Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 13 Eylül 2017, Çarşamba
Sistem çok, ama çok hasarlıdır!
Paylaş  
20
44
17

Gazeteci olmak, aktivist veya muhalif olmak mıdır?

Evet!

Düzenin, hükümetin "iyi yanlarını yazmak" gazetecinin işi değildir...

Çünkü iyi şeyler yapmak, bir görevdir...

Mesela "maaşları ödemek" görevdir.

Yol yapmak görevdir.

Hastane inşa etmek, çok sağlıklı bir sağlık sistemi yaratmak görevdir.

Çocukları - gençleri ve herkesi en kalitelisinden devlet okullarında veya kurumlarında eğitmek görevdir.

Sürekli eğitim görevdir.

Hizmet içi eğitim görevdir.

Ucuz elektrik, gaz yani enerji sağlamak görevdir.

Sosyal güvenlikte kusursuz olmak görevdir.

Emeklilik hakkı, engelli hakları, çocuk hakları, yaşlı hakları, toplu taşımacılık gibi alanlarda "top" hizmetleri sağlayabilmek, sağlamak görevdir.

Dolayısıyla bir gazeteci veya gazete, amacı "propaganda" değilse, "hastane şahane olmuş", "maşaallah yol da ne güzel oldu", "Allah nazardan saklasın ama ülkemiz pırıl pırıl" gibi başlıklarla haber yazmaz.

Haaaa, ülkemizde birçok siyasi partinin kendi yayın organları var, onlar yapabilir...

Kısacası, "iyi şeyleri haberleştirmek", "satmaz" da diyebiliriz...

Peki, hiç mi yazmamak lazım?

Hiç mi övgüyle söz etmemek lazım?

Bugün bu konuya değinmek istiyorum.

Evet, "iyi şeyleri yapmak" yönetenlerin görevidir ve "insanın köpeği ısırması" değil, doğal olandır; yani köpeğin insanı ısırmasıdır. İyi şeyler haber değeri açısından, sayfa doldurma materyali olmanın ötesine gitmez... Manşet olmaz...

Ama bizde de bazen, meseleyi "abartıyoruz" dersem yanlış yapmış olmam...

Ne yazık ki "başarılı" olan birini veya güzel işler yapılmasını fazla çekemiyoruz; hazmedemiyoruz...

Kim olursa olsun, "bu adam veya kadın çok başarılı" dediğiniz anda, mutlaka negatif yorumlarla karşılaşırsınız...

Mesela dünyada nüfus oranına göre en çok "falanca" marka araç satan bayii ülkemizdeyse ve bu konuda kahvehanede otururken, "bravo adama, çok başarılı oldu, dünyada nüfusa göre falanca marka arabayı en çok onun şirketi satıyor" deyin, o adamla ilgili söylenmedik laf kalmaz.

Üstümüze vazifeymiş gibi, ailesine de dil uzatırız.

Dün sabah, hala izin yapıyorum ya, TV programım pazartesi başlayacak, keyfini çıkarayım diyerek, bir köy kahvesine uğradım... Beş altı kişi oturuyor... Köylülerden biri, "Oh be gaminiler kapatılıyor, hükümetin kararı doğru, bravo" dedi...

"Senin partindir diye övecen..." diyerek girdi öteki söze...

Ve tartışma başladı...

Keyifle dinledim.

Biri, partilidir veya değildir, kabinenin yaptığı işleri sayıyor; öteki her saydığına bir negatif kılıf uyduruyor...

Oysa, gaminilerin kapatılması hepimizi ilgilendirmiyor mu?

Gazetelere baktım, Yenidüzen'de, "Şehir plancıları uyarıyor, ölümlü kazalar olacak" diye bir başlık var.

Gönyeli Çemberi'nin iş ola bir proje olduğundan söz edilmiş.

Şehir Plancıları Odası Başkanı sevgili Merter Refikoğlu'nun uyarıları, kendi mesleğiyle de alakalı, bilimsel ve teknik içerikli uyarılar... Katılmamak elde değil. Otobüsler düşünülmedi, öğrenciler düşünülmedi, yayalar düşünülmedi...

Sevgili Refikoğlu'nun uyarıları için, "bu uyarılar hatalıdır" diyecek bir pozisyonda değilim ama "bu uyarılar çok geç kalınmış uyarılardır" diyebilirim.

Çünkü çemberdeki proje bitti...

Hükümet veya bakanlığın, buradaki projeyi "iş ola" yapmadığı inancındayım...

Trafiği rahatlatmak amaçlanıyor...

Ve eğer "iş ola" yapılmışsaydı" ve gerçekten çok tehlikeli bir projeyseydi, keşke başladığı gün bu uyarı çok ciddi protestolarla durdurulsaydı...

Şimdi meseleyi nereye çekmek istiyorum biliyor musunuz?

Eskiden, hep Kıbrıs sorununun çözümüne çekerdim.

Hayır!

Meseleyi mevcut siyasi sistemin çok ama çok ciddi hasarlı olduğuna ve bu hasarın toplumu da kapsadığına çekmek istiyorum...

Kimseye güvenmiyoruz.

Yapılan her hizmette kusur veya çıkar arıyoruz.

Haksız değiliz.

Siyasi yapı güvenilmez haldedir.

Ancak unutmamalıyız ki, bu siyasi yapı sadece seçilenlerden oluşmuyor.

Seçenler, seçtirenler, müdahale edenler gibi taraflar da var işin içinde...

Dolayısıyla, gelin, sistemi değişelim.

Örnek mi; az ileride Kıbrıs Cumhuriyeti var...

Bir silkelenelim.

Başkanlık sistemi muhteşemdir, şöyle iyidir, parlamenter sistem şöyle kakadır falana hiç gerek yok.

Bir değişikliktir şart olan.

Hani geçen gün de demiştik; sil baştan başlamak gerek bazen.

O noktadayız.

O yollar bitmeli!

Geçenlerde Rasıh Reşat yazmıştı...

Ülkede özellikle bazı yol projeleri, kamulaştırma ara emirleri nedeniyle durmuş durumda. Sonuçlandırılmaları çok zor...

Çünkü ilgili şirketler, projeyi tamamlayamadıkları için paralarını alamadı.

Peki ne yapmak lazım?

Rasıh Reşat'ın da dediği gibi, devletleştirme kaçınılmazsa, yolu tamamlayın ve "kamulaştırma parası"nda daha sonra anlaşın...

Siz yolu yapın, parayı sonra konuşursunuz.

Olmaz mı?

Bal gibi olur!

Çok da kolay olur!

"Efendim, yürütme yargının kararına karşı gelmiş olmaz mı?"

Doğru bir soru!

Çare üretmek lazım; yol bekleyemez... Beklememeli, bitirilmeli...

"Ama yasama - yürütme karşı karşıya gelecek..."

Yol bitsin, bakarız...

Veya siz düşünün başka çare varsa!

O yollar bitmeli!

Vatandaşlık tartışması ve devlet ciddiyeti

Nazlı Ilıcak...

FETÖ'den tutuklu... Hapiste...

KKTC vatandaşı!

"Atın" demişler.

Vatandaşlıktan atalım!

Ne ilginç; ne komik bir ülkede yaşıyoruz!

"Yapın" dediler; ev alacaktı herhalde... Hiç gereği, hiç anlamı, hiç değeri, hiç hukuki yanı yokken vatandaş yaptık! (On binlercesi gibi)...

"Atın" diyorlar; atacağız!

Haydi demokrasicilik oynayalım!

Ya da "tahta tahta ben var, uzun uzun çam var, kalk öküze yem ver, ben veremem sen ver! Sen veremezsen KKTC versin. Şişe elimi kesti. Amcam yoğurt getirdi... Pisi pisi bum! Kırmızı don!"...

Öyle değil miydi?

Nasıl isterse olsun, bu oyun, ne yazık ki KKTC'den daha ciddi bir şeydir!

Katherine Waterston

37 yaşındaki İngiliz aktris Katherine Waterston, "The Current War" adlı filmin galasında, Toronto International Film Festival'de (TIFF) görüntülendi...

En güzel İngiliz kadınlarından biri...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
13 Eylül 2017, Çarşamba
Hilmi Bafidi         - Lefkosa
Nazli Ikicak KKTC vatandasi degildi cunku Balabayistaki otopark yani konagi cok eskilerde, 3.ulke vatandasi statusuyle Ingiliz sahibinden almisti.

YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Kasım 2017, Cumartesi    Eşitlik iddiasından vazgeçin; çözüm için çaba didinin!
17 Kasım 2017, Cuma    Zimbabve ve 'Gucci Grace'!
16 Kasım 2017, Perşembe    Bu törenlerin şekli değişmeli
15 Kasım 2017, Çarşamba    Tanıtım – tanıtma, aptalca kabullerle, sevgisiz geziler, içtenliksiz ağırlamalarla olmaz...
14 Kasım 2017, Salı    UBP’nin kampanyacısı!
13 Kasım 2017, Pazartesi    İslam Tarihi, İran ve Suudi Arabistan’ı yöneten cehaleti affetmeyecek
12 Kasım 2017, Pazar    Ercan'dan Londra'ya seyahat edecek Kıbrıslı Türkler çakısteslere dikkat!  
10 Kasım 2017, Cuma    Cem Yılmaz sen de komedyen misin?
9 Kasım 2017, Perşembe    Ucuz kahramanlar...
8 Kasım 2017, Çarşamba    Kadın kotasına karşıyım!

Eşitlik iddiasından vazgeçin; çözüm için çaba didinin!
Serhat İNCİRLİ | 18 Kasım 2017, Cumartesi
Müzakerelerin kopması ve çökmesini, Rum tarafının güvenlik ve garantilerle ilgili taviz vermemesine bağlıyoruz...
Bizi eşit görmemelerine bağlıyoruz...
Ve KKTC ile Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “eşit” görüyoruz...
BM’yi ve...
Zimbabve ve 'Gucci Grace'!
Serhat İNCİRLİ | 17 Kasım 2017, Cuma
Ülke veya herhangi bir kurumun yönetiminde yer almak, liyakatı gerektirir...
Eğitiminiz, tecrübeniz, bilginiz ve emeğiniz, kısacası, bir yere gelebilmek için ciddi birikiminiz olmalıdır.
Gökten zembille inip, bir de...
Bu törenlerin şekli değişmeli
Serhat İNCİRLİ | 16 Kasım 2017, Perşembe
Yani içten gitmiyorsa insanlar; yürekten katılmıyorsa bu törenlere; o törenlerin cinsini değiştirin...
Ziynet Sali ve Buray’ı “binler”; Mustafa Akıncı’yı “onlar” dinliyorsa; iki kere düşünmek lazım...
Efendim “Kosko...