Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 20 Mart 2017, Pazartesi
Devrim ve üç kadın
Paylaş  
19
29
20

“Genç cumhuriyetin başkenti Ankara'da devrime inanmış üç idealist kadın...

Latife, Mevhibe ve Müveddet...

1920’lerin bozkırında; çağdaşlığın, laikliğin, devrimciliğin meşalesi oldular.

Siyasi çalkantıların ortasında, yepyeni bir devletin kuruluş sancıları içinde birbirine güç veren bir dostluğu ördüler...

“Devrimin Üç Kadını” oldular.

Atatürk’ün eşi Latife, İsmet Paşa’nın eşi Mevhibe ve Kazım Özalp Paşanın eşi Müveddet hanımların, acılar, zorluklar, ihanetlerle örtülü yılların içinde mücadele, devrim ve aşkla dolu yaşamları oldu.

Cumhuriyete tanıklık eden bu üç hanımefendinin hayatları birbirine hiç benzemedi.

Üçü de hayata güzel başladı...

Ancak ardından gelen zorluklar, acılar onları yıldırmadı.

Müveddet, bütün mal varlıklarını Rumeli'de bırakıp gelmişti Ankara'ya...

Mevhibe mal kaybına uğramamışsa da evladı dahil, ailesindeki pek çok kişi kaybetmişti.

Latife içlerinde en şanslı gibi görüneni. Ama onun kaybı maddi değil, manevi olmuştu.”

*

Bu sözler, üç devrim kadınını makalesine alan köşe ve kitap yazarı, Destek Yayınevi sahibi sevgili dostum ve editörüm Yelda Cumalıoğlu’na ait.

“Mevhibe sabırlı ve sakindi. Müveddet kendine güvenen, mücadeleci ve titiz, Latife ise idareci, kültürlü ve sanatçı ruhluydu. Gazi’nin teşhisine göre kızdı mı barut gibiydi. Her birinin evlilik hayatı farklı geçmiş, zor günler yaşamışlardı. Mevhibe evladını, Müveddet kocasını, Latife ise bir ömür sürecek hasretlik çekeceği Mustafa Kemal'ini kaybetmişti...” diyor Yelda makalesinde.

*

Yelda, bahse konu kadınları anlatan Ayten Aygen’in kitabını aktarıyor bu makalesinde.

Kitap ise üç kadını ve dönemini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve zor zamanlarını arka fona yerleştirerek anlatıyor.

Okunması gereken bir eser. Bir döneme tanıklık ediyor.

Yeninde ve “birlikte başarabilmeyi” hatırlamak için.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
26 Mayıs 2017, Cuma    Kral
25 Mayıs 2017, Perşembe    Yitip gidiyor…
24 Mayıs 2017, Çarşamba    "Yaşlı yapabilse, genç düşünebilse"
23 Mayıs 2017, Salı    İnsanlara nereden bakıyorsunuz?
22 Mayıs 2017, Pazartesi    Dönüşme tehlikesi
17 Mayıs 2017, Çarşamba    Dilin, farkındır
16 Mayıs 2017, Salı    "Allah'ın ahbapları olun!"
15 Mayıs 2017, Pazartesi    Kına çiçeği
12 Mayıs 2017, Cuma    Umut
11 Mayıs 2017, Perşembe    Fidget Spinner çılgınlığı

Kral
Ferhat ATİK | 26 Mayıs 2017, Cuma
Ölüme inat yapılır sanat, müzik, edebiyat. Bedensel bir gidişin değil, bırakılan eserin tanımıdır ‘yaşamak’.
Geçtiğimiz yüzyılın bir efsanesi olarak çıktı karşımıza Elvis Presley. O tüm zamanların en iyilerinden olur...
Yitip gidiyor…
Ferhat ATİK | 25 Mayıs 2017, Perşembe
En çok isteyip de uzun zamandır yapamadıklarını bir daha yapmadan yaşlanmamalı insan.
Ne çok şeyin apansız hayatımızdan çıktığını fark ettikçe telaşlandığımız, ‘yaşamadıklarımızı acele yaşamalıyım’ dediğimiz bir süre...
"Yaşlı yapabilse, genç düşünebilse"
Ferhat ATİK | 24 Mayıs 2017, Çarşamba
Fransızlar der bunu. Bu özdeyişle tecrübe ve enerjinin bir aradalığını idealleştiren resmi bir ideoloji baskısı hissedilir aslında. İtiraz edilmesi gereken bir baskı. Direniş gösterilmesi gereken bir baskı.
Buna en g...