Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 15 Mayıs 2017, Pazartesi
Sağlığımızla oynamaya kimsenin hakkı yok...
Paylaş  
16
30
13

Et meselesinin devlet eliyle çözümlenmesinin zamanı artık gelmedi mi?

Memlekette ucuz ve sağlıklı et yemek neden bu kadar zor?

Bunları ‘iş ola’ değil; Hayvancılar Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları'nın verdiği tepkiye binaen dile getiriyorum.

Veriler çok açık ve somut...

Bakınız, geçtiğimiz yıldan bu yılın nisan ayına kadar tamı tamına beş bin ton kaçak et ele geçirilmiş.

Daha geçtiğimiz günlerde küçükbaş hayvanları güderek sınırdan Kuzey’e geçirmeye çalışan iki kişi yakalandı.

Vergisiz, denetimsiz bir şekilde ülkeye sokulan kaçak et hem yerli üreticinin hem de devletin cebine elini atan bir sorun...

Kaçakçılığın önlenebilmesinin ise tamamen polis/asker denetimiyle sınırlı kalamayacağı açık.

Et kaçakçılığına isterseniz idam cezası getirin, isterseniz sınırın her yanına güvenlik koyun, bu sorunu et fiyatlarını dengelemeden ortadan kaldıramazsınız.

***

Bakınız, Güney'de 35-40 TL olan eti biz burada neredeyse iki katı fiyatına yiyoruz.

Kaldı ki Güney'deki et kontrollü, hastalık taşımıyor, güvenle tüketilebiliyor.

Bizde denetim, sınırlı miktarda ve yetersiz bir şekilde gerçekleştiriliyor.

Yapılan baskınlar, el konan etler bunun en bariz örneği.

Gözden kaçan veya yakalanamayan denetimsiz etler ise bir şekilde soframızda yerini buluyor...

Peki tüm bu koşullar altında atılıp, birkaç saat Güney'e giderek et alışverişini oradan yapan vatandaşa kızma hakkımız var mı?

Yarı fiyatına, hastalıksız, yerken kafanızın rahat edeceği bir eti mi tercih edersiniz yoksa iki kat para verip kaçak olma hatta hastalıklı olma ihtimali bulunan bir eti mi?

Hiç boş lafa gerek yok, genelimiz ilk seçeneği tercih eder.

Peki et alışverişini Güney’den yapmakta insanlar haklı mı?

Bu koşullarda haklı.

İşte bu durumda da paranın Güney’e gitmesinden, Kuzey’deki ekonominin bu konuda etkilenmesinden, Kuzey’deki çarkın pas tutup zar zor döner hale gelmesinden kimse şikayet etmeyecek.

Yaşananlara sessiz kalıyorsak, sonucuna da katlanacağız.

***

Peki ne yapalım?

Öncelikle hastalıklı hayvanların kesimi konusunda yasalarımızı güncelleyelim, denetim mekanizmasını bir programa ve disipline oturtalım.

Güney'de bir hayvan hastalıklı olarak tespit edildiği anda itlaf ediliyor.

Bizdeki gibi milletin masasına tabakta sunulmuyor.

Ve itlaf edilen hayvanın zararı, devlet tarafından hayvancıya ödeniyor.

Ekonominin döngüsünü arzu ediyorsak ne halkı sağlığından edeceğiz ne de üreticileri mağdur kılacağız.

Söz konusu olan halk sağlığı ise gerisinin teferruat olduğunu düşünüyorum.

Kaçakçılığın önüne, Güney’le fiyat dengesini sağlayarak ve kesilmiş et kalitesini/sağlığını yükselterek geçmeli.

İlk etapta bunlar yapılmazsa para Güney’e, hastalıklı etler masaya...

Ne paramızla ne de sağlığımızla oynamaya birilerinin hakkı var...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
11 Mayıs 2017, Perşembe    II. KKTC KOBİ Zirvesi başladı...
10 Mayıs 2017, Çarşamba    Denktaş'ın açıklaması devrim niteliğinde...
8 Mayıs 2017, Pazartesi    Kimseler 'Emrullah Turanlı engellilere karşı duyarsız' demesin...
5 Mayıs 2017, Cuma    Bir cinayetin ekonomik, sosyal, psikolojik altyapısı
4 Mayıs 2017, Perşembe    "Ebediyete kadar unutulmayacak bir zaferin başlangıç noktası..."
27 Nisan 2017, Perşembe    Havada Bulut...
26 Nisan 2017, Çarşamba    Kadınlar çiçektir, canımızdır gibi saçma sapan laflara gerek yok
25 Nisan 2017, Salı    Sağ el parmaklarıyla makas pozu...
24 Nisan 2017, Pazartesi    Bu umut tekrar yeşereceğe benzemiyor...
17 Nisan 2017, Pazartesi    Siyasallaştı diyerek siyasi yasak koymak...

II. KKTC KOBİ Zirvesi başladı...
Polat ALPER | 11 Mayıs 2017, Perşembe
Ülke ekonomisi tek kutuplu değil.
İşçiler, memurlar, büyük sermaye sahipleri ve küçük/orta ölçekteki işletmeler, mevcut üretim çarkını döndüren kesimler.
Evet, ben ülkemize sermayenin yatırım yapmasını, istihdam ala...
Denktaş'ın açıklaması devrim niteliğinde...
Polat ALPER | 10 Mayıs 2017, Çarşamba
Yetişmiş mühendislerimiz ve mimarlarımızın başka ülkelerde iş aramaları veya çok düşük gelirlerle yaşamaya çalışmalarının önüne geçilecek, profesyonelce düşünülmüş ve insanlarımızın hak ettikleri yeri bulmasını sağlay...
Kimseler 'Emrullah Turanlı engellilere karşı duyarsız' demesin...
Polat ALPER | 8 Mayıs 2017, Pazartesi
Bir şeyi eksiksiz yapmanın adının işgüzarlık, yarım yamalak yapmanın ise tam bir ustalık ‘olduğunu’ kabul eden insanlar vardır.
Bol makyaj, bol rötuş, bol hava, bol reklam, bol konfeti...
Bol bol beylik ...