Ana Sayfa >> Yazarlar Vatan MEHMET | 18 Nisan 2017, Salı
Ne oldu ise hayırlısı olsun
Paylaş  
40
91
41

Yaklaşık 25 milyon seçmenin itiraz ettiği değişime dair “anayasanın meşruluğu” tartışılacak şimdi…

Nâfile…

Türkiye Osmanlı sonrası Cumhuriyete -tüm bağları keserek girdiği günden beri- demokratik bir ülke olmadı…

Tek parti döneminden sonra da “otoriter” oldu.

Hiç tanışmadığımız bir şeyi ‘unuttuğumuzu’ varsayıyoruz. Demokrasinin ne tadı ne tuzu, hiçbir zaman hissedilmedi.

Sırf bu nedenle adaleti bozan ve birbirini besleyen Kayıt Dışı Ekonomi, Kayıt Dışı Siyaset ve Kayıt Dışı Hukuk istisnasız usûl oldu.

Bir monizm-den diğerine siyaset kültürü içinde yargı ise daima ‘yıldız sopa’ olarak sahnedeydi…

Özetle hukukun üstünlüğü, pratikte daima bir laf olarak işledi.

Teorik olarak bile “Parlamenter” değil, “Parlementolu bir sistemdi” fiilen debelenen.

Darbeler darbeler…

Nesilller gitti.

Batı’nın ajandası içinde Lozan’dan beri ideolojilerin kıskacı içinde savrulan bir Türkiye…

Ulusal prensipleri “uluslararası değerlere” uyduramayan coğrafyamızda bu ağır sıklet boks maçları literatürde hep hakemsiz yapıldı.

Kafası çalışan ve bu nedenle de “kafası karışık” her birey, kurduğu kimliği, aradığı sentezi, bulduğu çâreyi kendi kazanımı olarak değil gecikmiş ve çarpıtılmış biçimler üzerinde inşa etti hep…

**

Etrafımızdaki fikir ve hülya adamlarının tekrarlayıp durdukları “bir yığın kelimeye” itiraz edip son tahlilde 16 Nisan’ı küçümsemek, on yıllardır içeriği ile tartışılan Anayasa Değişimini yok saymak, tarihiliğini red ile olup bitene sadece “Erdoğan aşkı” ile “nefreti” arası bir gerilimin içinden bakmak yakışmayacak…

Bir kısım tarihçilerin “kişiliği” nedeniyle Türkiye’nin darbe Anayasasını sivil irade ile değiştirdiğini ve halkın kodları ve kuralları belirsiz yeni istikbali -riskleriyle denemeye karar verdiğini- herkes kabullenmeli…

Devletin “civa ağırlığı” karşısında alerji hissedenler Fransa’nın AB’ye girerken yaptığı referandumda yüzde elliyi ancak küsuratıyla geçtiğini unutmamalı.

**

Doğrusu benim gibi referandumdan ne sonuç çıkarsa çıksın Türkiye’nin aleyhine birtakım gelişmelerin süratleneceğinden emin olanlar 15 Temmuz gecesi plağında takılmış gibi bir halet-i ruhiye sergilemektedirler.

'Sanığın idamına… Kararın bilâhir yazılmasına…' diye gerekçe yazan İstiklal Mahkemeleri’nin soğuk ruhu;

Yassıada Mahkemeleri’nin postal ideolojisi;

Sıkıyönetim Mahkemelerinin ‘netekim’ uygulamaları;

müteâkiben Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve 28 Şubat’ın “bir rövanş arenası” olarak post modern devamı… Ve Özel Yetkili Mahkemeler ‘baba devletin sopası’ olarak geçti tarihçe-i bila adl-i mutlak hafızamıza…

Ve 15 Temmuz…

Başımıza bu da mı geldi, diye yıkıldığımız o gece ve sabahı…

Gerisi teferruat.

Evet diyen de Hayır çeken de; Türkiye kaybettikçe kazanan kimselerdir.

Yeni Anayasa hayırlı olsun…

Her ne olursa olsun.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
11 Aralık 2017, Pazartesi    Sen de mi Afrika!
29 Ağustos 2017, Salı    Akdağ ile "iki iki dört etsin" dilerim…
14 Temmuz 2017, Cuma    Sus ortamı bozma diyordunuz…
4 Temmuz 2017, Salı    Bu ört-bas sahneler müptela eder
19 Haziran 2017, Pazartesi    Kamusu kötü olanın özeli berbat olur
14 Haziran 2017, Çarşamba    Sıcakta ağırlaşmış incir sanki...
10 Haziran 2017, Cumartesi    Zor değil, kuvvet oyunu bozar
20 Mayıs 2017, Cumartesi    Gıcırgıcır Bandırma
25 Nisan 2017, Salı    Son şans 23 Nisan koltuğu
13 Nisan 2017, Perşembe    Seyr ile mestiz

Sen de mi Afrika!
Vatan MEHMET | 11 Aralık 2017, Pazartesi
Son yılarda karikatür siyaset, din-karikatür tartışmaları popüler oldu…

Çok örneği yaşandı.

Duyan derin sanatçılarla despot politikacılar ya da teoloji ile şaka arasında bir çekişme bir karşıtlık, bir mücade...
Akdağ ile "iki iki dört etsin" dilerim…
Vatan MEHMET | 29 Ağustos 2017, Salı
Eylül 2015 sonunda Tuğrul Türkeş AK Parti rozetini taktıktan 48 saat sonra aynı zamanda “Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı” sıfatıyla KKTC’ye, baba ocağına geldiğinde en büyük özelliği ilk kez “Kıbrıs köke...
Sus ortamı bozma diyordunuz…
Vatan MEHMET | 14 Temmuz 2017, Cuma
Oyuncağını kaybetmiş statükocular!
Rum'un hidrokarbon hikâyesine ses çıkarmadınız!
Sürsün ki biz devam edelim dediniz ve konuşana da “sus ortamı bozacaksın” diye söylendiniz.
Hayrola!
“Bizim de” olanı şimdiden dev...