Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 12 Mart 2017, Pazar
KKTC forever...
Paylaş  
27
48
25

3 ay evvel Girne dağ yolunda hepimizi acıya boğan bir kaza oldu.

Hayatlarının baharında bu dünyadan göçüp giden 2 çocuğumuzun yanında bir de emekçimiz hayatını kaybetti.

Olay sadece Kuzey’de değil Güney Kıbrıs’ta da gündemin bir numaralı maddesine dönüştü.

Ardından yüce ve ulu devletimizin yollarla ilgili bakanı bir dizi önlem açıkladı, bir sürü ceza sözü verdi ancak konu o günden sonra gündemden kalktı, unutuldu.

Ölenler öldüğüyle, onların yakınları ise acılarıyla kaldı…

Arada son derece harika bir akılla, Girne’de devam etmekte olan inşaat talanını daha da hızlı ve kolay hale getirmek için ülkenin en kalabalık yolu olan Girne-Lefkoşa ana yolunda kamyonların serbestçe gidip gelmesi için bir kararname de çıkarıldı.

Gelen tepkiler üzerine bu kararname geri çekildi ama zaten kararnameye gerek olmadığını her gün o yolu kullanan benim gibi vatandaşlar kamyonlarla baş başa olduğu için biliyor…

Denetleyen mi var?

Yok canım sen de…

Neyse, konu kamyondan açıldı ya, 3 ay önce de o büyük kaza oldu ya, insan yine de bir an için ‘acaba tedbir alırlar, bu kamyon trafiğine, kullanımına denetim getirirler mi?’ diye düşünesi gelebilir ama dediğim gibi boşuna gelmesin…

Çünkü geçen hafta işinde gücünde bir başka vatandaşımız Geçitköy civarında yol alırken, kamyon ehliyeti dahi olmayan, şirketinde bulaşıkçı olarak kayıtlı birisinin kullandığı kamyon tarafından biçildi, hayatından edildi.

Peki bu kaza üzerine, 3 ay önceki kazadan sonra bürokratlarını yanına alıp fesuphanallah boncuğu gibi basının karşısına dizilen ve ‘asacağım keseceğim’ diyen yollardan mesul bakan ne yaptı?

İstifa mı etti?

Yoksa görevden herhangi bir bürokratını mı aldı?

Yoo, bilakis…

Perşembe gecesi bir başka ülke tarafından bu ülkede düzenlenen bir mitinge katılıp ‘‘Ezan sesleri memleketimden kesilmesin’’ diye grasoculuk yaptı.

Sosyal medya üzerinden kendisine gelen tepkiler ise şöyle diyordu:

“Sen ezan sesleri kesilmesin diyorsun ama esas trafikte kaybettiğimiz insanlarımız için okunan sela sesleri kesilmiyor…”

Bu noktada, meydana gelen her kazayı elbette yetkililere bağlamak mümkün değildir.

Aşırı sürat yapan, telefonda candy crush oynayan ya da alkol alıp direksiyona geçenler yetkililerin sorunu değil kültürel bir sorundur.

Ama Geçitköy’de meydana gelen ve o ehliyetsiz şoförün karşısındaki suçsuz adamı biçip öldürdüğü kaza aynen o bakanın sorunudur.

Bu yukarda anlattığım sorumsuzluk, aymazlık silsilesi ileri medeniyetler seviyesine ulaşmış bir ülkede meydana gelse o bakan sadece istifa etmekle kalmaz hapislerde çürürdü ama nerede…

Bu memleket böyle çünkü…

Diyeceksiniz ki ‘bir yazını da çözüme bağlama be lanet olasıca herif’ ama nasıl bağlamayım?

Anlatın bana nasıl bağlamayım?

Memleketin Cumhurbaşkanı çıkıp “Çözüm olmazsa KKTC olarak yola devam ederiz” diyor.

Başbakanı yakışıklı yakışıklı pozlar verip aynı kelamı ediyor ve ekliyor: “Bu güç bizde vardır…”

Evet evet vardır…

Sizin kurduğunuz ve babanızın çiftliği gibi işlettiğiniz bu devletin gücü 7 düvele de yeter hatta aşar…

Aha bu yazıda anlattım…

Maşallah heybetli devletin heybetli denetim mekanizması da dahil her şeyi tam randıman çalışmakta…

O yüzden yolunuz da yol maşallah…

Tam KKTC modeli bir yol…

Bulaşıkçı kamyon şoförleri ile süslü bir yol…

Git git bitmez gayrı…

Ne de olsa sonsuza kadar yaşayacak ya, sorun yok, yaşarız, yaşatırız…

KKTC forever deyince başka şansımız mı var sanki?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
11
 
0
 
6
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
13 Mart 2017, Pazartesi
vedat tekmen         - lefkoşa
yanan devlet laboratuvarını bile doğru dürüst kontrol altına alamadık.merak ettiğim çözüm olsaydı AB ye girseydik bu istenmeyen olayı kontrol altına alabilecekmiydik, hiç zannetmiyorum.aslolan zihinlerde yapılacak olan devrimdir buda eğitimle olur.bir bakan iki tanede ne yaptığını bilmeyen exantirik sendikacı bunu başarabilecek, başarmak için adım atacak kabiliyette insanlar değildir.
12 Mart 2017, Pazar
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Sn Ulaş, sen bu rezillikleri ve beceriksizlikleri yaz ben alkışlayım... Ancak nasıl olursa olsun da bir anlaşma olsun modundaki yazıların gerçekten bayıyor... Yaşadığımız acı gerçekleri yaratan bizleriz. Yönetimi yada adını değiştirseniz bile içinde yaşayanları bir anlaşma veya bir çözümle bir gecede yada birkaç ayda değiştirip yukarıda bahsettiğiniz traji komik olayları düzeltemezsiniz... Düzgün ve adil bir düzen isteyen bir toplum muyuz? Bunu dürüstçe ve samimiyetle sorgulayalım... Eğer gerçekten öyle isek o beklenilen çözüm gerçekleşene kadar bir çok şeyi düzeltebilecek beceri ve iradeyi de gösterebilmemiz gerekir... Bu arada mevcut gerçekler ve her gün yaşadıklarımız bana ne çözüm ne de toplumumuz hakkında en ufak bir ümit vermiyor... Yine de birinci önceliğimiz kendi düzensizliğimiz olmalı... Çünkü ne kadar adil ve iyi düzenimiz olur ise çözüme de o kadar yaklaşmış olacağız... Bu halimiz ile bizi ben bile muhatap almam!
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Haziran 2017, Perşembe    Garantici toplum…
20 Haziran 2017, Salı    Sosyal medyanın "alemcileri" ve çözümün sayısız yararı…
13 Haziran 2017, Salı    Söyle bana doktorum…
10 Haziran 2017, Cumartesi    1981…Kırılma anı…
8 Haziran 2017, Perşembe    Bu ruh bir başarısızlığa daha dayanamaz…
6 Haziran 2017, Salı    Çözümün anahtarı…
2 Haziran 2017, Cuma    Tek çare çözümdür...
29 Mayıs 2017, Pazartesi    Anastasiadis'in seçimi...
26 Mayıs 2017, Cuma    Anastasiadis’in sorunları…
24 Mayıs 2017, Çarşamba    Anastasiadis'in şartı, Kıbrıslı Türklerin bahtı…

Garantici toplum…
Ulaş BARIŞ | 22 Haziran 2017, Perşembe
28 Haziran’da Crans-Montana’da yapılacak Kıbrıs Konferansı öncesi son derece hızlı bir diplomasi trafiği yaşanıyor.
Tuğrul Türkeş’in ani ziyaretinin yanı sıra, Cumhurbaşkanı ve heyetinin bugün Ankara’ya çalışma ziyar...
Sosyal medyanın "alemcileri" ve çözümün sayısız yararı…
Ulaş BARIŞ | 20 Haziran 2017, Salı
“Turistik geziye gidiyorlar…”
“Oh ne güzel, halkın parasıyla ye iç gez…”
“İsviçre uğurlu gelmedi, Güney Amerika’yı da denesinler…”
“Crans-Montana mı? Tony Montana’nın akrabası mı oluyor bu?”
28 Haziran’da İsviçre’...
Söyle bana doktorum…
Ulaş BARIŞ | 13 Haziran 2017, Salı
Kavga, dövüş, suçlama oyunu ve ara bölgede yapılan danslar eşliğinde bir kez daha, 28 Haziran’da Kıbrıs zirvesine gidiyoruz.
Geçtiğimiz eylül ayında New York’ta başlayan, ardından Mont-Pelerin’in karlı tepelerine uza...