CTP-BG’nin 22. olağan kurultayı geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşti. İlk kez bu kadar sönük geçen bir kurultay başından sonuna 19 Nisan seçim yenilgisinin izlerini taşıyordu. 19 Nisan seçimlerinde CTP-BG’yi 25 Milletvekilliğinden 15’e düşüren öfke CTP-BG kadrolarında da hakimdi. Ama kurultay sırasında bu öfke maalesef partiyi ileriye fırlatacak coşku olarak yansımadı. Bunun yerine delegeler bir biçimde görevini yaparak evine gitmeyi tercih etti.
Bu nedenle kurultayda yeniden seçilen Ferdi Sabit Soyer’in ve dün akşam oluşan yeni MYK’nın işinin oldukça zor olacağını düşünüyorum.
Delege kurultay sürecinde ilçelerden başlamak üzere kendince “eskileri” cezalandırma doğrultusunda oy kullandı. Bu da doğaldı. Çünkü ortada bir başarısızlık ve bunun da sorumluları olarak görülenler vardı. Bu anlamda delege partisini yeni bir ruhla yeniden ayağa kaldıracak yeni yöneticileri tercih etti.
Ben kendi payıma 55 kişilik PM üyeliğine seçilemediğim için elbette üzüldüm. Hatta kırıldım. Ama kimseyi suçlamadım. Ben hayatım boyunca rüzgara karşı yürüdüm. 17 yaşımda başladığım bu yolculuğu 35 yıldır gururla sürdürüyorum. Bu süreçte hiçkimsenin adamı olmadım. Ben her zaman önce CTP’li oldum. Yalnızca örgütümün başarısı için çalıştım. Emeğimi hiçbirzaman acımadım. Bana nerede görev düştüyse orada elimden geleni yaptım. Elbette bu bir veda yazısı değildir. Bundan sonra da elimden geleni yapmayı sürdüreceğim. Kuşkusuz yine doğru bildiğim yolda yürüyeceğim. Yani hem parti içinde, hem de genelde rüzgara karşı yürümeyi sürdüreceğim.
***
CTP-BG kurultayını tamamladı. Organlarını oluşturdu. Şimdi görev bir an önce derlenip toparlanarak sokağa çıkmaktır. Bir an önce üzerine çöken ölü toprağından kurtulmaktır. Biliyorum hem Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün yarattığı hayal kırıklığı, hem CTP-BG’li hükümetlerin başarısızlığı bunun kolay olmayacağını gösteriyor. Ancak bir şekilde yeni yöntemler bulunarak bu sağlanmalıdır. Kurultaydaki coşkusuzluğun yanısıra katılımın düşük olması, delegelerin üçte birinin hiç katılmaması, üçte birinin de sadece oy kullanmaya gelmesi söylediğimin ne anlama geldiğini sanırım özetliyor.
Önümüzde duran en acil görev bu uyuşukluktan en hızlı biçimde çıkmaktır. Önümüzde iki tane çok önemli seçim var. Biri Nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi, öbürü de Haziran ayındaki yerel seçimler. Üstelik unutmayın CTP-BG döneminde bütün yerleşim birimleri belediyelere bağlandığı için yerel seçimler de artık genel seçim olacak. Yani yasadaki adıyla “Genel Yerel Seçimler” ilk kez gerçekleşecek.
Kuşkusuz görüşmelerdeki seyre bağlı olarak araya bir de referandumun girme olasılığı yüksektir.
Bu durumda;
Başta yeniden Genel Başkanlığa seçilen Ferdi Sabit Soyer, Genel Sekreterliğe seçilen Kutlay Erk ve MYK üyeleri ile PM üyeleri ve İYK’lar olmak üzere herkes elini çabuk tutmalı, hızlı biçimde partinin üzerindeki ölü toprağını kaldırmak için yola koyulmalıdır.
Bütün partililer, üye ve sempatizanlar kırgınlıkları, dargınlıkları bir tarafa bırakarak partinin toparlanmasına katkı koymalıdır. Bu her düzeyde, komite, ocak, bucak, ilçe, merkez düzeyinde ciddi biçimde ele alınmalıdır.
Kıbrıs’ın meşhur dedikodu mekanizmasını parti içinde de çalıştıranlar bir an önce bundan vazgeçmelidir. Partiyi bu durumlara düşüren etkenlerden biri ve bana göre en önemlilerinden biri de hem parti dışından, ama daha da önemlisi parti içinden sürekli bu dedikodu mekanizmasının çalıştırılıyor olmasıdır.
Son olarak şunu söylemek istiyorum. Elbette bir kısa makale içinde herşeyi yazmak mümkün değil. Ben yalnızca acil ve en yakıcı olanları aldım. Gerisi çalışma sürecinde de gündeme gelecektir. O nedenle derhal işe başlanmalıdır.
Yaz ayları derlenip toparlanmak için yeterlidir diye düşünüyorum. Eylül ayıyla beraber de yeniden atağa geçilmelidir. Çünkü önümüzde hem çok kritik, hem de çok az bir zaman vardır.
Bu çerçevede şimdiden yeniden seçilen başkan ve MYK üyesi yoldaşlarıma başarılar dilerim.
Kolay gelsin.










