Ana Sayfa >> Yazarlar Ferhat ATİK | 3 Ocak 2018, Çarşamba
Gözüm, kulağım İran'da
Paylaş  
14
18
10

İran’da bir haftadır devam eden rejim karşıtı eylemler, desteklenmelidir. Bu konuda antisemit duygular içeren yorumlar ise, daha özgür bir hayat için mücadelede eden insanlara ve mücadelelerine saygısızlıktır.

Küresel hayatta artık, insan hakları ve demokrasi gibi kavramlar ülkelerin iç meseleleri değildir. İran’da adalet yoksunu süreçleri yaşayanlar, düşüncesini söyledi diye hapislerde hayatı karartılanlar, hiç bir hakları olmayan kadınlar, aydınlıkla kucaklaşmak isteyen gençler, daha güzel bir geleceği tüm dünya insanları gibi hak etmektedir.

Hal böyleyken, “Fırsatı bulmuşken antisemit açıklamalar yapalım” gibi bir durum, özgürlük ve demokrasi arayışı ile son derece ters düşmektedir.

*

“Bu İran’ın iç meselesidir, karışılmaması gerekir” diyen söylem ise, kısmen doğru kabul edebileceğim birşey. Ancak doğruluğu sadece, hükümet güçlerini provoke etmemek yönünde ve sokaktaki halkı mücadeleden vazgeçirmek değil, demokratik haklar ekseninden kaymamalarını söylemekle sınırlı.

Yoksa bahsettiğim gibi, mesele insan hakları ise, bu kavramın evrensel kabul edilmesi nedeniyle iç mesele olarak belirtmek tamamıyla doğru olmaz.

Yıllardır İran rejimlerinin aşırı baskıcı ve yasakçı tutumlarını hep birlikte görüyoruz. İnsan haklarının yerlerde süründüğü bu ülkede, insan hakları temsilcileri bile tutuklanmış durumda. Santçılar, yönetmenler, entelektüeller keza özel düzenlenmiş yeraltı hapisanelerinde.

Tüm bu olup bitenleri görmeksizin sokaklarda, kendi gelecekleri için, dünyadaki halkların hak ettiklerine kavuşmak için mücadeleye giren İranlı halka; “Sokaklarda hükümet güçleri orantısızca sizi yok ederken, bunca baskıyı üzerinize yığarken, evrensel insan haklarından mahrum bırakırlarken, bu sizin iç meselenizdir, kimseyi ilgilendirmez” demek, ya da bu konuya antisemit yaklaşmak, İran halkını, hak ettiği konuları kazanma mücadelesinde, sadece yalnız bırakmak değil, uğruna mücadele başlattıkları tüm değerleri de hiçe saymaktır.
Dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın halklar, adaleti, demokrasiyi, özgürlüğü insan haklarının tüm kurallarını hak eder. İran’da yaşayan herkes de öyle.

Ortadoğu’da yaşayan insanlar İran’ı daha da iyi anlamalıdırlar. Özellikle, basında yazılarıyla, İran Halkı’nı haksız bulan ifadeler kuranları anlamam mümkün değil.

İran’daki mücadeleci tüm kardeşlerimizin, canları yanmadan ve can yakmadan sonuçlanacak, yeni haklar kazanmalarını dilerim.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Ocak 2018, Perşembe    "Je pense, donc je suis!"
17 Ocak 2018, Çarşamba    Kardan peri
16 Ocak 2018, Salı    Sen istediğin kadar kılıçla yönet...
15 Ocak 2018, Pazartesi    Dernek başarısızlıklarımız
12 Ocak 2018, Cuma    Gürültü Haritaları
11 Ocak 2018, Perşembe    "İnsan zamanın enkazıdır"
9 Ocak 2018, Salı    Rönesans ve sanat
9 Ocak 2018, Salı    Hayırlısı bakalım...
8 Ocak 2018, Pazartesi    Hayırlısı bakalım…
5 Ocak 2018, Cuma    Bir Nazım sabahı

"Je pense, donc je suis!"
Ferhat ATİK | 18 Ocak 2018, Perşembe
René Descartes’ın batı rasyonalizminin kurucu elementi olan felsefi sözünün orijinali “Je pense, donc je suis!” şeklindedir.
Descartes önce dört kural saptadı: Açık seçik ve belirgin fikirler dışınd...
Kardan peri
Ferhat ATİK | 17 Ocak 2018, Çarşamba
Bir Alman melodisi çalıyordu: Tannenbaum. Küçük çalışma odamın penceresinden sesin nereden geldiğine bakmak için başımı dışarıya uzattım. Tam önümden geçen bir adamla burun buruna geldik. Odamdaki penceremin sokak zem...
Sen istediğin kadar kılıçla yönet...
Ferhat ATİK | 16 Ocak 2018, Salı
Gelecek, ‘yaklaştıkça uzaklaşan bir şey gibi’ geliyor bazen. Yolculuğa çıkılmış ama hiç varılamayacak bir nokta gibi. Oysa bugün yapılan her şey, sonuçları ile geleceğin de parçası oluyor.
Başta tıp. İnsa...