Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 19 Haziran 2017, Pazartesi
Anlaşma olsa…
Paylaş  
15
29
14

İstanbul’da eve giren çeşitli Kıbrıs gazeteleri okunduktan sonra hemen atılmıyor.

Ülke dışında yaşayanlara özgü bir alışkanlık mı bu, yoksa özel merakım ile ilgili bir şey mi bilmiyorum.

Vardır elbet ‘’diaspora’’ kültüründe bunun psikolojik bir açıklaması.

Geçen hafta sonu, kim bilir belki de yalnızca bana mahsus olan gazeteleri atmadan son kez gözden geçirme ritüelimi bir kez daha tekrarladım.

Son bir iki yılda evde biriken yüzü aşkın gazeteye baktım.

İlk anda gözüme çarpan siyasetten ziyade trafik kazaları ve bunun sonucunda verilen kayıplar oldu.

Diğer öne çıkan konu da Türkiye’deki hükümet yetkilileri ile girilen polemiklerin sebep olduğu ‘’siyasi trafik kazalarının’’ iç siyasetimize yansımaları oldu.

Akıncı’nın seçilmesiyle Kıbrıs sorunu ile ilgili müzakere haber ve yorumları ön sayfalara ve köşe yazılarına artarak yansımış.

Gazete sayfalarına daha fazla yansımış ama sonuç ortada.

Her zaman olduğu gibi anlaşmaya uzak ama farkında olmasak da uzun süredir hiç olmadığı kadar da olası bir sıcak krize de bir o kadar yakınız.

Gazeteleri gözden geçirirken ‘’anlaşma olursa bu sayfalarda neyi haber olarak okuruz’’ diye olası bir anlaşmanın iç siyasete ve Türkiye ile ilişkimize nasıl yansıyacağını düşündüm.

****

Anlaşma olsa Kıbrıs Türkü yapılacak ilk genel seçimde kendini mecliste Rum’a karşı savunacağını düşündüğü ‘’çözümsüzlük çözümdür’’ diyen kişileri mi ağırlıklı olarak tercih eder, yoksa yapılan anlaşmanın pekişmesine olanak sağlayacak ‘’ille de anlaşma’’ yanlılarını mı seçer?

Bugün konuşulan çerçeve içerisinde Rum’la anlaşmanın hayrımıza olmayacağını düşünenler anlaşma olması durumunda seçimlerde aday olurlar mı?

Yoksa siyasete küsüp köşeye mi çekilirler?

Siyasete devam edip aday olurlarsa bu nasıl yorumlanır?

Demokratik haklarını mı kullanmış olurlar yoksa söyleyip yazdıklarının doğru olduğunu ispatlama yolunda iyi niyetten yoksun adım attıkları görüşü mü ağır basar?

****

Acaba olası anlaşma sonrası hâlihazırda seçilmiş milletvekili olanların bir defaya mahsus bir geçiş dönemi ile görevlerine belli bir süre daha devam edecekleri bir güven artırıcı ‘’güzellik’’ de gündeme gelir mi?

İki taraftaki partiler meclise anlaşma öncesi seçimlerdeki oy ağırlıklarına ya da meclisteki dağılıma göre partilerin belirleyecekleri hâlihazırda milletvekili olanları doğal vekil olarak gönderirler. Alt ve üst mecliste eksik olan sayı varsa yalnızca bunun için seçim yapılır.

‘’Al gülüm ver gülüm’’ siyasetinden bir örnek yeni devlet yapısının temeline iyi niyet harcı olarak katılır mı?

Gelirse bunun referanduma etkisi ne olur?

Bak gör o zaman Kıbrıs sorununun çözümü ne kadar da kolaymış aslında dedirtir mi?

****

Olası bir anlaşma sonrası Türkiye ile ilişkimiz, Kıbrıs Türk iç siyasetine nasıl yansır?

Türkiye’den 74 sonrası göç edenler kendilerini daha etkin temsil edeceklerini düşünerek içlerinden adaylara bugüne kadar yapmadıkları şekilde yönelirler mi?

Kendini ‘’yerli’’ olarak görenlerin kopardıkları yaygaraya rağmen, 74 sonrası Anadolu’dan gelenlerin sayısı ile orantılı bir temsil bugüne kadar meclise yansımamış.

Bu değişir mi?

Adaya ne zaman gelindiğine göre bir ayırım çok daha belirgin bir şekilde siyasete ve toplumun günlük hayatına yansır mı?

Türkiye’nin yaklaşımı ne olur?

Türkiye, kurulu siyasi partilerle yarışacak bir partiyi ne olur olmaz diye destekleyip ortaya çıkarır mı?

Malum, bize ‘’besleme’’ diyenin de ima ettiği üzere Türkiye’nin bize güvenip bırakamayacağı derecede adada ve çevresinde stratejik çıkarları var.

Türkiye’nin Kıbrıs iç siyasetine yansıması Nasreddin hocanın ‘’evi satıyorum ama evin iç duvarındaki çivileri satmıyorum’’ hikâyesine dönüşür mü?

74 sonrası göç edenlere kurduracağı bir parti de evin içindeki bu çivilerden biri olur mu?

Kıbrıs Türk tarafı olası bir anlaşma sonrası böyle bir fay hattı yaratılarak bölünür mü?

****

Siyasetteki kalite nasıl etkilenir diye de düşündüm.

Seçmen nezdinde milli takıma oyuncu seçimi yapma içgüdüsü mü ağır basar, yoksa yine kim benim çocuğu hak etmediği ve ihtiyaç olmadığı halde devlette işe girmesine yardımcı olur düşüncesi mi ağır basar?

Anlaşmayı yapmak zor ama anlaşmanın hayata geçmesini sağlayacak ilk siyasetçileri seçmek de kritik olur herhalde.

Belki o zaman siyasette yarattığımız beklenti ve yaptığımız seçimlerle seçmen olarak da kendimize geliriz.

Belki o zaman bizim bu duruma düşmemizin tek sebebinin yalnızca seçtiklerimiz olmadığını daha iyi anlarız.

Sırf bunun için anlaşma olsun istenmez ama insan da olası bir anlaşmanın seçmen üzerinde yaratacaklarını aklına getirmeden edemiyor.

Belki de bir anlaşmanın en olumlu yanı da Kıbrıs Türkü olarak seçmenin kendisini bulması olur.

Hem de tek olumlu yanı belki de.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Eylül 2017, Pazartesi    Neredeyiz?
11 Eylül 2017, Pazartesi    ‘’Kadayıfın altının kızarması’’ meselesi
4 Eylül 2017, Pazartesi    Zor yazı...
28 Ağustos 2017, Pazartesi    Ortak yayın ‘’siyaset meydanı’’ hatırlatması
21 Ağustos 2017, Pazartesi    Farklı "yol" dertleri
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Uzlaşmayı niye başaramıyoruz?
7 Ağustos 2017, Pazartesi    Rum'un "toplumsal refleksi"
31 Temmuz 2017, Pazartesi    Dünyada olan biteni anlayabilmek
24 Temmuz 2017, Pazartesi    15 Temmuz sonrası kaçan fırsat
16 Temmuz 2017, Pazar    Bir adım ileride olmaya devam (mı?)

Neredeyiz?
Cenk UZUNOĞLU | 18 Eylül 2017, Pazartesi
Kıbrıs sorununda elli yıl yalnızca içeriği müzakere etmekle geçmedi.
Birbirinden farklı ihtilaf çözme yöntemleri de denendi.
***
Örneğin müzakerecileri ‘’değiştirme’’ denendi.
‘’O yapamadı sen yapar tarihe geçersi...
‘’Kadayıfın altının kızarması’’ meselesi
Cenk UZUNOĞLU | 11 Eylül 2017, Pazartesi
Türkiye’deki yakın gelecekteki olası gündemi tahmin etmek için çok da geçmişe gitmeden 2017 yılında söylenenleri referans almak yeterlidir.
Bu yılın başında TC Meclis Başkanı ‘’Laiklik Anayasadan kalkmalıdır’’ diyebi...
Zor yazı...
Cenk UZUNOĞLU | 4 Eylül 2017, Pazartesi
16 yaşında daha lisedeyken yaz aylarında Halkın Sesinde köşe yazısı yazmamı teşvik etti. Akay Cemal’i ve Dr. Fazıl Küçük’ü bu şekilde tanımış oldum.
1970’li ve 80’li yıllarda meclisteki idari görevi icabı, birçok siy...