Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 17 Nisan 2017, Pazartesi
Siyasallaştı diyerek siyasi yasak koymak...
Paylaş  
21
37
26

Kıbrıs coğrafyası hoşgörünün hakim olduğu bir yerdir.

Osmanlı'dan bu yana her dinden veya mezhepten insan bu adada ayrımcılığa maruz kalmadan inançlarını yaşadılar.

Halen de durum öyledir.

İster Müslüman olun, ister Hristiyan, ister Yahudi, isterseniz ateist...

Kıbrıs ne bir inancı diğerinin önüne koyar ne birine bir akımı empoze eder ne de dinsel bir düşmanlığa izin verir.

Bizim meşrebimiz böyledir. Her görüş, her inanç bizim için saygı duyulmayı hak eder. 

***

Ancak son zamanlardaki bazı uygulamalar Kıbrıs'ın bu hoşgörülü ve barışçıl iklimine çentik atıyor diye düşünüyorum.

Kıbrıslı Rumlar her yıl kutladıkları Noel Yortusu'nu Kuzey’e geçerek kutlarlar.

Kafilelerle gelirler, mumlarını yakar, ayinlerini yapar ve evlerine dönerler. 

Bizler de her yıl ters istikamet olan Güney’de Hala Sultan Tekkesi'nde kutlama yaparız.

Bunda da sorun edilecek hiçbir şey olmamıştır, olmamalıdır.

Ancak bu yılki ayin için bizim Dışişleri Bakanlığı'ndan gerekli izin çıkmadı.

Gerekçe ise, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu tarafından söz konusu ayinin siyasallaştırıldığı...

Ayinde neler söyleniyor?

Siyasal mesajlar mı veriliyor?

Veya bu ayinler uluslararası arenada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti aleyhine mi kullanılıyor?

Bunların olduğuna dair duyumumuz yok.

Olsa neden fark etmeyelim?

Olsa devletin kurumları neden halkı bu konuda bilgilendirmesin?

O zaman nedir bu 'siyasallaştı' gerekçesi?

***

Peki aynısının Kıbrıslı Türklere yapılması durumunda tepkimizin nasıl olacağını hiç düşündünüz mü?

Yani Güney Kıbrıs yönetimi, Güney'deki Hala Sultan Tekkesi'ne giderek ibadetlerini yapmak isteyen Kıbrıslı Türklere 'siz bu ibadet işini siyasallaşırdınız, artık size izin yok' dese ortalığı nasıl ayağa kaldırırdık değil mi?

İnanç özgürlüğünden demokratik hakların kısıtlanmasına dek bir dizi argümanı haklı olarak sıralardık.

Peki bizim yaptığımızla bu senaryo arasında ne fark var?

***

Tarihte, o çok modern Avrupa dahi din/mezhep savaşlarıyla ve düşmanlıklarla birbirini keserken bizim topraklarda hoşgörü ve karşılıklı saygı hakimdi.

Toplumun Kıbrıslı Türk-Rum olarak kamplara ayrılarak savaştığı dönem haricinde bu topraklarda milliyet veya dinsel farklılıklar hiçbir zaman düşmanlık nedeni olmadı.

Osmanlı'dan günümüze kadar Kıbrıs'ta Hristiyanlar için yapılan ibadethanelere, her inancın özgürce yaşaması için verilen çabalara bakmak lazım...

Türkiye'ye bakacak olursak, özellikle Ak Parti döneminde Türkiye'de Müslümanlık haricindeki dini inançlara sağlanan imkanlara ve özgürlük alanlarına bakmak lazım.

Asıl; bir dini inanç grubuna başkalarının hak ve özgürlüklerine dokunmadığı ve inanç özgürlüğünü ihlal etmediği sürece, dilediği gibi ibadet etme özgürlüğünün sağlanmasının, bu dini duyguların siyasallaşmasına engel olacak en güvenilir emniyet supabı olduğunu görmemiz lazım.

Öyle soyut bir şekilde 'Rumların ayini siyasallaştırıldı' şeklindeki açıklamalarla bu konu izah edilemez.

Yukarıda belirttiğim gibi gerekçeleriyle, nedenleriyle ve sonuçlarıyla ayinin nasıl siyasallaştığının ortaya konması, eğer konamıyorsa da haksız kısıtlamalara derhal son verilmesi gerekli.

Aksi takdirde dini esas siyasallaştıran biz olacağız, işte bunu görmek lazım...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0

Bir insan olarak vicdanım hiç rahat değil...
Polat ALPER | 7 Ağustos 2017, Pazartesi
Zafar Beshimov ismini bileniniz var mı?
Yoktur...
Zira bu adam ne ünlü bir şarkıcı ne bir politikacı...
Bu adam ülkeye çalışmak amacıyla gelmiş, çalışma izinli bir iş bulamamış, vize süresi dolduktan sonra da ülked...
Uzaylılar ve temiz siyaset...
Polat ALPER | 3 Ağustos 2017, Perşembe
Adamlar bu dünyada birçok meseleyi halletti, uzaya kafa yoruyor.
Öyle 'Ay'a çıkalım, Mars'a gidelim'den de öte bir durum...
NASA, meseleyi öyle bir ilerletti ki dünyayı uzaylılardan korumak için memur arıyor.
Hem d...
'Kendini önemli hissetmek için her şeye karşı çıkıcılık' halleri...
Polat ALPER | 2 Ağustos 2017, Çarşamba
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim de biraz içim rahatlasın… Bazen bu ülkenin yetişmiş beyinlerine, entelektüellerine, aydınlarına, sivil toplum örgütü yöneticilerine güvenimi yitiriyorum.
Sanki onlarca kitap okuma...