Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 13 Eylül 2017, Çarşamba

Sistem çok, ama çok hasarlıdır!

Paylaş  
29
67
26

Gazeteci olmak, aktivist veya muhalif olmak mıdır?

Evet!

Düzenin, hükümetin "iyi yanlarını yazmak" gazetecinin işi değildir...

Çünkü iyi şeyler yapmak, bir görevdir...

Mesela "maaşları ödemek" görevdir.

Yol yapmak görevdir.

Hastane inşa etmek, çok sağlıklı bir sağlık sistemi yaratmak görevdir.

Çocukları - gençleri ve herkesi en kalitelisinden devlet okullarında veya kurumlarında eğitmek görevdir.

Sürekli eğitim görevdir.

Hizmet içi eğitim görevdir.

Ucuz elektrik, gaz yani enerji sağlamak görevdir.

Sosyal güvenlikte kusursuz olmak görevdir.

Emeklilik hakkı, engelli hakları, çocuk hakları, yaşlı hakları, toplu taşımacılık gibi alanlarda "top" hizmetleri sağlayabilmek, sağlamak görevdir.

Dolayısıyla bir gazeteci veya gazete, amacı "propaganda" değilse, "hastane şahane olmuş", "maşaallah yol da ne güzel oldu", "Allah nazardan saklasın ama ülkemiz pırıl pırıl" gibi başlıklarla haber yazmaz.

Haaaa, ülkemizde birçok siyasi partinin kendi yayın organları var, onlar yapabilir...

Kısacası, "iyi şeyleri haberleştirmek", "satmaz" da diyebiliriz...

Peki, hiç mi yazmamak lazım?

Hiç mi övgüyle söz etmemek lazım?

Bugün bu konuya değinmek istiyorum.

Evet, "iyi şeyleri yapmak" yönetenlerin görevidir ve "insanın köpeği ısırması" değil, doğal olandır; yani köpeğin insanı ısırmasıdır. İyi şeyler haber değeri açısından, sayfa doldurma materyali olmanın ötesine gitmez... Manşet olmaz...

Ama bizde de bazen, meseleyi "abartıyoruz" dersem yanlış yapmış olmam...

Ne yazık ki "başarılı" olan birini veya güzel işler yapılmasını fazla çekemiyoruz; hazmedemiyoruz...

Kim olursa olsun, "bu adam veya kadın çok başarılı" dediğiniz anda, mutlaka negatif yorumlarla karşılaşırsınız...

Mesela dünyada nüfus oranına göre en çok "falanca" marka araç satan bayii ülkemizdeyse ve bu konuda kahvehanede otururken, "bravo adama, çok başarılı oldu, dünyada nüfusa göre falanca marka arabayı en çok onun şirketi satıyor" deyin, o adamla ilgili söylenmedik laf kalmaz.

Üstümüze vazifeymiş gibi, ailesine de dil uzatırız.

Dün sabah, hala izin yapıyorum ya, TV programım pazartesi başlayacak, keyfini çıkarayım diyerek, bir köy kahvesine uğradım... Beş altı kişi oturuyor... Köylülerden biri, "Oh be gaminiler kapatılıyor, hükümetin kararı doğru, bravo" dedi...

"Senin partindir diye övecen..." diyerek girdi öteki söze...

Ve tartışma başladı...

Keyifle dinledim.

Biri, partilidir veya değildir, kabinenin yaptığı işleri sayıyor; öteki her saydığına bir negatif kılıf uyduruyor...

Oysa, gaminilerin kapatılması hepimizi ilgilendirmiyor mu?

Gazetelere baktım, Yenidüzen'de, "Şehir plancıları uyarıyor, ölümlü kazalar olacak" diye bir başlık var.

Gönyeli Çemberi'nin iş ola bir proje olduğundan söz edilmiş.

Şehir Plancıları Odası Başkanı sevgili Merter Refikoğlu'nun uyarıları, kendi mesleğiyle de alakalı, bilimsel ve teknik içerikli uyarılar... Katılmamak elde değil. Otobüsler düşünülmedi, öğrenciler düşünülmedi, yayalar düşünülmedi...

Sevgili Refikoğlu'nun uyarıları için, "bu uyarılar hatalıdır" diyecek bir pozisyonda değilim ama "bu uyarılar çok geç kalınmış uyarılardır" diyebilirim.

Çünkü çemberdeki proje bitti...

Hükümet veya bakanlığın, buradaki projeyi "iş ola" yapmadığı inancındayım...

Trafiği rahatlatmak amaçlanıyor...

Ve eğer "iş ola" yapılmışsaydı" ve gerçekten çok tehlikeli bir projeyseydi, keşke başladığı gün bu uyarı çok ciddi protestolarla durdurulsaydı...

Şimdi meseleyi nereye çekmek istiyorum biliyor musunuz?

Eskiden, hep Kıbrıs sorununun çözümüne çekerdim.

Hayır!

Meseleyi mevcut siyasi sistemin çok ama çok ciddi hasarlı olduğuna ve bu hasarın toplumu da kapsadığına çekmek istiyorum...

Kimseye güvenmiyoruz.

Yapılan her hizmette kusur veya çıkar arıyoruz.

Haksız değiliz.

Siyasi yapı güvenilmez haldedir.

Ancak unutmamalıyız ki, bu siyasi yapı sadece seçilenlerden oluşmuyor.

Seçenler, seçtirenler, müdahale edenler gibi taraflar da var işin içinde...

Dolayısıyla, gelin, sistemi değişelim.

Örnek mi; az ileride Kıbrıs Cumhuriyeti var...

Bir silkelenelim.

Başkanlık sistemi muhteşemdir, şöyle iyidir, parlamenter sistem şöyle kakadır falana hiç gerek yok.

Bir değişikliktir şart olan.

Hani geçen gün de demiştik; sil baştan başlamak gerek bazen.

O noktadayız.

O yollar bitmeli!

Geçenlerde Rasıh Reşat yazmıştı...

Ülkede özellikle bazı yol projeleri, kamulaştırma ara emirleri nedeniyle durmuş durumda. Sonuçlandırılmaları çok zor...

Çünkü ilgili şirketler, projeyi tamamlayamadıkları için paralarını alamadı.

Peki ne yapmak lazım?

Rasıh Reşat'ın da dediği gibi, devletleştirme kaçınılmazsa, yolu tamamlayın ve "kamulaştırma parası"nda daha sonra anlaşın...

Siz yolu yapın, parayı sonra konuşursunuz.

Olmaz mı?

Bal gibi olur!

Çok da kolay olur!

"Efendim, yürütme yargının kararına karşı gelmiş olmaz mı?"

Doğru bir soru!

Çare üretmek lazım; yol bekleyemez... Beklememeli, bitirilmeli...

"Ama yasama - yürütme karşı karşıya gelecek..."

Yol bitsin, bakarız...

Veya siz düşünün başka çare varsa!

O yollar bitmeli!

Vatandaşlık tartışması ve devlet ciddiyeti

Nazlı Ilıcak...

FETÖ'den tutuklu... Hapiste...

KKTC vatandaşı!

"Atın" demişler.

Vatandaşlıktan atalım!

Ne ilginç; ne komik bir ülkede yaşıyoruz!

"Yapın" dediler; ev alacaktı herhalde... Hiç gereği, hiç anlamı, hiç değeri, hiç hukuki yanı yokken vatandaş yaptık! (On binlercesi gibi)...

"Atın" diyorlar; atacağız!

Haydi demokrasicilik oynayalım!

Ya da "tahta tahta ben var, uzun uzun çam var, kalk öküze yem ver, ben veremem sen ver! Sen veremezsen KKTC versin. Şişe elimi kesti. Amcam yoğurt getirdi... Pisi pisi bum! Kırmızı don!"...

Öyle değil miydi?

Nasıl isterse olsun, bu oyun, ne yazık ki KKTC'den daha ciddi bir şeydir!

Katherine Waterston

37 yaşındaki İngiliz aktris Katherine Waterston, "The Current War" adlı filmin galasında, Toronto International Film Festival'de (TIFF) görüntülendi...

En güzel İngiliz kadınlarından biri...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
13 Eylül 2017, Çarşamba
Hilmi Bafidi         - Lefkosa
Nazli Ikicak KKTC vatandasi degildi cunku Balabayistaki otopark yani konagi cok eskilerde, 3.ulke vatandasi statusuyle Ingiliz sahibinden almisti.

YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Mayıs 2018, Çarşamba    Kıbrıslı Türkler için tek yol federal çözümdür!
22 Mayıs 2018, Salı    Vicdani Ret bir insan hakkıdır
21 Mayıs 2018, Pazartesi    Halkımız çok fakirleşmiştir
20 Mayıs 2018, Pazar    Çok uluslu barış gücü Kıbrıs’ta da güvenliği sağlayabilir (Filistin'e önerdiğiniz gibi!)
19 Mayıs 2018, Cumartesi    Cehenneme kadar yol; müstahakımızdır!
18 Mayıs 2018, Cuma    İdare-i Maslahat!
17 Mayıs 2018, Perşembe    Futbol, Türkiye, Erdoğan, Almanya, vicdanlar, hukuk ve çok yaşa KKTC!
16 Mayıs 2018, Çarşamba    Bir vergi mükellefinin hükümetten ricasıdır!
15 Mayıs 2018, Salı    İnadına barış, inadına çözüm!
14 Mayıs 2018, Pazartesi    Asıl milli dava, trafik sorunudur!

banner
banner
banner
banner
banner

Kıbrıslı Türkler için tek yol federal çözümdür!
Serhat İNCİRLİ | 23 Mayıs 2018, Çarşamba
 
TC medyasını takip ediyorum...
Bilemiyorum belki sizin gözünüze çarpmıştır ama sanırım Ak Parti hariç, tüm partilerde bir liste kavgası var...
HDP’de bile...
HDP'nin İstanbul 1.bölgeden milletvekili adayı Prof. ...
Vicdani Ret bir insan hakkıdır
Serhat İNCİRLİ | 22 Mayıs 2018, Salı
Türkiye’deki Vicdani Ret Derneği, Vicdani Ret denen olayı şu şekilde tanımlar:
“En basit anlamıyla vicdani ret; kişinin ahlaki tercihleri, dini inancı ya da politik görüşleri nedeniyle  askere gitmeyi ret etmesidir. ...
Halkımız çok fakirleşmiştir
Serhat İNCİRLİ | 21 Mayıs 2018, Pazartesi
Bu hafta söyleşi konuğum Ersin Tatar’dı...
Çocuktum...
Lefkoşa’da Halide Darbaz hocanım, müdüranım vardı...Eşi Cahit Darbazbey...
İkisini de rahmet ve saygıyla anıyorum...
Cahit Darbazbey, Ersin Tatar’ın babası Rü...