Ana Sayfa >> Yazarlar Gökhan ALTINER | 21 Nisan 2017, Cuma
Ertuğruloğlu'nun hayali hangisi?
Paylaş  
35
52
30

  • Bu iki konsept birbirine çok yakındır aslında. Eğer KKTC için hayal ettiğimiz; bir başkan olsun, halk seçsin ve ülkeyi tam anlamıyla o yönetsin tüm yetkiler elinde toplansın, astığı astık kestiği kestik olsun işte bu diktatörlük şeklinde bir başkanlık olur. Bir kere başkan denetlenebilmeli, her istediği yasayı şıp diye geçirememeli, kongre onu kontrol etmeli ya da Meclis önemli yetkilerle donatılmalı. Bu anlattıklarım birçok şekilde düşünülebilir çünkü birçok farklı şekli var başkanlığın. Başkan dediğiniz adam bir sürünün çobanı olmamalı demek istiyorum. Peki bizim ülkedeki siyasiler böyle bir şey ister mi? Yani kontrol edilmek, sorgulanmak ister mi? Cevabı siz verin!

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ortaya bir fikir attı ve dedi ki “Bizde de başkanlık sitemi olsun.” Bu öneri yıllar önce merhum Denktaş bey tarafından da ortaya atılmıştı ve yine merhum Bülent Ecevit de siz küçük bir ülkesiniz size en iyi başkanlık uyar demişti.

Tabii başkanlık derken nasıl bir başkanlık sistemi olsun bu da son derece önemli. Tahsin bey bu öneriyi ortaya atarken altını doldurmadı. Dünyanın pek çok ülkesinde başkanlık sistemi var ama her ülkenin başkanlık sistemi şekli farklı.

Başkanlık sistemi Amerika kıtası, Brezilya, Küba gibi ülkelerde var, çoğunlukla da Afrika ülkelerinde var ama bunların en sağlıklı çalışanı şüphesiz ki Amerikadır, çünkü Amerika’da hem sağlam bir yargı sistemi var; öyle bir yargı sistemi ki başkanı oturduğu yerde sallayabilir. Dahası kongre var, senato var ki başkana nefes aldırmıyor.

Çoğu ülkede böyle bir yapı yok. Ağırlıklı olarak başkan biraz diktatör konseptinde çalışıyor. Tahsin beyin hayal ettiği başkanlık sistemi hangisidir bilemem ama KKTC’de başkanlık sistemi pek de başarılı çalışmaz bunu da yeri gelmişken söyleyeyim.

Tabii sebepleri var bunun ama sebeplerine geçmeden nasıl bir başkanlık arzu ettiğimiz de önemli.

Sn. Ertuğruloğlu bu söyleyeceğime kızabilir ama örneğin Rum tarafındaki son derece ideal bir başkanlık sistemidir ve uygulanabilir. Ama Amerika’daki bizde uygulanamaz.

Bir kere yargı sistemi bizde çökmüş, adeta alarm veriyor. Güçlendirilmesi lazım ama hükümetler hiçbir zaman güçlü bir yargı istemediği için yargıyı güçlendirmemişler.

Küçük bir ülke de senato kuramazsınız ya da kurarsınız, vekillerin yerini senatörler alır; hadi diyelim bu tamam, peki ya kongre nasıl olacak? Bizde Meclis’in komiteleri bile son derece yavaş çalışıyor ve yasa üretemiyor.

Kongre olmazsa Başkanı kim kontrol edecek.

Tabii yine tekrar etmekte fayda var nasıl bir başkanlık sistemi hayal ettiğiniz de son derece önemli!

Diktatörlük mü başkanlık mı?

Bu iki konsept birbirine çok yakındır aslında. Eğer KKTC için hayal ettiğimiz; bir başkan olsun, halk seçsin ve ülkeyi tam anlamıyla o yönetsin tüm yetkiler elinde toplansın, astığı astık kestiği kestik olsun işte bu diktatörlük şeklinde bir başkanlık olur.

Bir kere başkan denetlenebilmeli, her istediği yasayı şıp diye geçirememeli, kongre onu kontrol etmeli ya da Meclis önemli yetkilerle donatılmalı. Bu anlattıklarım birçok şekilde düşünülebilir çünkü birçok farklı şekli var başkanlığın.

Başkan dediğiniz adam bir sürünün çobanı olmamalı demek istiyorum.

Peki bizim ülkedeki siyasiler böyle bir şey ister mi? Yani kontrol edilmek, sorgulanmak ister mi?

Cevabı siz verin!

Avrupa’da olsa Başbakan istifa ederdi

Malum konu, son günlerde tartışılıyor. Başbakan Özgürgün’ün kızının diploma törenine gitmesi. Ben bu olaya farklı bakıyorum. Hüseyin bey neticede bir Başbakan ve kızının diploma törenine de gitse resmi bir ziyaret için de gitse kendine ait bir bütçesi var. Korumasını da götürecek, özel kalemini de. Bu en doğal hakkı.

Haaa kedisini yavrusunu değil tabii. Şoförüdür, fotoğrafçısıdır gitmemesi lazımdı. Günün sonunda Başbakan istese diploma törenine gitmişken resmi bir ziyaret de yapabilirdi. O zaman kullandığı para sorun olur muydu?

Bakınız Cenevre’ye gidip hiçbir toplantıya katılmamasını eleştirdim, çünkü devletin parasıyla bir zirveye gitmişseniz bunun gereğini yapmanız gerekirdi.

Ama bir Başbakan herhangi bir ülkeye istediği amaç için gider ve bunun için de zaten kendisine ait bütçesi vardır.

Nasıl ki Cumhurbaşkanı’nın örtülü ödeneği var ve nasıl harcadığı sorgulanamaz, bu da aynı olay.

Ama Başbakan Özgürgün’ün yaşadığı bu olay İngiltere’de yaşansaydı doğrudan istifa etmek zorunda kalırdı, Hüseyin bey.

Neden peki? Çünkü siyasi kültürümüz aynı değil.

Başbakan,  Ertuğruloğlu için böyle bir açıklama yapmamıştı

Aklıma birden Tahsin beyin ulaştırma bakanıyken, Ombudsman Emine Dizdarlı ile yaşadığı polemik geldi. Konunun derinine inmeyeceğim ama Emine hanım Tahsin bey konusunda da yetkilerini aşmıştı ama Hüseyin bey o gün çıkıp yetkinizi aştınız dememişti. Bunu da not olarak düşmek istedim.

Konudan uzaklaşmayalım, demem o ki başkanlık sistemi biraz da siyasi kültürün sağlamlığı ve altyapısının hazır olmasıyla ilgili bir durum.

Bizim ülkemizde siyaset gelişmedi ki yetkiler tek elden yönetilsin.

Bugün kabinenin bazı üyelerinin adı rüşvet iddialarına bile karışabiliyor ama gerçek ama yalan, var mı ortada bir soruşturma, yok. Var mı bir istifa yok.

Bu da demek oluyor ki siyasi kültür daha çok fırın ekmek istiyor bizde.

Böyle bir anlayışın hakim olduğu küçük bir ülkeye başkanlık sistemini getirirseniz başkan olacak kişi günün sonunda despot olur çıkar.

Tabii Tahsin beyin belki de arzuladığı siyasi kültürün daha çok geliştiği ve KKTC’yi zirveye çıkaracak bir başkanlık sistemidir. Bunu anlayabilirim ama bu koşullar henüz bizde mevcut değil.

İllaki olsun diyorsak Rum tarafı en iyi örnektir derim…

************

Günün Sözü

YürekIi bir kadının başı, yüreksiz bir erkeğin omzuna ağır geIir!

Nazım Hikmet

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Aralık 2017, Pazartesi    Hürriyet'in derdi ne, arkasında kim var?
15 Aralık 2017, Cuma    Seçimlerden sonra başkanlık sistemi...
14 Aralık 2017, Perşembe    İslam dünyası ayağa kalktı
13 Aralık 2017, Çarşamba    Tufan Hoca'yı kararlı gördüm; peki ya sonrası?
12 Aralık 2017, Salı    Özgürgün uzun yıllar başbakan kalacak anladığım...
11 Aralık 2017, Pazartesi    Doktorlar arasında seçim dayanışması. Pes doğrusu...
8 Aralık 2017, Cuma    FETÖ'cüler ve ütücüler!
7 Aralık 2017, Perşembe    Dürüst: "UBP tek başına iktidarı zorluyor"
6 Aralık 2017, Çarşamba    Gezici'yi kim finanse ediyor?
5 Aralık 2017, Salı    Özgür: "Değişim başka bahara kalmasın"

Hürriyet'in derdi ne, arkasında kim var?
Gökhan ALTINER | 18 Aralık 2017, Pazartesi
Bir süreden beridir Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün özel hayatı bazı mercilerle gündeme getirilmeye çalışılıyor. Bu konuyu daha önce de kaleme aldım bir daha kaleme alma ihtiyacı hissettiğim için yeniden yazıyorum....
Seçimlerden sonra başkanlık sistemi...
Gökhan ALTINER | 15 Aralık 2017, Cuma
• Çoğu ülkede böyle bir yapı yok. Ağırlıklı olarak başkan biraz diktatör konseptinde çalışıyor. Önceleri başkanlık sisteminin biz de sağlıklı çalışmayacağına dair düşüncelerim vardı ancak içinde bulunduğumuz dur...
İslam dünyası ayağa kalktı
Gökhan ALTINER | 14 Aralık 2017, Perşembe
• Asıl önemli mesele ise ortadoğuda işler tam da Rusya’nın istediği gibi gidiyor. Yani bir zamanlar Batı dünyasının ele geçirdiği  Arap ülkeleri ve Osmanlı İmparatorluğunu çökertmesi, son Osmanlı topraklar...