Ana Sayfa >> Yazarlar Göksel SAYDAM | 17 Nisan 2017, Pazartesi
Kurumlarımızın ve şirketlerimizin kurumsallaşması gerekir
Paylaş  
26
49
27

Malumunuz olduğu üzere KKTC’deki şirketlerin çok büyük bir kısmı “Özel Limited Şirket” statüsünde kurulmuş ve Şirketler Yasası uyarınca tescil edilmiştir. Bu statüdeki şirketlerin büyük bir kısmı ise “Aile Şirketi” olarak kurulmuştur. Bu statünün dışında kalanlar genellikle bankalar ve sigorta şirketleri olup bazıları “Halka Açık Şirket” bazıları ise Kooperatif Şirketler Yasası uyarınca kurulmuş ve tescil edilmiş şirketlerdir.

Bahse konu finansal kurumlar her ne kadar da Şirketler Yasası uyarınca tescil edilmişlerse de ayrıca bu kurumların yapısal durumları, faaliyetleri ve mali bünyelerine ilişkin esas ve kıstasları düzenleyen özel yasalarda öngörülen kurallara da bağlı tutulmuşlardır.

Esas üzerinde durulması gereken bu kurumlar dışında kalan şirketlerin kurumsallaşmalarını sağlamak suretiyle uzun yıllar mevcudiyetlerini sürdürmeleri için mali ve yönetsel bünyelerinin güçlendirilmesidir.

Günümüzde birçok şirket iflas etmemek veya faaliyetini durdurmak için amatörce ve etkinliğini çoktan kaybetmiş yöntemlerle çaba göstermeye çalışmaktadır. Bu şirketlerin büyük bir kısmının bu duruma düşmesinin nedenlerinden bazıları sektörlerde yaşanan rekabet, globalleşme, kaliteli üretim, gereksiz veya niteliksiz işgücü istihdamı, aile şirketlerin kuşak çatışması, yeniliklere uyum sağlayamama, iç denetimsizlik, kayıtdışı işlemler vb. birçok konu bu olumsuz nedenin bir kısmını oluşturmaktadır.

Yukarıdaki nedenlerden dolayı mali durumu kötüleşen veya gerektiği kadar kâr edemeyen şirketlerin bu durumdan kurtulmaları için bir yol haritasına, yani stratejiye ihtiyaçları olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Pek tabii, kâr elde eden şirketlerin de gelişen ekonomik konjonktüre ayak uydurmaları ve olumsuzluklar yaşamamaları için de yeni stratejiye ihtiyaçları vardır.

Stratejik planlama bir süreç olup sürekli değişen çevre ve ekonomik koşulları, bu planın etkin ve güncel kalması zorunluluğunu gerektirmektedir. Stratejik plan yapıldıktan sonra bir kenara atılan veya unutulan bir belge olmayıp, sürekli izlenerek güncelleşmesine bağlı kalınması gereken bir plandır.

Şirket hissedarları ve pek tabi yöneticileri için en önemli husus amaç planlaması dönemsel iş akışı raporları hazırlanması, bütçeleme, insan kaynakları kalitesi ve iç kontrol süreçlerinin oluşturulmasıdır. Bu stratejik planlamaya kurumsallaşma denir.

Şirketlerin kurumsallaşmaları için toplantılarda bu konuda alınan kararların gerektiği gibi uygulanıp uygulanmadığı veya bu uygulamalar sonucunda sonuçlarını dönemsel esaslarda ne olduğu denetlenip değerlendirilmelidir.

Diğer bir ifadeyle kurumsallaşma, kurumun veya işletmenin kişilere bağımlı olmadan kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla faaliyetlerini sürdürebilmesi ve geliştirebilmesini sağlayan bir yapıya kavuşturulması işlemine denir. Kurumsallaşmanın esas amacı, şirketlerin, kurumların, kuruluşların ve işletmelerin başkan, patron, yönetici ve önemli personele bağımlı olmadan faaliyetlerini amaçları doğrultusunda sağlıklı bir şekilde yürütebilmeleri ve geliştirebilmeleridir. Kurumsallaşma sadece kâr amacı güden şirket, kurum ve işletmelere münhasır bir gereklilik olmayıp özellikle belediyeler, kamu kurum ve kuruluşları için de olmazsa olmazlardan olan bir yapılanma şeklidir.

Birçok kamu kurum ve kuruluşlarının bu günkü olumsuz mali, yapısal ve yönetsel durumlarına bakıldığı zaman çağdaş uygulamalardan ve standartlardan çok uzak olduklarını görmekteyim. Bunun başlıca nedenlerinden en önemlisi siyasal popülizm uğruna kurumsallaşmaya hiç önem verilmemesi veya kurumsallaşmadan uzak durulmasıdır.

Kurumsallaşma için öncelikle yapılması gereken önemli işlemleri şöyle özetleyebiliriz:

  1. Her kademedeki ve statüdeki görevlilerin iş ve görev tanımları ile yetki ve sorumlulukları en açık şekilde yapılmalıdır;

  2. Çalışma kuralları genelgelerle yazılı olarak belirlenmelidir;

  3. Şube ve birimlerin iş akışları personel özlük hakları, mali işlemler, mal ve hizmet üretimi ile pazarlama ilkeleri, prensipleri ve işletme politikaları açıkça saptanmalıdır;

  4. Yetki ve sorumluluklar, o yetkiyi veya sorumluluğu taşıyabilecek kişilere verilmeli ve liyakat ile mesleki bilgi ile tecrübeye azami özen gösterilmelidir.

  5. Nihai kararlar görüşülerek alınmalıdır;

  6. Mali işler ve muhasebe kayıtları güncel ve etkin şekilde tutulup izlenmeli ve gerekli hallerde finansal durum hakkında profesyonel hizmet alınmalıdır.

  7. Personel kariyer planlamasının yapılması ile performans sisteminin ve uygulamasının kurulması;

  8. Kurum içi dönemsel mesleki eğitimlerin yapılmasının sağlanması;

  9. Mali ve yönetsel işlemleri öngörülen prensipler kapsamında izleyip değerlendirmek amacıyla yönetime karşı sorumlu olacak bir iç kontrol sisteminin oluşturulması ve yıllık veya dönemsel bağımsız dış denetim hizmetlerinin alınması sağlanmalıdır.

Belirli bir büyüklüğe kadar gelmiş olan işletme kurucuları ve çevresindeki kısıtlı çalışanları ile ilerleyen işletmeler büyüme arttıkça sorunlar yaşamaya başlarlar. Bu durumda gerekli stratejik planlama yapmayan ve kurumlaşmayı gerekli görmeyen şirket hissedarları veya hissedarlarının bir kısmını herhangi bir nedenle kaybeden işletmeler kısa zamanda krize girer ve bir kısmı da krizden çıkamaz ve faaliyetleri son bulur. Hâlbuki kurumsallaşma işletmenin büyümeye başladığı noktada oluşması gereken çok önemli bir olgudur.

İster kamu isterse özel sektör olsun gelişim için kurumlaşma gereklidir. Kurumlaşmayı da doğru yapabilmek için de bir miktar harcamaya ihtiyaç vardır. Ancak, unutulmamalıdır ki vermeden almak veya yatırım yapmadan kazanmak mümkün değildir. Kurumsallaşma konusunda hiçbir şey yapmamak ise gerilemenin ve kapanmanın başlangıcıdır.

Kurumsal bir kurum veya işletme nasıl olur? Kurumsal bir kurum veya işletme, bireylere bağlı kalmadan sistemin kendi kendine yürüyebilmesidir. Örneğin, bir müdürün, amirin veya yetkili bir kişinin izne ayrılmasıyla işlerin durma noktasına gelmemesi veya karmaşaya dönmemelidir. Diğer bir anlatımla bir kurumda veya işletmede hesabın işinin belli olması ve sorun yaratabilecek durumların alternatifinin olmasıdır. Kurumsallaşmada önemli olan iş ve görevdir. O işe göre eleman alınır, elemana göre iş yaratılmaya çalışılmaz.

Kurumsal bir kurum veya işletme olmak için sadece dünü ve bugünü düşünmenin yanı sıra geleceği de düşünmek gerekir. Esasında kurumsal olmak büyük hesap yapmaktır. Küçük detayları atlamamak ve bugün için getirisi olmayan ancak yarın için çok önemli ve değerli olan hususlara yatırım yapmaktır.

Özetle, yukarıda özetlemeye çalıştığım hususları dikkate aldığımızda kurumların ve işletmelerin gelişmesi, sürekliliği ile nesillere devrinin sağlayabilmesi için kurumlaşma zorunludur. Kurumsallaşma ise, kurumların ve işletmelerin tüm süreç ve işlevlerini tanımlayan ve disiplin ederek sistem haline getiren bir anlayıştır. Ayrıca, kurumlaşma bir kurumda ve işletmede yönetim gücünü kalitesini, itibarını, kurum kültürünü gösteren en önemli bir olgudur.

Öteyandan, kurumlarda ve işletmelerde mali işler ile iç ve dış denetim sisteminin uygulanması kurumsallaşmanın en önemli esaslarından birini oluşturduğu her zaman gözönünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle kurumların ve işletmelerin profesyonel destek alarak kurumlaşmaları da önemli bir husustur.

Sonuç olarak finansal kurumlar dışındaki KKTC kurumlarının ve şirketlerinin kurumlaşmalarıyla ilgili ciddi çalışma yaptıklarını söylemek mümkün değildir. Kanımca finansal kurumların kurumlaşma yönünde önlem almalarının nedeni bu konuda ilgili yasalarda yapılan düzenlemeler sonucu getirilen zorunluluklardır.

Özellikle mal ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren Mahalli Şirket statüsündeki şirketlerin, birkaç tanesi hariç, çok büyük bir kısmının kurumlaşma yönünde hiçbir çalışmada veya girişimde bulunmadığını, faaliyetlerini “mahalle bakkalı” metotlarıyla ve ailevi ilişki anlayışı içinde sürdürmeye devam ettiklerini görmekteyim. Hatta öyle şirket hissedarları ve direktörleri vardır ki neden şirket kurduğunu, şirket olmanın ne gibi yükümlülükleri olduğunu ve nasıl yönetileceğini dahi bilmemektedirler. Tek bildikleri husus, birilerin kendilerine daha az vergi ödeyeceksiniz telkini veya “onun şirketi var benim de şirketim olsun” gibi kopyaya dayalı davranıştır.

Öteyandan, belediyeler ile kamu kurum ve kuruluşlarının mali ve idari durumlarına baktığımız zaman dıştan belki kurumsallaşmış gibi görünebilirler ancak, büyük bir çoğunluğunun gerçek ve çağdaş bir kurumsallaşmadan uzak olduklarını yaptıkları icraatlardan görmekteyiz. Bu konuda KKTC’ni yönetenlere ve mesleki sivil toplum örgütlerine çok büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Hiçbir şey başladığı gibi tarihi ve geleneksel modeller veya geleneklerle devam edemez. Her zaman çağın gereklerine uyum sağlanması kaçınılmazdır. Bunun için de cesaret ve yenilik gerekir.

Hangi hukuksal yapıda veya statüde olurlarsa olsunlar gerek belediyeler ile kamu kurum ile kuruluşlarının gerekse şirketlerin ülkenin sosyo-ekonomisine gerekli katkıyı sağlamaları ve faaliyetlerinin sürdürebilirliğinin gerçekleştirilmesi için mutlaka kurumsallaşmaya gerekli önemi vermeleri gerekir. Aksi takdirde, Kıbrıs konusunda bir anlaşma varılması halinde Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin hiçbir kurumu, kuruluşu, şirketi ve işletmesi Güney Kıbrıs’taki muadil işletmelerle rekabet edebilir durumu olmayacak ve hertürlü ekonomik faaliyetlerde kaybeden bizler olacağız. Kıbrıs konusunda bir anlaşma olması bile kurumsallaşmaya gerekli önem ve uygulama gösterilmediği sürece KKTC’nin sosyo-ekonomik durumu kötüye gitmeye devam edecektir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Ağustos 2017, Pazartesi    "Şerefiye Vergisi" nedir? Ne değildir? (1)
7 Ağustos 2017, Pazartesi    Vergi psikolojisi ve etkileri
31 Temmuz 2017, Pazartesi    Neden siyasiler koltuklarını bırakmak istemezler?
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Vergilemenin gelir dağılımı ilişkisi
17 Temmuz 2017, Pazartesi    Vergi gelirlerinin kamusal hizmetlere dönüşmesi gerekliliği
4 Temmuz 2017, Salı    Vergilemenin mali ve ekonomik prensipleri (1)
26 Haziran 2017, Pazartesi    Verginin yansıması
19 Haziran 2017, Pazartesi    Kamu görevlileri etik davranış ilkeleri (2)
12 Haziran 2017, Pazartesi    Kamu görevlileri etik davranış ilkeleri (1)
5 Haziran 2017, Pazartesi    Vergilemede etkinlik ve vergi reformu

"Şerefiye Vergisi" nedir? Ne değildir? (1)
Göksel SAYDAM | 14 Ağustos 2017, Pazartesi
Son günlerde, Rumlara ait taşınmaz malların Türkleştirilmesi için tazminat kaynağı oluşturulması amacıyla bazı kesimler tarafından “Şerefiye Vergisi” olarak tanımlanmaya çalışılan bir konu kamuoyununun gündemine getir...
Vergi psikolojisi ve etkileri
Göksel SAYDAM | 7 Ağustos 2017, Pazartesi
Konu hakkındaki görüşlerimi belirtmeden önce “psikolojinin” sözlük anlamına özetle değinmek isterim. Türk Dil Kurumunun yayımlamış olduğu “Türkçe Sözlük” isimli 10’ncu baskısında (s.1630) genel anlamda Fransızca köken...
Neden siyasiler koltuklarını bırakmak istemezler?
Göksel SAYDAM | 31 Temmuz 2017, Pazartesi
Son haftalarda KKTC’nin gündemini, Asgari Ücret ve 2017 yılının ilk altı ayında KKTC’de meydana gelen Tüketici Fiyatları Endeksi’nde meydana gelen değişimin halkın satın alma gücünde oluşturduğu ve “Hayat Pahalılığı” ...