Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 11 Ocak 2017, Çarşamba
En kritik 24 saat...
Paylaş  
25
49
22

Dün kaleme aldığım yazıda, Cenevre’de devam eden Kıbrıs Zirvesi’nin diğerlerinden farklı olduğunu belirtmiştim.

Bir kere, geçtiğimiz yıl boyunca durmadan tartıştığımız ve benim de sayısız şekilde kaleme aldığım üzere takvimin sonuna geldiğimiz aşikardır.

Bu ne demek?

Mayıs 2015’te başlayan, aylarca devam eden, New York Zirvesi’nde adı konulmamış şekilde belirlenen ve Mont Pelerin Zirvelerinde sekteye uğrayan takvimin son durağındayız demek…

Dolayısıyla burada bulunan siyasi parti başkanlarımızdan Serdar Denktaş’ın “Cenevre’den sonuç çıkmaz” demesini anlarım da Tufan Erhürman’ın “Cenevre son istasyon değil gibi” açıklamasını anlamam.

Ne demek son istasyon değil?

Basbayağı son istasyondayız.

Burası son duraktır.

1963’te başlayan, 1974’te karmakarışık hale gelen ve 2004’te Rumların hayırı ile devam eden bölünmüşlük statükosunun bitirilmesi için daha ne yapılabilir?

Kıbrıslı Türkler ve Rumlar masada, AB burada, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ise yolda…

BM ve bütün üyeleri sizlere bu satırları yazdığım binanın içinde dururken, bu sorunu çözmek için daha kim ya da kimlere ihtiyacımız vardır?

Aklıma Darth Veder ya da Obi Van Kenobi’den başkası gelmiyor…

Yoksa Yoda mı?

Onu mu çağıralım Allah aşkına?

Yoksa Batman Robin ikilisi mi gelmeli?

Onun için, bakınız, zirvenin ikinci günü, ki siz bu yazıyı okurken bu zaman kipi düne dönüşecek, burada çok önemli gelişmeler yaşandı.

Kıbrıs’ta sokaktaki adamın kafasını meşgul eden en büyük sorun olan ‘çözümün maliyetini kim nasıl karşılayacak?’ sorusu burada, bu binada IMF ve Dünya Bankası’nın katılımıyla masaya yatırıldı.

Haybeye mi geldi bu adamlar?

Yani tamam, anladık, belki bu zirveden sonra başka zirve ya da zirveler gerekebilir ancak onların amacı burada ortaya çıkması gereken çerçevenin altının doldurulmasından başka bir şey olmaz.

Bundan başka, zirvenin 3.günü, yani bugün, en kritik gündür diyebiliriz.

Çünkü bugün sabah saatlerinden itibaren masaya yatırılacak olan konu toprak konusudur.

Ve eğer her şey yolunda giderse akşam saatlerinde haritalar teati edilecektir…

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok çünkü ortaya çıkacak olan harita üç aşağı beş yukarı, yüzde 28,7 civarlarında, Annan haritasına benzer bir şekilde olacaktır.

Bu noktada, her iki tarafın da ‘kırmızı çizgimizdir’ diye direttiği Güzelyurt meselesinin nasıl pazarlık edileceği ise belirsizdir.

Şöyle ki, en son kertede, Güzelyurt, garantiler, dönüşümlü başkanlık gibi ağır konular büyük bir pazarlığın ve al-verin muhteviyatını oluşturacaktır.

Bana sorarsanız, dönüşümlü başkanlık keşke böylesine bir pazarlığın konusu olmasaydı derim.

Çünkü konuştuğumuz şey federasyon ve onun en önemli hususu da bana göre siyasi eşitlik ve temsiliyettir.

Garantiler garantörlerin anlaşacağı bir husus, toprak ise zaten önceden vereceğimiz belli olan bir konudur.

Ne peki?

Bence şu:

Dün de dediğim gibi müzakerelerde ‘bugün git yarın gel’ tarzı bir yaklaşım bitmiştir.

Bugün bugündür ve yarına erteleme yoktur.

Cenevre Zirvesi son duraktır ve buradan bir çerçeve anlaşması ile çıkmamamız durumunda süreç çökecek, adadaki insanımızın umutları yerle bir olacaktır.

2004 sendromunu hala daha yaşayan bir toplum, takdir edersiniz, tatminkar sonuçsuz New York ve Mont Pelerinlerden sonra bir daha asla çözüme inanmaz hale gelecektir.

Bunu istiyor muyuz?

Ben istemiyorum.

Tufan Hoca da istemiyor.

Toplumun büyük çoğunluğu da istemiyor…

O zaman en kritik 24 saat önümüzde…

Hayırlı haberler bekliyoruz…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
1
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Temmuz 2017, Pazartesi    Başkanlık sistemi bu şartlarda kırtasiye masrafı olur...
12 Temmuz 2017, Çarşamba    Crans Montana’da neler oldu?
1 Temmuz 2017, Cumartesi    Aziz Antonio...
30 Haziran 2017, Cuma    Guterres, Gordion'un düğümünü çözebilecek mi?
28 Haziran 2017, Çarşamba    Kritik zirvede belirsiz niyetler...
22 Haziran 2017, Perşembe    Garantici toplum…
20 Haziran 2017, Salı    Sosyal medyanın "alemcileri" ve çözümün sayısız yararı…
13 Haziran 2017, Salı    Söyle bana doktorum…
10 Haziran 2017, Cumartesi    1981…Kırılma anı…
8 Haziran 2017, Perşembe    Bu ruh bir başarısızlığa daha dayanamaz…

Başkanlık sistemi bu şartlarda kırtasiye masrafı olur...
Ulaş BARIŞ | 17 Temmuz 2017, Pazartesi
Crans-Montana çöktüğünden beri her kafadan bir ses çıkıyor.
Belli ki çözüm umudu dışında toplumun önüne konulup oyalattıracak bir şey lazım.
Son günlerde çeşitli çevrelerde seslendirilen oyalantı modeli ise ‘başkanl...
Crans Montana’da neler oldu?
Ulaş BARIŞ | 12 Temmuz 2017, Çarşamba
Crans Montana zirvesi sonuçsuz kaldı diyoruz ama bence en azından bir sonuç ortaya çıktı.
Giriş cümlemi iddialı mı buldunuz?
Açıklayayım…
Zirvenin üçüncü günü BM Genel Sekreteri Antonio Guterres zirveye katıldı ve ...
Aziz Antonio...
Ulaş BARIŞ | 1 Temmuz 2017, Cumartesi
Dünkü makalede BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in taraflar arasında yaşanan tıkanıklığı çözüp çözemeyeceğini göreceğiz diye yazmıştım.
Hatta bu tıkanıklığa ‘Gordion’un Düğümü’ nitelemesinde de bulunmuştum.
Rum b...