Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 20 Mart 2017, Pazartesi
Devrim ve üç kadın
Paylaş  
41
79
44

“Genç cumhuriyetin başkenti Ankara'da devrime inanmış üç idealist kadın...

Latife, Mevhibe ve Müveddet...

1920’lerin bozkırında; çağdaşlığın, laikliğin, devrimciliğin meşalesi oldular.

Siyasi çalkantıların ortasında, yepyeni bir devletin kuruluş sancıları içinde birbirine güç veren bir dostluğu ördüler...

“Devrimin Üç Kadını” oldular.

Atatürk’ün eşi Latife, İsmet Paşa’nın eşi Mevhibe ve Kazım Özalp Paşanın eşi Müveddet hanımların, acılar, zorluklar, ihanetlerle örtülü yılların içinde mücadele, devrim ve aşkla dolu yaşamları oldu.

Cumhuriyete tanıklık eden bu üç hanımefendinin hayatları birbirine hiç benzemedi.

Üçü de hayata güzel başladı...

Ancak ardından gelen zorluklar, acılar onları yıldırmadı.

Müveddet, bütün mal varlıklarını Rumeli'de bırakıp gelmişti Ankara'ya...

Mevhibe mal kaybına uğramamışsa da evladı dahil, ailesindeki pek çok kişi kaybetmişti.

Latife içlerinde en şanslı gibi görüneni. Ama onun kaybı maddi değil, manevi olmuştu.”

*

Bu sözler, üç devrim kadınını makalesine alan köşe ve kitap yazarı, Destek Yayınevi sahibi sevgili dostum ve editörüm Yelda Cumalıoğlu’na ait.

“Mevhibe sabırlı ve sakindi. Müveddet kendine güvenen, mücadeleci ve titiz, Latife ise idareci, kültürlü ve sanatçı ruhluydu. Gazi’nin teşhisine göre kızdı mı barut gibiydi. Her birinin evlilik hayatı farklı geçmiş, zor günler yaşamışlardı. Mevhibe evladını, Müveddet kocasını, Latife ise bir ömür sürecek hasretlik çekeceği Mustafa Kemal'ini kaybetmişti...” diyor Yelda makalesinde.

*

Yelda, bahse konu kadınları anlatan Ayten Aygen’in kitabını aktarıyor bu makalesinde.

Kitap ise üç kadını ve dönemini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve zor zamanlarını arka fona yerleştirerek anlatıyor.

Okunması gereken bir eser. Bir döneme tanıklık ediyor.

Yeninde ve “birlikte başarabilmeyi” hatırlamak için.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Ocak 2018, Perşembe    "Je pense, donc je suis!"
17 Ocak 2018, Çarşamba    Kardan peri
16 Ocak 2018, Salı    Sen istediğin kadar kılıçla yönet...
15 Ocak 2018, Pazartesi    Dernek başarısızlıklarımız
12 Ocak 2018, Cuma    Gürültü Haritaları
11 Ocak 2018, Perşembe    "İnsan zamanın enkazıdır"
9 Ocak 2018, Salı    Rönesans ve sanat
9 Ocak 2018, Salı    Hayırlısı bakalım...
8 Ocak 2018, Pazartesi    Hayırlısı bakalım…
5 Ocak 2018, Cuma    Bir Nazım sabahı

"Je pense, donc je suis!"
Ferhat ATİK | 18 Ocak 2018, Perşembe
René Descartes’ın batı rasyonalizminin kurucu elementi olan felsefi sözünün orijinali “Je pense, donc je suis!” şeklindedir.
Descartes önce dört kural saptadı: Açık seçik ve belirgin fikirler dışınd...
Kardan peri
Ferhat ATİK | 17 Ocak 2018, Çarşamba
Bir Alman melodisi çalıyordu: Tannenbaum. Küçük çalışma odamın penceresinden sesin nereden geldiğine bakmak için başımı dışarıya uzattım. Tam önümden geçen bir adamla burun buruna geldik. Odamdaki penceremin sokak zem...
Sen istediğin kadar kılıçla yönet...
Ferhat ATİK | 16 Ocak 2018, Salı
Gelecek, ‘yaklaştıkça uzaklaşan bir şey gibi’ geliyor bazen. Yolculuğa çıkılmış ama hiç varılamayacak bir nokta gibi. Oysa bugün yapılan her şey, sonuçları ile geleceğin de parçası oluyor.
Başta tıp. İnsa...