Sol ve seçkincilik
Kaç gündür, Türk Solu ve dolayısıyla bize de arız olan bir hastalığı yazmayı düşünüyorum, bir türlü fırsat çıkmadı
Temelde halkın cahil, eğitilmesi gereken bir kuru kalabalık olduğu varsayımından hareket eden bu yanlış yaklaşım, bir yandan ta Fransız İhtilâli'nden, August Comte'un Pozitivizm'inden neşet alıyor.
Gerçeğin sırrı pozitif bilimin tekelindedir.
Bir biçimde bir diploma edinmiş olan her kim varsa, elbette ki o gerçeği bilmektedir.
Bilmeyenlere anlatmaya hem yetkilidir ve hem de adeta tanrı tarafından görevlendirilmiştir!
Ayni fahiş hatanın ikinci kaynağı ise kulaktan dolma Marxizm'dir
Çünkü Marx, kendisi ile bütün diğer düşünürler arasına bir sınır koyar ve kendinden başka tüm düşünürlerin, idealist olduklarını ve yöntemlerinin de metafizik'e, Türkçe söyleyelim, mantıksız bir hurafeciliğe dayandığını söyler.
Doğru olan dialektik yöntem ile gerçeğin sırrının maddede olduğuna inanan materyalizm'i ilk defa kendisi birleştirmiştir.
Elbette bu doğrudur ama ona göre, bütün insanlık tarihinde bir ilk olan kendi yaklaşımının, politik sonuçlarına da ulaşıp, insanlığın kurtarılabilmesi için, her şeyden önce, materyalist bir "bilinç" oluşturulması, edinilmesi gerekir.
Toplumun evrilmesi için, kendiliğinden gelişmelerin beklenmesi ile yetinilmesi gerekmez!
Ayrıca o "sınıf bilinç"ini edinen ilericilerin, toplumun önünü açması gerekir.
Bu düşünce ile ilk defa karşılaştığım delikanlılık günlerimde, bunun gereği olarak, oturup dipten doruğa kendimi gözden geçirmek ve bütün bildiklerimi yargılamak gereği duymuştum.
"Bilinç" edinmek üzere
Sovyetler çökünce, bir defa daha okumaya sardırmam gibi
Ama daha o zamandan etrafıma baktığımda, okumak üzere İstanbul'a gelen bir hayli çocuğun, Topkapı Otogarı'nda kendisini karşılayan hemşerisi hangi siyasettense, ertesi gün o "siyasete" katılıp, beline de bir tabanca sokuşturmakla, "bilinçleniverdiği"ni görüyordum.
Herhangi bir sol örgüte asker yazıldığınız anda, artık siz "bilinçli" bir adam oluveriyordunuz.
Ondan sonra, herkese akıl fikir verme konusunda yetkili ve hatta görevli olmanızdan daha doğal ne olabilirdi?
Beyin cerrahının teşhis ve ameliyatını bile "bilinçli" aklınızla eleştirebilirdiniz.
Çünkü cerrah, "bilinçsiz" bir garip hekimdi
Bunlar anlayamadıkları herkese de söverler, Picasso'ya, Gorki'ye ilh.
Pozitivizm bilindiği gibi önce İttihatçı, sonra da Kemalist düşüncenin temel taşlarından biridir:
Hayatta en hakiki mürşid, ilimdir
Bunun üstüne bir de "bilinç" meselesini, bu haliyle ekleyince bu kitle, halktan kopuk, ne dediğinden kendi de habersiz bir topluluk olarak, o günden beri varlığını sürdürüyor.
Sonradan Anadolu taşrasında da bulununca, hal-i pür melâllerini gördüm
Kimsenin kulak asmadığı, kendi içinde mutsuz, çareyi rakı şişesinin dibinde arayan aslında elit de olmadığı halde kendini elit sanan bir tür tarikat
Hep memnuniyetsiz, hep tatminsiz, hep itirazı olan, hep şikâyetçi bir takım insanlar
Ağır vak'alar arkaik bir sosyalizm anlayışı içinde kendi tekkelerinde gerçeğin mutlak sahibi olduklarını zannederek kimseyi beğenmez ve kimse tarafından adam yerine konulmazken, daha "hafif" vak'alar da doğal olarak CHP içinde, her seçimden sonra kendi özeleştirilerini yapacaklarına halkı suçlayarak, günlerini doldurmaktalar.
Elit rolü oynuyorlar ama neden adam yerine konulmadıklarını araştırmak ya akıllarına gelmiyor veya bunu yapacak güçleri ve birikimleri de yok!
Çünkü aslına elit veya entelektüel değiller.
"Kopmak"sa mesele, örneğin Fransa'da kimse Althusser veya Focault'ya, İtalya'da Gramsci'ye oy vermese bile "hass " diyemez
Çünkü adamlar gerçekten entelektüel
Boş hava ile durumu idare etmez
Madem ki kendi kendinize "mürşit" görevi biçiyorsun, kusurlu olan halk değil, "irşad" görevini yapamayan sen olmamalı mısın?
CHP Kurultayı, işte bu
Bizim solumuz da Türkiye solundan feyiz alarak geliştiği için, bu hastalıktan hali değil
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.