Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 12 Ocak 2017, Perşembe
Nerde o eski kelebek sancıları!
Paylaş  
14
24
14

Bu yazı, modası geçmez bir dönemin aşıklarına ithaf edilmiştir.

Yaşadığımız zamanda aşk nasıl yaşanıyor?

Mesela hala avuç içleri soğuk soğuk terliyor mu, bir an O’nu görebilme ihtimali doğduğunda? Hala yatak odası tavanları tanıklık ediyorlar mı, dik dik kendisine bakılan, uykusuz gözlerdeki hasrete?

O’na duyguları açmadan önce, günlerce gecelerce düşünülürken, hala karın boşluğunda aynı kelebekler ısrarla uçuşuyorlar mı?

Mesela hala, ilk sözlerden önce ilk satırları içeren mektuplar var mı? Öyle ki, bembeyaz bir sayfaya ilk cümleyi yazarken defalarca düşünülen, silinip silinip yeniden yazılan, defalarca beğenilmeyip yırtılan türden mektuplar var mı hala? Hani her cümlesi dünyanın en gerçek duyguları ile donatılan.

Sahi, yaşadığımız zamanlarda aşk nasıl yaşanıyor?

*

Ben, kendi zamanımdan getirdiğimi biliyorum, daha çok. Her satırı defalarca düşünülerek sayfalarca yazılan mektuplar, yazılmakla kalmayan, bir de vermeden önce günlerce yaşanan heyecanları biliyorum. Ya da, mektubu verdikten sonra beklemenin ne kadar uzun geldiğini. Zamanın göreceli olduğuna en büyük kanıt olan o günleri, saatleri dakikaları, hatta saniyeleri biliyorum.

Cevabın geleceği gün ise yine zamanın jeolojik devinim hızına indiğini, hatta durduğunu biliyorum mesela.

Öte yandan; baktığınız her yerin hep o olduğu, ‘konuşan herkes sussa keşke sadece ve her an o konuşsa’ diye neredeyse dua edildiğini, hem kimseler duymasın sadece sizde yaşansın heyecanını ama aynı anda dünya alem bilsin karmaşasını, daha kazanmadan bile kaybetme korkusunun verdiği hassasiyet, ilgiyi ve değer vermeyi biliyorum. Daha tek kelime konuşmadan üstelik!

Ya görüşme?!

Bin yıllık bir geleneğe hazırlanırcasına yaşanan sürecin ardından, sadece ve sadece konuşulması gerektiği kadar konuşulan ve birbirinin gözlerine kaçamak da olsa hapsolan anlar. O anlar ki; bu kez tüm evrenin evrimi bir ana sıkışmışçasına ihanette olan zamanın acısı ile vedalaşmaya giden ilk görüşme.

*

Siz bu günlerden ne bilirsiniz bilmiyorum. Ama inancım o ki; bu seremoniler artık yok. Kelebek sancıları duyulmadan yaşandığındandır, aşkın ömrünün kelebek ömrü kadar kadar olması.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Şubat 2017, Perşembe    Kölelik ve Marks
22 Şubat 2017, Çarşamba    "Bilir düşünmesini"
21 Şubat 2017, Salı    Beyaz ırktan dul bir erkeğin itirafları
20 Şubat 2017, Pazartesi    Değişen de değiştiren de biziz
17 Şubat 2017, Cuma    O deniz nerede?
16 Şubat 2017, Perşembe    Aşk ve acı
15 Şubat 2017, Çarşamba    Gurur duyduğum
14 Şubat 2017, Salı    Papatya falı
13 Şubat 2017, Pazartesi    (Anti) Sosyal medya
10 Şubat 2017, Cuma    "Cuntayla savaşım"

Califorian
  • Slide
    Slide
    LEFKOŞA : 444 70 70
    MAĞUSA : 365 61 70
  • Slide
    Onların sağlıklı beslenmesini tabiki önemsiyoruz... Çünkü ;
    Çocuklarınız çocuklarımızdır . . .
    Slide
  • Slide
    LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ
    BEYAZ YASEMİN SERTİFİKASINA SAHİBİZ . . .
  • Slide
    Menüler mevsimlik olabilir ama bizde
    LEZZET ve HİJYEN 4 MEVSİM . . .
    Slide

Kölelik ve Marks
Ferhat ATİK | 23 Şubat 2017, Perşembe
Kölelik.
Bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması durumu.
Köleliğin ilk tarihleri ile edinebildiğimiz bilgi, savaşta esir düşenlerin, ağır suç işleyenlerin, borcunu ödeyemeyenlerin ve korsanlar tarafından kaçı...
"Bilir düşünmesini"
Ferhat ATİK | 22 Şubat 2017, Çarşamba
Yazabilmek marifet görünür ama aslında bazen bazı konuları yazma ihtiyacı bunu bir zul haline dönüştürür. Sadece yazdığınızdan değil, insanlığınızdan da canınız yanar bazen yazarken. Bu satırlar tam da böyle bir “eli ...
Beyaz ırktan dul bir erkeğin itirafları
Ferhat ATİK | 21 Şubat 2017, Salı
Başlık bir romanın adı. Yazarı ünlü Rus roman yazarı Vladimir Nabokov. Sanırım kimse romanı bu isimle bilmez. Herkes daha çok filmi de çekilen romanın filme verilen adını bildi uzun zaman.
“Lolita.”
İlk baskısı 1955...