Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 6 Aralık 2017, Çarşamba

Seçin genni gurtarsın bizi!

Paylaş  
8
23
5

Türkiye’nin seçimlerimize müdahaleleri ile ilgili ufaktan bazı bilgiler veya yorumlar paylaşıp, bana göre “milat” kabul edilecek bir noktaya geldiğimiz anlatmaya çalışacağım.

Lütfen yazının son bölümlerini de okuyalım...

Türkiye, KKTC’deki seçimlere müdahale eder mi?

Evet geçmişte hep etmiştir...

Generalleriyle etmiştir.

Siyah takım elbiseli bürokratlarıyla, milletvekilleriyle hatta bakanlarıyla etmiştir.

Uzmanlarıyla da etmiştir...

Ama bu seçimde etmeyecek...

Öyle bir mesaj hissettim...

Veya, öyle bir tavır sezinledim...

Neden etmeyecek?

Ona geleceğim...

Türkiye’nin müdahale etmemesi bir yana, artık Kıbrıs sorunundaki gidişatın da nasıl değiştiğini aktarmaya çalışacağım...

-*-*-

Türkiye, bundan önce KTFD veya KKTC seçimlerine müdahale etti mi?

Bu soruya bir kez daha yanıt veriyorum; evet, etti!

Peki, Türkiye, her müdahale ettiği seçimde başarılı oldu mu?

Bu soruya da “izninizle” yanıt veriyorum, “hayır olmadı”...

Pekiiiiii, şu algı doğru mu?

“Türkiye, ister KTFD, ister KKTC; hatta isterse, Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde olsun, hep milliyetçi – sağcı parti veya kişileri mi destekledi?”

Bu soruya, yine yüksek müsaadenizle, “eğer CTP sağ bir parti ve Mehmet ali Talat da sağcı bir kişiyse”, “evet!” yanıtı verebiliriz...

Evet, cin gibisiniz ve ben biliyorum bu yüzden de cincin çiğniyorsunuz!

“Cin gibiler cincin çiğner” diye bir reklam vardı ya eskiden... Siyah – beyaz tv yıllarında... O reklamdan söz ediyordum...

Neyse; Türkiye’nin “kesinlikle müdahale etti” diyebileceğim bazı seçimleri, bizzat yaşamış bir gazeteciyim...

Ama “sandıkları dahi alıp gittiler; binlerce sahte oy attılar veya sahte vatandaşlara oy kullandırttılar” denilen, Ziya Rızkı – Rauf Denktaş seçimleri, çok ciddi söylentilerin var olduğu seçimlerdir... (1980 yılı... Arif Hasan Tahsin Desem, bu bahsettiğimiz seçimleri Rızkı’nın kazandığından çok emindi...)

Türkiye’nin açık müdahalesini, 2000 Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yaşayanlardanım...

İkinci turda “Eroğlu çekilecek” mesajının geldiği akşam, Dr. Derviş Eroğlu, kendisini takip eden bazı muhabirlerle (Biri bendim) ve köşe yazarları ile Dome Hotel’de yemekteydi...

Bir kaç köşe yazarı; hatta yanılmıyorsam bir tek köşe yazarı dışında, o yemekteki herkes şu anda hayatta...

Türkiye, Talat – Eroğlu seçimine de müdahale etti...

“Talat kazanacak” müdahalesiydi.

Eroğlu kazandı.

Türkiye, en son Cumhurbaşkanlığı seçimine de müdahale etti...

Asıl hedef, Eroğlu’nun kazanmamasıydı...

Türkiye, özellikle aşırı sağcı ya da “sağcı” demeyelim, “milliyetçi” bazı örgütlere doğrudan mesaj gönderdi.

Bu mesajı, dönemin TC dışişleri yetkililerinin en önemli isimlerinden biri ve O’nun üstünden bir siyasi göndermişti...

Bir aday ciddi anlamda “sağdan” veya “sağ” demeyelim, “milliyetçilerden” oy alacak; Eroğlu kaybedecek ve “Sibel hanım”; “soldan ama sağın temsilcisi olabilecek çok düzgün bir aday” olarak, rahatlıkla seçilecekti.

Olmadı!

Hiç hesaba katılmayan Akıncı, “çözümün yüzü suyu hürmetine” aradan fırladı ve seçildi...

Efendim, adayları eleştirmek veya desteklendiler diye suçlamak istemem.

Belki de haberleri bile yoktu.

Ancak, dönemin TC Büyükelçisi, gayet açık bir şekilde, “Kudret Özersay” için İngilizlerin deyişiyle “canvassing” yapıyordu.

Canvassing nedir?

Canvassing, siyasi propaganda tekniklerinden biridir... Propaganda yapanların, seçmenlerin evlerini ziyaret edip, onlarla birebir konuşmasıdır...

O günlerde, çok aşırı milliyetçi bir ağabeyim, aynı zamanda milliyetçi bir örgütün yöneticisiydi...

Seçimlerden bir kaç ay önce, “Eroğlu, Eroğlu, Eroğlu... İlla da Eroğlu, kesinlikle Eroğlu, Vallahi Billahi Eroğlu” modundaydı...

“Bir gece ansızın gelebilirim” diyerek, bir gece ansızın geldiler; adam karşımıza, “Özersay, Özersay, kesinlikle Özersay” diye çıkıverdi...

-*-*-

Bakın, Sayın Kudret Özersay’ın, bütün bunlardan hiç haberi olmayabilir.

Hatta olmadığı inancındayım...

Ama bunlar yaşandı.

Lapta’nın, Çatalköy’ün belediye başkanlarına açıkça destek sözleri verildi. Karşılığında, “Özersay’ı destekleyeceksiniz” dendi...

Elbette bu yazdıklarımın ses veya görüntü kaydı yok.

Ama artık bunları zaten herkes biliyor.

Sinirlioğulları, Davutoğulları falan ve de filan...

-*-*-

O günler geride kaldı.

Şimdi 7 Ocak 2018’de seçimler var.

Ankara’dan çok önemli bir “kaynağım”; “Türkiye için fark etmez; Anavatanına ‘işgalci’ demeyen, Türk silahlı Kuvvetleri’ni ‘işgal ordusu’ olarak görmeyen tüm partilere Ankara eşit mesafededir... Halk, karma oy kullanarak, tercih yaparak kaliteli isimleri Meclis’e taşımalıdır” dedi...

Mesaj açık...

Tekrar ediyorum; tüm partilere (8 adet) Anavatan aynı mesafededir...

Tercihlerle, karma oylarla, “kaliteli” isimler Meclis’e taşınmalıdır...

Kaliteli isimler derken?

O’nun da işareti gelirse, buradan yakarız!

Birlikte tüttürürüz!

-*-*-

Ve gelelim, 7 Ocak seçimlerine katılan 8 partinin duruşlarının, Kıbrıs meselesinin bundan sonraki akışıyla alakasına...

7 Ocak erken genel seçimlerine katılan partiler arasında, Türk Ordusu’na “işgal ordusu” diyen var mı?

Yoktur!

Türkiye’ye “işgalci” diyen parti var mı?

Yoktur...

KKTC’nin varlığını savunmayan parti var mı?

Yoktur...

Dolayısıyla, 7 Ocak 2018’deki erken genel seçimler; bana göre bir milattır...

7 Ocak’tan sonra iktidarda, koalisyonda veya piyasada, hangi partiler, hangi vekiller olursa olsun, “KKTC’nin varlığının devamı ve Anavatan’a mutlak bağlılık” dozajında, ciddi bir yükseliş olacaktır.

İnternet, su, elektrik, 3G ve 4.5G derken; Anavatan’a bağlılık; Anavatan ile daha keskin, daha etkili işbirlikleri; federal zemindeki olası müzakereleri alaşağı edecektir...

Türkiye’ye yakınlık, maneviyatın ötesinde, maddi ilişkilerin de ilerisinde; siyaseten de artacaktır...

“Hatay benzeri Referandum” fısıltıları; sesli bir şekilde dillendirilecektir.

-*-*-

“Olmaz... Olamaz, buna Serdar Denktaş bile evet demez” mi diyorsunuz?

Ben de diyorum ki, seçim heyecanı ve seçim halüsinasyonu o noktaya geldi ki; artık Akıncı da Özgürgün da, Ertuğruloğlu da, İzcan da, Çakıcı da, Erhürman da, Özersay da, Arıklı da, Denktaş da, Özyiğit da aynı yolda yürümektedir.

Aynı yolda yürüyenler ve sistemin çok ciddi bir şekilde parçası olanların; yani Türkiye’ye aynı gözle bakanların, Türkiye’den gelen internete, suya ve elektriğe farklı şey söyleyemeyenlerin, çözümü, “güvenlik ve garantilerle” hep birlikte kilitleyenlerin, farklı yere varması mümkün mü?

Ne demişti yukarıda da adından söz ettiğimiz Arif Hasan Tahsin Desem hoca?

“aynı yolu yürüyenler, farklı yere varamazlar”...

Bu yol Türkiye’nin yoludur.

-*-*-

Şikayetim var mı?

Hayır!

Yoktur!

Ama, mesele; aynı yolda yürürken, “yan yan, sağa meyilli, sola meyilli, amuda kalkmış, geri geri, sürünerek, emekleyerek, zıplayarak”; yani farklı yöntemlerle yürümek değildir.

Mesele, aynı yolda daha hızlı veya daha yavaş yürüyebilme yeteneği değildir.

Mesele, aynı yolda uygun adım hatta kaz adamı yürüme yeteneğine sahip olmak değildir.

Farklı yolda yürüyebilmektir mesele...

8 parti vardır yarışta...

Aynı yolda yürüdükleri takdirde, hiç birinin ötekinden farkı olamaz.

Sandığa gidin, takım tutar gibi seçin 50 kişiyi...

Bayram Çelik ne derdi?

Bilenler bilir...

“Seçin genni gurtarsın bizi...”

Seçin genneri gurtarsınnar bizi da gene!

-*-*-

7 Ocak seçimleri çok şeyi değiştirecek diyenler var!

Bana sorarsanız, hükümet bile değişmeyecek...

Anketler – manketler bir yana; sadece bazı bakanların isimleri ve yerleri değişebilir...

Bu da tahminimdir...

Bugünkü yazının bonusu...


Margot Robbie

Margot Robbie geçtiğimiz Kasım ayında, California’nın Los Angeles kentindeki bir etkinlikte
fotoğrafçılar tarafından görüntülenmişti.... 27 yaşındaki Avustralyalı aktris, son derece güzel ve
çekiciydi...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
3
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
13 Aralık 2018, Perşembe    Tam bir çirkef yatağındayız!
12 Aralık 2018, Çarşamba    Futbolla ilgili yorum yazmak istemezdim!
11 Aralık 2018, Salı    Pardon, kim hesap soracaktı?
10 Aralık 2018, Pazartesi    Tüm Dünya bizi okuyor
10 Aralık 2018, Pazartesi    Süpürgesi yoncadan Eminem!
9 Aralık 2018, Pazar    Bu meseleleri film yapalım, KKTC'yi tüm dünya tanısın!
8 Aralık 2018, Cumartesi    Gönyeli – Güzelyurt yolu mu dediniz?
7 Aralık 2018, Cuma    Ya özür ya istifa!
6 Aralık 2018, Perşembe    Kıbrıs’ta federal çözüm dışındaki tüm alternatifler kilitlidir!
5 Aralık 2018, Çarşamba    Bir başarı öyküsü

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Tam bir çirkef yatağındayız!
Serhat İNCİRLİ | 13 Aralık 2018, Perşembe
Tam bir çirkef yatağındayız!
Ferdi Sabit Soyer’in “Tweeti” muhteşem...
Ne diyor Ferdi başkan?
“... Habere bak. Askeri üs için İstanbul'un beşte biri kadar alanda askeri deniz üssü olacakmış. Bizde emirname, inşaat,...
Futbolla ilgili yorum yazmak istemezdim!
Serhat İNCİRLİ | 12 Aralık 2018, Çarşamba
Yani bunca derdin, bunca sıkıntının içinde, futbolla ilgili bir yorum yazmak istemezdim!
Pek yaptığım bir şey de değil!
Hatta hiç yaptığım bir şey değil!
Ama İngiliz Daily Telegraph gazetesi, Premier Lig'de kümede ...
Pardon, kim hesap soracaktı?
Serhat İNCİRLİ | 11 Aralık 2018, Salı
Pardon, kim hesap soracaktı?
Kaza nedeni araştırılmalı!
Öyle diyor bir çek kişi!
UBP de öyle diyor!
CTP de!
Hükümet de!
Muhalefet de!
Herkes diyor ki; “kaz nedeni araştırılmalı!” ...
-*-*-
Dün bir mühendis ar...