Yurdumuzda, kimliğimizle insanca yaşamak vazgeçilmezliğini yitiriyor mu?
Kıbrıstürk halkı ayağa kalkmalı geleceğine katkı koymayı kendine amaç edinmelidir.
Büyük bir çıkmaz karşımızda, geleceğimizi tehdit etmektedir.
Bu sorundan kurtulmanın yolu halkımızın tek yumruk olabilmesinden geçmektedir.
Yıllardır yapılan yönetim hataları, sorunlara çözmek niyetli doğru teşhisler konmaması ve savaş ganimeti olarak görülen maddi değerlerle ölçülebilecek tüm olanakların yağmalanması ve yağmalatılması toplumumuzu bu gün içinden çıkılması zor sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır.
Dünyada alışılmadık uygulamalara ve bu çağda insanlık onuru ile bağdaşmayan yaşam koşullarında çırpınan halkımız büyük acılar çekmektedir.
En küçük bireyinden en yaşlısına kadar etkilenmeyen yok gibi.
Küçük bir zümrenin mutluluğu dışında genelinde sorunlar her açıdan içinden çıkılmaz bir hal almıştır.
Kim düzeltecektir bu kötü gidişatı?
Kimin sorumluluğundadır, sorunlara çözüm üretmek?
Kuşkusuz tartışılabilir.
Ancak geldiğimiz durakta sorumluluk her bir bireye düşmektedir düşüncesindeyim.
Sessiz kalmak, yapılan bunca hatalara rağmen sorunları ve sorumlularını görmemezlikten gelmek kimseye fayda sağlamayacaktır.
Sorumluluk üstlenenlerden sorunlara çözüm üretmelerini bu kadar yıllık tecrübelerimize rağmen beklemekle, onları gününde denetlememekle ve gerekli baskıyı bireysel beklentiler nedeniyle oluşturamamak, yok oluşa hızla sürüklemeye devam ediyor hepimizi.
Ne kadar daha bu gidişe duyarsız kalacağız.
Her geçen gün kayıplarımızın arttığını ve içinden çıkılmaz hal alan sorunların çözümsüzlüğüne seyirci kalacağız, anlamak ve kabul etmek mümkün değildir, üç maymunları oynamayı.
Halkımızın her bireyine çağrımdır.
Gün bu gündür ve yarın çok geç olacaktadır.
Geçmişte her türlü zorluğa ve imkânsızlıklara rağmen verdikleri mücadele ile kaybettikleri hakları yeniden elde eden insanların çocuklarıyız.
Atalarımızın verdiği mücadele şapka çıkartılacak büyük bir mücadeleydi, onlar daha güzel günler görebilmemiz ve sorunlardan uzak yaşayabilelim diye hayatlarını hiçe saydılar, onlar birileri daha zengin ve tüm halka ait değerleri kendilerine babalarından miras kalmış gibi kullanmaları için çocuklukları, gençlikleri ve hayatları pahasına mücadele vermediler.
Bizde buna seyirci kalmamalı bu dağınıklık içerisinde yaşanan tüm olumsuzluklara haksızlıklara ve ailelerin parçalanıp insanımızın göç etmesine izin vermemeliyiz.
Büyük iddialarla halktan yetki isteyip, bu yetkiyi aldıktan sonra halk yararına kullanmamalarına mazeret üretenlerin karşısına geçmeli ve sorumluluklarını yerine getirene kadar gözlerinin içine bakmalıyız.
Sorumsuz davranışlara ve halkımızı sıkıntıya sokan kararlara müsaade etmeyeceğimizi haykırmalıyız.
Bozulan düzeni, insanımız arasında ayrımcılığı, haksız ve hukuksuz uygulamaları ortadan kaldırmaya ve yaşamı normalleştirmeye baş koyduğumuzu ve geri adım atmayacağımızı toplumsal hakkımız olduğu için sahip oluncaya kadar korkusuzca istemeliyiz.
Devletimizin tüm imkânlarını ayrım yapmadan tüm insanımızın hizmetine eşit olarak sunmak zorunda olduklarını sağlık, eğitim, sosyal güvenlik ve yurdumuzda eksiksiz huzurlu yaşam hakkımızı sunmadan bu ülkeyi yönetme haklarının olamayacağını bilmelerini sağlamalıyız.
Atalarımızın bize bıraktığı onurlu yaşam mirasına sahip çıkmak veya çıkmamak elimizdedir.
İşsizliğe çözüm üretmeleri gerekirken kaçak işçiliğe fırsat yaratanlar kime hizmet etmektedir?
Üretime katkı vermesi gerekenler üretimden kopmamıza göz yumarak kime hizmet etmektedir?
Göçlerle yok olmaya hızla koşan nüfusumuza seyirci kalırken ve yeni vatandaşlıklar dağıtanlar kime hizmet etmektedir?
Haksız kazanç sağlayanlara göz yumarken emeği karşılığında yaşamaya çalışan insanımızın ücretlerini yoksulluk sınırı altında tutanlar kime hizmet etmektedir?
Sorulacak hesabımız vardır.
Bütün bu yanlışlıkların geleceğimize olumlu yansıma şansı olmadığı açık ve nettir.
Sessizlik, görmemezlikten gelmek ve hükmedenlerin yanlışlıklarını söylememek, kendi elimizle geleceğimizi bu topraklarda kaybetmeye yol açmaktır.
Kıbrıstürk halkı buna karar vermek ve verdiği karara sahip çıkmak durumundadır.
Yurdumuzda mutlu huzurlu ve sürdürülebilir bir gelecek mi?
Yoksa tüm kötü sonuçlarına rağmen bireysel günübirlik ihtiyaçlara yanıt beklemek ve yok oluşa sürüklenmek mi?
Gelecek nesillere mirasımız olacaktır.
Yoksa kıbrısta kimliğimizle yaşam önemini yitirdi ve atalarımızın mücadelelerine saygımız kalmadı mı?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.