Ana Sayfa >> Yazarlar Erçin ŞAHMARAN | 12 Mayıs 2017, Cuma
"Girne bu yükü daha fazla kaldırmaz"
Paylaş  
11
16
11

ADA TV de program konuklarım Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçan ve Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü idi. Bugün köşemde programda öne çıkan konuların bir özetini paylaşmak istedim.

Genel olarak, Belediyelerin sorunları, hükümetin yeni Belediye uygulamaları ve özellikle Girne’nin geldiği nokta ön plana çıktı.

Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar;

“Dünyanın hiçbir yerinde, merkezi hükümetin görev süresinden az yerel yönetim süresi olmaz. Yerel yönetimler, daha hızlı, daha ekonomik projeler yapabilir. Projeleri tamamlamadan, kaynakları kullanmadan görev süreleri bitiyor. Merkezi hükümetler, yerel yönetimlerin yasalarını oluştururken, belediyelerle ilgili her türlü kararı alabiliyor. Oysa merkezi hükümetin görevi belli, yerel yönetimlerin görevi belli.

Bizler yerel yönetim yöneticileri olarak, merkezi yönetimlerin görev alanlarına, kaynaklarına karışmıyoruz. Biz Güzelyurt Belediyesi olarak, bütçemizi kasım ayında yaptık. Maliye Bakanlığından onay gelmeden bütçelerinizi oluşturmayın diye bir cevap aldık. Bu daha önce yoktu. Bu yıl yeni moda çıktı. Böyle bir şey olamaz. Hayvan refah yasası tam bir fiyasko, Belediye personel yasası, borç yasası, ihale yasası bizim önümü tıkadı. Şimdi de bütçe yasası, yakında Mecliste onaylama da isterlerse şaşırmam. Ne yapıyorlarsa, sonuç fiyasko. Biz altı aydır ihale sonuçlandıramıyoruz.

Özellikle imar yetkisinin ilgili yerdeki yönetime verilmesi gerek. Bununla beraber yerel yönetimler bölgelerinde yapılan imar gelişiminin sorumluluğunu alsınlar”.

Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçan;

“Merkezi yönetimler, yerel yönetimlerin güçlenmesini istemiyor. Çünkü kimse elindeki gücü paylaşmak, vermek istemiyor. On yıldır çabalıyoruz. Belediyeler yasası, her gelen iktidar inceleyelim diyor. Fakat sonu gelmiyor. Ben şunu düşünüyorum artık, yerel yönetimlerin projeleri, çalışmaları, merkezi hükümetleri rahatsız ediyor. Acaba bizi kıskanıyorlar mı? Türkiye de, güney Kıbrıs’ta nasıl yapılıyor, yerel yönetim anlayışı nedir? Bunlara bakmak lazım. Yerel yönetimlerle iş birliği, o bölge insanına daha hızlı hizmet götürecek. Bu neden hedef olmuyor? Anlamak zor.

Sağlık ocağı, bölge okulları, neden yerel yönetimlere devredilmiyor? Bunlar çoğaltılabilir. Eğitim müfredatını Bakanlık düzenlesin. Ama çalışanını, altyapısını Belediyeler düzenlesin. Yerelleşmenin iyi bilinip sahiplenilmesi gerek. Kabul edelim bu sistem artık çöktü. Bir kimlik kartı değişimi için, uzak bölgelerden gelen insanlar neden bir gününü harcasın, neden olduğu bölgeden yapılmasın bu işler.

Birileri yapacak size uygulayın diyecek, bu olmaz. Bunlar acemice işler. Bir emlak vergisi konusu var. Lüks evde oturan insan da, küçük evde oturan insan da metre karesi 1 TL emlak vergisi ödüyor. Bunları düzenlemek gerek. Maalesef biz devletten umudumuzu kestik”.

Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü;

“Artık konuşmakla bir yere varılamayacağını anladık. Bu saatten sonra birlik olup eylem yapmalıyız. Yapılan yasalar eksik. Oysa birbirini tamamlamalı. Bunları anlatınca farklı anlaşılıyor. Ben borç almak istiyorum. Bankada nakitim var. Alacağım borç, nakit paramdan az. Ama seçilen Başkanı, Belediye Meclis üyelerini bir tarafa koyarak, maliye bütçe dairesi memurlarını üstümüze koyuyorlar. Belediyeleri vesayet altına almak istiyorlar. Maliye bütçe dairesinden onay alacaksınız deniyor. Atanmış memurlar, seçilmiş yöneticilere ne yapacağını söyleyemez.

İhaleye çıkınca 42 gün asılı kalacak deniyor. Zaten görev süremiz belli, on ihale yapacak olsanız süre yetmez. Sözde bizi denetleyecekler. Çevre dairesiyle de sıkıntılarımız var. Bizden habersiz, özel şirketler çevre dairesi ile anlaşarak çöp toplamaya geliyor. Çöp kimin sorumluluğunda? Bunlar hep sorun, hep yetki karmaşası, düşünün antik limanda yetki karmaşası 10 yıldır çözülemedi. Limanda bir lamba arızalansa kim yapacak, herkes belediyeyi muhatap alıyor. Ben anlatamıyorum. Merkezi hükümetin önümüzü açması gerek.

Arıtma konusu en sıkıntılı olduğumuz mesele. 7 milyon Euro isteyen bir yatırım. Büyük yatırım bunlar. Herkes otelini, üniversitesini Girne de yapmak istiyor. Ama artık Girne bu yükü kaldırmıyor. Bu konularda imar iznini biz vermiyoruz. Ama altyapı sıkıntısını biz çekiyoruz ve zaman zaman yetersiz kalıyoruz. Fakat planlaması bize ait değil. Bir kentte altyapı ile üst yapı beraber gelişmezse orada sorun bitmez.

Bu gelişme, konut, yol, park yeri, sosyal ihtiyaç ve kültürel uyum yönünde ihtiyaçları getiriyor. Bunların karşılanmasını kim nasıl yapacak, bunların hep düşünülerek planlama ile yapılması gerek. Yoksa bu gidişat daha ciddi sorunları getirecek.”

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Mayıs 2017, Pazartesi    İş gücü anlaşması Suriyeliler için mi?
19 Mayıs 2017, Cuma    Akıncı, Anastasiadis gider, başkaları gelir
17 Mayıs 2017, Çarşamba    Tek sorun ikinci iş değil
15 Mayıs 2017, Pazartesi    Engelliler insan değil mi?
10 Mayıs 2017, Çarşamba    Yiğit mi, mehter mi, hiçbiri ciddi değil
8 Mayıs 2017, Pazartesi    İmaj ve bu ülkeye neden turist gelsin?
5 Mayıs 2017, Cuma    Çarpıklığının düzen olduğu ülke
3 Mayıs 2017, Çarşamba    Tarihe, tarihi ayıp
1 Mayıs 2017, Pazartesi    Her insana borcunuz var
28 Nisan 2017, Cuma    Anastasiadis kaçtıkça, Yiğit Bulut yaklaşıyor

İş gücü anlaşması Suriyeliler için mi?
Erçin ŞAHMARAN | 22 Mayıs 2017, Pazartesi
“İşimizi kaybediyoruz, Suriyeliler, şimdi de Çinli işçiler bizim işlerimizi alıyor.

Bartın’ın Amasra ilçesinde, bir kömür madeninde, 28 çalışan işten çıkarıldı ve yerlerine Çin’den 28 çalışan getiri...
Akıncı, Anastasiadis gider, başkaları gelir
Erçin ŞAHMARAN | 19 Mayıs 2017, Cuma
“Geldiğimiz noktada somut olarak Cenevre Konferansı'nın yeniden toplanması için haziran ayını önerdik.
BM Genel Sekreteri ve yardımcısı Eide'nin Haziran içinde uygun bir tarihin saptanması şartıyla bunu söyledik. Anc...
Tek sorun ikinci iş değil
Erçin ŞAHMARAN | 17 Mayıs 2017, Çarşamba
Unutmam mümkün değil.
Soğuk, yağmurlu kış geceleri, hepimiz bir odaya kapanırdık.
Annem kendince önlem alırdı, odadan çıkmak yok, dışarıdan gelen seslere aldırmak yok.
Bu şekilde güvende olmamızı sağlamaya çalışırd...