Ana Sayfa >> Yazarlar Gönül TOKER | 2 Nisan 2017, Pazar
Beklenti
Paylaş  
90
201
93

İnsanlar birbirlerine karşı beklentilerle dolular. Herkesin diğer kişiden muhakkak ki bir beklentisi var. 

Bunu kim çıkardı Allah aşkına?

Özellikle de ilişkilerde... Kadının erkekten beklediği şeyler var, erkeğin de kadından. 

"Şu, kadının işidir, bu erkeğin..."

Yok öyle bir şey!

Her bireyin yetenekli olduğu işler var, evet, kadın ev ile ilgili konularda daha marifetli olabilir. Erkek, daha fazla güç gerektiren işlerde yeterli olabilir. Ama bu kadının güçlü işlerde, erkeğin hassas işlerde ehil olamayacağı anlamına gelmiyor.

Beklentiler yüzünden ilişkilerden soğuduk...

Ne zaman bir ilişkim olsa ve ortak paylaşımlar başlasa, istemediğim bazı sorumlulukların otomatik olarak bana, yani kadına aktarıldığını görüyorum. Şu sorudan nefret ediyorum: "Akşam ne yiyeceğiz?" 

Cevap; "Bilmem..."

Bekar yaşayan erkek, kendi hayatının sorumluluğunu alıyor, yemeğini kendisi organize ediyor ama bu erkek ne zaman bir ilişkiye girse bunu kadına yüklüyor otomatik. Neden? Çünkü yemeği kadın yapan bir toplumda yetiştik. Çünkü kadının işi beslemektir. Çünkü bu kadının işi...

Bence değil. 

Haydi, diyelim ki sevgiyle güzel güzel yemekler yaptık, yedik içtik. Erkek yine otomatiğe bağlar: "Bulaşıklar ve mutfağı toparlamak kadının işidir."

Bakmaz bile dağınık masaya doğru! Kahvesini ister.

Farzet ki, kadın kahveyi de yaptı, mutfağı da toparladı o arada. 

Yemekten sonraki birkaç saatte kadın otomatik olarak 'dert dinleme tahtası' haline gelir. Erkeği bütün günün stres yüklü konuları akşamın bu saatlerinde kadınına aktarır. 

Kadın, böylesi negatif sohbetlerden patlama noktasına gelir, bunalır, daralır.

Erkeği rahatlamıştır zihinsel olarak artık. Derdini tasasını kadına attı, rahatladı...

Sırada, karnı doyan, stresini atan erkeğin bedeninin rahatlaması var!

Seks...

Kadına yüklediğin şu beklentilere bir bak!

Erkeğin hayali şu: Tertemiz bir ev, süper lezzetli yemekler, ardından kahve servisi... Psikolojik rahatlama seansı... Ve bunca şeyi yapan kadın artık son derece bakımlı, edalı, işveli ve cilveli olarak fantezileri de canlı tutmakla yükümlü...

Gündüzleri ne yapmalı peki bu kadın?

Tabiî ki çalışmalı! Para kazanmalı! 

Erkeği bu hale sen getirdin kadın! Kendine gel...

Benim bir günümün nasıl geçtiği bellidir Lanner. Kadın olma meselesinden evvel insan olduğumuzun farkındayım. İnsan olarak öncelikle kendimizi gerçekleştirmek için buradayız. 

Gördüğüm kadarıyla, kadınlar çok iyi işler yapıp, iyi miktarlarda paralar kazanıyorlar.

Görüyorum ki, erkekler yemek konusunda bir harika!

Ev işleri zor. Bence çiftler bunu birlikte yapsa harika olur. 

İlişkilerde hayat paylaşırken, hangi tarafın beklentisi fazlaysa, diğeri o ilişkiden soğumaya başlar. Kim sorumluluğu fazla üzerine alırsa o, erken yorulur. 

Paylaşımların eşit olup olmadığını anlamak için çiftler kendilerini iyi tanımalıdırlar ve birbirlerine karşı açık olmalıdırlar.

Çevremde gördüğüm kadarıyla, ilişkilerde dengeler hep bu noktalarda kaçmış durumda. Alma-verme dengesi... Karşılıksız severek paylaşmak... Sorumluluğunu ötekine yığmamak...

Dişi enerji, dişi formun gerektirdiği gibi bir yaşamı bu yüzden gerçekleştiremiyor. Hem erkek hem kadın rollerini üstlendiği için. 

Erkek enerji, erkek formun sert tabakasını bu yüzden yumuşatamıyor; dişi enerjinin varlığını kendine yediremediği için...

Bir kadın olarak ben:

  1. Çok fazla çalışmak istemiyorum. Severek yaptığım şeye odaklanmayı ve maddi kaygılara kapılmamayı seçiyorum.
  2. Hep daha fazlasını istemek ve dışarıdan destek beklemek yerine, kendimde var olanı yaşamak ve yaratıcılığımı ortaya çıkarmak istiyorum. 
  3. Mecbur olduğum için ya da sırf bana otomatik olarak yüklendi diye değil sevgiyle içimden geldiği için beslemek istiyorum.
  4. Hırs, çaba, savaş bir kadın olarak bana göre değil. Erkeğin cenginde yer almak istemiyorum. 
  5. Gücümden korkmamayı ve erkeğin de benden korkmamasını diliyorum. 

Çünkü güç 'SEVGİ'dir... 

Tabiî ki bir erkek olmadığım için bilemiyorum ama onların da alanlarına saygı duymamız gerekir. Erkek Superman demek değildir. Kusursuz, güçlü, yeterli imajı bir beklentidir. 

Anlayış geliştirmeliyiz birbirimize karşı.

Dünya evinde... Kocaman bir ailenin parçaları olarak... 

Hem payımıza düşen şeyler adına hem de 'birlik' için...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
26 Mart 2017, Pazar    Hey! Dedikodu komitesi
19 Mart 2017, Pazar    Masalların masalı
12 Mart 2017, Pazar    Çok sevdiğin için
5 Mart 2017, Pazar    Kendini bil
26 Şubat 2017, Pazar    İste, bırak, izle, al
19 Şubat 2017, Pazar    Sorumluluk
12 Şubat 2017, Pazar    Bir varmış, bir yokmuş
5 Şubat 2017, Pazar    Cennet tasviri
29 Ocak 2017, Pazar    Beyaz kuğu/ Siyah kuğu
22 Ocak 2017, Pazar    Kimsin sen?

Hey! Dedikodu komitesi
Gönül TOKER | 26 Mart 2017, Pazar
Zamanı boşa akıtma. Zaten çok hızlı geçiyor. Değerlendir. Değerli işlere ada zamanını. Neye ve kime göre değerli işler? Sana göre! Sen neyi değer görüyorsan, o...
Zaten her insanın değer verdiği şeyler var, ömürlerin...
Masalların masalı
Gönül TOKER | 19 Mart 2017, Pazar
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim. 
Suyun şavkı vuruyor bize, 
çınarla bana. 
Su başında durmuşuz, 
çınarla ben, bir de kedi. 
Suda suretimiz çıkıyor, 
çınarla benim, bir de ke...
Çok sevdiğin için
Gönül TOKER | 12 Mart 2017, Pazar
Senin gibi herkes de sevgi bekliyor. Sevilmek istiyor bütün varlıklar. Gerçek sevginin eritemeyeceği hiçbir buz kalıbı yok. Farklı farklı duygular deneyimleyip adını 'sevgi' koyuyoruz. 
"Sana öfkelendim ama sevdiğim ...