Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 17 Nisan 2017, Pazartesi
Kıbrıslı mıyız, Türk müyüz?
Paylaş  
36
59
33

Rumlara göre biz Kıbrıslı; Türkiye’ye göre ise yalnızca Türk’üz…

Bir tarafta adanın güneyinde ağzı açık bizi yutmak için bekleyen zihniyet.

Diğer tarafta da din ile harmanlanmış içinde Atatürk’ü barındırmayan ‘’milli’’ söylem ve dayatmaları ortaya koymaktan kaçınmayanların kibirli yaklaşımı.

Toplumun genelinde oluşmuş olan bu iki karamsarlık kaynağı belki ayni kefeye girmez. Girmez ama yine de Kıbrıs Türkünün kafasındaki gelecekle ilgili belirsizliğin ve ikilemin kaynağıdır.

Dışımızdakiler yetmezmiş gibi bir de kendi içimizde ‘’Kıbrıslılığımız’’ ile ‘’Türklüğümüzü’’ zaman zaman gündeme getirenler var.

Değer katacak fikirleri, ya da icraatları olmayanların polemik yaratmak adına sığındıkları bir limandır bu polemik.

Varlıkları olup ağırlıkları olmayanların ya Ankara’daki tribünlere veya Rum-Yunan etkisindeki ‘’batıya’’ şirin gözükmek ya da sinirlendirmek adına söylenir.

Nedense bu konuya içimizde ve dışımızda taraf olanlar ‘’Kıbrıs’’ ile ‘’Türklüğün’’ ikisinin bir arada var olabileceğini anlamak istemiyor.

Rum tarafındaki ve Türkiye’deki egemen çevreler bizi kendinin bir alt kategorisi olarak görmeye, görmek bir şey değil, bunu bize dolaylı olarak kabul ettirmeye uğraşıyor.

Ve biz bu ikilem karşısında, yüz yıldır çırpınıp da yok olmamayı başarabilmiş bir halkız.

Az bir başarı değil bu.

****

Türkiye egemen çevrelerine göre biz, herhangi bir “Türk” olmayı kabullenmeli ve yeri geldiğinde bugüne kadar hiç tereddüt etmeden yapmamıza rağmen  “varlığımızı Türk varlığına armağan etmekten”,  kaçınmamalıyız.

‘’Adayı İngiliz’e kiralayan kim?’’

‘’Bizim Kıbrıs sorunu diye bir sorunumuz yoktur’’ diyen kim?

Ya da ‘’keşke hiç Kıbrıs sorunu diye bir sorunumuz olmasaydı’’ diyen kim?

‘’Besleme’’ diyeni de unutmadım.

Güvensizlikle ‘’Türklüğümüz’’ sorgulandığında da bu sözleri hatırlatmayı ve sorgulamayı bırak, düşünüp ima bile etmememiz lazım.

TC hükümet yetkililerinin adadaki nüfus yapısını bozacak hamlelerine, kamu maliyemizi bir değnek olarak kullanıp sosyal ve ekonomik içerikli kararları vermemiz için baskı unsuru olarak kullanmalarına ses çıkarmamalıyız.

Ses çıkarıldığında ‘’Rum’dan farkınız yok’’ demeye kadar gelinmiştir.  

****

Rum komşularımıza göre de biz, “Kıbrıslı” olduğumuza göre, etnik, ulusal, kültürel aidiyetlerimizi terk etmekten çekinmemeli, bu uğurda varlığımızın devamı için, mücadele etmemeliyiz.

Rum’a göre de “varlığımız Kıbrıs’a armağan” olmalı.

‘’Enosis’’ ve ‘’Akritas’’ Türkçe kelimeler ve sanki silahlanarak yıllarca bunları da biz Kıbrıslı Türkler empoze etmeye çalışmışız gibi düşünmeliyiz.

Geçmişte Rumlar içerisinde bu hazırlığı görüp ses çıkarmayanları da göz ardı etmeliyiz çünkü onlar aslında barış yanlısı Kıbrıslılar!

Bunları da Rumlara hatırlatmayacak ve hem affedip hem de unutacağız.

Üstüne üstlük sinsice ‘’kumar’’ oynayıp kaybettiklerini de barış ve ‘’Kıbrıslılık’’ adına geri vereceğiz.

İyi mi?

****

Hem Rum hem de Türkiye’deki egemen çevrelerin Kıbrıs Türküne yaklaşımları sonucunda, Kıbrıs Türkleri gerek ekonomik, gerek kültürel ve gerekse de politik olarak, gelişmekte alınması gereken yolu alabilmiş değildir.

Birine karşı çıkarken, ötekini savunur duruma düşme algılamasını yaşamadan sağlıklı bir yol izlememiz bugüne kadar mümkün olmamıştır.

Sonuç itibarı ile her iki yaklaşım da “kimliğinizi terk ederseniz, sizin için hiçbir sorun kalmaz” yaklaşımının ta kendisidirler.

Bu adadaki sorunun kaynağında bizim kimliğimizi terk etmek istemememiz yatmaktadır. Bu sorunun uzamasındaki en önemli etken kabul edelim bizim bu inadımızdır.

Yoksa 1955’lerde asimile olur veya 1963’lerde topluca Türkiye’ye göçerdik. Ne Türkiye’nin ne de Rum’un Kıbrıs Sorunu diye bir ‘’belâsı’’ da hiç olmazdı…

Bugün Girit sorunu var mı?

****

Zaman zaman sorgulandığında reaksiyon gösterdiğimiz ne ‘’Türklüğümüz’’ ne de ‘’Kıbrıslılığımızdır’’.

Hem güneyimizde hem de kuzeyimizde bu meseleyi bir türlü anlamak istemeyen, kendi paradigmasının şablonunu, yıllardır illâ ki bize giydirmeye çalışan anlayıştır sadece.

Problem her iki taraftan da gelen anlatmaya çalıştığım anlayışta ve buna karşı adada ciddi bir göçe rağmen ayrı bir varlık olarak yaşam mücadelesini devam ettirme isteğimizdedir.

Kıbrıs Türkü etnik aidiyetini, kendi kendine bırakıldığı günlerde bile hiç gönül koymadan dirençle savunmuştur. Bunu savunmaya da gittiği yere kadar devam edecektir.

Meselenin kökünde Kıbrıs Türkünün yalnızca ‘’Kıbrıslılık’’ ile yalnızca ‘’Türklük’’ arasında ileride bir yönelimde bulunmasına karşı güvensizliği barındıran yaklaşım vardır.

O güvensizlik de bunu düşünenlerin kendilerine olan güvensizliklerinden kaynaklanmaktadır.

Bunun da kökünde Kıbrıs Türkünün anlaşma olsun ya da olmasın ayrı bir varlık olarak hareket etmesini istememek yatmaktadır.

Tüm siyasi kariyerini ‘’Kıbrıslılık’’ söylemine çok daha yakın olarak sürdüren Akıncı bile Rum’un ne mal olduğunu ilerleyen yaşında görüp anlayıp hem kendini hem de toplumun geniş bir kesimini en nihayet bulduğunu umut ediyorum.

Düşündürücü olan ‘’Kıbrıs’’ ve ‘’Türklüğümüzün’’ ikisinin bir arada olması gerektiğini Rum ve Türkiye’deki egemen çevrelerin görmek istememesindeki inatlarından ziyade kendi içimizden çıkanların geldikleri siyasi konuma rağmen hala daha anlamamış ve görememiş olmasıdır.

Hadi her ne sebepten olursa olsun ‘’Kıbrıs Türkü’’ olmanın ne demek olduğunu anlatamıyorsunuz o zaman hele bari gündeme getirmeyin. 

‘’Kıbrıs Türkü’’ dedim.

‘’Kıbrıslı Türk’’ değil.

3. yol ve doğrusu da bence budur.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
23 Nisan 2017, Pazar
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Mevcut durumu bir Kıbrıs Türkü olarak çok güzel ifade etmişsiniz Sn Cenk Uzunoğlu! Beğenilse de beğenilmese de gerçekler ve tarih böyle...

YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Ekim 2017, Pazartesi    Evdeki hesabın yarattığı rahatsızlıklar
9 Ekim 2017, Pazartesi    "Kahve falı"
2 Ekim 2017, Pazartesi    ‘’Naparsın’’
25 Eylül 2017, Pazartesi    Bilinmeyen neyin beklendiğidir
18 Eylül 2017, Pazartesi    Neredeyiz?
11 Eylül 2017, Pazartesi    ‘’Kadayıfın altının kızarması’’ meselesi
4 Eylül 2017, Pazartesi    Zor yazı...
28 Ağustos 2017, Pazartesi    Ortak yayın ‘’siyaset meydanı’’ hatırlatması
21 Ağustos 2017, Pazartesi    Farklı "yol" dertleri
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Uzlaşmayı niye başaramıyoruz?

Evdeki hesabın yarattığı rahatsızlıklar
Cenk UZUNOĞLU | 16 Ekim 2017, Pazartesi
Akıncı, İsviçre sonrası, kendi bilindik çizgisinin ötesine geçerek Rum tarafını suçlayan bir görüntü verdi.
Eleştirilerini,Cumhurbaşkanlığı döneminde bizzat yaşadıklarının etkisinde söylemeye de devam ediyor.
Bu gör...
"Kahve falı"
Cenk UZUNOĞLU | 9 Ekim 2017, Pazartesi
Baştan uyarayım kahve falı misali iddialı bir yazı olabilir. Geçen haftaki ‘’naparsın’’ başlıklı yazının devamıdır.
Kuzeyde toplumun kolektif belleğinde karşılığı olan birbiriyle ilişkili olasılıklar ve buna bağlı bi...
‘’Naparsın’’
Cenk UZUNOĞLU | 2 Ekim 2017, Pazartesi
Etrafınız çevrilince...
Hem dıştan ama daha da kötüsü her Allah’ın günü ortaya çıkan abuk subuk olaylarla içten de ‘’çevrildiğinizi’’ düşündüğünüzde.
Adada ve Türkiye’de hızlıca değişen şartlar ve ortaya halkın irad...