Ana Sayfa >> Yazarlar Gökhan ALTINER | 11 Ocak 2017, Çarşamba
Son sözü Ankara söyleyecek!
Paylaş  
12
24
9

  • Kim ne derse desin Türkiye’nin Kıbrıs konusunda sözü de kilosu da ağır ve evet son sözü bence Ankara hükümeti söyleyecek. Hem ekonomik hem de askeri açıdan üç garantör içerisinde bölgede tek sözü geçen ülke Türkiye. Milliyetçilik yapmıyorum, İngiltere’nin gücünü ve diplomasi cambazlıklarını, entrikalarını biliyoruz. Ama şu da bir gerçek ki Ankara’nın olur demeyeceği bir antlaşma gerçekleşmeyecektir. Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın büyükelçilerle yapmış olduğu bir toplantıda Kıbrıs sorununu çok doğru özetlediğini gördüm “AB Kıbrıslı Türklere kazık attı…’’
  • Liderler şu an Cenevre’de adeta zamanla yarışıp çözülmemiş 25 maddeyi çözüme ulaştırmaya çalışıyorlar. Perşembe günü beşli konferans hangi düzeyde gerçekleşirse gerçekleşsin liderler mal-mülk, toprak-harita, dönüşümlü başkanlık ve dört hukuku bir yerlere varmış olacak masaya oturacak.
  • Garantiler konusunda ise son sözü Türkiye söyleyecek.

Meslek hayatım boyunca uzun yıllar haber editörlüğü yapmış biri olarak bana bu mesleği öğreten abilerimin kulağıma sürekli yaptıkları bir nasihat vardı: “Rum basınına güvenme ve çok zorda kalmazsan oradan haber alıp bültene koyma” şeklindeydi.  Çünkü Rumlar oldum olası dedikodu mekanizmasını bizden çok daha iyi çalıştıran sürekli yalan yanlış bilgiler yayan bir yapıya sahip olmuşlardır. Cenevre’de hummalı bir şekilde görüşmeler devam ederken önemli bir kriz çıktı. Fakat bu kriz taraflar arasında değil Rumların kendi arasında yaşanmış bir krizdi.  Cumhurbaşkanı Akıncı’nın peyderpey Kıbrıslı Türk parti başkanlarını ve siyasilerini bilgilendirdiğini öğrendim önceki gün ve düşündüm ki aynı şeyi muhtemelen Rum lider Anastasiadis de yapıyordur. Hatta hatta Nikos’un duruşu zaman zaman cesur olsa da muhalefetinden çok çekindiği için daha çok bilgi aktarıyordur diye düşündüm.

Böyle düşünmekte hiç de yanılmamışım. Rum lider Nikos olanı biteni Ulusal Konsey’in eline veriyormuş meğer ve gelin görün ki bu Ulusal Konsey’deki siyasiler bazı belgeleri dışarıya sızdırmış. Evet Cenevre’de dün belge sızdırma konusu adeta kriz yarattı ve Nikos’u çılgına çevirdi. O kadar bir kızmış ki Rum lider, artık belge vermemeye karar vermiş.

Düşünsenize Nikos’un düştüğü durumu. Kendi taraftarlarına güvenemez hale geldi adam. Günün sonunda Cenevre’de iki halkın kaderi çiziliyor ve sen dışarıya belge sızdırıp çözümü provoke etmeye çalışıyorsun. Rumların da adamlıkları bu kadar işte.

Cenevre’de ne olup bitiyor?

Kıbrıs Postası Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rasıh Reşat’ın yapmış olduğu derin temaslar neticesinde Reşat’ın ‘şişman kadın son sözü söylemedi’ istihbaratı açıkçası bana Ankara hükümetini hatırlattı. Hani bu bilgiyi kim söyledi ya da bu ifadeyi kim kullandı bilmiyorum ama bizim de Anavatan sıfatıyla andığımız, zikrettiğimiz Türkiye geldi açıkçası aklıma.

Tabii İngiltere Başbakanı May de aklıma gelmiyor değil ama bir gerçek daha var ki İngiltere bu sürece 1974’te de olduğu gibi pek sevimsiz ve pek umursamaz bir hava içinde katkı koyuyor. Hatta hatta biraz da zoraki İngiltere Dışişleri Bakanı Cenevre’nin yolunu tutmamış mıydı?

Son sözü Ankara söyleyecek

Kim ne derse desin Türkiye’nin Kıbrıs konusunda sözü de kilosu da ağır ve evet son sözü bence Ankara hükümeti söyleyecek. Hem ekonomik hem de askeri açıdan üç garantör içerisinde bölgede tek sözü geçen ülke Türkiye. Milliyetçilik yapmıyorum, İngiltere’nin gücünü ve diplomasi cambazlıklarını, entrikalarını biliyoruz. Ama şu da bir gerçek ki Ankara’nın olur demeyeceği bir antlaşma gerçekleşmeyecektir.

Binali Yıldırım olayı özetledi

Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın büyükelçilerle yapmış olduğu bir toplantıda Kıbrıs sorununu çok doğru özetlediğini gördüm. Bakınız Binali Yıldırım ne dedi: “Alınan bir takım mesafeler, anlaşılan konular var. İşin Türkiye'yi ilgilendiren tarafı da bu. Ada'da adil, eşit bir yönetişim sistemi garanti altına alınmalıdır. Sadece toplumların birbirine güvenleri yetmez. Geçmiş dönemlerde yaşanan acı tecrübelerin ışığında her şeyin teminat altına alınması lazım.

AB geçen sefer olduğu gibi işin kenarında durmamalı. 2004'te işte bize kazık attılar daha doğrusu Kıbrıs Türk tarafına kazık attılar. Bu sefer aynı şeyi yapmayın dedim. Türk tarafı Rum tarafı birliğin aynı anda üyesi olacaksa bu dörtlü özgürlükten taviz verilmemesi lazım.'' http://www.kibrispostasi.com/yildirim-2004te-ab-kibris-turk-tarafina-kazik-atti-10012017

Bakınız Yıldırım aslında bu sözlerle neden garantilerin olması gerektiğini açık bir dille izah ediyor. 2004 yılında Rum tarafı tek taraflı olarak AB’ye alındılar ve Kıbrıslı Türkler evet dediği için 259 milyon avro ile ödüllendirildiler güya. Ne oldu peki? Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw çıktı ve “Rumları AB’ye almamız hataydı” dedi, peki daha sonra ne oldu? Straw görev süresi dolmadan görevinden alındı. Dönemin Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile o açıklamanın yapıldığı gün birlikteydim, hasbelkader kendisinden özel bir mülakat almak için randevulaşmıştık.

Yüzünden düşen bir parçaydı. Ne oldu Sn. Yakovu dedim; hayli sinirliydi. “Böyle açıklama mı olur? Olacak gibi değil!” diye söylendi ve ekledi: “Bu bir kriz.” Zaten kısa bir süre sonra da Straw görevinden alındı.

Anlıyor musunuz şu Rumların siyasi anlamdaki gücünü ve İngilizlerin ne kadar yanardöner olduğunu?

İşte bu noktada Türkiye’nin her ne şekilde olursa olsun garantisinin ya da üs bulundurmasının, asker bulundurmasının ne kadar önemli olduğunu anlıyor musunuz?

Sonrasında oturup ağlarız beyler. Unutmayın tarih tekerrürden ibarettir. ‘Bilmem ne yapılmış şeyin davası olmaz’ der eskiler, aynen bu durumu yaşarız.

Bu en nihayet bir güvensizlik meselesidir. Mevcut durumun sürdürülebilir bir durum olmaktan çıktığını defalarca kez yazdık ama ben istemiyorum ki Türkiye’den bir ev satın alıp ne zaman kaçsam diye düşünecek durumlara düşmeyi.

Liderler şu an Cenevre’de adeta zamanla yarışıp çözülmemiş 25 maddeyi çözüme ulaştırmaya çalışıyorlar. Perşembe günü beşli konferans hangi düzeyde gerçekleşirse gerçekleşsin liderler mal-mülk, toprak-harita, dönüşümlü başkanlık ve dört hukuku bir yerlere varmış olacak masaya oturacak.

Garantiler konusunda ise son sözü Türkiye söyleyecek.

*************

Günün Sözü

İdare edilebilen zorluklar, kazanılmış fırsatlardır.

Winston Churchill

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
27 Mart 2017, Pazartesi    Telefonla konuşan yandı; ya uyuşturucu kullananlar?
24 Mart 2017, Cuma    Suni çözüm arayışları… Nereye kadar?
23 Mart 2017, Perşembe    Seçim sistemi değişiyor-Üç bölgeli seçim önerisi de var
22 Mart 2017, Çarşamba    Erhürman'la, CTP'yi konuştuk
21 Mart 2017, Salı    Akıncı masaya neden dönsün?
20 Mart 2017, Pazartesi    Bu adamlar iktidara yürüyor
17 Mart 2017, Cuma    CTP neden birinci parti değil?
16 Mart 2017, Perşembe    Başbakan kabineden rahatsız!
15 Mart 2017, Çarşamba    Görevden alınacak iki bakan kim?!
14 Mart 2017, Salı    Motor kazaları neden arttı?

Telefonla konuşan yandı; ya uyuşturucu kullananlar?
Gökhan ALTINER | 27 Mart 2017, Pazartesi
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst telefonla konuşmanın cezasının değişeceğini açıkladı ve artık telefon suçundan yakalananlar 800 TL ile 30 trafik puanından olacak. İlk bakışta “Bu kadar da acımasız olunur ...
Suni çözüm arayışları… Nereye kadar?
Gökhan ALTINER | 24 Mart 2017, Cuma

Eğer her iki halk evet demezse ya da Annan Planı’nda olduğu gibi bir durum ortaya çıkarsa 1960 yılındaki bir yöntemin denenebileceği de konuşuluyor. Yani bir sabah uyanırız ve her iki lider bir antlaşmayı imzalamış ...
Seçim sistemi değişiyor-Üç bölgeli seçim önerisi de var
Gökhan ALTINER | 23 Mart 2017, Perşembe

UBP içindeki güvenilir kaynaklarımdan aldığım bilgilere göre hükümet seçim sisteminde ciddi değişiklikler yapmaya hazırlanıyor. Bildiğimiz gibi Lefke’nin de ilçe olmasının ardından ilçe sayısı altıya çıkmıştı. UBP-D...