Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 13 Şubat 2017, Pazartesi
Mesele şans kapısını büyük yapabilmekte
Paylaş  
26
45
22

Kıbrıs’ta ya da dışında nerede olduğu önemli değildir, 3-4 Kıbrıslı Türk bir araya gelsin er ya da geç konu adadaki siyaset ve genel gidişatın vahametini dile getirmeye gelir.

Can kulağıyla dinleyin, bir çıkış yolu da yoktur söylenenlerde.

Hemen hemen her şeyin sonunda kötü olacağını düşünür ve birbirimizi bu yönde uyarırız hep.

Yıllardır süren bize özgü bir ritüeldir bu.

Anlatıp dem vururken hem üzülür dedikodu yaparız, hem de sanki anlatması güç bir zevk alırız bunu tekrarlarken.

Hep bir kötümserlik ve evham vardır düşünce, söz ve yaklaşımlarımızda.

Sonunda da bu bizim kaderimiz diye özetleriz her ne hakkında konuşuyorsak.

Şansızız biz ve bunda hemfikiriz.

****

Bu ‘’şansızlığımızı’’ yenmek ve değişim denen şeyi başlatabilmek için düşüncelerimizin içerisine bir miktar pozitiflik katmanın yolunu bulmamız gerektiğini düşünmeyiz nedense.

Sabrımız da tükendiği için ‘’durduğun yerde pozitif düşüneceksin de ne olacak’’ diye de bunu denemeden hemen kestirip atarız.

Hâlbuki en azından pozitif düşünmeyi düşünsek!

Sorunlarımızı çözmek adına pozitif düşünmeye başlarsak kendimizi ifade ederken söylenen ve yazılan sözlerimize de bu yansımaya başlar.

Pozitif yönde söylenen ve yazılan sözlerimiz, davranışlarımızın ve fevri, anlamsız çıkışlarımızın törpülenmesini sağlarız.

Sonra ne olur?

Davranışlarımız da pozitif olmaya başlar.

Etrafımızda tasvip edilen davranışların ve yaklaşımların sayısı artınca ne olur?

Alışkanlık haline gelir ve kopyalanması kolaylaşır.

Bu da iş, siyaset ve sosyal hayatın her evresinde eksikliğini hissettiğimiz rol modellerini, iş yapış yöntemlerini ve takip edilebilecek ayak izlerini ortaya çıkartır.

Alışkanlıklar da bir süre sonra anlatmaktan keyif alacağımız, gurur duyacağımız değerlerimizi oluşturur.

Bundan dolayıdır adadaki eski memur ve öğretmenlerdeki ciddiyet, duruş ve yaptığı işe saygıyı arar duruma geldik.

Kıbrıs Türkünün bugünkü değerleri nedir?

Bugün için varlığı şüpheli ama geçmişten kalan ezberden bizi 1974’e götüren süreçteki, değerlerimizi sıralarsınız.

Son 40 yıla yakın sürede değer olarak eklenecek pek bir şey yoktur. Kaybettiğimiz değerlerimizi sıralamak hem kolay hem de uzun bir liste olur.

Yeni olarak ekleyebileceğimiz değer olarak siyasi hayattaki hoşgörü diyebiliriz.

Ama inanın o da kendi kendini doğrulayan bir kehanet mi diye şüphelerim var. Yani bize birileri hoşgörülü olduğumuzu söylediği için mi biz böyleyiz diye düşüneceğimiz hoşgörü kültürüne ters olacak olaylarla da daha sık karşılaşıyoruz.

****

Sonuç olarak pozitif değerleri olan toplumun kaderi çok daha fazla kendi elinde olur.

Pozitif düşünmek ve pozitif olmak için çaba harcamak bulaşıcı bir hastalıktır.

Sorunlarımızı çözmeye pozitif düşünmeyle başlamak, pozitif söz, pozitif davranış, pozitif alışkanlık, değer ve kader diye ifade ettiğimiz kavramları ve gelişimi arkasından sürükleyecektir.

Bizdeki isteksizlik ve inançsızlığa bakıp zaman zaman bize yönelik ağır ifadelerle dile getirilen eleştiriler de pozitif düşünce, davranış ve alışkanlıklardan yoksun ortaya koyduğumuz bu görüntüden dolayıdır.

Yoksa 1974 öncesi karşı karşıya kalınan durum ile eldeki olanakları, 74 sonrasında hedeflememiz gereken ile bugün elimizdeki olanaklar ile kıyaslandığında hangisi daha zordur?

Bizim kapımızı şans çalmamışsa…

Bu yalnızca bizim şansızlığımızdan ve kaderimizden değil.

Şansın çalacağı büyük kapıyı inşa etmemizdeki isteksizliğimiz ve inançsızlığımızdandır.

1974 öncesindeki siyasetçi-bürokrat ile şimdiki nesil arasındaki fark da herhalde budur.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
25 Eylül 2017, Pazartesi    Bilinmeyen neyin beklendiğidir
18 Eylül 2017, Pazartesi    Neredeyiz?
11 Eylül 2017, Pazartesi    ‘’Kadayıfın altının kızarması’’ meselesi
4 Eylül 2017, Pazartesi    Zor yazı...
28 Ağustos 2017, Pazartesi    Ortak yayın ‘’siyaset meydanı’’ hatırlatması
21 Ağustos 2017, Pazartesi    Farklı "yol" dertleri
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Uzlaşmayı niye başaramıyoruz?
7 Ağustos 2017, Pazartesi    Rum'un "toplumsal refleksi"
31 Temmuz 2017, Pazartesi    Dünyada olan biteni anlayabilmek
24 Temmuz 2017, Pazartesi    15 Temmuz sonrası kaçan fırsat

Bilinmeyen neyin beklendiğidir
Cenk UZUNOĞLU | 25 Eylül 2017, Pazartesi
İsviçre görüşmelerinden sonra ön plandaki görüntü adanın iki kesimindeki ve anavatanlardaki siyasetçilerin birbirlerini kısık ateşte eleştirmeye devam etmeleridir.
Arka planda ortaya çıkan görüntü ve sonuç ise farklı...
Neredeyiz?
Cenk UZUNOĞLU | 18 Eylül 2017, Pazartesi
Kıbrıs sorununda elli yıl yalnızca içeriği müzakere etmekle geçmedi.
Birbirinden farklı ihtilaf çözme yöntemleri de denendi.
***
Örneğin müzakerecileri ‘’değiştirme’’ denendi.
‘’O yapamadı sen yapar tarihe geçersi...
‘’Kadayıfın altının kızarması’’ meselesi
Cenk UZUNOĞLU | 11 Eylül 2017, Pazartesi
Türkiye’deki yakın gelecekteki olası gündemi tahmin etmek için çok da geçmişe gitmeden 2017 yılında söylenenleri referans almak yeterlidir.
Bu yılın başında TC Meclis Başkanı ‘’Laiklik Anayasadan kalkmalıdır’’ diyebi...