Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 3 Ocak 2018, Çarşamba

En güzel yeni yıl hediyesi

Paylaş  
14
28
13

Hüseyin Kırmızı diye bir adam...

Arkadaşları O’na Japon diyor...

1983 doğumlu...

Babası Kıbrıslı Türk...

Annesi Taylandlı... Ama O da artık Kıbrıslı...

Hüseyin Kıbrıs’ta doğdu...

Bir müzik dehası...

Çok iyi müzik eğitimi aldı...

Ülkemizde çeşitli rock gruplarında klavye çaldı, hala çalıyor...

Upuzun siyah saçları, esmer bir suratı ve anneden hafif çekik gözleri var...

Bu çekik gözler nedeniyle Kıbrıslı, bu müzik dehasına “Japon” demeyi uygun gördü...

Geçen gün bana hayatımın en değerli hediyelerinden birini verdi...

Bir albüm...

Albümün adı “Color et Sonor”...

Sanırım “Renklerin sesleri” diyebiliriz...

Japon, albümün kapağına kiril harfleri ile de kendi adını, albümün adını ve albümdeki parçaların adını yazdı...

Albümde, “Kırmızı, gümüş, yeşil, sarı, mavi, kahve, siyah, gri, mor ve beyaz” isimleri verilmiş on parça var...

Bu parçalar, görme engelli insanlara, renkleri anlatıyor.

Tüm besteler Japon’a ait...

Albüm kayıtları Çekya’da, Prag’ta yapıldı...

Yaylılardan oluşan bir grup parçaları seslendiriyor...

Dün arabada Yeşilırmak’a giderken dinledim...

Neden mi yazıyorum?

Bu kirli ve çirkin seçim günlerinde; bu ülkede muhteşem insanlar yaşadığını anlatmak ve hatırlatmak için...

Bu iğrenç günlerde, canını dişine takıp, görme engelliler için renkleri anlatan inanılmaz güzellikte beste yapan bir kardeşimiz olduğu için...

Ülkemin gençleri ile gurur duyuyorum.

Hüseyin Kırmızı’yı sadece tebrik etmiyorum; ayakta alkışlıyorum...

Ellerine, yüreğine, beynine, yeteneğine sağlık Japon...

Bu kadar karanlık ve sisli kötülükler ülkesinde; sadece görme engellilerin değil; bakıp da göremeyenlerin ışığı oldun Japon...

Teşekkür ederim...

En güzel yeni yıl hediyesini verdin...

İyi ki varsın çocuk...

 

BİZ HİÇ TUPAMARO OLMADIK!

 

Uruguay’da 1960’larda faaliyete geçen, 1970’lerde zirveye çıkan Ulusal Kurtuluş Hareketi’ne Tupamarolar denir...

En ünlü Tupamaro, Uruguay’da 2010 – 2015 arasında Devlet Başkanlığı yapan Jose Mujica’dır...

Hani küçük bir Volkswagen’i vardı...

Hep o arabayla gitti işine...

Köpeğini yanından ayırmadı hiç...

Şu anda 82 yaşında...

Hep gülümseyen bir suratı var...

Devlet Başkanlığı sırasında 12 bin dolar aylık maaşının yüzde 90’ını hayır kurumlarına bağışladı...

Hep çiftliğinde, yoksul yaşamayı tercih etti...

Andres Danza ve Ernesto Tulbovitz, başkanın yanında 20 yıl çalıştılar...

Ve hayatını anlatan “İktidarda bir kara koyun, saraysız başkan Jose Mujica” diye bir kitap yazdılar...

Muhteşem bir kitap...

Pek kitap okuyorlar mı bilemem ama “Seçime üç- dört gün kaldığı bu günlerde, eminim siyasilerimizin bu kitabı okuması şarttır”...

Mujica bir Tupamaro’ydu...

Dört kez hırsızlıktan tutuklandı...

Örgüt için çalmak gerekiyordu çünkü...

Kitabın arka kapağından bir alıntı yapmak istiyorum...

İsteyen mesajı alır, isteyen almaz...

Ama bence çok önemli ve çok değerli...

“... Halkları oluşturan insanların büyük bir kısmı devlet başkanlarının yaşadığı gibi bir hayatı yaşamıyor. Ben ülkenin büyük bir bölümünün yaşam tarzı nasılsa öyle yaşıyorum. Devlet başkanlarını azınlıkta olan bir grubun yaşadığı sisteme dahil etmeye çalışan bir mekanizma var. Düşündüğün gibi yaşamalısın. Aksi takdirde yaşadığın gibi düşünmeye başlarsın...”

Biz hiç Tupamaro olamadık...

Oysa olmalıydık...

Başka türlü kurtuluş yoktu çünkü...

 

PATRONAJ SİSTEMİNİ ÖZÜMSEDİK

Ülkemizde gerçek anlamıyla veya batılı – çağdaş anlamıyla demokrasi olduğunu söyeyebilir misiniz?

Meseleye “Seçime gidip adaylar arasından 50 kişiyi seçmek” olarak bakarsanız, tabii ki demokraside sıkıntı yoktur.

Ancak gerçek öyle değildir...

Sistemimiz ne yazık ki “Patronaj” sistemidir...

KKTC’de patronaj sistemi tüm kurumları ile mevcuttur...

Mafya örgütü gibi davranan, hiziplerin, kliklerin var olduğu, sıfır ideoloji bir yapıdan söz ediyoruz...

İdeoloji yok, ortak bir hedef de yok!

Ne var?

Çıkar ilişkileri...

Kişisel ilişkiler...

Kişilere fayda sağlayan iktidarlar ve onlara hizmet eden sistem mensupları...

Kişisel ilişkiler sıkıntıya uğradığı anda “Patronu değişme çabası”...

Ve mutlak çıkar paylaşımı...

Bir ideoloji yok demiştik...

Programlar, manifestolar var ama hepsi göstermelik...

Bölüşümden daha fazla pay alma çabasında, bunu da cidden kabullenmiş - özümsemiş harami vatandaşlar grubu söz konusu...

Sistem budur...

Ve vatandaş, “Memnun değiliz” dese de, aslında menundur...

Alışmıştır vatandaş...

Kişisel çıkar talep ediyor, alırsa oy veriyor... Almazsa, küsüyor, “Sandığa gitmem” falan diyor...

Patronaj veya patrimonyal sistem olarak açıklayabileceğimiz bu sistemi herkes kabullenmiştir; bu sistemde yiyicilik esastır...

Eminim, partileri yönetenler, vekil adayları veya militanlarına sorsanız, bu sistemden nefret ettiklerini ve yeni manifestoları ile zaten bunu değiştirmeyi hedeflediklerini söyleyecekler.

Veya inkar edecekler...

Bu sistemin bir ileri safhası “Kleptokrasi”dir...

Kleptokrasi,, yolsuzluk,, hırsızlık, zimmete para geçirme, mülk edinme, rüşvet alma gibi “Güzelliklerin” zirve yaptığı sistemdir... Kim bilir belki de oradayız...

Patronaj sistemi, içimize işledi.

Doğal kabul ediyoruz...

“Biz farklıyız, biz fabrika ayarlarımıza döndük, biz şuyuz, buyuz” diyenler var çevrede...

Üzgünüm ama inanmıyorum, güvenmiyorum.

Sistem budur...

Bu sistem çerçevesinde seçilmek, patronajın içine gömülmekten başka bir şey değildir...

Nasıl mı değişiriz?

Patronajdan nasıl mı kurtuluruz?

Kıbrıs sorununu çözerek...

Sistemi, “Başkanlık Sistemi”ne geçirerek...

Öncelik sırasını değişebiliriz...

 

Sarah Jessica Parker

Sarah Jessica Parker... 52 yaşında... Amerikalı oyuncu, yapımcı ve tasarımcı. Altın Küre ve Emmy ödülü sahibi. Sex and the City adlı dizi ile dünya çapında üne kavuştu... 7 kardeşi var... Çok güzel kadın...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
1
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Eylül 2018, Cuma    Polis beni labord etti! Cezamı ödemeyeceğim!
20 Eylül 2018, Perşembe    Ya çözüm ya da iki büyük balık bizi yutacak!
19 Eylül 2018, Çarşamba    Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
18 Eylül 2018, Salı    Eğitim yorumu!
17 Eylül 2018, Pazartesi    Nazi kafası il turizm ve sınır kapıları!
16 Eylül 2018, Pazar    İki şarkı... Onlar Trump'a ve Pinochet'e söylemişler!
15 Eylül 2018, Cumartesi    Ondan bundan, sağdan soldan, yandan yandan; her konudan!
14 Eylül 2018, Cuma    TMT üyeleri kimler?
13 Eylül 2018, Perşembe    Doğal afet yoksul zengin ayırmaz ha!
12 Eylül 2018, Çarşamba    Bir erken veda daha

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Polis beni labord etti! Cezamı ödemeyeceğim!
Serhat İNCİRLİ | 21 Eylül 2018, Cuma
Polis beni labord etti! Cezamı ödemeyeceğim!
Polis evet görevini yaptı.
Son derece de kibardı.
Hızlı gidiyordum.
Durdurdu.
Elindeki makineyi gösterdi.
Şu kadar para cezası, şu kadar da puan...
-*-*-
Evet, poli...
Ya çözüm ya da iki büyük balık bizi yutacak!
Serhat İNCİRLİ | 20 Eylül 2018, Perşembe
Ya çözüm ya da iki büyük balık bizi yutacak!
İktisat Bankası Hazine Müdürü Emre Değirmencioğlu’nun hazırladığı günlük piyasa analizlerine bayıldığımı daha önce de yazmıştım...
Genç nesil süper insanlarımızdan biri o...
Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
Serhat İNCİRLİ | 19 Eylül 2018, Çarşamba
Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
KKTC’deki asker sayısını azaltmayacağız!
Kim dedi?
Erdoğan?
Hangi Erdoğan?
Recep Tayyip olan Erdoğan!
-*-*-
Peki, KKTC’deki asker sayısı ne kadar?
40 bin ...