Çocuk Taksim mi istiyor?
Geçen dönem, bir gün meclis başkanı beni odasına çağırıp, Alman bir milletvekili ile tanıştırdı.
Adamın adını şanını yazıp, başını derde sokmayayım!
Bizim İslâm Konferansı politikamız ilgisini çekmiş, başkan da benimle konuşmasını tavsiye etmiş.
Alman vekili alıp, bizim usül bir yere götürdüm.
Bizde politika masa başında konuşulur, malûm
Dilimin döndüğü, aklımın kestiğince anlattım, merak ettiği politikamızın esaslarını
Alman, herhalde şarabın da verdiği cesaretle, açıldı
"Bu sizin komşularınızla, anlaşmak mümkün değil" dedi
Önce şaşırdım
Sonra, diplomatik bir oyun mu oynuyoruz diye düşündüm!
"Ne yapalım, tarih ve coğrafya, bizi bu romantik adamlarla yaşamak zorunda bıraktı. Anlaşmaktan başka çaremiz yok. Biz ülkemizin yeniden birleştirilmesi ve bir federasyon şemsiyesi altında AB üyesi olmak istiyoruz. Politikamızın temeli bu " dedim
Adam, yüzüme baktı
"Siz istiyor olabilirsiniz! Ama onlar istiyorlar mı, ben emin değilim. Neden ulaştıkları refahı sizinle paylaşsınlar? Onlar finanse edeceğine, ayrılır da AB'ne öyle girerseniz, Avrupa finanse eder Bu kadar sene mağduriyet politikası yaptıklarından, kendi halklarına da, dünyaya da, size de söyleyemiyorlar. Ama bence, politikalarının temelini bu oluşturuyor " dedi
Bu atağı karşılayamadım
"Olsun, biz gene de sonuna kadar federal bir çözümü zorlayacağız" deyip, konuyu kapattım.
Bence gene de doğru politika, budur
Ancak
Önce Downer ve Rum basınında BM Genel Sekreteri Ban'a yakıştırılan yorumlar ve sonra da Rum Yönetimi Başkan'ı Dimitri Hristofyas'ın, "Ya federal çözüme ulaşacağız veya Taksim olacak" şeklindeki demeci, işin doğrusu benim kulağıma kar suyu kaçırdı.
Neden derseniz: İşin doğrusu, Hristofyas şimdi "Talât'la anlaştığımız şeyleri de Eroğlu geri çekiyor" diye şekva ediyor ama, o kampanya esnasında, Talât'ın her "anlaştık" dediği noktada, ya kendisi veya sözcüsü hemen yalanlayarak, sanki de karşılarına Eroğlu'nun gelmesini ister gibi, ellerinden geleni yaptılar!
Belki o gaflettendi
Ama şimdi de ağzından "federasyon" çıkıyor ama ana talepleri, sanki de üniter devleti, federasyon diye yutturmaya çalışıyor.
İki taraf arasında coğrafi federasyon konusunda, 1975'te Denktaş-Kliridis arasında yapılan Viyana görüşmelerinden beri ortak bir söylem bulunmasına rağmen, güneyde federasyonun ne olup ne olmadığı, daha şimdi tartışılıyor.
Downer, "2012 Mart'a kadar" süre biçiyor
Ban, "taraflardan birinin siyasi irade yoksunu, ötekinin taktikçi" olduğunu söylüyor; Hristofyas, Taksim'i telâffuz etmeye başladı!
Ne oluyor?
Neden Mart 2012?
Yoksa, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin AB Dönem başkalığı öncesinde, bir şeyler mi pişiriliyor?
İşin doğrusu, ben rahatsız olmaya başladım!
Yukarıda anlattığım o Alman milletvekili ile görüştükten birkaç hafta sonraydı.
Türkiyeli bir diplomat, birgün sohbet esnasında, "Merkel'in kafasına bu akşam bir taş düşse de yarın sabah KKTC'yi tanıdım dese, üç tane uluslar arası liman ve iki havaalanı, yönetecek kadronuz var mı doktor? Ya o kadar büyükelçi?" dediydi de şaşırdıydım
Biz bunca yıldır, bunun hiç olmayacağını düşündük.
Solumuz istemedi, sağımız da sadece "ister gibi" yaptı
Yoksa Alman milletvekili haklı mı çıkıyor?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.