Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 20 Mart 2017, Pazartesi
Devlet Laboratuvarı yangını ciddiye alınmalı
Paylaş  
37
77
33

Vaktizamanında, Çernobil faciası olduğunda Türkiye'deki bir bakan televizyona çıkarak, 'Çernobil'deki radyasyon bizim Karadeniz'deki çay tarlalarını etkilemedi. Kanserden korkmadan gönül rahatlığıyla çay içebilirsiniz' mesajını vermek için afiyetle bir bardak çay içmişti.

Çernobil yüzünden Karadeniz'de onlarca insan yıllar içinde kansere yakalandı.

Karadeniz'in unutulmayacak ismi Kazım Koyuncu başta olmak üzere bölgenin birçok insanı kanser nedeniyle hayatını kaybetti.

Yani birilerinin TV ekranlarında çay içmesi, radyasyonun ne yayılabilen bir durum olduğu gerçeğini ne de insanların kanser oluşunu engelleyebildi.

***

22 Aralık'ta bizim de Devlet Laboratuvarı yandı.

Bir Çernobil değil elbette.

Ancak bizim gibi kanserin bu denli yoğun görüldüğü, CMC madeninin atıklarının halen daha insanlarımızı katlettiği bir ülkede yanan laboratuvardan radyasyon yayılabileceği tehlikesi gayriciddi cevaplarla olayı savuşturmakla atlatılabilecek bir şey değil...

Bakınız Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Asbaşkanı Dt. Teksen Köroğlu, yanan laboratuvarda radyasyon tehlikesi bulunduğunu söylüyor.

Daha da fenası, bunun toplumdan gizlendiğini iddia ediyor.

Sağlık Bakanı'nın, Devlet Laboratuvarı’nda radyasyon dedektörü bulunduğunu ve yangının olduğu gün ve sonrasında dedektörün sinyal vermediğini söylediğini hatırlatıyor ve “Binada yangının olduğu günden itibaren elektrik enerjisi yok. Dedektör nasıl çalışıyor ki sinyal versin?” diye haklı olarak soruyor... 

Bakınız, çıkan yangının ardından Devlet Laboratuvarı Müdürü, ciddi sağlık problemleri yaşıyor.

Köroğlu, laboratuvar çalışanlarının da yangın sonrası çeşitli sağlık şikayetleriyle hastanelere başvurduklarına dikkat çekiyor...

Ve yanan binanın duvarlarının kazınacağı açıklanıyor.

Bu neden yapılır?

Radyasyon tehlikesi olmayan yanmış bir binanın duvarları neden kazınır?

Devlet Laboratuvarı neden başka bir yere taşınıyor?

Ve oradaki enkaz ile etrafındaki unsurlar bu saatten sonra ne olacak?

***

İddialar gerçekten çok ciddi.

Sağlık Bakanlığı Müdürü'nün konuyla ilgili açıklamaları ise bir o kadar gayriciddi.

Sn. Müdür, Köroğlu’nun iddialarına yanıt vermek yerine genel bir açıklamayla ve ‘‘Yok öyle bir şey’’ demekle yetiniyor.

Gerçekten, Sn. Köroğlu'nun -doğru veya yanlış olması bu anlamda hiç önemli değil- iddialarına yanıt verilmeyip de sadece beylik birkaç lafla, 'x yere tahlile gönderdik, y yerden sonuçlar aldık' şeklinde bir açıklama ile yetinilmesi, insanın aklına soru işaretleri düşürüyor.

Radyasyon dedektörünün ikaz vermemesini, radyasyon sızıntısı olmadığına delil gösteren Sn. Müdür, elektriğin olmadığı bir ortamda o dedektörün nasıl ikaz verebileceğini düşünüyor?

Veya yangından sonra laboratuvar çalışanlarının çeşitli sağlık şikayetleriyle başvurularda bulunması bir tesadüf mü? Buna da yanıt yok örneğin...

Arkadaşlarımız, müdürlerimiz, yetkililerimiz hatta bakanlarımız 'çay içmeye' bir an önce son vermeliler.

Biz, çay içerek, 'Bir şey olmaz' denerek, 'Bunlar iftiradır' diye karşı çıkılarak yapılan savunmaların neticelerini tarihte görmüş insanlar olarak çok daha doyurucu, akla uygun ve belgeli yanıtları hak ettiğimizi düşünüyoruz.

Önce yurttaşları olayın en ince detayına kadar bilgilendiriniz.

İhmal veya kusuru olanlar varsa cezalandırınız.

Olayı tüm çıplaklığıyla izah ediniz.

Ondan sonra gönül rahatlığıyla 'çayımızı içelim'.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0

Alman hapishanesinde iki gece...
Polat ALPER | 23 Ekim 2017, Pazartesi
Birkaç gün süren Almanya ziyaretimde 'hapse düştüm'...
Yok yok, öyle bir 'hapse düşme' değil benimkisi...
Eskiden ünlü bir hapishane olan bina, Funk ailesi tarafından butik otele dönüştürülmüş...
Ancak orijinal hal...
Stresten kurtulmanın reçetesi: Hamam Böceği Teorisi
Polat ALPER | 11 Ekim 2017, Çarşamba
Sinir stres herkesin başına bela…
Modern kent yaşamı herkesi sinir sahibi yaptı…
Bundan 80-100 sene önce insanların bilmediği dertler ve bu dertlere bağlı tuhaf tuhaf rahatsızlıklar vardı…
Küçük sorunlar dünyanın e...
Gündem yaratacak bir köşe yazısı mı, yoksa soruşturmanın selameti mi?
Polat ALPER | 10 Ekim 2017, Salı
3 Ekim tarihli yazımda, İstanbul’dan Kıbrıs’a hareket eden ancak yaşadığı kaza neticesinde düşen uçaktan ve en önemlisi uçakta çıkan yangın sonucu küle dönen iki bavul paradan bahsetmiştim…
Ve yazıyı ucu açık bir şek...