Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Orhan AYDENİZ | 28 Ağustos 2013, Çarşamba

Soframıza gelen sebze ve meyveler zehirli mi?

Paylaş  
59
143
65

Her konuda örnek tutum ve davranışı ile halkımızın büyük takdirini kazanan Başbakanımızın, pestisitler konusu ile de ilgilenmesi sevindiricidir.

Öte yandan da, meyve ve sebzelerdeki kimyasallar konusunda, üreticileri savunan açıklamalar da yadırganamaz ve gerçekçidir.

Çünkü genelleme yapılarak piyasadaki tüm sebze ve meyvelerin zehirli olabileceği düşünülemez.

Öte yandan da, denetimsizlik ve bilinçsizlik nedeniyle, bazı üreticilerin  pazara, henüz üzerinde zehir etkisi kaybolmadan, meyve ve sebze sürdüğü inkar edilemeyen bir gerçektir.

Tüm pestisit’lerin ambalajları üzerinde, ilacın etkisinin uygulamadan kaç gün sonra kaybolacağı yazılı olduğuna göre, üreticiler ürünü hasat ederken, buradaki süreyi dikkate almalı.

Her şeyden önce tüm sakıncalarına rağmen, başarılı bir tarımsal üretim için, çeşitli kimyasalları kullanmak zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz.

Çünkü bütün dünyada insanlar sorumsuzca davranarak doğal dengeyi bozmuş ve zararlıları kontrol altına alan doğal mekanizmayı alt üst etmiştir. Bu nedenle, kimyasal maddeleri kullanmadan kazançlı yetiştiricilik yapılması kolay değildir.

Tarımda kimyasalların kullanılmasının sakıncaları bilindiği için,yaklaşık yarım asırdan beri pestisit ve diğer kimyasalların kullanmadan yetiştiricilik yapılması için yoğun çalışmalar yapılıyor.En son organik tarım seçeneği üzerinde duruluyor.

Fakat doğruyu belirtmek gerekirse, dünyanın hiçbir ülkesinde, henüz alışılagelmiş tarım teknikleri ve kimyasalları kullanmadan, yetiştiricilik yapılması göze alınamıyor.

İşte bu nedenle tüketicilerin sağlığının korunması için, orta yol olarak kimyasalların bilinçli ve sorumluluk duygusu içinde kullanılması sağlanmalı.

Yöneticilerimizin halkın sağlığının korunmasına özen göstermesi yadırganamaz.Fakat üreticilerin de haksız yere töhmet altında bırakılmamasına dikkat edilmeli.

Çünkü tarım, diğer faaliyetlere göre hem daha az kazançlı, hem de çok riskli ve meşakkatli bir uğraşıdır.Genellikle de tarım kesiminde çalışanlar, sürekli olarak başka iş kollarına gitmektedir.

Yalnız bu kimyasalların risk ve sakıncalarının ortadan kaldırılması veya kabul edilebilecek sınırlarda tutulması için, önce devletin, sonra da üreticinin sorumluluk duygusu içinde davranması, gerekir.

Her şeyden önce, üreticilere kimyasal maddelerin yanlış ve bilinçsizce uygulanması durumunda, hem kendilerinin, hem de halkımızın sağlığının tehlikeye sokulacağı anlatılmalı.

Ayrıca ülkemize herhangi bir pestisitin ithaline izin verilmeden önce, Anavatanda yapıldığı gibi, mutlaka tarla denmeleri ile,ülkemiz koşullarına uyumu saptanmalı.

Kötü niyetli tutum ve davranışların caydırılması amacı ile de, etkin yasal düzenleme yapılmalı ve yasalar kağıt üzerinde kalmayıp uygulanmalı.

Bunun yanında pazara üzerinde henüz zararlı etkisi kaybolmadan sebze ve meyve sürülmemesi için, sıkı denetim yapılmalı.

Tüm sebze ve meyveler toptancılardan marketlere dağıtılmadan önce, analiz edilmeli ve denetlenmeli.

Bunun yanında, devletin ilgili kuruluşları, başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de, çevre dostu ve zararsız kimyasalların kullanılmasını teşvik etmeli.

Son yıllarda çeşitli canlı organizmalardan, çevreye ve hayvanlara zararlı etkisi bulunmayan çok sayıda tarımsal mücadele ilaçları hazırlanmış ve piyasaya sürülmüştür.Ülkemizde de zehir etkisi yüksek kimyasallar yerine, böyle ekolojik mücadele ilaçları kullanılması sağlanmalı.

Tarımda kullanılan kimyasalların reçete ile satılmasına gelince, hiçbir faydası olmayacağı aşikardır. Çünkü sorun,kimyasalları elde etmekten kaynaklanmıyor.Bu uygulama ile de sadece,üreticilerin güneyden pestisit satın alması ve Rum ekonomisine katkı yapması teşvik edilecek.

Zaten halen bizde satılması yasak olan bir çok pestisit ve halk arasında hormon olarak isimlendirilen büyüme düzenleyicileri bile, güneyde serbestçe satılıyor.Bizde istediği ilacı alamayacak olan üretici, ayni ilacı güneyden alabilecek.

Sonuç olarak gerek pestisitlerin kullanımı esnasında üreticilerin sağlığının korunması, gerekse tüketicilerin zehirlenmemesi isteniyorsa, önce devlet üzerine düşen görevleri yapmalı.Bunun için de, ülkemize çevreye zararlı olmayan ekolojik ilaçlar ithal edilmesini teşvik etmeli, üreticileri bilinçlendirmeli, piyasaya üzerinde zehir etkisi kaybolmadan sebze ve meyve sürülmesini önlemek için de denetimleri sıklaştırmalı,caydırıcı yasalar çıkarmalı ve uygulanmalı.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Çözümden yana olanlar geçmişe saplanıp kalmamalı
Dr. Orhan AYDENİZ | 14 Ekim 2018, Pazar
Müzakerelerde harcanan yarım asırdan sonra  güneydeki siyasiler de federasyon yerine daha uygun seçeneklere yönelmemiz gerektiğini dillendirmeye başlamıştır. Ancak müzakerelerde oyalanmamızdan  nemalanan sözde çözüm y...
Gerçekler unutturulmamalı
Dr. Orhan AYDENİZ | 7 Ekim 2018, Pazar
1571’de Kıbrıs’ı on binlerce  şehit vererek ve büyük maddi harcamalar yaparak vatan parçası yaptık ;
Kıbrıs adası tarih boyunca hiç  Yunanistan’ın olmadı ve  Osmanlı Türkleri adayı Venediklerden aldı;
Venediklilerin...
KKTC'de Rum ulusal tezlerini destekleyenler çözümsüzlüğü körüklemektedir
Dr. Orhan AYDENİZ | 30 Eylül 2018, Pazar
Rum-Yunan ve destekçilerinin amaçlarının Türkiye’yi adadan çıkarmak ve doğu Akdeniz’de etkisiz duruma getirmek olduğunu, vasat zekaya sahip olan herkes bilmektedir.

Türkiye’nin güç kullanılarak adadan çıkarılması kol...