanmadan, yetiştiricilik yapılması göze alınamıyor.

İşte bu nedenle tüketicilerin sağlığının korunması için, orta yol olarak kimyasalların bilinçli ve sorumluluk duygusu içinde kullanılması sağlanmalı.

Yöneticilerimizin halkın sağlığının korunmasına özen göstermesi yadırganamaz.Fakat üreticilerin de haksız yere töhmet altında bırakılmamasına dikkat edilmeli.

Çünkü tarım, diğer faaliyetlere göre hem daha az kazançlı, hem de çok riskli ve meşakkatli bir uğraşıdır.Genellikle de tarım kesiminde çalışanlar, sürekli olarak başka iş kollarına gitmektedir.

Yalnız bu kimyasalların risk ve sakıncalarının ortadan kaldırılması veya kabul edilebilecek sınırlarda tutulması için, önce devletin, sonra da üreticinin sorumluluk duygusu içinde davranması, gerekir.

Her şeyden önce, üreticilere kimyasal maddelerin yanlış ve bilinçsizce uygulanması durumunda, hem kendilerinin, hem de halkımızın sağlığının tehlikeye sokulacağı anlatılmalı.

Ayrıca ülkemize herhangi bir pestisitin ithaline izin verilmeden önce, Anavatanda yapıldığı gibi, mutlaka tarla denmeleri ile,ülkemiz koşullarına uyumu saptanmalı.

Kötü niyetli tutum ve davranışların caydırılması amacı ile de, etkin yasal düzenleme yapılmalı ve yasalar kağıt üzerinde kalmayıp uygulanmalı.

Bunun yanında pazara üzerinde henüz zararlı etkisi kaybolmadan sebze ve meyve sürülmemesi için, sıkı denetim yapılmalı.

Tüm sebze ve meyveler toptancılardan marketlere dağıtılmadan önce, analiz edilmeli ve denetlenmeli.

Bunun yanında, devletin ilgili kuruluşları, başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de, çevre dostu ve zararsız kimyasalların kullanılmasını teşvik etmeli.

Son yıllarda çeşitli canlı organizmalardan, çevreye ve hayvanlara zararlı etkisi bulunmayan çok sayıda tarımsal mücadele ilaçları hazırlanmış ve piyasaya sürülmüştür.Ülkemizde de zehir etkisi yüksek kimyasallar yerine, böyle ekolojik mücadele ilaçları kullanılması sağlanmalı.

Tarımda kullanılan kimyasalların reçete ile satılmasına gelince, hiçbir faydası olmayacağı aşikardır. Çünkü sorun,kimyasalları elde etmekten kaynaklanmıyor.Bu uygulama ile de sadece,üreticilerin güneyden pestisit satın alması ve Rum ekonomisine katkı yapması teşvik edilecek.

Zaten halen bizde satılması yasak olan bir çok pestisit ve halk arasında hormon olarak isimlendirilen büyüme düzenleyicileri bile, güneyde serbestçe satılıyor.Bizde istediği ilacı alamayacak olan üretici, ayni ilacı güneyden alabilecek.

Sonuç olarak gerek pestisitlerin kullanımı esnasında üreticilerin sağlığının korunması, gerekse tüketicilerin zehirlenmemesi isteniyorsa, önce devlet üzerine düşen görevleri yapmalı.Bunun için de, ülkemize çevreye zararlı olmayan ekolojik ilaçlar ithal edilmesini teşvik etmeli, üreticileri bilinçlendirmeli, piyasaya üzerinde zehir etkisi kaybolmadan sebze ve meyve sürülmesini önlemek için de denetimleri sıklaştırmalı,caydırıcı yasalar çıkarmalı ve uygulanmalı.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
25 Mayıs 2019, Cumartesi    Federasyona takılıp kalmamız zararımızadır
22 Mayıs 2019, Çarşamba    Toplumsal yaşamda hiçbir şey sınırsız değildir
19 Mayıs 2019, Pazar    Bağımlı olacağız masalı
15 Mayıs 2019, Çarşamba    Biz ve onlar
12 Mayıs 2019, Pazar    Hükümetin bozulması
8 Mayıs 2019, Çarşamba    Yasalara uyulmalı
5 Mayıs 2019, Pazar    Basiret
1 Mayıs 2019, Çarşamba    1 Mayıs İşçi bayramı
28 Nisan 2019, Pazar    İhmal felakete sebep olacak
24 Nisan 2019, Çarşamba    Asayiş konusuna önem verilmeli

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Federasyona takılıp kalmamız zararımızadır
Dr. Orhan AYDENİZ | 25 Mayıs 2019, Cumartesi
Rum’un ada etrafındaki denizaltı kaynaklarını tek yanlı sahiplenmek istemesi , Fransa’ya üs vermesi, sürekli  silahlanması, yabancı ülkelerle askeri tatbikatlar yapması, federasyon tezgahı ile masada oyalanarak zarara...
Toplumsal yaşamda hiçbir şey sınırsız değildir
Dr. Orhan AYDENİZ | 22 Mayıs 2019, Çarşamba
Dünyanın hiçbir uygar ülkesinde başkalarını aşağılamak, kişiliğine gölge düşürmek, hakaret etmek ve küfretmek,demokratik hak ve ifade özgürlüğü olarak yutturulamaz.
KKTC’de demokrasinin yanlış yorumlanması ve bazı ar...
Bağımlı olacağız masalı
Dr. Orhan AYDENİZ | 19 Mayıs 2019, Pazar
Bazı kişiler maalesef ideolojik saplantıları nedeniyle komik duruma düşme pahasına, halkımızı slogan ve görüşlerle anavatandan koparmağa çalışmaktadır.

Tek dayanağımız olan ve büyük fedakarlıklarla bize ait bir bölg...