Ana Sayfa >> Yazarlar Levent ÖZADAM | 7 Ocak 2017, Cumartesi
Üreticinin insafına kaldığımızı biliyor muydunuz!
Paylaş  
12
22
11

Nam-ı diğer hıyar 10 TL olmuş…

Herkes şikayet ediyor!

Umurumda bile değil…

Eskiden kış mevsiminde hıyar mı vardı!

Domates de yoktu biber de…

Salatayı marul, taze soğan ve havuçtan yapın siz de!

Ne zaman meyve ve sebze zamansız üretilip yenmeye başladı beraberinde kanser vakaları da arttı…

Basıyorlar hormonu, erken büyüyüp erken satsınlar diye!

…

Hıyar çarşıda niye 10 TL oldu biliyor musunuz?

Üretici Rum tarafında daha pahalı diye oraya satıyor da ondan!

Çoğu oraya azı buraya…

10 TL de olur, 20 TL de!

Aç gözlülük yani…

Hükümet cesur olsa getirir Türkiye’den!

Fiyatlar anında düşer yarıya…

Bizim üretici ister Rum’a satsın ister başkasına!

Ama yapamazlar, üreticiyi kızdıramazlar…

Oylar başka partilere kaçar diye!

…

Asıl önemli olan konu şudur…

Geçenlerde Devlet Laboratuvarı yandı, işlemler durdu!

Hani şu Tarım Dairesi’nin meyve ve sebze tahlilleri vardı ya…

Günlerdir yapılmıyor!

Türkiye’den gelenlerden orada tahlil edilmiş ürün isteniyor…

Ama bizim ürünler denetlenemiyor!

Tahliller ne zaman başlayacak o da bilinmiyor…

Tahlil sonuçlarını bir hatırlayın; neredeyse her 4 üründen bir tanesinde pestisit kalıntısı var!

Kanser nedeni yani…

…

Peki siz üreticiye güvenir misiniz?

Ben güvenmeyi çok esterdim ama güvenmiyorum işte!

Ürünler tahlil edilirken onca ürün denetimden geçmezken, tahlil edilmediği zaman ne olur acaba…

Çünkü insanımız artık eskisi gibi değil!

Para kazanmak için her şeyin mübah olduğu bir süreç yaşıyoruz…

İnsanların gözünü para bürümüş!

Vatandaş kanser mi olur, zehirlenir mi kimsenin umuru değil…

Elbette tüm üreticileri aynı kefeye koymuyoruz ama…

Ya diğerleri!

…

Kanserde dünya sıralamasında lideriz…

Bu kafayla gidersek de dünya şampiyonluğunu kimseye kaptırmayız!

Hiç laboratuvar yandı diye tahliller biter mi…

Neyse gereğini anında yapacaksın!

Bu konuda yurt dışından neyse lazım getirmek o kadar mı zor, yeter ki niyet olsun…

Sonuçta şu sıralar üreticinin insafına bırakıldık!

İyi de üreticinin insaf limitini bilmiyoruz ki…

Ya fırsat bu fırsat deyip ilacı bastırırsa ne olacak halimiz!

Hadi cevap verin bakalım bizi yönetenler…

Siz yoksa bizim çarşıdan değil de Güney çarşısından mı alışveriş ediyorsunuz!

Ya da tüketici bu durumda Güney’i tercih ederse haksız mı? 

Patates niye yok!

Son bir haftadır çarşıda, marketlerde patates yok…

Merak ediyordum, öğrendim!

Havalar biraz fazla yağışlı olunca üretici patates toplamamış…

Çamura girmemiş yani!

Demek onlar da artık sosyete üretici oldular…

Hava durumuna göre iş yapıyorlar!

Yarından itibaren tarlaya gireceklermiş, şükürler olsun…

Ama lütfen dikkat edin!

İki kilo patatesin en az yarım kilosunu çamur olarak alacağız…

Onlar da buldu yolunu!

ASGARİ ÜCRET YANLIŞI!

Bizde tartışma konusu çok…

O kadar seviyoruz ki tartışmayı genlerimize işlemiş sanki!

Başbakan Özgürgün ağzından attı ‘En az 2 bin TL olacak’ dedi…

Ortalık kalktı oturdu!

Önce işverenler tepki gösterdi, fazla diye…

Sonra sendikalar, az diye!

Ortasını düşünen hiç yok…

Yıllardır süren yanlıştan dönülmeli artık!

Asgari ücret vasıfsız bir çalışanın aldığı ücrettir…

Kademeli ücrete niçin geçmiyorlar bir türlü anlamak mümkün değil!

Hiç iş bilmeyen ve kalifiye elamanın aynı ücreti alması da abesle iştigaldir…

GAZETECİLERİ ARTIK RAHAT BIRAKIN!

Ülkede ciddi bir ötekileştirme yoğunlu yaşanıyor…

Buna gazetecilerin de dahil edilmesine derecesiz üzülüyoruz!

Zaten son yıllarda bizim meslekte de ciddi bir yozlaşma başladı…

Daha da kötü bir sürecin içine girdik!

Sevgisizlik diz boyu…

Birbirimizi sahiplenmemiz geren bir zamanda tam aksini yapıyor ve düşmanlık yapıyoruz!

Siyaset ve siyasetçi bunun en büyük nedeni…

Her siyasetçinin bir medyacısı olduğu bu dönemde bu kavgalar normal sayılabilir ama nereye kadar!

Lütfen meslektaşlar sadece işini yapsın ve böyle hassas bir dönemde kimsenin maşası olmasın…

“EVRAKLARINI GÖREYİM!”

“Bugün başımdan geçen ilginç bir olayı anlatayım size. Trafikte telefonda konuşan bir polis arkadaş gördüm. Park etmesini bekledim ve yanında durdum.

Dedim ki bu arkadaşa "Siz bunu yaparsanız vatandaş sizi nasıl örnek alacak?" Sonra biraz ileriye park ettim.

Yanıma hızlıca gelip kızgın bir ses tonunla "Evraklarını göreyim" dedi. ‘‘Tabii ki’’ deyip evrakları verdim.

Tek bir soru sordum bu arkadaşa: "Neden bunu yapıyorsunuz? Sizi araba sürerken telefonda konuşurken görüp uyardığım için mi?’’

Cevabı, ‘Ben sivil polisim acildi konuştum, konuşurum’ dedi.

‘‘Yani acil olunca ben da konuşayım mı?’’ dedim. O da ‘‘Konuş’’ dedi. Ehliyetimi verdim, dün son günüymüş süresinin.

‘‘Bak’’ dedi, ‘‘Ehliyetin bitti.’’ ‘‘Evet gördüm şimdi’’ dedim. ‘‘İş için yurt dışındaydım çıkaramadım.’’ Adımı aldı. ‘‘Seni takip ettireceğim’’ dedi. Ben ehliyetimi çıkarırım sorun değil da.

Bu tavrı, bu arabada telefonda konuşma işini ne yapacağız?

Bir yolu varsa söyleyin. Ben çıkamadım işin içinden.

Üzgünüm. Polisten haz etmeyen kötü yorum yapacak, polis olan veya yakın olan arkadaşlar polisi savunacak bana kabahat bulacak şimdi. Nereye gidiyorsun Kuzey Kıbrıs, nereye?”

(Mert BEYSOYDAN)

BEDEL ÖDEMEDEN ÇÖZÜM OLUR MU!

“Bu ülke 5-6 gün sonra Cenevre'de masaya yatırılıyor.
Kim ne kadar katkı yapıyor?
Sorsanız; herkes çözüm istiyor.
Ama…
Çok az istisna dışında, büyük çoğunluk, kendisinden hiçbir şey vermeden, hiçbir bedel ödemeden anlaşma ve çözüm istiyor.
Nasıl olacakmış o?
Hiçbir şey vermeden, almak istediklerinizi nasıl alacaksınız?
Karşı tarafla asıl uzlaşacaksınız?
Mümkün mü?
Ama…
Biz bunları değil, eften püften şeyleri konuşup, kavgasını yapıyoruz…”

(Ülker FAHRİ)

“HELAL OLMASIN FİKRET!”

“Fikret mutlaka ispiyoncuların sana iletecektir eminim. Ayıplar olsun sana Fikret.
Hiç mi sıkılmıyorsun? Sana yapılanı başkalarına yapmaktan utanmıyor musun hiç?
Nasıl bir insan böyle davranabilir? Ya seni korumak için uğraşan sendikadan bile mi hiç sıkılmadın?
Ekmekle oynamak çok kötü be Fikret. Sen çığırtkan keklik hikayesini biliyor musun? Bilmezsen sor öğren.
Sokakta senin için de yürüyen birisi olarak hakkım olduğunu kabul edersen eğer, sana helal olmasın Fikret.
Sakın bir daha "Merhaba" demek için bile arama.

(Mehmet SEYİS)

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
3
 
0
 
0
 
0
 

Mesaj Ara
/ /
Levent ÖZADAM'dan mesajınız var

Günxlük mesajlar henüz eklenmemiştir. Lütfen tekrar deneyiniz.

Pazar günleri ve resmi tatil günlerinde mesaj eklenmemektedir.

Saygılarımla
Levent ÖZADAM

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Mart 2017, Çarşamba    Öğretmenler ikinci iş yasağına karşıymış!
28 Mart 2017, Salı    Tiyatro Gününde bari konuşmayın!
27 Mart 2017, Pazartesi    Yüzde 91.5 ayıbı!
26 Mart 2017, Pazar    Pazarlık
25 Mart 2017, Cumartesi    "43 sene PKK’lı olmadım şimdi mi olacağım!"
24 Mart 2017, Cuma    Ayıp denen bir şey var!
23 Mart 2017, Perşembe    Kıskançlık ruhumuzda var!
22 Mart 2017, Çarşamba    Kıbrıs Türkünün tuzu kuru değil ki!
21 Mart 2017, Salı    Sadece tehdit ediyorlar…
20 Mart 2017, Pazartesi    Sağlıkta 'statüko' çöküyor!

Öğretmenler ikinci iş yasağına karşıymış!
Levent ÖZADAM | 29 Mart 2017, Çarşamba
Duyunca hayretler içinde kaldım…
KTOEÖS’ün çiçeği burnunda yeni başkanı Selma Eylem’in başkan olduktan sonra ilk açıklaması böyle!
Doğrusu yeni yönetimden daha akil bir açıklama beklerdik…
Ama ikinci iş yasağına ka...
Tiyatro Gününde bari konuşmayın!
Levent ÖZADAM | 28 Mart 2017, Salı
“İzin ver kendine,
Kır zincirlerini…
Bırak dokunsun biri yüreğine,
Silsin geçmişin izini,
Yapabilirsin…”
…
Oyunun adı Yalnız Değilsin…
Yazan ve Yöneten Cevahir Caşgir.
Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nın 2016-2...
Yüzde 91.5 ayıbı!
Levent ÖZADAM | 27 Mart 2017, Pazartesi
Biliyorduk ama bir de sektörün en tepesinde oturan bir bakandan duyunca içimiz daraldı…
Hani yıllardır şu Kıbrıs Türküne uygulanan izolasyon ve ambargolardan bahsederiz ya!
Hepsi palavra ne yazık ki bunların&#...