Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 9 Ocak 2017, Pazartesi
"Üst aklın" Kıbrıs'a yansıyan Türkiye ikilem
Paylaş  
15
33
17

“Üst aklın” Kıbrıs’a yansıyan Türkiye ikilemi

Bakiye kalan toprak, güvenlik ve garanti konu başlıkları İsviçre’de konuşulmak üzere ada dışına taşınıyor.

Bu durum karşısında ‘’âlemin ağa ve ağabeyleri’’ çözüm sürecine birinci elden dâhil olup olmama ikilemi yaşayabilirler bu aralar.

Nasıl yaşamasınlar ki?

Bu ikilemin bir tarafında, uyumlu çalıştıkları söylenen iki liderden daha iyisini yakalamak mümkün olmaz, ‘’yakalamışken çözdürelim’’ düşüncesi yatmaktadır. Şu ana kadar devam eden sürecin görünen ve gösterilmek istenen tarafı budur.

Diğer tarafında da bu iki uyumlu lidere rağmen süreç bir kez daha ‘’karakolluk’’ olursa, ‘’başkaları’’ da söz sahibi olur mu endişesi vardır.

Hatta görüşmelerin sonuçsuz kalmasıyla özellikle Rum tarafında oluşacak hayal kırıklığı adadaki ‘’barış’’ ortamının kontrolden çıkıp bir iç çatışmaya dönüşmesine ve batıyı hiç yapmak istemeyeceği taraf olmaya itecek bir risk de taşımaktadır.

Bu risk öyle sıradan bir risk değildir. Kıbrıs’ın ‘’güvenli enerji koridoru’’ olma hedefini ortadan kaldırabilecek bir unsurdur. Bununla da kalmaz ABD ve batı dünyası için bölgede büyük bir itibar kaybına sebep verir. Bölgede silah kuşanıp buna bel bağlayan mezhep ve aşiretleri bile biz ağababamızı doğru seçemedik mi diye düşünür hale gelir.

"Başkalarının söz sahibi’’ olma endişesine çok uzağa gitmeye gerek yok batı için en son örnek Suriye’de oldu. Rusya ve Türkiye’nin de sahaya inip askeri gücüyle aktif olarak rol almasıyla bölgede ABD ve İngiltere istediği gibi at oynatamamaktan rahatsızlar. Geçen hafta Rum tarafının Rusya Dış İşleri bakanı ile yaptığı temasları da bu çerçevede değerlendirmek lazım.

****

Yalnızca bölgede olanlarla sınırlı kalmadan, Kıbrıs sorununda gelinen aşamayı da 15 Temmuz darbe girişiminin olası sebepleri ile ilişkilendirmeden edemiyorum.

Kim bilir, belki de 15 Temmuz 2016 darbesinin öne çıkmayan sebeplerinden biri de Kıbrıs’ta çözüme ve çözüm sonrası yapılmak isteneceklere ivme kazandıracak ek tavizlere zemin hazırlamak bile olabilir.

Yakın geçmişte olanlarla bugün olanları bir arada değerlendirmek, nelerin olabileceğine ışık tutması açısından önem kazanıyor. Geçen zaman ile içerik ve lokal aktörler farklı gibi gözükse de uygulamadaki şablon ayni.

Niye böyle düşündüğümüzü anlatmak için burada parantez açıp yakın tarihten bir kesiti hatırlatmakta fayda var. 12 Eylül 1980 darbesinin ilk anda öne çıkmayan önemli bir sebebi Yunanistan’ın NATO’ya geri dönüşünün Türkiye tarafından veto edilmesini önlemekti. Bu kararı o günkü siyasi yelpaze içerisinde hiçbir siyasi irade almazdı. Hatta dışarıdan bu yöndeki bir talepte ısrar, kutuplaşarak parçalanmış siyasi arenayı ve kamuoyunu toparlayıcı bir unsur haline dönüştürebilirdi. Olmadı. Darbeyle birlikte askerlerden oluşan bir ara rejim son derece rahat bir şekilde veto etmeme kararını alabildi ve Yunanistan’ın NATO ya dönüşü sağlanmış oldu.

****

"Batı’’ tarafından Erdoğan üzerinden Türkiye’ye karşı yürütülen operasyonun Kıbrıs’taki çözüm sürecinin son üç ay içinde geldiği noktayı etkilememesi adına ayrıştırılarak yürütmeye azami özen gösteriliyor.

Kıbrıs’ta çözüm isteği ve bu çözüme Türkiye ile ulaşma mecburiyeti ile Türkiye’nin laf dinlemez dış siyaseti karşısında batı büyük ikilem yaşıyor.

Bundan dolayı da Türkiye’ye karşı yürütülen mücadelenin dozajının gelebileceği noktaya daha getirilmediğini düşünmeden edemiyorum.

Bu sav doğruysa ve buna rağmen yapılanlara bakarsanız, Kıbrıs’ta çözüm ya da çözümsüzlüğün netleşmesinden sonra vay Türkiye’nin haline demeden de edemiyorum.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Nisan 2017, Pazartesi    Bu kez niye başaramadılar?
17 Nisan 2017, Pazartesi    Kıbrıslı mıyız, Türk müyüz?
10 Nisan 2017, Pazartesi    "Kararsızların" yarattığı tedirginlik ve umut
3 Nisan 2017, Pazartesi    Hep kazanacağını düşünenleri bekleyen tehlike
27 Mart 2017, Pazartesi    Anlamayanlar için bir de Rumca soralım: ‘’Katalaves?’’
20 Mart 2017, Pazartesi    "Koçanı" kaptırma tehlikesi
13 Mart 2017, Pazartesi    La La Referandum!
6 Mart 2017, Pazartesi    "Kariyer telaşındaki" BM'nin esas derdi
27 Şubat 2017, Pazartesi    Esas tehlike adadan göç
20 Şubat 2017, Pazartesi    Üst aklın görünmeyen elleri ve habersiz süvarileri

Bu kez niye başaramadılar?
Cenk UZUNOĞLU | 24 Nisan 2017, Pazartesi
Siz bakmayın %51 + evet çıkmasına ve bununla ilgili mühürsüz oy ve zarf tartışmalarına. Bunlar bu yazının konus değildir.
Bu yazının konusu AKP’nin siyasi hayatında ilk defa momentum kaybetmesi ile ilgilidir.
AKP il...
Kıbrıslı mıyız, Türk müyüz?
Cenk UZUNOĞLU | 17 Nisan 2017, Pazartesi
Rumlara göre biz Kıbrıslı; Türkiye’ye göre ise yalnızca Türk’üz…
Bir tarafta adanın güneyinde ağzı açık bizi yutmak için bekleyen zihniyet.
Diğer tarafta da din ile harmanlanmış içinde Atatürk’ü barındırmayan ‘’mill...
"Kararsızların" yarattığı tedirginlik ve umut
Cenk UZUNOĞLU | 10 Nisan 2017, Pazartesi
"16 Nisan referandumundan sürpriz çıkar mı?’’
Bu aralar İstanbul’da çevremizde en çok merak edilen soru bu.
Ümit en son ölür misali  ‘’acaba’’ diye 16 Nisan bekleniyor.
Açıkçası uzun zamandan sonra Türk siyasetinde...