Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Ziya ÖZTÜRKLER | 14 Kasım 2017, Salı

Veliler ve öğrencilerin % 82’si ödevlerden şikayetçi…

Paylaş  
11
19
11

Gençler ve aileleri ödev hususunda rahatsız…

Okullarda çok fazla ödev verildiği gerekçesiyle sıkıntılarını dile getiriyorlar…

Yapılan bir araştırma, velilerin %82′sinin ev ödevlerinin fazla ya da aşırı olduğunu düşündüğünü ortaya koydu…

Yarısı ise ödevlerin aile hayatlarına zarar verdiğini düşünüyor…

Ödev konusunda bugüne kadar çok tartışma yaşandı…

Verileri incelediğimizde İspanya’da 6,5 saatlik haftalık ödev ortalaması var…

Finlandiya’da 2,8 saatlikhaftalık ödev ortalaması varken, Şanghay’da 13,8 saat…

PISA sonuçlarına göre en üstlerde yer alan Finlandiya ve Şanghay’ın ödev konusunda tamamen zıt kutuplarda yer alması kafaları karıştırıyor…

Yapılan araştırmalar ev ödevlerinin düşük oranında öğrenciye katkı sağladığı gerçeğini ortaya çıkarıyor…

Aslında öğrenci esas öğrenmesi gerektiğini yaparak, deneyerek, yanılarak okulda öğrenmeli…

Aşırı ödev vermenin bir anlamı yok!

Doğrusu sınıf içinde, koşulların herkesin yararına olacak şekilde düzenlendiği, kontrollü bir ortam yaratılabilmesi…

Öğretmenliğe başladığımda beni şaşırtan şeylerden birisi de çok fazla ödevin tamamen saçma, bürokrasiden başka bir amaca hizmet etmediğini görmek olmuştu…Sırf ödev vermek için ödev verilmemeli…

Ya anlamlı ev ödevler verilmeli ya da hiç verilmemeli…

Elbette burada öğretmenin bakış açısı da önemli; ev ödevlerinin bir de değerlendirilmesi gerekir…

Eğer ödev verdiyseniz, öğrenciniz yapıcı bir geri bildirimi hak eder…

Ancak her hafta yüzden fazla öğrencinin dersine giriyorsanız, haftalık ödev değerlendirmesi sonu gelmez bir işe dönüşür…

Sadece bu kadar öğrencinin ödevlerini işaretlemek bile haftada en az bir gününüzü alır…

Üstelik böyle bir geri bildirimin etkisi neredeyse çok az boyutlarda olacaktır…

Bu işin mesainizin dörtte birine yakın bir kısmını heba edeceğini düşündüğünüzde durum anlamsız olduğu kadar üzücü de oluyor…

Ev ödevleri, ailenin hafta içinde çocukları için telafi edemediği zamanlarını çalıyor…

Bu kesin olarak doğru…

Okuldan eve geldikten sonraki zamanla yatma vakti arasında kalan bir kaç saat aile içi ilişkiler açısından çok değerli…

Bunu çalıyorsanız, elde edilen şeyin kaybedilen şeyden fazla olması gerekiyor… Ancak pek çok ödev ve çocuk için durum böyle değil…

 

Haftalık 10 saatin üstünde süreyi çocuklarımız ödev yaparak geçiriyor…

Niye sınavlara hazırlanmak zorunda…

Ah! Keşke sınavlar yerine hayata hazırlansa…

Birçok ülkede gençler için günde üç saat egzersiz yapacak müfredatlar yaratılmaya başlandı…

Birçok ülkede bu konuda yapılan eylemlere dönem dönem tanıklık ediyoruz…

Çocukların geleceği için yapılıyor…

Amacına uygun ödev verilmesi için yapılıyor…

Gerçi bizde durum farklı…

Eğitim sendikalarımız siyasetçiden daha siyasetçi…

Çözüm odaklı yaklaşımlar yerine sürekli ortaya konulan popülist yaklaşım var…

Hayatta olduğu gibi eğitimde de denge önemlidir…

Sırf ödev vermek için ödev veren eğitimciler var…

Buna gerek yok; öğrenciyi ödev yapmaya değil, marifet öğrenmeye yöneltmek…

 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
14 Kasım 2017, Salı
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Sn Öztürkler okullardaki eğitim saatleri planlı ve verimli olsa haftalık ödev süreleri azalır. ancak gelin görün ki ülkemizde örgün eğitimimiz planlı ve organize olmaktan çok uzak. Bunun üstüne bir de denetleme değerlendirme olmayınca tüm bu verimsizliğin üzerine iş ev ödevlerine kadar uzuyor... Tabii ki bu da çözüm değil... Çözüm eğitimin sğitim amaçlı bir kuruma bağlı olması siyaset amaçlı bir kurum olmamasıdır... Maalesef toplumun yeni hücreleri olan genç nesli kanserli hücreler gibi yetiştiren bir eğitim yapımız mevcut... Burada suç sistemde değil sistemin içindeki insan unsurundadır.. Yani Öğretmenler, idareciler, bakanlıktaki uzmanlar, müdürler, bakanlar, sendikacılar vs... Kurbanlar ise öğrencilerdir... Bu kurbanlar günü geldiğinde kızgınlıklarının karşılığını bir şekilde toplumdan çıkartıyorlar... Bizler de bu olumsuzluklardan şikayet edip, köşe yazısı ve yorum yazıyoruz... Gidişat vahim kelimesi ile ifade edilecek olsa durumumuzu izah etmeye yetersiz olurdu...

YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Kasım 2018, Cuma    Denetim yaptırımla anlamlıdır…
30 Ekim 2018, Salı    Topu taça atmak…
26 Ekim 2018, Cuma    Tüketim zihniyetine engel olmak...
23 Ekim 2018, Salı    Yükseköğrenim kayıt sistemi (YÖKAS) devrede!
19 Ekim 2018, Cuma    Bu sefer deyip duralım...
16 Ekim 2018, Salı    Her şeyden anlama kültürü...
12 Ekim 2018, Cuma    Doğru tanımlanmış küçük ama görülebilir projeler yaratmak...
9 Ekim 2018, Salı    Bugünü ve yarını daha anlamlı yaşamak...
5 Ekim 2018, Cuma    Siyasetin okulu olmaz; malzemesi insandır…
2 Ekim 2018, Salı    Hedef yüzde 60 ve üzeri olmalı…

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Denetim yaptırımla anlamlıdır…
Dr. Ziya ÖZTÜRKLER | 2 Kasım 2018, Cuma
Denetim yaptırımla anlamlıdır…
Sadece oturmak çözüm değildir…
Hayatta gerçekle yüzleşmek daima önemlidir, geçen gün Ada Kent Üniversitesi’nin misafiri oldum…
Gençlerle yükseköğrenim, üniversite, hayat ve gelecekle ...
Topu taça atmak…
Dr. Ziya ÖZTÜRKLER | 30 Ekim 2018, Salı
Herhalde üç dört yıl var ülkemizde yapılmadık çalıştay ve konferans kalmadı…
Yenisine yenisini ekledik, sonuç üzerine sonuçlar çıkardık…
Gerçekleştirmeden çıkacak raporların da ne olduğunu da biliyorduk aslında?…
O...
Tüketim zihniyetine engel olmak...
Dr. Ziya ÖZTÜRKLER | 26 Ekim 2018, Cuma
Kamu reformunun tartışmaya açıldığı bir dönemden geçiyoruz…
Kamudaki hantal ve verimsiz durumun herkes farkında…
Bu hantallığı yaratan sistemin kurgulayıcısı da aslında devlet…
Memuru ve çalışanı ...