Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 21 Nisan 2017, Cuma
İsterken dikkat etmeli
Paylaş  
41
70
38

Her günümüze Aziz Nesin ve Orhan Kemal’le başlamak güzel aslında... İki büyük usta ile yatıp iki büyük usta ile kalkıyoruz. Hayatlarımızın tamamı, büyüklerimizin hayatlarının tamamı hatta onların büyüklerinin hayatlarının tamamı da Aziz Nesin ve Orhan Kemal’le geçti. Hem de her günleri... Her günümüz...

Neden mi?

Duymuşsunuzdur... Stockholm sendromu diye isimlendirilen bir psikolojik durum var.

Stockholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal anlamda bağlanması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir. Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan bir sendromdur. Bu ismi ise 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. Bir banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler. Stockholm sendromu birçok rehine olayında yaşanmıştır.

Bu konu ayrıca birçok metaforda da kullanılmıştır.

*

İnsanlar bazen hayatlarını karartan kişilere, olaylara, olgulara, yönetimlere o kadar alışırlar ki, haklarında ne kadar olumsuz düşünceye sahip olurlarsa olsunlar, bir bağımlılık gibi onlardan vazgeçemezler.

Şöyle bir düşündüm de, Kıbrıslı Türkler de birçok açıdan böyle. Nereye kulak verseniz hep, her şeyden şikayet dinlersiniz. Kime dokunsanız, olup biten her şeyden bin ah işitirsiniz. Sandıklar açıldığında ise istikrar hep vardır.

Özellikle kendi partisini bile eleştiremeyenler Hitler disiplini bir kanaatle görevlerini ifa etmiş olurlar. Aslına bakarsanız partizanlık, iktidara gelenin devlet imkanlarını yandaşlarına sunması ile ilgili değil sadece. Aynı zamanda sandığa gidenin, körü körüne hatalarını görmesine rağmen hep aynı siyasetçilere ve siyasi partilere oy vermeleridir de. Her kimin eli, bir başka partiden iyi olduğuna inandığına gitmezse o partizandır. Bunun sonucu olarak da hükümet etme sırasını aldığında, partizanca davranacak ya da kendi lehine böyle davranılmasını bekleyecektir.

Birçok olumsuz sonuca varma nedenlerimizden birisi de işte bu, siyasetçilere ya da partilere Stockholm sendromu ile bağlı olma durumudur!

*

Bu nedenle sabah akşam tüm zamanımız elbette tenzih ettiklerimiz vardır ama çoğunlukla Bekçi Murtaza’lar yüzünden Orhan Kemal ve Zübük’ler yüzünden Aziz Nesin her anımız.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Aralık 2017, Pazartesi    Şüphe
15 Aralık 2017, Cuma    “Gün Uzar Yüzyıl Olur”
14 Aralık 2017, Perşembe    "Yüz yıl oldu"
13 Aralık 2017, Çarşamba    Yağmur mu? Çamur mu?
12 Aralık 2017, Salı    İsyan
11 Aralık 2017, Pazartesi    Mandela etkisi
8 Aralık 2017, Cuma    Trump'ın Kudüs haberi
7 Aralık 2017, Perşembe    Farklı okumalar sevenlere hediyemdir
5 Aralık 2017, Salı    Terörün tarihi kendi evrimini yazıyor
4 Aralık 2017, Pazartesi    Engin Ardıç'tan nameler

Şüphe
Ferhat ATİK | 18 Aralık 2017, Pazartesi
Kimi zamanlar, sürecin içerdiği unsurlar nedeniyle, gündelik hayatımızdan farkı nedenlerle medyaya ihtiyaç duyarız. Tam anlamıyla o zamanlarda medyaya güvenmek ve temiz bir içeriğe erişmek gibi bir beklentimiz vardır....
“Gün Uzar Yüzyıl Olur”
Ferhat ATİK | 15 Aralık 2017, Cuma
Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dini, moral, estetik düşünceler bütünü dendiğinde temel olarak akla gel...
"Yüz yıl oldu"
Ferhat ATİK | 14 Aralık 2017, Perşembe
Söylenecek yazacak o kadar çok şey var ki!

Tahmin edebileceğiniz gibi, olup bitenleri kaleme almak pek de etkili değil artık.

O kadar çok yazıldı söylendi ki herşey, yeni birşey söylemek de mümkün değil artık, gün...