Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 15 Mayıs 2017, Pazartesi
Onurlu çıkış kapısı
Paylaş  
15
23
14

"Lider’’ ya da ‘’yönetici’’ konumundakiler bütünüyle anlatmasa ya da anlatamasa da hikâye çoğu zaman aynıdır.

Adına ister atanmış isterseniz seçilmiş ‘’yönetici’’ ya da ‘’lider’’ deyin bu konuma gelenlerin etrafında ‘’destekçileri’’ ve ‘’karşısındakiler’’ diye iki blok oluşur.

Bu iki blok bir noktadan sonra seçilmişler ya da atanmışlar ne yapsa yorum yapar duruma gelirler.

Yaşananlar ve etrafında söylenenler karşısında seçilmiş ya da atanmış üzülse;

Etrafındakiler "takma’’ der.

Dayanamayıp kızsa;

Etrafındakiler "değmez’’ der.

Bir yerden sonra boş verdiğini hafif belli edecek olsa;

Bu kez de karşısındakiler devreye girer ve hemen "gamsız’’ der.

Bırakayım varacağı yere varsın deyip bir süre susma kararı alsa;

Bu kez hem etrafındakiler hem karşısındakiler ağız birliği etmişçesine "yönetici sen değil misin iki çift laf et’’ der.

Artık dayanamayıp belki faydası olur deyip ağır konuşsa;

O zaman da etrafındakiler "muhatap olma’’ der.

Olacak iş değil deyip çekip gideyim diyecek olsa;

Etrafındakiler araya girer "yılma, senin görevin mücadele etmek ’’ der.

Soğukkanlılığa, hoşgörüye davet etmek için alttan alsa;

"Tepene çıkardın’’ derler.

Dayanamayıp bu defa da bağırsa;

"Sakin ol’’ derler.

Aklı başında yalnızca kendi sorumluluk alanını değil, bütünü düşünerek davranmaya kalksa;

Etrafındakiler yine devreye girer "bu kadar uslu olunmaz’’ der.

Otoritesini kullanıp kurum içi disiplini sağlamak için dikine gitse;

"Yaşına başına geçmişine yakışmaz, bu kadar agresif olma’’ derler.

Ayrılıp gitse ne diyecekler?

Muhtemelen; "ona bu gidiş yakışmadı, keşke kalsaydı’’ diyecekler.

"Ee normal tabii görevdeyken beğenmeyenler,  gidişimi mi beğenecekler’’ diye düşünüp çoğu zaman gittiği yere kadar deyip devam eder "yönetenler’’.

"O zaman da kazık çaktı’’ derler.

****

Yönetim sorumluluğu, etrafındakilerin ve karşındakilerin yarattığı bu dalgalı duygu seli içerisinde su yutsan da batmamayı gerektirir.

"Yönetmek’’ ayni zamanda tadında bırakıp başka bir safhaya ya da göreve geçmeyi başarmayı da gerektirir.

Bizim coğrafyamızda fazlasıyla eksik olan bu.

Hem yöneticiler, hem de siyasetçiler en büyük hatayı kendileri için bir sonraki safhaya geçme zamanının gelip gelmediğini ayırt edemediklerinde yaparlar.

Yalnızca kendileriyle sınırlı kalmaz bu hatanın bedeli.

Temsil ettikleri ülkeyi ya da kurumu ve kuruluş ideallerini de derinden etkileyecek noktaya getirirler.

Ama buna rağmen dönülmez bir yola etrafındakilerin ve karşısındakilerin söylediklerinin etkisiyle kapılıp giderler.

Bundan dolayı her tepki verilip değişim yapıldığı sanılsa da farkında olmadan ayni siyasi davranışlar seçiliyor.

Doğada olduğu gibi umutla gelen yeni ve temiz yağmur damlaları değişimi değil aslında aşınmayı daha da derinleştiriyor.

Onurlu çıkış yolu ve kapısı bulunamıyor ya da buldurulamıyor.

Gündeme gelen irili ufaklı her konuda kriz yaratarak kutuplaşmayı başarmanın sebebi, en küçük ölçekten başlayarak ‘’yöneten’’ konumundakilerin karşısındakine onurlu çıkış kapısını buldurup buldurmamaktaki isteksizliğinden kaynaklanıyor.

Bunun da sorumlusunu ‘’yöneten’’ karşısındakilerde değil etrafında da araması lazım.

****

Bu yazı içeriği itibariyle şirketlerde ‘’yönetici’’ konumunda olanların,

Kıbrıs sorununa ‘’ümit en son ölür’’ diyerek 50 yıldır ayni yaklaşım ile çözüm bulma mücadelesi veren iki liderin,

Türkiye’de referandum sonrası demokrasinin er ya da geç siyasetin tümü için bir maliyeti olduğunu anlamış olması gereken siyasetçilerin ve

3. dünya savaşını kapımıza kadar getiren dünya siyasetine yön verenlerin iç dünyasına yönelik bir deneme yazısı iddiası ile yazıldı.

‘’Onurlu çıkış yolu ve kapısını’’ bulmak ve buldurmak insanoğlunun adı konmamış en büyük problemi ve gelişim alanıdır demek çok mu iddialı olur?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Haziran 2017, Pazartesi    Anlaşma olsa…
12 Haziran 2017, Pazartesi    Irak ve Suriye'den sonra sırada İran var
5 Haziran 2017, Pazartesi    Komplo teorisi mi, yoksa geleceğin kendisi mi?
29 Mayıs 2017, Pazartesi    Satılık evin "çivisi"
22 Mayıs 2017, Pazartesi    "Anlaşmamaya anlaşmanın" anlaşması
8 Mayıs 2017, Pazartesi    "3. yol"
2 Mayıs 2017, Salı    "Ver kurtul" ile "bağla kurtul"
24 Nisan 2017, Pazartesi    Bu kez niye başaramadılar?
17 Nisan 2017, Pazartesi    Kıbrıslı mıyız, Türk müyüz?
10 Nisan 2017, Pazartesi    "Kararsızların" yarattığı tedirginlik ve umut

Anlaşma olsa…
Cenk UZUNOĞLU | 19 Haziran 2017, Pazartesi
İstanbul’da eve giren çeşitli Kıbrıs gazeteleri okunduktan sonra hemen atılmıyor.
Ülke dışında yaşayanlara özgü bir alışkanlık mı bu, yoksa özel merakım ile ilgili bir şey mi bilmiyorum.
Vardır elbet ‘’diaspora’’ kü...
Irak ve Suriye'den sonra sırada İran var
Cenk UZUNOĞLU | 12 Haziran 2017, Pazartesi
Toplumsal ve bireysel hafızaların kısa süreli olması, geçmişten, hatta yanı başımızda olanlardan ders alma güdümüzü hep zayıf kılmış.
İnsanoğlu başına gelen felaketlerden ders çıkarmakta hep zorlanmış.
Dünya tarihi ...
Komplo teorisi mi, yoksa geleceğin kendisi mi?
Cenk UZUNOĞLU | 5 Haziran 2017, Pazartesi
Ada etrafındaki gaz arayışı ve oluşturulmak istenen ‘’enerji koridorunun’’ sürdürülebilir bir güvenlik içinde yapılmasının önünde Kıbrıs sorunu engel olarak kalmaması talebi var.  
‘’Üst akıl’’ için Kıbrıs adası, Kıb...