Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 12 Mart 2017, Pazar
KKTC forever...
Paylaş  
31
60
30

3 ay evvel Girne dağ yolunda hepimizi acıya boğan bir kaza oldu.

Hayatlarının baharında bu dünyadan göçüp giden 2 çocuğumuzun yanında bir de emekçimiz hayatını kaybetti.

Olay sadece Kuzey’de değil Güney Kıbrıs’ta da gündemin bir numaralı maddesine dönüştü.

Ardından yüce ve ulu devletimizin yollarla ilgili bakanı bir dizi önlem açıkladı, bir sürü ceza sözü verdi ancak konu o günden sonra gündemden kalktı, unutuldu.

Ölenler öldüğüyle, onların yakınları ise acılarıyla kaldı…

Arada son derece harika bir akılla, Girne’de devam etmekte olan inşaat talanını daha da hızlı ve kolay hale getirmek için ülkenin en kalabalık yolu olan Girne-Lefkoşa ana yolunda kamyonların serbestçe gidip gelmesi için bir kararname de çıkarıldı.

Gelen tepkiler üzerine bu kararname geri çekildi ama zaten kararnameye gerek olmadığını her gün o yolu kullanan benim gibi vatandaşlar kamyonlarla baş başa olduğu için biliyor…

Denetleyen mi var?

Yok canım sen de…

Neyse, konu kamyondan açıldı ya, 3 ay önce de o büyük kaza oldu ya, insan yine de bir an için ‘acaba tedbir alırlar, bu kamyon trafiğine, kullanımına denetim getirirler mi?’ diye düşünesi gelebilir ama dediğim gibi boşuna gelmesin…

Çünkü geçen hafta işinde gücünde bir başka vatandaşımız Geçitköy civarında yol alırken, kamyon ehliyeti dahi olmayan, şirketinde bulaşıkçı olarak kayıtlı birisinin kullandığı kamyon tarafından biçildi, hayatından edildi.

Peki bu kaza üzerine, 3 ay önceki kazadan sonra bürokratlarını yanına alıp fesuphanallah boncuğu gibi basının karşısına dizilen ve ‘asacağım keseceğim’ diyen yollardan mesul bakan ne yaptı?

İstifa mı etti?

Yoksa görevden herhangi bir bürokratını mı aldı?

Yoo, bilakis…

Perşembe gecesi bir başka ülke tarafından bu ülkede düzenlenen bir mitinge katılıp ‘‘Ezan sesleri memleketimden kesilmesin’’ diye grasoculuk yaptı.

Sosyal medya üzerinden kendisine gelen tepkiler ise şöyle diyordu:

“Sen ezan sesleri kesilmesin diyorsun ama esas trafikte kaybettiğimiz insanlarımız için okunan sela sesleri kesilmiyor…”

Bu noktada, meydana gelen her kazayı elbette yetkililere bağlamak mümkün değildir.

Aşırı sürat yapan, telefonda candy crush oynayan ya da alkol alıp direksiyona geçenler yetkililerin sorunu değil kültürel bir sorundur.

Ama Geçitköy’de meydana gelen ve o ehliyetsiz şoförün karşısındaki suçsuz adamı biçip öldürdüğü kaza aynen o bakanın sorunudur.

Bu yukarda anlattığım sorumsuzluk, aymazlık silsilesi ileri medeniyetler seviyesine ulaşmış bir ülkede meydana gelse o bakan sadece istifa etmekle kalmaz hapislerde çürürdü ama nerede…

Bu memleket böyle çünkü…

Diyeceksiniz ki ‘bir yazını da çözüme bağlama be lanet olasıca herif’ ama nasıl bağlamayım?

Anlatın bana nasıl bağlamayım?

Memleketin Cumhurbaşkanı çıkıp “Çözüm olmazsa KKTC olarak yola devam ederiz” diyor.

Başbakanı yakışıklı yakışıklı pozlar verip aynı kelamı ediyor ve ekliyor: “Bu güç bizde vardır…”

Evet evet vardır…

Sizin kurduğunuz ve babanızın çiftliği gibi işlettiğiniz bu devletin gücü 7 düvele de yeter hatta aşar…

Aha bu yazıda anlattım…

Maşallah heybetli devletin heybetli denetim mekanizması da dahil her şeyi tam randıman çalışmakta…

O yüzden yolunuz da yol maşallah…

Tam KKTC modeli bir yol…

Bulaşıkçı kamyon şoförleri ile süslü bir yol…

Git git bitmez gayrı…

Ne de olsa sonsuza kadar yaşayacak ya, sorun yok, yaşarız, yaşatırız…

KKTC forever deyince başka şansımız mı var sanki?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
11
 
0
 
6
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
13 Mart 2017, Pazartesi
vedat tekmen         - lefkoşa
yanan devlet laboratuvarını bile doğru dürüst kontrol altına alamadık.merak ettiğim çözüm olsaydı AB ye girseydik bu istenmeyen olayı kontrol altına alabilecekmiydik, hiç zannetmiyorum.aslolan zihinlerde yapılacak olan devrimdir buda eğitimle olur.bir bakan iki tanede ne yaptığını bilmeyen exantirik sendikacı bunu başarabilecek, başarmak için adım atacak kabiliyette insanlar değildir.
12 Mart 2017, Pazar
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Sn Ulaş, sen bu rezillikleri ve beceriksizlikleri yaz ben alkışlayım... Ancak nasıl olursa olsun da bir anlaşma olsun modundaki yazıların gerçekten bayıyor... Yaşadığımız acı gerçekleri yaratan bizleriz. Yönetimi yada adını değiştirseniz bile içinde yaşayanları bir anlaşma veya bir çözümle bir gecede yada birkaç ayda değiştirip yukarıda bahsettiğiniz traji komik olayları düzeltemezsiniz... Düzgün ve adil bir düzen isteyen bir toplum muyuz? Bunu dürüstçe ve samimiyetle sorgulayalım... Eğer gerçekten öyle isek o beklenilen çözüm gerçekleşene kadar bir çok şeyi düzeltebilecek beceri ve iradeyi de gösterebilmemiz gerekir... Bu arada mevcut gerçekler ve her gün yaşadıklarımız bana ne çözüm ne de toplumumuz hakkında en ufak bir ümit vermiyor... Yine de birinci önceliğimiz kendi düzensizliğimiz olmalı... Çünkü ne kadar adil ve iyi düzenimiz olur ise çözüme de o kadar yaklaşmış olacağız... Bu halimiz ile bizi ben bile muhatap almam!
YAZARIN SON 10 YAZISI
11 Ağustos 2017, Cuma    Veda yazısı...
9 Ağustos 2017, Çarşamba    Düşman ikizler...
8 Ağustos 2017, Salı    Aslında ev yok…
6 Ağustos 2017, Pazar    Kefaretin bedeli...
5 Ağustos 2017, Cumartesi    Bir sürü 'loser' arasında...
30 Temmuz 2017, Pazar    Hayalet Şehrin 43 yıllık yalnızlığı ve bazı dilekler...
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Garip bir adam...
22 Temmuz 2017, Cumartesi    Göbek bağı...
17 Temmuz 2017, Pazartesi    Başkanlık sistemi bu şartlarda kırtasiye masrafı olur...
12 Temmuz 2017, Çarşamba    Crans Montana’da neler oldu?

Veda yazısı...
Ulaş BARIŞ | 11 Ağustos 2017, Cuma
Bugün sizlere son kez yazıyorum…
İki yıldan uzun bir süredir ‘Aklıma Takılan’ şeyleri gündeme getirdiğim bu köşe bugün itibarıyla son kez yayında.
Kıbrıs Postası Gazetesinde geçen 26 ayın ardından bugün veda ediyoru...
Düşman ikizler...
Ulaş BARIŞ | 9 Ağustos 2017, Çarşamba
Cyprus Mail ve Alitiha gazetelerinin köşe yazarı Hristos Panayiotides dün son derece çarpıcı bir makale yazarak Güney’deki çözüm karşıtı cephe ile ilgili derin analiz yapmış.
“Bölünme ufukta göründü” başlıklı makaley...
Aslında ev yok…
Ulaş BARIŞ | 8 Ağustos 2017, Salı
Niyazi Kızılyürek hocamız hafta sonu Yenidüzen’deki köşesinde nefis bir şekilde olayı özetlemiş.
Yıllardır aynı şeyleri üç aşağı beş yukarı yazıp çizdiğim için Niyazi Hocanın ‘Bilal’e anlatır’ gibi özetlediği duruma ...