Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 15 Mayıs 2017, Pazartesi
Onurlu çıkış kapısı
Paylaş  
25
46
24

"Lider’’ ya da ‘’yönetici’’ konumundakiler bütünüyle anlatmasa ya da anlatamasa da hikâye çoğu zaman aynıdır.

Adına ister atanmış isterseniz seçilmiş ‘’yönetici’’ ya da ‘’lider’’ deyin bu konuma gelenlerin etrafında ‘’destekçileri’’ ve ‘’karşısındakiler’’ diye iki blok oluşur.

Bu iki blok bir noktadan sonra seçilmişler ya da atanmışlar ne yapsa yorum yapar duruma gelirler.

Yaşananlar ve etrafında söylenenler karşısında seçilmiş ya da atanmış üzülse;

Etrafındakiler "takma’’ der.

Dayanamayıp kızsa;

Etrafındakiler "değmez’’ der.

Bir yerden sonra boş verdiğini hafif belli edecek olsa;

Bu kez de karşısındakiler devreye girer ve hemen "gamsız’’ der.

Bırakayım varacağı yere varsın deyip bir süre susma kararı alsa;

Bu kez hem etrafındakiler hem karşısındakiler ağız birliği etmişçesine "yönetici sen değil misin iki çift laf et’’ der.

Artık dayanamayıp belki faydası olur deyip ağır konuşsa;

O zaman da etrafındakiler "muhatap olma’’ der.

Olacak iş değil deyip çekip gideyim diyecek olsa;

Etrafındakiler araya girer "yılma, senin görevin mücadele etmek ’’ der.

Soğukkanlılığa, hoşgörüye davet etmek için alttan alsa;

"Tepene çıkardın’’ derler.

Dayanamayıp bu defa da bağırsa;

"Sakin ol’’ derler.

Aklı başında yalnızca kendi sorumluluk alanını değil, bütünü düşünerek davranmaya kalksa;

Etrafındakiler yine devreye girer "bu kadar uslu olunmaz’’ der.

Otoritesini kullanıp kurum içi disiplini sağlamak için dikine gitse;

"Yaşına başına geçmişine yakışmaz, bu kadar agresif olma’’ derler.

Ayrılıp gitse ne diyecekler?

Muhtemelen; "ona bu gidiş yakışmadı, keşke kalsaydı’’ diyecekler.

"Ee normal tabii görevdeyken beğenmeyenler,  gidişimi mi beğenecekler’’ diye düşünüp çoğu zaman gittiği yere kadar deyip devam eder "yönetenler’’.

"O zaman da kazık çaktı’’ derler.

****

Yönetim sorumluluğu, etrafındakilerin ve karşındakilerin yarattığı bu dalgalı duygu seli içerisinde su yutsan da batmamayı gerektirir.

"Yönetmek’’ ayni zamanda tadında bırakıp başka bir safhaya ya da göreve geçmeyi başarmayı da gerektirir.

Bizim coğrafyamızda fazlasıyla eksik olan bu.

Hem yöneticiler, hem de siyasetçiler en büyük hatayı kendileri için bir sonraki safhaya geçme zamanının gelip gelmediğini ayırt edemediklerinde yaparlar.

Yalnızca kendileriyle sınırlı kalmaz bu hatanın bedeli.

Temsil ettikleri ülkeyi ya da kurumu ve kuruluş ideallerini de derinden etkileyecek noktaya getirirler.

Ama buna rağmen dönülmez bir yola etrafındakilerin ve karşısındakilerin söylediklerinin etkisiyle kapılıp giderler.

Bundan dolayı her tepki verilip değişim yapıldığı sanılsa da farkında olmadan ayni siyasi davranışlar seçiliyor.

Doğada olduğu gibi umutla gelen yeni ve temiz yağmur damlaları değişimi değil aslında aşınmayı daha da derinleştiriyor.

Onurlu çıkış yolu ve kapısı bulunamıyor ya da buldurulamıyor.

Gündeme gelen irili ufaklı her konuda kriz yaratarak kutuplaşmayı başarmanın sebebi, en küçük ölçekten başlayarak ‘’yöneten’’ konumundakilerin karşısındakine onurlu çıkış kapısını buldurup buldurmamaktaki isteksizliğinden kaynaklanıyor.

Bunun da sorumlusunu ‘’yöneten’’ karşısındakilerde değil etrafında da araması lazım.

****

Bu yazı içeriği itibariyle şirketlerde ‘’yönetici’’ konumunda olanların,

Kıbrıs sorununa ‘’ümit en son ölür’’ diyerek 50 yıldır ayni yaklaşım ile çözüm bulma mücadelesi veren iki liderin,

Türkiye’de referandum sonrası demokrasinin er ya da geç siyasetin tümü için bir maliyeti olduğunu anlamış olması gereken siyasetçilerin ve

3. dünya savaşını kapımıza kadar getiren dünya siyasetine yön verenlerin iç dünyasına yönelik bir deneme yazısı iddiası ile yazıldı.

‘’Onurlu çıkış yolu ve kapısını’’ bulmak ve buldurmak insanoğlunun adı konmamış en büyük problemi ve gelişim alanıdır demek çok mu iddialı olur?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Ekim 2017, Pazartesi    Evdeki hesabın yarattığı rahatsızlıklar
9 Ekim 2017, Pazartesi    "Kahve falı"
2 Ekim 2017, Pazartesi    ‘’Naparsın’’
25 Eylül 2017, Pazartesi    Bilinmeyen neyin beklendiğidir
18 Eylül 2017, Pazartesi    Neredeyiz?
11 Eylül 2017, Pazartesi    ‘’Kadayıfın altının kızarması’’ meselesi
4 Eylül 2017, Pazartesi    Zor yazı...
28 Ağustos 2017, Pazartesi    Ortak yayın ‘’siyaset meydanı’’ hatırlatması
21 Ağustos 2017, Pazartesi    Farklı "yol" dertleri
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Uzlaşmayı niye başaramıyoruz?

Evdeki hesabın yarattığı rahatsızlıklar
Cenk UZUNOĞLU | 16 Ekim 2017, Pazartesi
Akıncı, İsviçre sonrası, kendi bilindik çizgisinin ötesine geçerek Rum tarafını suçlayan bir görüntü verdi.
Eleştirilerini,Cumhurbaşkanlığı döneminde bizzat yaşadıklarının etkisinde söylemeye de devam ediyor.
Bu gör...
"Kahve falı"
Cenk UZUNOĞLU | 9 Ekim 2017, Pazartesi
Baştan uyarayım kahve falı misali iddialı bir yazı olabilir. Geçen haftaki ‘’naparsın’’ başlıklı yazının devamıdır.
Kuzeyde toplumun kolektif belleğinde karşılığı olan birbiriyle ilişkili olasılıklar ve buna bağlı bi...
‘’Naparsın’’
Cenk UZUNOĞLU | 2 Ekim 2017, Pazartesi
Etrafınız çevrilince...
Hem dıştan ama daha da kötüsü her Allah’ın günü ortaya çıkan abuk subuk olaylarla içten de ‘’çevrildiğinizi’’ düşündüğünüzde.
Adada ve Türkiye’de hızlıca değişen şartlar ve ortaya halkın irad...