Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 17 Nisan 2017, Pazartesi
Siyasallaştı diyerek siyasi yasak koymak...
Paylaş  
26
50
32

Kıbrıs coğrafyası hoşgörünün hakim olduğu bir yerdir.

Osmanlı'dan bu yana her dinden veya mezhepten insan bu adada ayrımcılığa maruz kalmadan inançlarını yaşadılar.

Halen de durum öyledir.

İster Müslüman olun, ister Hristiyan, ister Yahudi, isterseniz ateist...

Kıbrıs ne bir inancı diğerinin önüne koyar ne birine bir akımı empoze eder ne de dinsel bir düşmanlığa izin verir.

Bizim meşrebimiz böyledir. Her görüş, her inanç bizim için saygı duyulmayı hak eder. 

***

Ancak son zamanlardaki bazı uygulamalar Kıbrıs'ın bu hoşgörülü ve barışçıl iklimine çentik atıyor diye düşünüyorum.

Kıbrıslı Rumlar her yıl kutladıkları Noel Yortusu'nu Kuzey’e geçerek kutlarlar.

Kafilelerle gelirler, mumlarını yakar, ayinlerini yapar ve evlerine dönerler. 

Bizler de her yıl ters istikamet olan Güney’de Hala Sultan Tekkesi'nde kutlama yaparız.

Bunda da sorun edilecek hiçbir şey olmamıştır, olmamalıdır.

Ancak bu yılki ayin için bizim Dışişleri Bakanlığı'ndan gerekli izin çıkmadı.

Gerekçe ise, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu tarafından söz konusu ayinin siyasallaştırıldığı...

Ayinde neler söyleniyor?

Siyasal mesajlar mı veriliyor?

Veya bu ayinler uluslararası arenada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti aleyhine mi kullanılıyor?

Bunların olduğuna dair duyumumuz yok.

Olsa neden fark etmeyelim?

Olsa devletin kurumları neden halkı bu konuda bilgilendirmesin?

O zaman nedir bu 'siyasallaştı' gerekçesi?

***

Peki aynısının Kıbrıslı Türklere yapılması durumunda tepkimizin nasıl olacağını hiç düşündünüz mü?

Yani Güney Kıbrıs yönetimi, Güney'deki Hala Sultan Tekkesi'ne giderek ibadetlerini yapmak isteyen Kıbrıslı Türklere 'siz bu ibadet işini siyasallaşırdınız, artık size izin yok' dese ortalığı nasıl ayağa kaldırırdık değil mi?

İnanç özgürlüğünden demokratik hakların kısıtlanmasına dek bir dizi argümanı haklı olarak sıralardık.

Peki bizim yaptığımızla bu senaryo arasında ne fark var?

***

Tarihte, o çok modern Avrupa dahi din/mezhep savaşlarıyla ve düşmanlıklarla birbirini keserken bizim topraklarda hoşgörü ve karşılıklı saygı hakimdi.

Toplumun Kıbrıslı Türk-Rum olarak kamplara ayrılarak savaştığı dönem haricinde bu topraklarda milliyet veya dinsel farklılıklar hiçbir zaman düşmanlık nedeni olmadı.

Osmanlı'dan günümüze kadar Kıbrıs'ta Hristiyanlar için yapılan ibadethanelere, her inancın özgürce yaşaması için verilen çabalara bakmak lazım...

Türkiye'ye bakacak olursak, özellikle Ak Parti döneminde Türkiye'de Müslümanlık haricindeki dini inançlara sağlanan imkanlara ve özgürlük alanlarına bakmak lazım.

Asıl; bir dini inanç grubuna başkalarının hak ve özgürlüklerine dokunmadığı ve inanç özgürlüğünü ihlal etmediği sürece, dilediği gibi ibadet etme özgürlüğünün sağlanmasının, bu dini duyguların siyasallaşmasına engel olacak en güvenilir emniyet supabı olduğunu görmemiz lazım.

Öyle soyut bir şekilde 'Rumların ayini siyasallaştırıldı' şeklindeki açıklamalarla bu konu izah edilemez.

Yukarıda belirttiğim gibi gerekçeleriyle, nedenleriyle ve sonuçlarıyla ayinin nasıl siyasallaştığının ortaya konması, eğer konamıyorsa da haksız kısıtlamalara derhal son verilmesi gerekli.

Aksi takdirde dini esas siyasallaştıran biz olacağız, işte bunu görmek lazım...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0

Alman hapishanesinde iki gece...
Polat ALPER | 23 Ekim 2017, Pazartesi
Birkaç gün süren Almanya ziyaretimde 'hapse düştüm'...
Yok yok, öyle bir 'hapse düşme' değil benimkisi...
Eskiden ünlü bir hapishane olan bina, Funk ailesi tarafından butik otele dönüştürülmüş...
Ancak orijinal hal...
Stresten kurtulmanın reçetesi: Hamam Böceği Teorisi
Polat ALPER | 11 Ekim 2017, Çarşamba
Sinir stres herkesin başına bela…
Modern kent yaşamı herkesi sinir sahibi yaptı…
Bundan 80-100 sene önce insanların bilmediği dertler ve bu dertlere bağlı tuhaf tuhaf rahatsızlıklar vardı…
Küçük sorunlar dünyanın e...
Gündem yaratacak bir köşe yazısı mı, yoksa soruşturmanın selameti mi?
Polat ALPER | 10 Ekim 2017, Salı
3 Ekim tarihli yazımda, İstanbul’dan Kıbrıs’a hareket eden ancak yaşadığı kaza neticesinde düşen uçaktan ve en önemlisi uçakta çıkan yangın sonucu küle dönen iki bavul paradan bahsetmiştim…
Ve yazıyı ucu açık bir şek...