Ana Sayfa >> Yazarlar Göksel SAYDAM | 27 Mart 2017, Pazartesi
Bu ülkede denetim olmazsa hiçbirşey olmaz (1)
Paylaş  
30
50
28

Hangi devlet mekanizmasında, kurumda, kuruluşta, organizasyonda olursa olsun veya bir tür kurum olarak kabul edilen aile birliğinde bile denetimin çok büyük önemi vardır. Denetimin olmadığı yerde başıboşluk, keyfilik, kaos, yasa dışılık, haksız kazanç veya çıkar ile çeşitli mağduriyetler,  ahlaksızlar vs. olumsuzluklar oluşur.

Dünyada birçok denetim türü vardır. Denetimi en basit ifadeyle “Mali” ve “İdari” olmak üzere iki anabaşlık altında gruplandırmak mümkündür. Bu gruplar altında yeralan denetim türleri kendi aralarında değişik yöntemlerle gerçekleştirilir. Örneğin, mali denetim grubu altında yeralanalar “İç Mali Denetim” ve “Dış Mal Denetim” şeklinde iki gruba ayrılır.  “İç Mali Denetim” kurumlarını kuruluş, yasalarında veya devletlerin kamu mali denetimi düzenlemelerinde yeralır. “Dış Mali Denetim” ise özellikle yasa ile kurulmuş kurumlar veya “Bağımsız Denetim Yetkisi” ve sahip kişiler tarafından gerçekleştirilir.

Alt gruplar altındaki yöntemlerin uygulanması “Sürekli Denetim” ve “Dönemsel Denetim” olmak üzere gerçekleştirilir. Her iki grupta yeralan mali denetimler, yükümlülüklerin yerine getirilmesi, belgeye dayalı kayıt esası ile fiziki kontrol esasına gerçekleştirilir. Hangi yöntemlerin uygulanacağı ise denetime tabi kurumun, kuruluşun veya herhangi bir organizasyonun faaliyet türü, yönetim ve organizasyon şekli ile kuruluşunu düzenleyen yasal mevzuat kuralları dikkate alınarak uygulanır.

“İdari Denetim” grubunda yeralanlar sürekli ve dönemsel olmak üzere verimlilik, performans, yasalara uygunluk ve hesap verebilirlik esasları ile mali denetimde olduğu gibi iç ve dış denetim şeklinde gerçekleştirilir. Herhangi bir denetimin başarılı olabilmesi için mali ve idari denetimlerin olanaklar ölçüsünde birlikte ve koordineli olacak şeklinde yapılması gerekir.

Yukarıdaki özet açıklamalarına bakıldığı zaman özellikle devlet kurumları ile kamu kuruluşlarının yasalar tarafından kendilerine verilen denetim yetkilerini gerektiği gibi ve etkin şekilde kullandıklarını söylemek mümkün değildir. Sayıştaylık, Başbakanlık Denetleme Kurumu, Maliye Teftiş Kurulu, Yüksek Denetim Denetçisi (Ombudsman), Merkez Bankası, Polis Genel Müdürlüğü ile Belediyeler vs. kuruluşların denetim görevlerini etkin şekilde kullanamamalarının nedenlerinden bazıları personel ve lojistik destek yetersizliği gerekçe gösterilmektedir.

Polis Genel Müdürlüğü, Merkez Bankası ile Ombudsman kurumunun herşeye rağmen denetimine verdiği önem dolayısıyla olanaklar ölçüsünde etkin denetimler yaptığı kanaatindeyim. Yüksek Denetim Denetçisi her ne kadar da denetim bulgularını Meclise raporlamak ve halkla da paylaşmayı gerekli görüyorsa da suç bulguları hakkında herhangi adli işlem yetkisi ile donatılmış değildir. Ancak, bahse konu denetim kurumlarının denetim görevlerinin gerektiği gibi yapılmamasının mutlak nedenleri sadece bahse konu unsurlar olmayıp, “denetim” kelimesinden korkan ve hesap verebilirlikten hiç de hoşlanmayan birçok siyasilerin davranışlarından kaynaklanmaktadır.

Öteyandan, devletin, kamu kurumlarının ve işletmeler ile diğer organizasyonların mali ve idari bakımdan denetlenmesinde denetim özelliği ile yönetenlerinin de büyük rolü vardır. Diğer bir anlatımla, idari sistem denetim yöntemlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. İlgili kurumların, işletmelerin ve organizasyonların sistemleri ne kadar basit pratik, güvenli ve halka hizmet odaklı çalışıyorsa denetim de o kadar etkin, güvenilir ve erken sonuçlanır.

Ülkemizin denetim potansiyeline baktığımız zaman maalesef yeterli ve etkin olduğunu söyleyemem. Dikkat edilecek olursa denetimler özellikle ilgili dönemde trafikte veya sağlıkta meydana gelen maddi zarar ve ölümle sonuçlanan olayları ile yolsuzluk veya ihmal dolayısıyla meydana gelen maddi zarar olayları sonucunda başlamakta veya hız kazanmakta ancak olayın kamuoyundaki etkisi azaldıktan veya unutulduktan sonra ilgili denetimler tekrar durma aşamasına dönüşmektedir.

Örneğin, hertürlü zorla tahsil yetkileri olmasına rağmen iktidarların yıllarca vergilerini, seyrüsefer ruhsatlarını ve sosyal sigorta yükümlülükleri gibi tahsil etmedikleri kamu alacakları için çeşitli af düzenlemeleri yapmakta, bir vatandaşlık görevleri olan vergilerini zamanında ödemek suretiyle yerine getirenler ise enayi durumunda bırakılmaktadır. Siyasal vs. rant uğruna devlet ve kamu kuruluşlarının alacaklarını tahsil etmekten aciz “tahsilat yeteneği olmayan” iktidarlardan elbette ki denetime önem vermelerini beklemek olanaksızdır.

Denetimsizlik dolayısıyla halkın vergilerinden oluşan milyonlarca lira zarar hesabını kim verecektir? Buna neden olanlar hakkında soruşturma ve adli işlemler başlatılacak mı?

Her türlü kaydın ve olanağın var olmasına seyrüsefer ruhsatı ve buna ilişkin araç muayene, eksoz emisyon ve araç sigorta poliçesi yaptırma gibi yükümlülükleri denetleyemeyen bir hükümetin dünyada benzeri bir uygulaması bulunmayan “Çipli” bir sistemle denetlenmesi işlemlerini denetleyecek kapasiteyi nereden bulacaktır? Keza plansızlık, öngörüsüzlük ve envantersizlik nedeniyle milyonlarca lira tutarında zamanı geçmiş ilaç ve tıbbi malzemenin çöpe atılması denetimsizliğin bir başka göstergesi değil mi?

Bu örneği en küçük kurumu olan aile müessesine indirgediğinizde çocuklarını denetlemeyen bir aile reisinin çocuklarının büyük bir kısmının yararlı birer vatandaş olarak yetişmelerini beklemeliyiz.

Dünyanın her yerinde herhangi bir suçun karşılığı cezadır. Cezanın uygulanabilmesi için de suçun varlığının kanıtlanması gerekir. Cezanın temel amaçlarından biri ise caydırıcılık özelliği, dolayısıyla da yasalara uyumun geçekleşmesini sağlamaktır. Halkları yasalara uyum gösteren ülkeler dikkate alındığında bu ülkelerin kişisel ayrımcılığa önem vermedikleri, sosyo-ekonomilerinin gelişmiş olması yanında, insan haklarına ve hukukun üstünlüğü ülkesine de büyük önem verdiklerini görmekteyiz. Hal böyle olunca da halkın devlet aidiyetine olan inancı ve devleti yönetenlere olan güveni yüksek olur.

(DEVAM EDECEK)

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0

KKTC'nin vergi çıkmazının temel nedenleri ve bazı öneriler (2)
Göksel SAYDAM | 22 Mayıs 2017, Pazartesi
Geçtiğimiz haftaki yazımda KKTC’nin vergi çıkmazının çözümü için kamu maliyesinin temelini oluşturan vergi uygulamalarında öncelikle alınacak önlem ve düzenlemeler hakkında görüşler belirterek öncelikle yasaların çağd...
KKTC'nin vergi çıkmazının temel nedenleri ve bazı öneriler (1)
Göksel SAYDAM | 15 Mayıs 2017, Pazartesi
Çağdaş devletlerde kamu giderlerinin karşılanmasında, sosyo-ekonomik gelişmesinde ve vergi adaletinin gerçekleştirilmesinde başvurulan en önemli kaynak hiç şüphesiz vergi enstrümanıdır. Uluslararası vergi ilkeleri kap...
Vergi yasalarının uygulanması ve yorumlanması
Göksel SAYDAM | 2 Mayıs 2017, Salı
Bu konuya öncelikle Vergi Usul Yasası’nın kapsamından ve vergi yasalarının uygulanmasında ki kurallar hakkında bilgi vermekle başlamak istiyorum.
Değiştirilmiş şekliyle 27/1977 sayılı Vergi usul Yasası’nın 2.’nci mad...