Ana Sayfa >> Yazarlar Erçin ŞAHMARAN | 17 Temmuz 2017, Pazartesi
Ankara'da 15 Temmuz
Paylaş  
15
39
16

Bir yıl önceydi, 15 Temmuz 2016.

Akşam, hatta gece saatleri, ilk başlarda ne olduğunu anlamadık.

Türkiye televizyon kanalları an ve an yayın yapıyordu.

Bir karmaşa başladı, bazı kanalların yayını kesildi, sonra köprüden görüntüler geldi.

Yollar kapanmış, askerler sokaklardaydı.

Uçaklar, Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalamıştı.

İnsanlar yollara çıktı, tankların önüne yattı.

Bir kalkışmaydı yaşanan, bir askeri darbe girişimi.

Başarılı olunamadı, yapılmak istenen bertaraf edildi.

Tarihe bakacak olursak, Türkiye askeri darbelerin acısını çok çekti.

Demokrasi, insan hakları çok yara aldı.

Farklı görüşler, farklı siyasi hareketler engellendi, bedel ödedi.

15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye’de bir mücadele başladı.

20 Temmuz da “Olağan Üstü Hal” ilan edildi.

Darbe teşebbüsünden sorumlu tutulan, “Fetullah Gülen Terör Örgütü” yani FETÖ ve mensupları, özellikle kamusal görevlerden ayıklanmaya, temizlenmeye başlandı.

Başka çevrelerden insanlar da gözaltına alındı.

Süreç hala devam ediyor, yapılan mücadele, gözaltılar, mahkemeler, görevden ihraçlar hala sürüyor.

Aslında yaşanan sırf askeri darbe girişimi değildi.

Daha önceki darbe girişimlerinden farklı noktalar var.

Devlet içinde devlet olma, devleti, kamusal gücü her türlü yolu kullanarak ele geçirme.

Askeri, Milli İstihbarat Teşkilatını, polisi, yargıyı, spor kulüplerini, eğitimi kontrol ederek insanları yönlendirmek, istediği düzeni kurmak.

Askeri gücün tamamı değil, bir kısmı bu girişimin içinde idi.


Bu yapılanma yıllardır konuşuluyor, Uğur Mumcu gibi önemli gazeteciler bu yapılanmaya yıllar önce dikkat çekmişti.

Askeri kurumların, ordunun tüm birimlerinin, spor kulüplerinin, uydurma davalarla çökertilmeye çalışıldığı, devlet kurumlarına, üniversitelere sızıldığı ve siyasal boşluk nedeniyle hızlı bir şekilde kadrolaştığı bir dönem yaşandı.

Bu süreci en başından başlayarak, 15 Temmuz gecesi yaşananları yerinde görüp, bilgi alma şansım oldu.

KKTC’den bir grup gazeteci arkadaşla yapılacak anma etkinliklerini izlemek üzere Ankara’ya davet edildik.

Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım ve Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş’un katıldığı toplantıları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis konuşmasını izledik.

52 ülkeden 340 gazetecinin izlediği bu toplantılarda, Türkiye yetkilileri özellikle bazı konuların üstünde durdular.

Bu yapılanmanın devlet içinde yıllardır var olduğunu, 1975 yılından buyana özellikle askeri okullara öğrenci sokulduğunun tespit edildiğini anlattılar.

Gözaltılar ve görevden alınmaların hukuki ve adil olarak yapıldığını seslendirdiler.

Oldukça yoğun birkaç gün yaşadık.

Bunlar elbette Türkiye’nin kendiyle yüzleşeceği, muhasebesini yapacağı ve aynı zamanda bizleri de etkileyecek olaylar.

Nitekim Türkiye’nin KKTC Büyük Elçisi Derya Kanbay, biz Ankara’da iken önemli açıklamalar yaptı.

FET֒nün KKTC’de birçok kuruma sızdığını anlattı.

Kim, nasıl sızdırdı?

Bu açıklamalar yapıldığı yerde kalır mı, KKTC makamları sahiplenir mi, göreceğiz.

Türkiye de belli ki bu süreç sürecek, önemli olan hukukla, haklının ve haksızın adaletle ayrıldığı, benden olan, ben olmayan ayrımı yapılmadan, din, dil, ırk gözetmeden yasa dışılığın üstüne gidilmesi.

Söylediğim gibi görünen o ki bu süreç daha devam edecek.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Kasım 2017, Cuma    Bir seçim sorusu "hedef var mı?"
15 Kasım 2017, Çarşamba    İrade yoksa, seçim çözüm değil
13 Kasım 2017, Pazartesi    Demek ki hepsi aynı değilmiş
10 Kasım 2017, Cuma    Yeni cezaevi de yetmeyecek
8 Kasım 2017, Çarşamba    Kıbrıs'ın seçimleri
6 Kasım 2017, Pazartesi    Tahsin Mertekçi ve sıra hangimizde?
3 Kasım 2017, Cuma    Seçim biter “aklanma” sancısı bitmez
1 Kasım 2017, Çarşamba    Bakan Berova göreve devam etmeli
30 Ekim 2017, Pazartesi    "Ehliyet sistemi" terörü besliyor
27 Ekim 2017, Cuma    Bakan Berova bu haberi gördü mü?

Bir seçim sorusu "hedef var mı?"
Erçin ŞAHMARAN | 17 Kasım 2017, Cuma
Bu ülkeye yapılan en büyük kötülük nedir?

Saymaya kalksak liste çok uzar.

Ama işin esası “hedefsizlik”, hedef yoksa, motivasyon yok, bir şey yapma, başarma isteği yok.

Hele hak etmeden, çalışmadan, hede...
İrade yoksa, seçim çözüm değil
Erçin ŞAHMARAN | 15 Kasım 2017, Çarşamba
Artık sözler, söylemler değil, icraatlar konuşulmalı.

“Güzel şeyler de yok mu?” çok sorulan bir soru.

Elbette vardır, ama neden daha güzel olmadığını, daha güzel olması gerektiğini göz ardı edemeyiz.

Ön...
Demek ki hepsi aynı değilmiş
Erçin ŞAHMARAN | 13 Kasım 2017, Pazartesi
Hummalı bir çalışma var.

Siyasi partiler, aday adaylarını belirliyor.

Bu seçim farklı olacak, değişik olacak, son dönemlerde yapılan siyasal seçimlere baktığımızda bunu görmek zor değil.

Bu seçim daha fazla alterna...