Ana Sayfa >> Yazarlar Ulaş BARIŞ | 18 Mayıs 2017, Perşembe
Çözüm umutları yitip giderken…
Paylaş  
19
38
17

Anlaşılan odur ki Akıncı-Anastasiadis süreci üzerindeki kara bulutlar artmış, süreç can çekişmeye başlamıştır.

Çözümü savunan bir kişi olarak elbette böylesine heyecanlı ve kesinlikle çözüme en yakın noktalara geldiğimiz bir sürecin çökmekte olduğunu görmek gerçekten hicap veriyor.

Dün, sonunda Cenevre konferansına devam kararının çıkmasını beklerken Rum tarafının konferans için ön şartlarını görünce bu işin artık ölmek üzere olduğu hasıl oldu, hiç hoşuma gitmedi.

Mont Pelerin süreçlerine canlı tanıklık eden birisi olarak Rum tarafının kalkıp da “Cenevre’de önce toprak görüşüp haritayı çizelim, ardından da güvenlik-garantileri halledelim de sonra diğer dört başlığa bakarız” demesi buna işarettir. Zira orada da tam bu senaryo oynanmış ve sonuç başarısızlık olmuştu.

Açacak olursak ne demek bu öneri?

Şu demek:

“Sen bana toprağı ver, askeri de yolla, ardından senin için hayati önemde olan dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım gibi konulara bakarız” demek.

Son ayların en sorunlu konusu olan dört özgürlüğe ‘sonra bakarız’ demek.

İyi de bu nasıl al-ver olur?

Hâlbuki dün Kıbrıs Türk tarafı tam bir al-ver mantığı içerisinde bu yukarıdaki konuların paket bir program haline aynı anda görüşülüp anlaşılmasını önerdi.

Akıncı daha önce defalarca bu konuları “Hep beraber finiş çizgisine ulaşacak” diye tarif etmişti. Yani kısaca al-veri…

Hal böyle iken “sen toprağı ver, askeri yolla da bakarız” demek kusura bakılmasın ama “ben bu işi istemem, incir ipi gibi uzasın” demekten başka bir şey değildir.

Bu açıkça bir samimiyetsizliktir ve bu önerilerin esas amacı Akıncı’yı masadan kaçırmaktır.

Dolayısıyla Sayın Başkan’a toplantı sonrası sorduğum “Eide’nin Rum kamuoyu tarafından ‘Türk tezlerinin savunucusu’ olarak lanse edildiği bir ortamda, iki liderin de açıkladığı üzere Cenevre için mekik diplomasisi yapacak olması, böylesi bir ortamda havanda su dövmekten ileri gidemez” sorusu maalesef acı bir gerçektir.

Havanda su dövülmemesi için Eide’nin bir ‘mucize formülle’ çıkagelmesi gerekmektedir ki Rum liderin bu duruşuna bakacak olursak bunun mümkün olmayacağı aslında açıktır.

Tamamen pesimist bir yazı elbette yazmak istemem ancak gelinen noktada Cenevre uzak, çözümsüzlük ise yakındır…

Dahası, özellikle 6. Parsel ve Barbaros üzerinden yaşanmakta olan Türkiye-Kıbrıs Cumhuriyeti gerginliğine bakacak olursak eğer, bir mucize formül bulunmazsa temmuz ayı itibarıyla çatışma ortamı içerisine çekileceğimiz bir başka gerçek gibi durmaktadır.

Gerçekten de çok üzücü, çok kahredici ve çok can sıkıcı bir durumdayız.

Adanın her iki tarafındaki çözüm karşıtlarının bu olanlara bıyık altı güldüğünü düşüyorum ama çözüm yerine çatışma istemenin mantığını anlamak hiç mümkün değildir.

Peki bu durumun sorumlusu kimdir?

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın kendisine sorduğum Eide ile ilgili suale istinaden verdiği cevaptaki vurgusu aslında bu duruma ışık tutacak niteliktedir.

Öyle ki Başkan “Biz Eide’nin ne Türk ne de Rum tezlerine yakın olmasını isteriz. Biz onun tamamen tarafsız olmasını ve bugünkü (dünkü) görüşmeyi BM Genel Sekreteri’ne doğru olarak anlatmasını bekleriz” ifadelerini kullanırken aslında Eide’ye masadaki mızıkçının kim olduğunu Genel Sekreter Guterres’e açık açık anlatması mesajını vermektedir.

Elbette bu durum Eide için ateşten bir gömlektir ancak yukarıda da anlattığım üzere, ortada ‘hep beraber finişi geçecek’ konuları alıp-vermek dururken ‘sen ver da ben da belki veririm’ anlayışı ne kadar mantıklıdır?

Bence hiç değildir.

Yine de enseyi karartmadan Eide’nin bugün ve eğer gerekirse yakın gelecekte yürüteceği mekik diplomasinin sonucunu beklemekten başka çaremiz yoktur.

Temmuz için saat geriye doğru saymakta, çözüm alametleri yerini çatışma alametlerine bırakmaktadır.

Geçmişi acı, kan ve gözyaşı dolu olan bir ada için parlak bir gelecek dururken, yine o kötü tecrübeleri yaşama ihtimalini düşünmek bile istemiyorum.

Bu bağlamda, başta Rum lider olmak üzere, ilgili diğer tüm tarafları mantıklı düşünmeye davet etmekten başka çaremiz yoktur…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
4
 
0
 
0
 

YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
19 Mayıs 2017, Cuma
mesela         - ..
Takasli tazminat olmadan iade toprak olmaz..
iade toprak olmadan harita olmaz..
Harita olmadan iki kesimlilik olmaz..
iki kesimlilik olmadan birlesme olmaz....
olmaz babam olmaz..
19 Mayıs 2017, Cuma
vatandas         - k.kibris
Sn Ulas iste boyle benim dedemin dedigi gibi: '' 40 sene beklettikten sonra hicbirsey olmaz''
YAZARIN SON 10 YAZISI
11 Ağustos 2017, Cuma    Veda yazısı...
9 Ağustos 2017, Çarşamba    Düşman ikizler...
8 Ağustos 2017, Salı    Aslında ev yok…
6 Ağustos 2017, Pazar    Kefaretin bedeli...
5 Ağustos 2017, Cumartesi    Bir sürü 'loser' arasında...
30 Temmuz 2017, Pazar    Hayalet Şehrin 43 yıllık yalnızlığı ve bazı dilekler...
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Garip bir adam...
22 Temmuz 2017, Cumartesi    Göbek bağı...
17 Temmuz 2017, Pazartesi    Başkanlık sistemi bu şartlarda kırtasiye masrafı olur...
12 Temmuz 2017, Çarşamba    Crans Montana’da neler oldu?

Veda yazısı...
Ulaş BARIŞ | 11 Ağustos 2017, Cuma
Bugün sizlere son kez yazıyorum…
İki yıldan uzun bir süredir ‘Aklıma Takılan’ şeyleri gündeme getirdiğim bu köşe bugün itibarıyla son kez yayında.
Kıbrıs Postası Gazetesinde geçen 26 ayın ardından bugün veda ediyoru...
Düşman ikizler...
Ulaş BARIŞ | 9 Ağustos 2017, Çarşamba
Cyprus Mail ve Alitiha gazetelerinin köşe yazarı Hristos Panayiotides dün son derece çarpıcı bir makale yazarak Güney’deki çözüm karşıtı cephe ile ilgili derin analiz yapmış.
“Bölünme ufukta göründü” başlıklı makaley...
Aslında ev yok…
Ulaş BARIŞ | 8 Ağustos 2017, Salı
Niyazi Kızılyürek hocamız hafta sonu Yenidüzen’deki köşesinde nefis bir şekilde olayı özetlemiş.
Yıllardır aynı şeyleri üç aşağı beş yukarı yazıp çizdiğim için Niyazi Hocanın ‘Bilal’e anlatır’ gibi özetlediği duruma ...