Ana Sayfa >> Yazarlar Naci BAYRAMOĞLU | 17 Nisan 2017, Pazartesi
'Psiko-estetik' bir meslek olarak; kuaförlük... (Post-modern kuaförlük) üzerine...
Paylaş  
18
37
18

“Güzellik tarihinde yeni bir evreye girdiğimiz bu dönemde, farklılığa saygı, toplum sağlığı, biyoteknolojik gelişmeler gibi önemli toplumsal yönler oluşuyor. Bu da kişilere, seçim yapmak durumunda olacakları; bakımlı olabilme, vücutlarının değişimini izleme ve genişleme gibi geniş yelpazede hareket imkanı sunuyor. Güzellik alanında, belgelere dayalı, aydınlatıcı ve kişisel seçimler yapabilmek mümkün olacak. Bir diğer deyişle, herkesin özgürlük, yapıcılık ve kendine güven kazanabilmesi için, her şeyi yapması gerekir.” 

                                                                                                                                       Elisabeth Azoulay

“Psiko-estetik” bir meslek olarak tanımlayabileceğim “modern kuaförlük”, her mesleğin kendi tarihine, felsefi, sanatsal ve zanaatsal içeriğine duyduğum derin merakın kendi mesleğim üzerine yoğunlaşması üzerine karşımda bulduğum bir özet ifadedir. Meslekleri kendi kavram\kökenleri bakımından tasfiye etmeye girişmenin en anlamlı tarafı, o mesleği icra eden “erbap” kişinin mesleğine duyduğu merak, gelişme isteği ve aşkla izah edilebilir.

Daha ziyade akademik bir içeriğe benzeyen bir biçimde attığım başlığım, özellikle bugünün modern kuaförlerini ve eğitmenlerini sakın korkutmasın. Asıl maksadım; başta kuaförler olmak üzere, kuaförlük mesleğini icra eden ve maalesef özellikle Türkçe konuşan ve bu coğrafyada yaşayan biz kuaförlerin, aslında farkında olmadan nasıl da bir “psiko-estetik estet”* olarak yorulduğumuzun farkındalığına katkı koymaktır. Kuaförlük mesleğini ele alan, pratik olduğu kadar teorik bilgiler sunan ve Milli Eğitim Bakanlığınca 1992’den bu yana meslek liselerinde müstakbel kuaförlere okutulan “Modern Kuaförlük Sanatında Eğitim” adlı eser hala neredeyse üzerinden yirmi yılın geçmiş olduğu bir takım değerli bilgilerle dolu. Ayrıca editörlüğünü Emine Gürsoy Naskali’nin yaptığı, saçın tarihine inen makalelerle derlediği “Saç Kitabı” da sayılmazsa mesleğin gelişimi için günlük pratiğin kökenlerine inen ilk büyük okul, Türkiye’de Mos Kuaförler Zinciri bünyesinde verilen eğitimler olmuştur.

Her şeye rağmen modern kuaförlüğün, özellikle de günümüzde psiko-estetik bir kavram\kökene dayandığını, dayanması gerektiğini bütün bu saydığım eserler ve eğitim broşürleri yeterince ima edememiş ve belki de sonradan kazanılan akademik bir bakış açısının kavramları tasfiye etmedeki pratikliğinden yoksun oldukları için keşfedememiş, görememiş ve işleyememişlerdir. Her şeyden önemlisi artık bugün “iş yapmanın” ve “meslekte başarılı olmanın” sırrını “kişisel gelişim” ölçülerinin “sunmaya ve pazarlamaya” uyarlandığı bir serbest piyasa savaşında, maalesef mesleğin asıl teorik inşası doğal olarak ihmal edilmiştir. Belki de bunda, eğitimden ve paradan yoksun bir sosyal zeminde yetişmemizin büyük bir katkısı vardır ancak mesleğin duayenlerinin de maalesef bu hayati meseleye el atmayışı nedeniyle kuaförler, asıl becerisini birebir iletişimin ince ustalıklarında gerçekleştiren birer “estet” kişiler olarak, akademinin camlar ve merdivenler ardında solunan, hayattan uzak bakış açılarında “Kadın Kuaförlerinin Gündelik Hayattaki Yeri”* şeklinde bir başlıkla, son derece basit ve sosyal bir tespitten öteye gitmeyen “akademik” bakışlarında kurban olmuşlardır.

Oysa kuaförlük tam olarak “psiko-estetik” bir mesleğin adıdır…

Alman filozof Baumgarten tarafından ortaya atılan “estetik” terimi, on sekizinci yüzyıl ortalarından bu yana kullanılmakta olup; felsefenin araştırdığı yeni bir alanı belirtir. Baumgarten, insanın zihinsel dünyasını akıl-duygu ve irade yuvaları olarak ayırmış ve her birini başlı başına bir felsefi araştırma konusu haline getiren Leibniz’den yola çıkmıştır. Baumgarten “mantık” ve “etik” in felsefede aynı hakla tanınması gerektiğini kanıtlamış ve bu öğretiye estetik adını vermiştir. Baumgarten tarafından geliştirilmiş olan “algı kuramı” daha sonra kendine özgü iki olguya dönüşmüştür. Birincisi Baumgarten’in ‘’duygusal algının mükemmelliği’’ olarak tanımladığı ve “estetiğin temel kategorisi” anlamını yükleyerek “etik” ve “mantık”ın temel kategorileri olan “iyi” ile “hakikatin” yanına koyduğu “güzellik” olgusu... İkincisi ise, Baumgarten’e göre güzelliğin, insanın sanatsal faaliyetlerinde en yüksek anlatımı bulması olan, sanat olgusu…

Estetikte “güzellik” sözcüğü bilimsel bir terim olarak belirli bir anlamda kullanılmasını gerektirir. Estetik sadece güzel olanın bilimi değildir. Daha kapsamlı, daha doğru ve tam bir şekilde formüllendirirsek; sanatta saptanabilen ve bütün estetik değerlerin zenginliğini araştıran bir bilimdir. Estetik sadece “güzelin felsefesi” olarak değil, aynı zamanda “sanatın felsefesi” olarak, daha doğrusu “toplumsal kültürün bilimi” olarak da karşımıza çıkmaktadır…

Kabaca felsefe terminolojisinde, bize hoş ve haz verici şeklinde adlandırdığımız heyecan ve duyguyu veren şeylerin incelenmesi ile ilgili disipline “estetik” diyoruz. Bu, bir özne olarak bizde uyandırdıkları etki bakımından nesnelerin incelenmesidir. Öte yandan bu etkinin kendisinden çok, kaynağında bulunan şeyi yani “güzel” denileni arama ve tahlil etme girişimidir. Bu manada estetik, öznel tepkimizin kaynağında bulunan şeyin, yani güzel olanın araştırılması olarak da tanımlanabilir. Güzellik değerinin taşıyıcısı olan şeylere felsefi dilde “estetik nesne” , bu değeri algılayan varlığa “estetik özne” diyoruz… Estetik öznenin, estetik nesneye gösterdiği tepki “estetik tavır” olarak anlamını bulurken, bu estetik tepki ya da tavrı, “estetik yaşantı” veya “estetik deney” olarak ifade edebiliriz. Estetik’in temel kavramları olarak karşımıza çıkan bu ifadelerin yanı sıra Estetik in problemleri ise, “güzel olan nesneleri güzel kılan özellikler nelerdir? Estetik standartlar var mıdır? Güzellik nedir ve öznel midir yoksa bağımsız olarak nesnelerde var mıdır? Güzel ile doğru güzel ile iyi arasında bir ilişki var mıdır?’’ Vb. sorulara aranan cevaplarda gizlidir!

Psiko-estetik bir meslek olarak modern kuaförlük bir kavram olarak her şeyden önce “zanaatkar sanatlar” denilebilecek bir alanın merkezine oturur. Üzerinde çalıştığı nesnesi gerçek bir insan olan ve ondan da önemlisi; güzelliğin yegâne sanatsal sembolü olarak kadının ve güzelliğinin en önemli parçası üzerinde çalışır. Nasıl ki her tablo asıl gücünü renk, ışık ve gölgeden alır öyle de kadın yüzü, ana hatlarını saçların bir gölge misali yerini bulduğu o renk ve ışıkta kimliğini bulur. Sadece yüze verdiği ifadenin de çok ötesinde saç, bir kadının gerçek vitrini ve vizyonudur.

Bir kadının kuaförü olmak demek ise, onu güzel yapan asıl unsurun estetiği üzerinde çalışarak onu “mutlu etmek” demektir. “Müşteri memnuniyeti” şeklinde kaba bir ifade ile asla anlatılması yeterli olmayan bir psikolojik tabanda icra edilen “saçı estetik kılma” girişimi, aslında çoğu kez sadece ve sadece teknik bir çalışmanın sonucu elde edilen bir biçimin aynada ifadesini bulmasının mahsulü değildir. Estetik çalışma, iletişim becerilerinin son derece gelişmiş olması, anlama\anlamlandırma, dinleme, ikna etme gibi daha en başından kabaca sıralanabilecek -adeta psikolojik bir dedektifliğe ait- çok zengin bir veri tabanının yardımıyla ancak gerçek bir başarı sağlar. Kuaför kişinin ideal formu, onun psiko-estetik kişiliğinde, yani; iletişim biçimleri ve çözümleri üzerindeki mahareti ile tecrübesi, dikkati ve zanaatsal beceriyi bir sanat olarak yansıtabilmesinde gizlidir. Her şeyden önemlisi, insan tabiatının yegâne hedefi “mutluluğu” ve “güzelliği” estetik araçlarla sağlamasıdır.

Psiko-estetik çalışma sahamız olan salonlar, kendisini artık olduğundan daha mutlu hisseden kadınların tebessümleriyle parlayan aynı zamanda birer moda alanlarıdırlar...

* Estet: Estetikten, güzelden anlayan, seven ve iş edinen kimse, bedayişinas, estetikçi.

* Arus Yumul, “Kadın Kuaförlerinin Gündelik Hayattaki Yeri: İstanbul Örneği”, adlı makale için bakınız; Emine Gürsoy Naskali, “Saç Kitabı”

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Kaldırdık-Sayın Harmancı...
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Sen başka bir sahilden ben aynı sahilden bakarken...
17 Temmuz 2017, Pazartesi    Kuaförün kafasındaki -AYNA-
3 Temmuz 2017, Pazartesi    Alabildiğine derin bir mavi denizdir...
19 Haziran 2017, Pazartesi    Saç üzerine 100 hafta...
12 Haziran 2017, Pazartesi    Üç tel saç...
5 Haziran 2017, Pazartesi    Gelin olurken…
29 Mayıs 2017, Pazartesi    Sarı saçlı afet...
22 Mayıs 2017, Pazartesi    Buğday tenli bayanlar...
15 Mayıs 2017, Pazartesi    Yok olmak isteriz "yokluk yoktur" der gibi...

Kaldırdık-Sayın Harmancı...
Naci BAYRAMOĞLU | 14 Ağustos 2017, Pazartesi
Gölge etme başka ihsan istemem senden.
(Diyojen)

Paris’de mi Yaşarık ?
Bu ne vergi, bu neyin reklamı... ?
Sayın Başkan, sizinle;  açılış, konser, etkinlik gibi birçok sosyal mecrada karşılaştık. Genel olarak yapıc...
Sen başka bir sahilden ben aynı sahilden bakarken...
Naci BAYRAMOĞLU | 24 Temmuz 2017, Pazartesi
Deli sarhoşu gördü korktu!
(Sudaki Adam - Adnan kaptan)
Karşımızda uçsuz bucaksız bir derya, öyle bir derya ki rengi huzura bulanmış. Sanır mısın ki yıllar önce birlikte baktığımız o deniz değil artık gördüğümüz? Ne...
Kuaförün kafasındaki -AYNA-
Naci BAYRAMOĞLU | 17 Temmuz 2017, Pazartesi
Vaktiniz varsa  saçımı kestirmek istiyorum.
O koca ellerin iyi bir sakal tıraşı yapacak kadar hünerli değildir heralde.
 
(Grand Torino filminden)


-Gerçekten çok hoş saçlarınız var.
-Biliyorum bakın.
-Benimkile...