Ana Sayfa >> Yazarlar Göksel SAYDAM | 17 Temmuz 2017, Pazartesi
Vergi gelirlerinin kamusal hizmetlere dönüşmesi gerekliliği
Paylaş  
14
17
11

Kamu hizmetleri bir devletin varlık nedenidir. Kamu hizmetlerinin kaynağını ise başta vergiler olmak üzere harçlar ve resimler oluşturmaktadır. Bu nedenle, devletlerin halkına karşı olan ihtiyaçlarını gidermek veya karşılamak zorunda olduğu kamusal hizmetleri için yaptıkları giderleri karşılamak için gelir elde etmeleri gerekmektedir.

Gereksinim duyulan bu gelirlerin çok büyük bir kısmı vergi, resim, harç adı altında tanımlanan yükümlülüklerden sağlanmaktadır. Bahse konu kamu gelirlerine istinaden KKTC’de uygulanan diğer bir gelir türü ise çeşitli isimler ve amaçlar için uygulanan fonlardır. Bu nedenle, vergi ve diğer kamu gelirleri, başta devlet olmak üzere Belediyeler ile kamu kurumları tarafından talep ve tahsil edilmesinin nedeni ve gerekçesi, kamu hizmetlerinin, yani halka yönelik sunulan, daha doğrusu sunulması gereken hizmetler için yapılan harcamaların karşılanmasıdır.

Vergilerin tarh, tahakkuk ve tahsiline konu yasal düzenlemelere ilişkin ilkeler, ülkelerin Anayasalarında belirtilmiş olup, bu konu “Vergi Ödevi” başlığı altında KKTC Anayasası’nın 75’nci maddesinde yer almakla olup uygulama hakkındaki adalet, eşitlik ve hak arama konuları gibi konular ise diğer maddelerde yeralmıştır.

Diğer bir anlatımla, vergilerin Anayasada ifadesini bulan vergilendirme ilkelerine uygun olarak yasalarla düzenlenmesi, talep ve tahsil edilmesi gerekmektedir. Bu ilkelerden bir tanesi de, tüm demokratik ülkelerin Anayasalarında yeralmış olan “vergi gelirlerinin kamu giderlerinin karşılığı olması kuralıdır”. Bu kural, vergilerin kamu giderlerinin karşılığı olarak talep ve tahsil edilmesini öngörürken, tahsil edilen vergi gelirlerinin kamu hizmetleri dışında herhangi bir alanda ve/veya amaç dışı harcanmamasını ayrıca açıklamaktadır.

Bu konudaki görüşlerimi açıklamaya başlamadan önce “Kamu Giderleri” veya “Kamu Harcamaları” olarak anılan tabirlerin tanımı hakkında ilgililere ve onların kılavuzları ile halkımıza bilgiler vermeyi yararlı gördüm. Muhasebe Dersleri kaynaklarına göre kamu giderlerinin tanımı şöyledir:

“Devlet veya diğer kamu tüzel kişilerin (Belediyeler ile köy veya özel idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri) kamu harcamalarını karşılamak amacıyla yaptıkları ödemelere kamu giderleri denir. Kamu giderleri, devlet (amme) masrafları veya kamu harcamaları ile aynı anlama gelmektedir”.

Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibi Devlet hizmetlerinin gerçekleştirilebilmesi için yapılan harcamalar kamu giderleri olarak tanımlanır. Devlet halkına yönelik hizmetlerini özellikle eğitim, sağlık, ulaşım, güvenlik vb. alanlarda sürekli olarak sürdürmektedir. Bu hizmetleri yerine getirirken yaptığı harcamalar kamu giderlerini oluşturmaktadır. Örneğin, bir okulun, hastanenin veya yolun yapımında veya tamiratında çalışanlara ödenen ücretler, bu tesislerin makine ve teçhizatlarına, demirbaşlarına, ısınma, aydınlatma, haberleşme masraflarına, makul ve mantıklı sayıdaki personele ödenen ücretler, maaşlar ile sağlanan diğer menfaatler ve benzerleri kamu giderleridir.

Diğer bir anlatımla, “Kamu Giderleri” kamunun, yani halkın kullanılmasına veya yararlanmasına yönelik yapılan giderlerdir. Anayasamızın 75.’nci maddesinde yeralan “herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür” kuralı TC’nin 1961 tarihli Anayasası’nın 61(1). maddesinde ve bilahare 1982 tarihli Anayasası’nın da 73(1). maddesinde aynı ifadelerle yeralmıştır.

Bu gerçekten hareketle, Anayasamızın 75(1). maddesinde yer alan kural bir yandan vatandaş ile yabancı ayırımı yapmaksızın her kişiyi mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü kılarken diğer yandan ise vergilerin ancak kamu giderlerini karşılamak amacıyla alınabileceğini açıkça kurala bağlamıştır. Bahse konu madde içeriğinin açık ve emredici bir şekilde düzenlenmesi, vergiler ile ilgili temel anayasal ilkelerin varlığına kaynaklık etmektedir. Bu kurallardan birisi, vergi gelirlerinin kamu giderlerinin karşılığı olması gerekliliğidir.

Bahse konu yasal dayanak ve açıklamalar dikkate alındığında “vergi gelirlerinin kamu giderlerinin karşılığı olması kuralının” gerçek anlamı, kamu giderleri gerektirmedikçe, kimseden vergi alınmaması ve vergi adı altında toplanan paraların kamu giderleri dışında harcanmamasıdır.

Diğer bir anlatımla, “vergi gelirlerinin kamu giderlerinin karşılığı olması kuralı”, kişi ve işletmelerden ancak kamu gideri gerektirdiği kadar vergi alınabilmesi veya tahsil edilen vergilerin sadece kamu giderleri için harcanabilmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle, vergilerin alınması, kamu giderlerinin karşılanması amacına yönelik olmalıdır. Nitekim Anayasamızın 75(1). maddesinde “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür” şeklinde ifadesini bulmuştur.

Bahse konu kuralın tanımına TC Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında rastlamak mümkündür. Bunlardan bir tanesi 26.03.1974 gün ve E.1973/32, K.1974/11 (AnyMKD. S.12, s.114-144) referanslı TC Anayasa Mahkemesinde yeralmıştır.

Bu konuda, geçtiğimiz hafta kaleme almış olduğum “Vergilerin, Mali ve Ekonomik Prensipleri” başlıklı yazımın A.2 paragrafında ifade etmiş olduğum gibi Vergi Amaçlarının Fonksiyonlarına ilişkin görüşlerimi bir kez daha aşağıda belirtmeyi uygun gördüm şöyle ki;

 

A.2 Vergileme amaçlarının fonksiyonları şunlardır:

  1. Bütçe fonksiyonu: yani kamu giderlerini karşılamak ve ülkenin alt yatırımları gerçekleştirmek;

  2. Ekonomik fonksiyonu: yani kalkınma, parasal politika (monetary Policy) ve istihdam politikalarına yön vermek;

  3. Sosyal adaleti fonksiyonu: yani sosyal adaleti sağlamak için gelir dağılımını düzenlemek.

KKTC’deki uygulamalara bakıldığı zaman acaba devletin ve özellikle bazı Belediyeler ile diğer kamu kurumlarının tahsil ettikleri vergi, resim, harç ve fonlar kamu giderlerinin karşılanmasında kullanılıyor mu? Buna evet demek mümkün değildir. Hükümetlerin ve bazı Belediyelerin yıllardır tahsil ettikleri vergiler karşılığında sundukları kamusal hizmetler yeterli mi veya çağdaş normlarda mı? Yoksa bu vergilerin yaklaşık %80’ni gibi (başka ülkelerde bu oranda personel giderleri yoktur) çok büyük bir kısmı gereksiz personel istihdamlarına ve israf derecesine varan lüks harcamalar ile popülizm amaçlı faaliyetleri içim mi kullanılıyor? Bunun cevabı hiç de zor değildir. Halk her gün birçok hizmetten mahrum veya yetersiz bırakıldığını tecrübe ile saptamakta olup hiçbir hükümet yetkilisi bunun aksini iddia edemez.

Malumlarınız olduğu üzere sağlık hizmetlerine ilişkin yetersizlikler uzun süreden beri KKTC’nin gündemini oluşturmakta olup devlet hastanelerinin ihtiyacı karşılanacağı yerde hastaların özel hastanelerde tedavi görmeleri için “Yurtiçi ve Yurtdışı Tedavi Giderleri” kalemleri altında büyük miktarlar harcanmaktadır.

Sadece 13 Haziran ve 3 Temmuz tarihleri arasında Bakanlar Kurulu tarafından alınan dört karara istinaden özel sağlık kurumlarına tedavi bedeli karşılığı toplam 216.550 TL, harcama yapılmasının karara bağlandığını sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.

Şayet hala daha özellikle de sağlık, eğitim, ulaşım gibi hizmetlerdeki sıkıntılar artış göstererek devam ediyorsa halkın ödediği vergi resim, harç ve fonlar halkın yararına kullanılmıyor demektir. Örneğin, yollardaki çukurların ve trafik güvenliği ile sinyalizyon önlemlerinin alınmamış olması, hastanelerdeki cihaz vs. ekipmanların eksikliği, devlet okullarımızın her geçen gün artan ihtiyaçları ifade etmeye çalıştığım kamusal hizmetlerin bazılarıdır. Bir de kamu personelinin hantallığı, mesleki eğitimsizliği ve verimsizliği ile birçok görevlinin halka karşı olumsuz davranışları dikkate alındığında tahsil edilen vergilerin neden kamu giderlerinin karşılanmasında kullanılmadığı kolayca anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da halkın vergi ödeme istemi, bilinci ve kültürü her geçen gün azalmaktadır.

Hiçbir kimse almadığı veya alamayacağı bir hizmetin bedelini ödemek istemez. Hükümetlere ve Belediyelere düşen en büyük görev halka en iyi kamusal hizmetleri sunmak suretiyle onların ödemiş oldukları vergilerin gereksiz ve amaç dışı işlerde kullanılmadığını fiilen kanıtlamaktadır.

Özetle, yetkisini yürürlükteki yasalarda ve bütçe yasasında açıkça öngörülmemiş olan harcamalara veya plan ve projesi bulunmayan yatırımlar için avans, mahsuplaşma ile gelecek yıllara aktarma gibi idari kararlara dayanarak yapılan giderler dolayısıyla halkımızın en temel hizmetlerden yararlandırılma haklarının kısmen veya tamamen kısıtlanması veya yararlandırılmaması yasalara aykırıdır. Bakanlar Kurulu’nun kararı olsa dahi bunun yetkisinin ilgili yasalardan kaynaklanması gerekir. Örneğin, Bütçe Yasasında “yurtdışı seyahat giderleri”, “personel giderleri”, “araç gereç alım giderleri” ve benzeri kalemlerin bulunması, fayda maliyet ve gereklilik esaslarını veya tasarruf ilkelerini dikkate almadan harcama yapılması, halkın hizmet alma hakkının kısıtlanması veya hiçbir hizmet almaması anlamına gelmektedir.

Halkının refahının ve ekonomik ortamın gelişmesine gerçekten önem veren hükümetler ile yerel kuruluşlar öncelikle halktan ve onların işletmelerinden değişik isimler altında elde ettikleri vergi, resim, harç, fon vb. gelirlerin öncelikle halkın yararına olacak şekilde harcanması için gerekli önlemleri almaları gerek hukuksal gerekse vicdani bakımdan gereklidir.

Bu yapılmadığı sürece ödenen hertürlü verginin halk tarafından helal edilmesi beklenemez. Bu konuda kamu giderleri (harcamaları) ile ilgili olarak TC Anayasa Mahkemesinin 06.07.1989 tarih ve E.1988/E, K.1989/29 (AnyMKD., S.26, s.23-29) sayılı içtihat niteliğindeki aşağıdaki kararına değinmeden edemeyeceğim.

“Kamu gelirlerinden harcama yapılabilmesi ancak kamu hizmetinin ve kamu yararının sağlanmasıyla mümkündür. Bu ilkenin gerçekleşmediği durumlarda kamu giderinden söz edilemez”.

Bu ve benzeri mahkeme kararları birer içtihat oluşturduğu için KKTC devletini yönetenleri de ilgilendirdiği için belki biraz olsun icraatlarına çekidüzen verirler ümidiyle.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Vergilemenin gelir dağılımı ilişkisi
4 Temmuz 2017, Salı    Vergilemenin mali ve ekonomik prensipleri (1)
26 Haziran 2017, Pazartesi    Verginin yansıması
19 Haziran 2017, Pazartesi    Kamu görevlileri etik davranış ilkeleri (2)
12 Haziran 2017, Pazartesi    Kamu görevlileri etik davranış ilkeleri (1)
5 Haziran 2017, Pazartesi    Vergilemede etkinlik ve vergi reformu
29 Mayıs 2017, Pazartesi    Vergi kültürü ve etkileri
22 Mayıs 2017, Pazartesi    KKTC'nin vergi çıkmazının temel nedenleri ve bazı öneriler (2)
15 Mayıs 2017, Pazartesi    KKTC'nin vergi çıkmazının temel nedenleri ve bazı öneriler (1)
2 Mayıs 2017, Salı    Vergi yasalarının uygulanması ve yorumlanması

Vergilemenin gelir dağılımı ilişkisi
Göksel SAYDAM | 24 Temmuz 2017, Pazartesi
Devletin hiçbir müdahalesi olmadığı durumda piyasa ekonomisi kapsamında mal ve hizmet üretimi sürecine katılan üretim faktörleri üretim sonucunda piyasa kendi faktör paylarını gelir olarak almakta olup buna “Birinci G...
Vergilemenin mali ve ekonomik prensipleri (1)
Göksel SAYDAM | 4 Temmuz 2017, Salı
Yıllardan beri gelmiş geçmiş tüm iktidarlar gerek seçim programlarında gerekse TC ile imzaladıkları ekonomik işbirliği veya benzeri protokollerde devamlı olarak vergi refahından ve kayıtdışı ekonomi ile mücadele etmek...
Verginin yansıması
Göksel SAYDAM | 26 Haziran 2017, Pazartesi
En basit ifade ile “vergi” kamu hizmetlerine harcanmak için hükümetin, belediyelerin yasalara istinaden doğrudan doğruya veya mal ve hizmetlerin bedelleri üzerine koymak suretiyle dolaylı olarak kişi, işle...