Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 15 Mayıs 2017, Pazartesi
Sağlığımızla oynamaya kimsenin hakkı yok...
Paylaş  
19
38
17

Et meselesinin devlet eliyle çözümlenmesinin zamanı artık gelmedi mi?

Memlekette ucuz ve sağlıklı et yemek neden bu kadar zor?

Bunları ‘iş ola’ değil; Hayvancılar Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları'nın verdiği tepkiye binaen dile getiriyorum.

Veriler çok açık ve somut...

Bakınız, geçtiğimiz yıldan bu yılın nisan ayına kadar tamı tamına beş bin ton kaçak et ele geçirilmiş.

Daha geçtiğimiz günlerde küçükbaş hayvanları güderek sınırdan Kuzey’e geçirmeye çalışan iki kişi yakalandı.

Vergisiz, denetimsiz bir şekilde ülkeye sokulan kaçak et hem yerli üreticinin hem de devletin cebine elini atan bir sorun...

Kaçakçılığın önlenebilmesinin ise tamamen polis/asker denetimiyle sınırlı kalamayacağı açık.

Et kaçakçılığına isterseniz idam cezası getirin, isterseniz sınırın her yanına güvenlik koyun, bu sorunu et fiyatlarını dengelemeden ortadan kaldıramazsınız.

***

Bakınız, Güney'de 35-40 TL olan eti biz burada neredeyse iki katı fiyatına yiyoruz.

Kaldı ki Güney'deki et kontrollü, hastalık taşımıyor, güvenle tüketilebiliyor.

Bizde denetim, sınırlı miktarda ve yetersiz bir şekilde gerçekleştiriliyor.

Yapılan baskınlar, el konan etler bunun en bariz örneği.

Gözden kaçan veya yakalanamayan denetimsiz etler ise bir şekilde soframızda yerini buluyor...

Peki tüm bu koşullar altında atılıp, birkaç saat Güney'e giderek et alışverişini oradan yapan vatandaşa kızma hakkımız var mı?

Yarı fiyatına, hastalıksız, yerken kafanızın rahat edeceği bir eti mi tercih edersiniz yoksa iki kat para verip kaçak olma hatta hastalıklı olma ihtimali bulunan bir eti mi?

Hiç boş lafa gerek yok, genelimiz ilk seçeneği tercih eder.

Peki et alışverişini Güney’den yapmakta insanlar haklı mı?

Bu koşullarda haklı.

İşte bu durumda da paranın Güney’e gitmesinden, Kuzey’deki ekonominin bu konuda etkilenmesinden, Kuzey’deki çarkın pas tutup zar zor döner hale gelmesinden kimse şikayet etmeyecek.

Yaşananlara sessiz kalıyorsak, sonucuna da katlanacağız.

***

Peki ne yapalım?

Öncelikle hastalıklı hayvanların kesimi konusunda yasalarımızı güncelleyelim, denetim mekanizmasını bir programa ve disipline oturtalım.

Güney'de bir hayvan hastalıklı olarak tespit edildiği anda itlaf ediliyor.

Bizdeki gibi milletin masasına tabakta sunulmuyor.

Ve itlaf edilen hayvanın zararı, devlet tarafından hayvancıya ödeniyor.

Ekonominin döngüsünü arzu ediyorsak ne halkı sağlığından edeceğiz ne de üreticileri mağdur kılacağız.

Söz konusu olan halk sağlığı ise gerisinin teferruat olduğunu düşünüyorum.

Kaçakçılığın önüne, Güney’le fiyat dengesini sağlayarak ve kesilmiş et kalitesini/sağlığını yükselterek geçmeli.

İlk etapta bunlar yapılmazsa para Güney’e, hastalıklı etler masaya...

Ne paramızla ne de sağlığımızla oynamaya birilerinin hakkı var...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0

Sokak kirli diye evimizin içini temiz tutmaktan geri durmayalım
Polat ALPER | 20 Temmuz 2017, Perşembe
Ülkede turizmin gelişmesi ve altın günlerine ulaşmasını hepimiz istiyoruz sanırım.
O zaman işi kuralına göre oynayacağız.
Becerdiğimiz işler kadar beceremeyip elimize yüzümüze bulaştırdıklarımızı şöyle bir değerlend...
Lords Palace'ın Odyssy Club'ı kanunlara uyunuz...
Polat ALPER | 17 Temmuz 2017, Pazartesi
Kanunların herkese eşit uygulanması gerektiğini, hiç kimsenin kanunlardan üstün olmadığının bilinmesini, eğer birilerine öyle birilerine böyle muamele edilirse hukuk devletine güvenin sarsılacağını, bu güvenin öyle ko...
Gerçek Kıbrıs Sorunu su yüzüne çıktı...
Polat ALPER | 14 Temmuz 2017, Cuma
Rum Dışişleri Bakanı Rolandis'in kayıtlarına dikkat kesilelim... Hani bazılarımızın 1974'ten kimimizin de 1963'ten aldığı Kıbrıs sorununu Rolandis ta 1948 yılından başlatmış. Ve 1948 yılından 2004'teki Annan Planına k...