Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 13 Şubat 2017, Pazartesi
Mesele şans kapısını büyük yapabilmekte
Paylaş  
8
15
9

Kıbrıs’ta ya da dışında nerede olduğu önemli değildir, 3-4 Kıbrıslı Türk bir araya gelsin er ya da geç konu adadaki siyaset ve genel gidişatın vahametini dile getirmeye gelir.

Can kulağıyla dinleyin, bir çıkış yolu da yoktur söylenenlerde.

Hemen hemen her şeyin sonunda kötü olacağını düşünür ve birbirimizi bu yönde uyarırız hep.

Yıllardır süren bize özgü bir ritüeldir bu.

Anlatıp dem vururken hem üzülür dedikodu yaparız, hem de sanki anlatması güç bir zevk alırız bunu tekrarlarken.

Hep bir kötümserlik ve evham vardır düşünce, söz ve yaklaşımlarımızda.

Sonunda da bu bizim kaderimiz diye özetleriz her ne hakkında konuşuyorsak.

Şansızız biz ve bunda hemfikiriz.

****

Bu ‘’şansızlığımızı’’ yenmek ve değişim denen şeyi başlatabilmek için düşüncelerimizin içerisine bir miktar pozitiflik katmanın yolunu bulmamız gerektiğini düşünmeyiz nedense.

Sabrımız da tükendiği için ‘’durduğun yerde pozitif düşüneceksin de ne olacak’’ diye de bunu denemeden hemen kestirip atarız.

Hâlbuki en azından pozitif düşünmeyi düşünsek!

Sorunlarımızı çözmek adına pozitif düşünmeye başlarsak kendimizi ifade ederken söylenen ve yazılan sözlerimize de bu yansımaya başlar.

Pozitif yönde söylenen ve yazılan sözlerimiz, davranışlarımızın ve fevri, anlamsız çıkışlarımızın törpülenmesini sağlarız.

Sonra ne olur?

Davranışlarımız da pozitif olmaya başlar.

Etrafımızda tasvip edilen davranışların ve yaklaşımların sayısı artınca ne olur?

Alışkanlık haline gelir ve kopyalanması kolaylaşır.

Bu da iş, siyaset ve sosyal hayatın her evresinde eksikliğini hissettiğimiz rol modellerini, iş yapış yöntemlerini ve takip edilebilecek ayak izlerini ortaya çıkartır.

Alışkanlıklar da bir süre sonra anlatmaktan keyif alacağımız, gurur duyacağımız değerlerimizi oluşturur.

Bundan dolayıdır adadaki eski memur ve öğretmenlerdeki ciddiyet, duruş ve yaptığı işe saygıyı arar duruma geldik.

Kıbrıs Türkünün bugünkü değerleri nedir?

Bugün için varlığı şüpheli ama geçmişten kalan ezberden bizi 1974’e götüren süreçteki, değerlerimizi sıralarsınız.

Son 40 yıla yakın sürede değer olarak eklenecek pek bir şey yoktur. Kaybettiğimiz değerlerimizi sıralamak hem kolay hem de uzun bir liste olur.

Yeni olarak ekleyebileceğimiz değer olarak siyasi hayattaki hoşgörü diyebiliriz.

Ama inanın o da kendi kendini doğrulayan bir kehanet mi diye şüphelerim var. Yani bize birileri hoşgörülü olduğumuzu söylediği için mi biz böyleyiz diye düşüneceğimiz hoşgörü kültürüne ters olacak olaylarla da daha sık karşılaşıyoruz.

****

Sonuç olarak pozitif değerleri olan toplumun kaderi çok daha fazla kendi elinde olur.

Pozitif düşünmek ve pozitif olmak için çaba harcamak bulaşıcı bir hastalıktır.

Sorunlarımızı çözmeye pozitif düşünmeyle başlamak, pozitif söz, pozitif davranış, pozitif alışkanlık, değer ve kader diye ifade ettiğimiz kavramları ve gelişimi arkasından sürükleyecektir.

Bizdeki isteksizlik ve inançsızlığa bakıp zaman zaman bize yönelik ağır ifadelerle dile getirilen eleştiriler de pozitif düşünce, davranış ve alışkanlıklardan yoksun ortaya koyduğumuz bu görüntüden dolayıdır.

Yoksa 1974 öncesi karşı karşıya kalınan durum ile eldeki olanakları, 74 sonrasında hedeflememiz gereken ile bugün elimizdeki olanaklar ile kıyaslandığında hangisi daha zordur?

Bizim kapımızı şans çalmamışsa…

Bu yalnızca bizim şansızlığımızdan ve kaderimizden değil.

Şansın çalacağı büyük kapıyı inşa etmemizdeki isteksizliğimiz ve inançsızlığımızdandır.

1974 öncesindeki siyasetçi-bürokrat ile şimdiki nesil arasındaki fark da herhalde budur.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
20 Şubat 2017, Pazartesi    Üst aklın görünmeyen elleri ve habersiz süvarileri
8 Şubat 2017, Çarşamba    Bedava piknik değil, yalnızca piknik ateşi
30 Ocak 2017, Pazartesi    Çözümün "piyasa değeri"
23 Ocak 2017, Pazartesi    Başarının resminde Akıncı’nın olası rolü
16 Ocak 2017, Pazartesi    Cevapsız sorular ve sonuç
9 Ocak 2017, Pazartesi    "Üst aklın" Kıbrıs'a yansıyan Türkiye ikilem
2 Ocak 2017, Pazartesi    Obama Türkiye’den ne umdu ne buldu
26 Aralık 2016, Pazartesi    "Yurtta sus, cihanda küs"
19 Aralık 2016, Pazartesi    Ortak yayın "Siyaset Meydanı" zamanı gelmedi mi?
12 Aralık 2016, Pazartesi    "Siyasi iklim" değişiminde bir sonraki aşama

Califorian
  • Slide
    Slide
    LEFKOŞA : 444 70 70
    MAĞUSA : 365 61 70
  • Slide
    Onların sağlıklı beslenmesini tabiki önemsiyoruz... Çünkü ;
    Çocuklarınız çocuklarımızdır . . .
    Slide
  • Slide
    LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ
    BEYAZ YASEMİN SERTİFİKASINA SAHİBİZ . . .
  • Slide
    Menüler mevsimlik olabilir ama bizde
    LEZZET ve HİJYEN 4 MEVSİM . . .
    Slide

Üst aklın görünmeyen elleri ve habersiz süvarileri
Cenk UZUNOĞLU | 20 Şubat 2017, Pazartesi
İş hayatının bitmek bilmez baskısı ve talepleri ister istemez hem iş hem de özel hayata rücu ediyor.
Düşünüyorum da iş hayatındaki baskı ve yoğunluktan dolayı bir noktadan sonra yazın alınan 15 günlük yıllık izinler ...
Bedava piknik değil, yalnızca piknik ateşi
Cenk UZUNOĞLU | 8 Şubat 2017, Çarşamba
Kuzeyde bir süredir bir şeyleri düzeltmek için nereden başlamamız gerektiğinin şaşkınlığı içerisindeyiz.
Farkında mısınız, en iyi bizim bilmemiz gereken sorunları ve yapmamız gerekenleri bize Ankara’nın gelip söyleme...
Çözümün "piyasa değeri"
Cenk UZUNOĞLU | 30 Ocak 2017, Pazartesi
İşi parayı en iyi şekilde mali piyasalarda değerlendirme olanlar, basında yer alan haberleri farklı bir gözle okuyup yorumlamayı ve pozisyon almayı kendilerine yaşam tarzı olarak seçerler.
Bu çevreler haber çıkmadan ...