Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 10 Ekim 2017, Salı

Sanal ruhlarız artık

Paylaş  
15
36
14

Dün gün boyunca, başta televizyonlar olmak üzere her medya aygıtında Amerikan doları ve euronun kırdığı tarihi rekor haberleri vardı.

Bizde bir de İngiliz poundu denen mesele var elbette.

Hem Türkiye hem biz, ülke adına sanki rekordan rekora koşup, bu rekorları tarihe yazdıracakmışız gibi izledik.

Çünkü artık hayatlarımız; sadece ekranlarda, sosyal medyada, gazetelerde yer alan haberleri okuyup, olguları anında geride bırakmak, televizyon terimi olan zaplamak (Okan Bayülgen’in kulakları çınlasın) sözcüğündeki gibi bir şey.

Birisi çıkıp sosyal medyada, örneğin dövizin yükselişine saydırsa ve onu meşhur “beğen” tuşu ile beğendiğimizde, fikirsel katılımın sonucu bir tatmine varıyoruz. Like yaptık ya, tamamdır! Daha ne olsun?

Taksicilerin bir derdi olup devletin makamlarına araçları ile yığıldıklarında, önce kızmak yerine anlamayı unuttuk mesela. Eylem kapımızın önünde olsa, pencereden bile bakmadan, sosyal medyada yayınlanan habere, ya destek ya karşı duruş sergileyen açıklamaları beğenip, kapımızın önünde olan biteni hiçleştiriyoruz.

Bizler gibi, okuma yazma oranı yüksek ama kültürel altyapısı -tüm iyi niyetimle- akışkan bir nüfusun pençesinde giderek zayıflayan -hatta yok olmak üzere olan- toplulukta, sosyal medya sadece dedikodu mecrasıdır. Hasetin, çekememezliğin internete bürünmüş halidir. Gerisi hikaye. Kültürü geliştirmek için kaç kazan molehiya daha pişirilip kaç folklor oyunu daha oynanır bilemem, ama bunlarla çözülmeyeceğini iyi bilirim.

*

Döviz evet yükseldi. Ama biz onu konuşmadık bile. Ekonomimizin nasıl eridiğini, bir sabaha daha ne kadar fakirleşerek uyandığımızı, bu gidişin sonunun ne olacağını umursamadık. Dövizin rekor kırdığı haberini birbirimize “marazi” ifadelerle aktardık ve günü tamamladık.

Kendi derdimizi bile umursamadık ki, sıra mesela öğrenciye gelsin, borçluya gelsin. Bu çocukların ödedikleri kiralara, sanki İngiltere’de yaşıyormuşuz gibi her şeyin pounda endekslenmesine daha sıra gelemedi bile.

Çünkü bunları konuşmak yerine o esnada, dün gece kimin nerede ne yaptığını inceliyordu herkes!

‘Sosyal medya story’siyiz her birimiz. “Toplumsal” dertleri bile dedikodu boyutunu aşamayan ritüellerimizde konuşma malzemesi yapmaktan ileri gidemeyiz.

Gerçek yaşamlardan uzak, sosyal medyanın, fotoğraf makinelerine bakan gözleriyiz. Birilerinin gör ve paylaş dediklerinin ötesine gitmeyen sanal ruhlarız artık!

Tüm yazdıklarımı kendim için yazıyorum zaten. Bir film senaryosu olarak. Allah’tan bunlar bir film hikayesi ve benim ülkemde hiçbirisi yok.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Ağustos 2018, Cuma    “Ben kimim?"
16 Ağustos 2018, Perşembe    Unutursak, uyutuluruz
15 Ağustos 2018, Çarşamba    Duru insan kimliği
14 Ağustos 2018, Salı    “Kalbinde çarpar aklın”
13 Ağustos 2018, Pazartesi    Medyada nefret söylemi  
9 Ağustos 2018, Perşembe    Dili geçmiş zamanlar  
8 Ağustos 2018, Çarşamba    Yalnız ama duygusuz
7 Ağustos 2018, Salı    Nietzsche ne derse desin!
6 Ağustos 2018, Pazartesi    Birden şüpheye düştüm!
1 Ağustos 2018, Çarşamba    Kirliyiz, çok kirliyiz!  

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

“Ben kimim?"
Ferhat ATİK | 17 Ağustos 2018, Cuma
Bu yüzyılda her şey değişirken toplum da geri kalamaz. Dünyanın hızla dönüşen teknolojik ve enformasyon etkileşimli hayatlarıçok da anlamaya zaman bulmadan değişiyor.
Dünyaca ünlü politik psikoloji dehası kabul edile...
Unutursak, uyutuluruz
Ferhat ATİK | 16 Ağustos 2018, Perşembe
 
Türk Dil Kurumu tarafından “Belli insan öbeklerinin ayrımlaşmasını bilinçli bir biçimde gerçekleştirmeyi amaçlayan bir yöneltinin benimsenmesi” diye yapılan tanım, “Ayrımcılık” sözcüğünün karşılığıdır.
Fransızca k...
Duru insan kimliği
Ferhat ATİK | 15 Ağustos 2018, Çarşamba
Ruhlarımızı hapseden; dünümüzü, bugünümüzü, yarınımızı, tüm zamanlarımızı hatta hayatlarımızı hapseden, zihniyetler de gün gelecek kalmayacak. Yaşamlarımıza sıkıntı verenler her şeyi yapabilirler belki ama zamanın akı...