Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Levent KUTAY | 17 Şubat 2017, Cuma

Brezilya dizisi…

Paylaş  
26
76
23

Mont Pelerin 1’de, Anastasiadis’i DİKO Başkanı Papadopulos’un bir  tweetle kurtardığını hatırladınız mı?

“BİZE SORMADAN KARAR ALAMAZ” sözüyle güya Anastasiadis köşeye sıkışmış, “İşler karışık; gideyim da haftaya buluşalım” diyerek kaçmıştı…

İşte şimdi de ELAM, yardıma yetişti.

ENOSİS kararı niye alındı? Önce bunu tespit etmek lazım…

Anastasiadis niye süreci berhava edercesine bu adımı attı?

Ya da atılırken destek oldu, karşı çıkmadı?

Öncelikle, anladık ki, yıl 2017 ama ENOSİS hala Rum tarafı için gönüllere yatıyor…

Kararla Rum Meclisi’nde müthiş bir organize çalışma ve görev dağılımı dikkatten kaçmıyor

Kilise desteği ile ELAM öneriyor, Genel Kurul’a gelmesi için herkes komitede onaylıyor, Genel Kurul aşamasında, AKEL Annan Planı’ndan kalma prestijini kurtarmak için  “Hayır” diyor, DISI yasanın geçebileceğini hesapladığı için çekimser kalarak aslında karara dolaylı destek veriyor

Yani Kilise bu öneriyi, kimsenin karşı çıkamayacağını iyi bildiği için ELAM aracılığı ile meclis gündemine getiriyor

Seçim var ya… Anastasiadis karşı mı çıkacak? Sahipleniyor…

ENOSİS öylesine, salt milli duygular için alınmış bir karar değildir be arkadaşlar…

Anastasiadis, buna doğrudan ama dolaylı destek vererek ilk seçim hamlesini yapmış oldu ve aşırı sağ kesimlerin “çok taviz verdi” eleştirilerini yatıştırdı.

Karar, sürecin bu aşamasında, bile isteye garantilere cevaben ve masadan kaçmak için kullanıldı.

Kaçarken ancak Rumlar için yüksek milli değere sahip bir argüman gerekliydi ve harika bir malzemeydi.

Yani, ENOSİS oldu mu Güney’de kimse Anastasiadis’i eleştiremezdi.

Uluslararası kamuoyu kendisine “ne yapıyorsun?’’ dese, “ne yapayım halkımın geneli bunu istiyor” diye yanıt verince, kim bunu haklı bulamaz; sonuçta ENOSİS…

Daha da önemlisi…

Seçime dönüşümlü başkanlığı kabul etmiş bir lider olarak gitmek istemiyor…

Hatta bunun başlı başına seçimleri kaybetme potansiyeline sahip bir unsur olduğunu çok iyi biliyor...

Anastasiadis, şu an, harita almış, Türkiye’nin garantörlüğünü, dönüşümlü başkanlığı, Kıbrıslı Türklerin devlete etkin katılımını kabul etmemiş, Türkiye ile Cenevre’de aynı masada oturmuş, ENOSİS’in okullarda kutlanmasını sağlayan bir karar ve kapıyı vurup giden lider imajıyla seçimlere başlıyor diyebiliriz…   

Ben sürece ara verilmesini bekliyordum…

Mart ve nisanda Kıbrıs Konferansı’ndan sonuç beklemediğim için,   şunu defalarca yazdığımı ve söylediğimi hatırlıyorum:

‘‘20 aylık mesai boşa harcanmaz, sürece mart ya da nisanda ara verilir. Yapılanlar elde tutulur, dondurucuda bekler… Şubat 2018 Başkanlık seçimlerinden sonra, yeniden masa kurulur. Tek sorun, 2016 sonu çözüm sözlerinin yaratacağı eleştiriler olacaktır.’’

Krize rağmen görüşlerim aynen devam ediyor…

Ne krizler geldi geçti?

Temmuz 2014’te Downer Belgesi tartışılırken, gözlüklerini fırlatıp atmadı mı?

Bugün de kapıyı vurup kaçtı…

Kısa süre sonra belki de bunları konuşuyor olmayacağız…

Soğuyacak…

Masaya büyük ihtimal dönülecek…

Yine “federal ortaklık, etkin katılım, dönüşümlü başkanlık, güvenlik ve garantiler” konseptli peşi sıra gelen açıklamalar not edeceğiz…

Eide beklentileri yüksek açıklamalarla mekik dokuyacak…

Uçaktan inmeyecek…

Liderler her görüşme sonrası açıklama yapacak…

Ve tam bitti bitiyor derken, masanın diğer tarafındaki arkadaşlar bu sefer belki de “EOKA C’nin kurulduğu müjdesi ile’’ karşımıza çıkacaklar…

Ve bu Brezilya dizisi gibi sürüp gidecek…

Kıbrıslı Türkler, masada rehin gibi…

Yemezler…

En azından ben yemem artık…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
17 Şubat 2017, Cuma
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Neden kendi iç düzensizliğimiz ve adaletsizliklerimiz üzerinde yoğunlaşıp birşeyleri düzeltmek yoluna gitmiyoruz? Bu Kıbrıs meselesi yüzünden yitirdiğimiz zaman, enerji ve kaynaklar yetmedi mi? Bakın Güney hem davasında hem duruşunda hem de iç düzeninde bizden daha iyi durumda olabilmeyi başarabilmiş... Tanınmış devlet olma bir avantaj olabilir ancak tanınmamış bir devlet olmak ta kendi içinde bu durumda olmayı gerektirmez... Önemli olan niyettir... Kıbrısın Kuzeyinde yaşayanların yaşadıkları yönetimi, düzeni, toplumu ve çevreyi daha iyi bir konuma kavuşturma düşünceleri hiç olmamıştır... Ne yazık ki halen de yoktur! Olsa zaten boş işlerle zaman ve kaynak harcayan makamlarımız olmazdı!!!

YAZARIN SON 10 YAZISI
3 Haziran 2018, Pazar    Kısa tatilde yeşile dair...
30 Mayıs 2018, Çarşamba    Şu "kadın eli" meselesi...
28 Mayıs 2018, Pazartesi    Proje çok... Ya para?
13 Mayıs 2018, Pazar    “ AKEL ve dostlara mesaj”
29 Nisan 2018, Pazar    Toscana değil... Ilgaz...
21 Nisan 2018, Cumartesi    Çavuşoğlu niye geldi?
16 Nisan 2018, Pazartesi    Diplomasi mi siyaset mi?
13 Nisan 2018, Cuma    Flaş patlamasa ne konuşacaktık?
6 Nisan 2018, Cuma    Lokomotif...
1 Nisan 2018, Pazar    "Biz buradayız"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Kısa tatilde yeşile dair...
Levent KUTAY | 3 Haziran 2018, Pazar
Zat-ı muhterem validemin “Beni Antalya'ya götürmedin çoktandır” zelzenişi müteakiben, Ramazan dolayısıyla uçak biletlerinin de uygun olması da çakışınca, annem babam ve bendeniz düştük yollara...
Yok yok...
Çok şükü...
Şu "kadın eli" meselesi...
Levent KUTAY | 30 Mayıs 2018, Çarşamba
Erkek egemen siyasi dünyamız adeta başkaldıran, naif görünümlü ama içerisinde derin anlam barındırıyor kanımca...
“Siyasete kadın eli değmeli...”
Meclis başkanlığı, başbakanlık, yargıda, denetimde, en yüksek nokta k...
Proje çok... Ya para?
Levent KUTAY | 28 Mayıs 2018, Pazartesi
Siyasette “inanmak” ya da “inandırmak” kavramının yüzeysel olmaktan çıkıp başarının ana unsurunun oluşturduğu yadsınamaz bir gerçek...
Hele de konu yerel seçim olunca...
Gece gündüz, hemen hemen her partiden adaylar...