Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 12 Ocak 2017, Perşembe
Nerde o eski kelebek sancıları!
Paylaş  
21
38
21

Bu yazı, modası geçmez bir dönemin aşıklarına ithaf edilmiştir.

Yaşadığımız zamanda aşk nasıl yaşanıyor?

Mesela hala avuç içleri soğuk soğuk terliyor mu, bir an O’nu görebilme ihtimali doğduğunda? Hala yatak odası tavanları tanıklık ediyorlar mı, dik dik kendisine bakılan, uykusuz gözlerdeki hasrete?

O’na duyguları açmadan önce, günlerce gecelerce düşünülürken, hala karın boşluğunda aynı kelebekler ısrarla uçuşuyorlar mı?

Mesela hala, ilk sözlerden önce ilk satırları içeren mektuplar var mı? Öyle ki, bembeyaz bir sayfaya ilk cümleyi yazarken defalarca düşünülen, silinip silinip yeniden yazılan, defalarca beğenilmeyip yırtılan türden mektuplar var mı hala? Hani her cümlesi dünyanın en gerçek duyguları ile donatılan.

Sahi, yaşadığımız zamanlarda aşk nasıl yaşanıyor?

*

Ben, kendi zamanımdan getirdiğimi biliyorum, daha çok. Her satırı defalarca düşünülerek sayfalarca yazılan mektuplar, yazılmakla kalmayan, bir de vermeden önce günlerce yaşanan heyecanları biliyorum. Ya da, mektubu verdikten sonra beklemenin ne kadar uzun geldiğini. Zamanın göreceli olduğuna en büyük kanıt olan o günleri, saatleri dakikaları, hatta saniyeleri biliyorum.

Cevabın geleceği gün ise yine zamanın jeolojik devinim hızına indiğini, hatta durduğunu biliyorum mesela.

Öte yandan; baktığınız her yerin hep o olduğu, ‘konuşan herkes sussa keşke sadece ve her an o konuşsa’ diye neredeyse dua edildiğini, hem kimseler duymasın sadece sizde yaşansın heyecanını ama aynı anda dünya alem bilsin karmaşasını, daha kazanmadan bile kaybetme korkusunun verdiği hassasiyet, ilgiyi ve değer vermeyi biliyorum. Daha tek kelime konuşmadan üstelik!

Ya görüşme?!

Bin yıllık bir geleneğe hazırlanırcasına yaşanan sürecin ardından, sadece ve sadece konuşulması gerektiği kadar konuşulan ve birbirinin gözlerine kaçamak da olsa hapsolan anlar. O anlar ki; bu kez tüm evrenin evrimi bir ana sıkışmışçasına ihanette olan zamanın acısı ile vedalaşmaya giden ilk görüşme.

*

Siz bu günlerden ne bilirsiniz bilmiyorum. Ama inancım o ki; bu seremoniler artık yok. Kelebek sancıları duyulmadan yaşandığındandır, aşkın ömrünün kelebek ömrü kadar kadar olması.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
27 Nisan 2017, Perşembe    Dada
26 Nisan 2017, Çarşamba    Aşk mektubu
25 Nisan 2017, Salı    Fihi ma-fih
24 Nisan 2017, Pazartesi    Barışçıl yaşam
21 Nisan 2017, Cuma    İsterken dikkat etmeli
20 Nisan 2017, Perşembe    Hep yeniden düşünebilmek
19 Nisan 2017, Çarşamba    Cesaret ve kararlılık
17 Nisan 2017, Pazartesi    Astapovo İstasyonu
14 Nisan 2017, Cuma    Eleştirme/eleştirilme
12 Nisan 2017, Çarşamba    Hassas bir tehlike

Dada
Ferhat ATİK | 27 Nisan 2017, Perşembe
Gerçeküstülüğü bir tanımlama olarak edinmekten daha öte değerlendirmek gerekir. Gerçeküstülük, ilk adım attığı dönemin siyasi ve ideolojik içeriklerine yenilmiş olmasına rağmen, bugün yenen pozisyonda da durmuyor.
Ge...
Aşk mektubu
Ferhat ATİK | 26 Nisan 2017, Çarşamba
An’ın sonu yeni bir anının başı olur mu?
Sormak ileriyi görebilme çabasıdır aslında.
Cevaplara ulaştıkça…
*
Keşke bıraktığım yerde bulsaydım, zamanı ve anılarımı.
Mümkün mü?
Ne çok birikmiş anısı varsa insanın ...
Fihi ma-fih
Ferhat ATİK | 25 Nisan 2017, Salı
Her şey artık daha zor. Yaşadığımız gerçek bir ahir zaman. Türkiye Diyanet İşleri Başkanı kandil gecesi özellikle gençleri uyarıyor.
“Sosyal medyada İslâm’la ilgili yazılanlara itibar etmeyin, Kur’an’dan, ilmihalden ...