Ana Sayfa >> Yazarlar Gönül TOKER | 12 Şubat 2017, Pazar
Bir varmış, bir yokmuş
Paylaş  
22
34
21

"Kim söyledi sana ölümün kötü bir şey olduğunu?" dedi Emre...

Sahi, kim söyledi bize bunu? Bu gerçeğe örtülü, perdeli gözlerimiz nasıl bilebilir ki neyin iyi, neyin kötü olduğunu? Küçüklüğümüzde öğrendik; biri öldüğü zaman feryatlar, çığlıklar, gözyaşları... Kara kara elbiseler ve matem...

Bu matem ölüm kötü bir şeydir, felaket bir sondur diye mi, yoksa arkada kalanların kaybetme acısı mı? Öleni görüp de danışan olmuş mu? Ölene mi zor, kalana mı zor diye... 

Genelde ölümden bahsedildiğinde insanların hoşuna gitmiyor. Ölüm kelimesi geçtiği anda cümlenin içinde, suratlar asılıyor, gözler korku ve hüsranla büyüyor. Ama kimse gerçekten ölümü ve sonrasını hatırlamıyor. Ölümden korkuyoruz Lanner, çünkü bu hayat bizim şansımızdır ve bunu kaybetmek istemiyoruz. Burada olma sebebimizi gerçekleştirmeden ölmek istemiyoruz. Gerçekleştirmediğimizi bildiğimiz için de henüz gitmek istemiyoruz. Gidenleri gördüğümüzde, vaktin sürekli azalmakta olduğunu hatırlıyoruz. Tabii...

Bir canlı öldüğü zaman bütün kainatın dengesi tamamen değişir. Dünya artık eski dünya olmaz. 

İşte bu, her varlığın eşsiz bir değere sahip olduğunun ispatıdır. 

Oyunun kurallarından biri bu; öleceğini bilerek yaşayacaksın. Ve ne zaman öleceğini bilmeyeceksin. Çünkü bunu bilseydin, onu da işine göre kullanabilirdin. 

Bilerek yaşamak; korkutucu...

Korkuların hepsini tetikleyecek en büyük katalizör; gücün ölüme yetmez, istediğin kadar değerli hisset ölüm seni de alacak, yalnız öleceksin ve bu dünyada bir sürü suçun var... Zannediyorsun ki ceza çekmeye gideceksin... Korkarsın tabii! 

Bunu niye diğer canlılar bilmezken, insan biliyor?

Çünkü neden bu dünyaya geldiğini başka türlü hatırlamayacaktın. Kapılıp gidecektin oyuna. 

Ölümü bilmeseydin, nereden geldiğini hiç sormayacaktın.

Ölümü bilmeseydin, neden burada olduğunu hiç düşünmeyecektin. 

Ölümü bilmeseydin, bu dünyaya tutunup kalacaktın.

İnanmayacaktın, teslim olmayacaktın, kabule geçmeyecektin, iman etmeyecektin. Nefsinin dizginleriyle sürüp gidecektin atları...

Tanrı’nın ispatını arıyorsun. Tanrı'nın varlığının en büyük ispatı ölümdür. En belirgin ipucudur ölüm...

Ölüm sana der ki; hiçbir şeye tutunma...

Sana der ki; geldiğin gibi gideceksin, dünya malını kar sayma...

Der ki; geçmişe takılma, geleceğe kapılma, şimdide kal...

"Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşa, yarın ölecekmiş gibi iman et."

İman et...

İman ne demek Lanner? Sözlükte şöyle yazıyor: 'Yürekten inanmak'...

Bunu, herhangi bir dine ya da ideolojiye bağlı olarak söylemiyorum. Dil anlamını düşün...

Yürekten inanmak...

Yani, akla dayanarak, bilgiye dayanarak, kulaktan dolma sözlerle değil; KALPLE...

Hayatta zorla bir şey yaptıramayacağın tek şey kalbindir. Ne kendi kalbine ne de bir başkasının kalbine zoraki sevgi hissettirebilir, istemediği bir şeyi yaptırabilir, inanmadığı şeye iman ettirebilirsin. Bunları ancak akıl yapar.  Hermit, son zamanlarda bundan bahsediyordu. Sen de oradaydın, hatırlarsın.

Kalp özgürdür. Kalbin, ehlileştirilecek, inandırılacak, ikna edilecek bir doğası yok. 

Bütün yolun varacağı yer yine kişinin kalbi olacaktır; ya kalbinin dediğini yaptığı için huzurlu ya da yapmadığı için pişman...

Kalbine ulaştığında, aradaki egonun fısıldadığı cızırtılar azaldığında, zihnin oyunlarını fark ederek kapılmamayı başardığında; iman oradadır...

Çoğu şeyi kalp ile değerlendirmek yerine, başka birçok şey ile baktığında yanılgıya düşüyorsun. 

İşte bu yüzden imana giden yol nefsin terbiye edilmesinden geçer. Bu 'terbiye etmek' terimi, sirkte hayvan terbiye etmek gibi algılanmasın. Nefsi terbiye etmenin yolu da onu sevmekten geçer. Çünkü o da sensin!

Nefsini tanırsan, onun ne dediğini ayırt edebilirsin. Kalbinin söylediklerini daha iyi anlayabilirsin böylece. 

Yol, nefs-i terbiye ile başlar.

Kalp, bütün ışığıyla zaten orada, seni bekliyor...

Ve bilmediğimiz ya da yanlış öğrendiğimiz her şeyin cevabı orada, seni bekliyor.

İşte o zaman sorular bile ortadan kaybolacak...

Sen, sadece biliyor olacaksın...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
2 Nisan 2017, Pazar    Beklenti
26 Mart 2017, Pazar    Hey! Dedikodu komitesi
19 Mart 2017, Pazar    Masalların masalı
12 Mart 2017, Pazar    Çok sevdiğin için
5 Mart 2017, Pazar    Kendini bil
26 Şubat 2017, Pazar    İste, bırak, izle, al
19 Şubat 2017, Pazar    Sorumluluk
5 Şubat 2017, Pazar    Cennet tasviri
29 Ocak 2017, Pazar    Beyaz kuğu/ Siyah kuğu
22 Ocak 2017, Pazar    Kimsin sen?

Beklenti
Gönül TOKER | 2 Nisan 2017, Pazar
İnsanlar birbirlerine karşı beklentilerle dolular. Herkesin diğer kişiden muhakkak ki bir beklentisi var. 
Bunu kim çıkardı Allah aşkına?
Özellikle de ilişkilerde... Kadının erkekten beklediği şeyler var, erkeğin de...
Hey! Dedikodu komitesi
Gönül TOKER | 26 Mart 2017, Pazar
Zamanı boşa akıtma. Zaten çok hızlı geçiyor. Değerlendir. Değerli işlere ada zamanını. Neye ve kime göre değerli işler? Sana göre! Sen neyi değer görüyorsan, o...
Zaten her insanın değer verdiği şeyler var, ömürlerin...
Masalların masalı
Gönül TOKER | 19 Mart 2017, Pazar
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim. 
Suyun şavkı vuruyor bize, 
çınarla bana. 
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben, bir de kedi. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim, bir de ke...