Ana Sayfa >> Yazarlar Vatan MEHMET | 18 Nisan 2017, Salı
Ne oldu ise hayırlısı olsun
Paylaş  
19
42
19

Yaklaşık 25 milyon seçmenin itiraz ettiği değişime dair “anayasanın meşruluğu” tartışılacak şimdi…

Nâfile…

Türkiye Osmanlı sonrası Cumhuriyete -tüm bağları keserek girdiği günden beri- demokratik bir ülke olmadı…

Tek parti döneminden sonra da “otoriter” oldu.

Hiç tanışmadığımız bir şeyi ‘unuttuğumuzu’ varsayıyoruz. Demokrasinin ne tadı ne tuzu, hiçbir zaman hissedilmedi.

Sırf bu nedenle adaleti bozan ve birbirini besleyen Kayıt Dışı Ekonomi, Kayıt Dışı Siyaset ve Kayıt Dışı Hukuk istisnasız usûl oldu.

Bir monizm-den diğerine siyaset kültürü içinde yargı ise daima ‘yıldız sopa’ olarak sahnedeydi…

Özetle hukukun üstünlüğü, pratikte daima bir laf olarak işledi.

Teorik olarak bile “Parlamenter” değil, “Parlementolu bir sistemdi” fiilen debelenen.

Darbeler darbeler…

Nesilller gitti.

Batı’nın ajandası içinde Lozan’dan beri ideolojilerin kıskacı içinde savrulan bir Türkiye…

Ulusal prensipleri “uluslararası değerlere” uyduramayan coğrafyamızda bu ağır sıklet boks maçları literatürde hep hakemsiz yapıldı.

Kafası çalışan ve bu nedenle de “kafası karışık” her birey, kurduğu kimliği, aradığı sentezi, bulduğu çâreyi kendi kazanımı olarak değil gecikmiş ve çarpıtılmış biçimler üzerinde inşa etti hep…

**

Etrafımızdaki fikir ve hülya adamlarının tekrarlayıp durdukları “bir yığın kelimeye” itiraz edip son tahlilde 16 Nisan’ı küçümsemek, on yıllardır içeriği ile tartışılan Anayasa Değişimini yok saymak, tarihiliğini red ile olup bitene sadece “Erdoğan aşkı” ile “nefreti” arası bir gerilimin içinden bakmak yakışmayacak…

Bir kısım tarihçilerin “kişiliği” nedeniyle Türkiye’nin darbe Anayasasını sivil irade ile değiştirdiğini ve halkın kodları ve kuralları belirsiz yeni istikbali -riskleriyle denemeye karar verdiğini- herkes kabullenmeli…

Devletin “civa ağırlığı” karşısında alerji hissedenler Fransa’nın AB’ye girerken yaptığı referandumda yüzde elliyi ancak küsuratıyla geçtiğini unutmamalı.

**

Doğrusu benim gibi referandumdan ne sonuç çıkarsa çıksın Türkiye’nin aleyhine birtakım gelişmelerin süratleneceğinden emin olanlar 15 Temmuz gecesi plağında takılmış gibi bir halet-i ruhiye sergilemektedirler.

'Sanığın idamına… Kararın bilâhir yazılmasına…' diye gerekçe yazan İstiklal Mahkemeleri’nin soğuk ruhu;

Yassıada Mahkemeleri’nin postal ideolojisi;

Sıkıyönetim Mahkemelerinin ‘netekim’ uygulamaları;

müteâkiben Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve 28 Şubat’ın “bir rövanş arenası” olarak post modern devamı… Ve Özel Yetkili Mahkemeler ‘baba devletin sopası’ olarak geçti tarihçe-i bila adl-i mutlak hafızamıza…

Ve 15 Temmuz…

Başımıza bu da mı geldi, diye yıkıldığımız o gece ve sabahı…

Gerisi teferruat.

Evet diyen de Hayır çeken de; Türkiye kaybettikçe kazanan kimselerdir.

Yeni Anayasa hayırlı olsun…

Her ne olursa olsun.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Haziran 2017, Pazartesi    Kamusu kötü olanın özeli berbat olur
14 Haziran 2017, Çarşamba    Sıcakta ağırlaşmış incir sanki...
10 Haziran 2017, Cumartesi    Zor değil, kuvvet oyunu bozar
20 Mayıs 2017, Cumartesi    Gıcırgıcır Bandırma
25 Nisan 2017, Salı    Son şans 23 Nisan koltuğu
13 Nisan 2017, Perşembe    Seyr ile mestiz
9 Nisan 2017, Pazar    Selfie ve Nergis Çiçekleri
27 Mart 2017, Pazartesi    Junker Kıbrıslılarla dalga geçiyor
20 Mart 2017, Pazartesi    Sünnetçi korkusu
6 Mart 2017, Pazartesi    Enfes statüko

Kamusu kötü olanın özeli berbat olur
Vatan MEHMET | 19 Haziran 2017, Pazartesi
Ercan Havalimanı ve özelleştirilmesi konusunda müdahil Bakan Tahsin Ertuğruloğlu ile işletmeci Taşyapı sahibi Emrullah Turanlı arasında bir haftadır dönen tartışma ve yansımaları doğrusu oldukça enteresan.
Çünkü tek ...
Sıcakta ağırlaşmış incir sanki...
Vatan MEHMET | 14 Haziran 2017, Çarşamba
‘Bazen hayat ne çekilmez.
Ne ağır…
Öyle bozulmuş yemek tadında…
Sıcakta ağırlaşmış incir sanki…
Çürümüş gibi…’
**
“Şekva” işte esas-ı insandır.
Dert etmek.
Şikâyetçi olmak...
Maziyi yitirmiş, geleceği kestire...
Zor değil, kuvvet oyunu bozar
Vatan MEHMET | 10 Haziran 2017, Cumartesi
Zor oyunu bozar derler.
Doğrusu “kuvvet oyunu bozar”dır.
Bu hep böyledir.
Kıbrıs Sorunu kronolojisi de böyle işliyor.
Mevcut statüko, masaya vuran bir kudretten yani özel ve genel iradeden yoksun olduğu için “stat...