Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 12 Ocak 2017, Perşembe
Nerde o eski kelebek sancıları!
Paylaş  
24
47
24

Bu yazı, modası geçmez bir dönemin aşıklarına ithaf edilmiştir.

Yaşadığımız zamanda aşk nasıl yaşanıyor?

Mesela hala avuç içleri soğuk soğuk terliyor mu, bir an O’nu görebilme ihtimali doğduğunda? Hala yatak odası tavanları tanıklık ediyorlar mı, dik dik kendisine bakılan, uykusuz gözlerdeki hasrete?

O’na duyguları açmadan önce, günlerce gecelerce düşünülürken, hala karın boşluğunda aynı kelebekler ısrarla uçuşuyorlar mı?

Mesela hala, ilk sözlerden önce ilk satırları içeren mektuplar var mı? Öyle ki, bembeyaz bir sayfaya ilk cümleyi yazarken defalarca düşünülen, silinip silinip yeniden yazılan, defalarca beğenilmeyip yırtılan türden mektuplar var mı hala? Hani her cümlesi dünyanın en gerçek duyguları ile donatılan.

Sahi, yaşadığımız zamanlarda aşk nasıl yaşanıyor?

*

Ben, kendi zamanımdan getirdiğimi biliyorum, daha çok. Her satırı defalarca düşünülerek sayfalarca yazılan mektuplar, yazılmakla kalmayan, bir de vermeden önce günlerce yaşanan heyecanları biliyorum. Ya da, mektubu verdikten sonra beklemenin ne kadar uzun geldiğini. Zamanın göreceli olduğuna en büyük kanıt olan o günleri, saatleri dakikaları, hatta saniyeleri biliyorum.

Cevabın geleceği gün ise yine zamanın jeolojik devinim hızına indiğini, hatta durduğunu biliyorum mesela.

Öte yandan; baktığınız her yerin hep o olduğu, ‘konuşan herkes sussa keşke sadece ve her an o konuşsa’ diye neredeyse dua edildiğini, hem kimseler duymasın sadece sizde yaşansın heyecanını ama aynı anda dünya alem bilsin karmaşasını, daha kazanmadan bile kaybetme korkusunun verdiği hassasiyet, ilgiyi ve değer vermeyi biliyorum. Daha tek kelime konuşmadan üstelik!

Ya görüşme?!

Bin yıllık bir geleneğe hazırlanırcasına yaşanan sürecin ardından, sadece ve sadece konuşulması gerektiği kadar konuşulan ve birbirinin gözlerine kaçamak da olsa hapsolan anlar. O anlar ki; bu kez tüm evrenin evrimi bir ana sıkışmışçasına ihanette olan zamanın acısı ile vedalaşmaya giden ilk görüşme.

*

Siz bu günlerden ne bilirsiniz bilmiyorum. Ama inancım o ki; bu seremoniler artık yok. Kelebek sancıları duyulmadan yaşandığındandır, aşkın ömrünün kelebek ömrü kadar kadar olması.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Haziran 2017, Perşembe    Perestroyka
21 Haziran 2017, Çarşamba    "Duygular Sosyolojisine Doğru"
20 Haziran 2017, Salı    Aziz Nesin’i tanımak
19 Haziran 2017, Pazartesi    Simgesel şiddet
15 Haziran 2017, Perşembe    Aşkın arkeolojisi
13 Haziran 2017, Salı    Ah bu yaşlılık…
12 Haziran 2017, Pazartesi    Ölüm imparatorları Katar için devrede!
9 Haziran 2017, Cuma    Modernizm sekülarizm değildir
8 Haziran 2017, Perşembe    Anarşist kapitalizm ve özel hayatın mahremiyeti
7 Haziran 2017, Çarşamba    O ışıltı kalbimizde

Perestroyka
Ferhat ATİK | 22 Haziran 2017, Perşembe
...Rusya ile ya da seksenlerden sonra doğanların bilmediği ülke olan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile ilgili bir sözcük. İfadenin Türkçe karşılığı bu ülkedeki bir kavram olarak yayıldı dünyaya. Gerçe...
"Duygular Sosyolojisine Doğru"
Ferhat ATİK | 21 Haziran 2017, Çarşamba
“Kanaatlerden İmajlara: Duygular Sosyolojisine Doğru” adlı Ulus Baker kitabı, Kıbrıslı filozofun doktora tezidir. Bu kitap ve dolayısı ile tez Ulus Baker’in tüm çalışmalarının özeti gibi durur.
Kitap, kanaat, imaj ve...
Aziz Nesin’i tanımak
Ferhat ATİK | 20 Haziran 2017, Salı
Soğuk bir kıştı. Bir Akdenizli için Batı Karadeniz’in kışı hep soğuktur. Eski ama sıcak bir kafeteryanın derin bir köşesinde oturmuştuk. “Hiç yıldığınız oldu mu?” diye sordum, haddime düşmeyerek. Elindeki kurşun kalem...