Ana Sayfa >> Yazarlar Levent KUTAY | 17 Şubat 2017, Cuma
Brezilya dizisi…
Paylaş  
13
27
10

Mont Pelerin 1’de, Anastasiadis’i DİKO Başkanı Papadopulos’un bir  tweetle kurtardığını hatırladınız mı?

“BİZE SORMADAN KARAR ALAMAZ” sözüyle güya Anastasiadis köşeye sıkışmış, “İşler karışık; gideyim da haftaya buluşalım” diyerek kaçmıştı…

İşte şimdi de ELAM, yardıma yetişti.

ENOSİS kararı niye alındı? Önce bunu tespit etmek lazım…

Anastasiadis niye süreci berhava edercesine bu adımı attı?

Ya da atılırken destek oldu, karşı çıkmadı?

Öncelikle, anladık ki, yıl 2017 ama ENOSİS hala Rum tarafı için gönüllere yatıyor…

Kararla Rum Meclisi’nde müthiş bir organize çalışma ve görev dağılımı dikkatten kaçmıyor

Kilise desteği ile ELAM öneriyor, Genel Kurul’a gelmesi için herkes komitede onaylıyor, Genel Kurul aşamasında, AKEL Annan Planı’ndan kalma prestijini kurtarmak için  “Hayır” diyor, DISI yasanın geçebileceğini hesapladığı için çekimser kalarak aslında karara dolaylı destek veriyor

Yani Kilise bu öneriyi, kimsenin karşı çıkamayacağını iyi bildiği için ELAM aracılığı ile meclis gündemine getiriyor

Seçim var ya… Anastasiadis karşı mı çıkacak? Sahipleniyor…

ENOSİS öylesine, salt milli duygular için alınmış bir karar değildir be arkadaşlar…

Anastasiadis, buna doğrudan ama dolaylı destek vererek ilk seçim hamlesini yapmış oldu ve aşırı sağ kesimlerin “çok taviz verdi” eleştirilerini yatıştırdı.

Karar, sürecin bu aşamasında, bile isteye garantilere cevaben ve masadan kaçmak için kullanıldı.

Kaçarken ancak Rumlar için yüksek milli değere sahip bir argüman gerekliydi ve harika bir malzemeydi.

Yani, ENOSİS oldu mu Güney’de kimse Anastasiadis’i eleştiremezdi.

Uluslararası kamuoyu kendisine “ne yapıyorsun?’’ dese, “ne yapayım halkımın geneli bunu istiyor” diye yanıt verince, kim bunu haklı bulamaz; sonuçta ENOSİS…

Daha da önemlisi…

Seçime dönüşümlü başkanlığı kabul etmiş bir lider olarak gitmek istemiyor…

Hatta bunun başlı başına seçimleri kaybetme potansiyeline sahip bir unsur olduğunu çok iyi biliyor...

Anastasiadis, şu an, harita almış, Türkiye’nin garantörlüğünü, dönüşümlü başkanlığı, Kıbrıslı Türklerin devlete etkin katılımını kabul etmemiş, Türkiye ile Cenevre’de aynı masada oturmuş, ENOSİS’in okullarda kutlanmasını sağlayan bir karar ve kapıyı vurup giden lider imajıyla seçimlere başlıyor diyebiliriz…   

Ben sürece ara verilmesini bekliyordum…

Mart ve nisanda Kıbrıs Konferansı’ndan sonuç beklemediğim için,   şunu defalarca yazdığımı ve söylediğimi hatırlıyorum:

‘‘20 aylık mesai boşa harcanmaz, sürece mart ya da nisanda ara verilir. Yapılanlar elde tutulur, dondurucuda bekler… Şubat 2018 Başkanlık seçimlerinden sonra, yeniden masa kurulur. Tek sorun, 2016 sonu çözüm sözlerinin yaratacağı eleştiriler olacaktır.’’

Krize rağmen görüşlerim aynen devam ediyor…

Ne krizler geldi geçti?

Temmuz 2014’te Downer Belgesi tartışılırken, gözlüklerini fırlatıp atmadı mı?

Bugün de kapıyı vurup kaçtı…

Kısa süre sonra belki de bunları konuşuyor olmayacağız…

Soğuyacak…

Masaya büyük ihtimal dönülecek…

Yine “federal ortaklık, etkin katılım, dönüşümlü başkanlık, güvenlik ve garantiler” konseptli peşi sıra gelen açıklamalar not edeceğiz…

Eide beklentileri yüksek açıklamalarla mekik dokuyacak…

Uçaktan inmeyecek…

Liderler her görüşme sonrası açıklama yapacak…

Ve tam bitti bitiyor derken, masanın diğer tarafındaki arkadaşlar bu sefer belki de “EOKA C’nin kurulduğu müjdesi ile’’ karşımıza çıkacaklar…

Ve bu Brezilya dizisi gibi sürüp gidecek…

Kıbrıslı Türkler, masada rehin gibi…

Yemezler…

En azından ben yemem artık…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
17 Şubat 2017, Cuma
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Neden kendi iç düzensizliğimiz ve adaletsizliklerimiz üzerinde yoğunlaşıp birşeyleri düzeltmek yoluna gitmiyoruz? Bu Kıbrıs meselesi yüzünden yitirdiğimiz zaman, enerji ve kaynaklar yetmedi mi? Bakın Güney hem davasında hem duruşunda hem de iç düzeninde bizden daha iyi durumda olabilmeyi başarabilmiş... Tanınmış devlet olma bir avantaj olabilir ancak tanınmamış bir devlet olmak ta kendi içinde bu durumda olmayı gerektirmez... Önemli olan niyettir... Kıbrısın Kuzeyinde yaşayanların yaşadıkları yönetimi, düzeni, toplumu ve çevreyi daha iyi bir konuma kavuşturma düşünceleri hiç olmamıştır... Ne yazık ki halen de yoktur! Olsa zaten boş işlerle zaman ve kaynak harcayan makamlarımız olmazdı!!!
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Temmuz 2017, Salı    Türkiye ne değildir?
13 Temmuz 2017, Perşembe    Ameliyat başarılı, ama hasta öldü…
1 Temmuz 2017, Cumartesi    Akdenizli James Bond...
29 Haziran 2017, Perşembe    Karar konferansında ilk gün...
22 Haziran 2017, Perşembe    İngilizler çerçeve anlaşması için devrede
15 Haziran 2017, Perşembe    Girne... giren pişman...
5 Haziran 2017, Pazartesi    1 Aralık gibi 4 Haziran…
4 Haziran 2017, Pazar    Labirent…
16 Nisan 2017, Pazar    Gözünü sevdiğimin medeniyeti
9 Nisan 2017, Pazar    Bir karikatür... Ve uzun lafın kısası...

Türkiye ne değildir?
Levent KUTAY | 18 Temmuz 2017, Salı
Türkiye hayatımdır…
En azından benim için…
Bir dönemin geçtiği yerdir…
Üniversite yıllarımdır…
Dostluktur…
Paylaşımdır…
6 Maggi ile yaptığımız sözde tavuk çorbasıdır…
Küçük ince belli çaydır…
Simittir…
İlk si...
Ameliyat başarılı, ama hasta öldü…
Levent KUTAY | 13 Temmuz 2017, Perşembe
Evet…
Crans Montana’dan sonra gelinen durumla ilgili bir dostumun yaptığı espri bu oldu…
Gülmedim dersem yalan olur…
Nüktedan bir üslupla yaklaşmaya çalışsak da bu işlere, kimse şaka kaldırmıyor ya o da başka konu…...
Akdenizli James Bond...
Levent KUTAY | 1 Temmuz 2017, Cumartesi
Geçiş anlarında yazı kaleme almak kolay değildir…
Çünkü yazdıklarınız, gazete basıldığı anda belki de anlamını yitirmiştir…
Anlayacağını yine hassas bir saatte yazımı yazdım…
Tam da Genel Sekreter, liderlerle akşam...