Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 21 Nisan 2017, Cuma
İsterken dikkat etmeli
Paylaş  
19
26
18

Her günümüze Aziz Nesin ve Orhan Kemal’le başlamak güzel aslında... İki büyük usta ile yatıp iki büyük usta ile kalkıyoruz. Hayatlarımızın tamamı, büyüklerimizin hayatlarının tamamı hatta onların büyüklerinin hayatlarının tamamı da Aziz Nesin ve Orhan Kemal’le geçti. Hem de her günleri... Her günümüz...

Neden mi?

Duymuşsunuzdur... Stockholm sendromu diye isimlendirilen bir psikolojik durum var.

Stockholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal anlamda bağlanması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir. Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan bir sendromdur. Bu ismi ise 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. Bir banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler. Stockholm sendromu birçok rehine olayında yaşanmıştır.

Bu konu ayrıca birçok metaforda da kullanılmıştır.

*

İnsanlar bazen hayatlarını karartan kişilere, olaylara, olgulara, yönetimlere o kadar alışırlar ki, haklarında ne kadar olumsuz düşünceye sahip olurlarsa olsunlar, bir bağımlılık gibi onlardan vazgeçemezler.

Şöyle bir düşündüm de, Kıbrıslı Türkler de birçok açıdan böyle. Nereye kulak verseniz hep, her şeyden şikayet dinlersiniz. Kime dokunsanız, olup biten her şeyden bin ah işitirsiniz. Sandıklar açıldığında ise istikrar hep vardır.

Özellikle kendi partisini bile eleştiremeyenler Hitler disiplini bir kanaatle görevlerini ifa etmiş olurlar. Aslına bakarsanız partizanlık, iktidara gelenin devlet imkanlarını yandaşlarına sunması ile ilgili değil sadece. Aynı zamanda sandığa gidenin, körü körüne hatalarını görmesine rağmen hep aynı siyasetçilere ve siyasi partilere oy vermeleridir de. Her kimin eli, bir başka partiden iyi olduğuna inandığına gitmezse o partizandır. Bunun sonucu olarak da hükümet etme sırasını aldığında, partizanca davranacak ya da kendi lehine böyle davranılmasını bekleyecektir.

Birçok olumsuz sonuca varma nedenlerimizden birisi de işte bu, siyasetçilere ya da partilere Stockholm sendromu ile bağlı olma durumudur!

*

Bu nedenle sabah akşam tüm zamanımız elbette tenzih ettiklerimiz vardır ama çoğunlukla Bekçi Murtaza’lar yüzünden Orhan Kemal ve Zübük’ler yüzünden Aziz Nesin her anımız.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Haziran 2017, Cuma    "Sesimiz bu kubbede kalacak diye tesellimiz yok"
22 Haziran 2017, Perşembe    Perestroyka
21 Haziran 2017, Çarşamba    "Duygular Sosyolojisine Doğru"
20 Haziran 2017, Salı    Aziz Nesin’i tanımak
19 Haziran 2017, Pazartesi    Simgesel şiddet
15 Haziran 2017, Perşembe    Aşkın arkeolojisi
13 Haziran 2017, Salı    Ah bu yaşlılık…
12 Haziran 2017, Pazartesi    Ölüm imparatorları Katar için devrede!
9 Haziran 2017, Cuma    Modernizm sekülarizm değildir
8 Haziran 2017, Perşembe    Anarşist kapitalizm ve özel hayatın mahremiyeti

"Sesimiz bu kubbede kalacak diye tesellimiz yok"
Ferhat ATİK | 23 Haziran 2017, Cuma
Bu makaleyi; birlikte, üzerinde güzel bir söyleşi yaptığımız ve dün kaybımız olan sevgili Hakan Çakmak anısına yayımlamak istedim, sanata verdiği derin değerle birlikte. Kıbrıs Türklerinin edebiyat ve sanat yolculuğun...
Perestroyka
Ferhat ATİK | 22 Haziran 2017, Perşembe
...Rusya ile ya da seksenlerden sonra doğanların bilmediği ülke olan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile ilgili bir sözcük. İfadenin Türkçe karşılığı bu ülkedeki bir kavram olarak yayıldı dünyaya. Gerçe...
"Duygular Sosyolojisine Doğru"
Ferhat ATİK | 21 Haziran 2017, Çarşamba
“Kanaatlerden İmajlara: Duygular Sosyolojisine Doğru” adlı Ulus Baker kitabı, Kıbrıslı filozofun doktora tezidir. Bu kitap ve dolayısı ile tez Ulus Baker’in tüm çalışmalarının özeti gibi durur.
Kitap, kanaat, imaj ve...