Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 29 Ağustos 2011, Pazartesi

Tarihin gizli kalmış sayfaları

Paylaş  
61
145
60

YÜZYILLAR İÇİNDE MUTFAK

Geçmiş çağlarda insanların nasıl yaşadıkları, ne yeyip ne içtikleri, nasıl seyahat ettikleri, nasıl alış-veriş ettikleri, resmi tarihin hiç ilgi duymadığı bir alandır.

Tarih, günümüzde ne karizmatik liderlerin maceralarıdır oysa, ne de sınıfların birbirini yemelerinin hikâyesi.

Günümüzde tarih denilince, dünyada çok değişik alanlar anlaşılır.

Siyasi tarih, askeri tarih, iktisadi tarih, kültür tarihi gibi birçok alan, okurun görüş ufkunda çığırlar açan yeni olanaklar sunuyorlar. 

Braudel, ünlü Akdeniz’inde, 16.yy’daki bir Fransız köylü evinin mutfağını anlatır.

Evin ısıtılan tek bölümü...

Yemek kokusu ile, ıslak keçe çizmelerin kokusunun; yere serilmiş saman kokusu ile harman olduğu, evin beyinin, massif meşe odunundan ağır masası başında günlük şarabını yudumladığı, çoluk çocuğun hemen her gece, içinde birkaç yağlı et parçasının dolandığı lâhana çorbasını kaşıkladıkları, mutfak!

Maddi Uygarlık’ında, 20.yy’ın bu en büyük tarihçisi, Paris halkının bütün bir kış oyunca protein ihtiyacını morina balığından, isli ringa balığından karşıladığını anlatınca, İspanya ile Fransa ve İngiltere arasında yüzyıllarca devam eden Atlantik’teki balıkçılık savaşlarının nedenini anlamakta zorlanmayız.

Güney Çin’de ayni yüzyılda çıkan bir açlık salgınının, “kolokas” adı verilen bir kök sayesinde nasıl atlatıldığını okuyunca, bugün bizim de severek yediğimiz bu yumrunun, kökenini yakalar...

Üstad, Maddi Uygarlık’ta, kapitalizmin gelişmesinde, tüketim ilişkilerinin gelişimini anlatır.

Bugünün mutfağında, tarihin başından beri kullanıldığını sandığı domates, patates, mısır, biber, fasulya, gibi sebzelerin Amerika’dan geldiğini, bunların çoğunun 18.yy ortalarına kadar hayvan yemi olduklarını, Avrupalılar’ın (ve dolayısıyla Asyalılar’ın da!) 200 yıl öncesine kadar, çok farklı yemeklerle kifaf-ı nefs eylediklerini, öğrenir.

“Zeytin yağı uygarlığın, tereyağı barbarlığın yağıdır” der, Braudel!

Aslan Yürekli Richard…


İNGİLİZLER EKMEĞİ BİLMEZ

 Ortalama insanımız, örneğin İngiliz mutfağında ekmeğin az tüketilmesini, İngilizler’in uygarlığı sonucu, zayıf kalmak üzere bilinçle uyguladıkları bir mesele sanır!

Oysa bütün Ortaçağ boyunca insanoğlu’nun temel gıda maddesi, ekmektir.

Ve Britanya Adası’nda, aşırı rutubetli, serin hava, tahıl, özellikle buğday ekimine müsait değildir.

Bütün orta çağlar boyunca un, İngilizler için ulaşılması son derecede pahalı, lüks bir tüketim maddesidir.

Ekmek yememeleri, zenginliklerinin işareti değil, tam aksine fakrü zaruret içinde yaşadıkları yüzyılların bir hatırasıdır.

Resmi tarih kitaplarımız, her aşamada Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yollarının haritalarını yayınlarlar: a) İpek Yolu, b)Baharat Yolu! Osmanlı iktisadını inceleyen yazarlar, 16.. ortalarında, İskenderiye Limanı’na gelen baharatın, yolunu değiştirip, Lizbon limanına indirilmeye başlaması sonucunda, akçenin değer kaybettiğini anlatırlar.

Vergi kaybı, o kadar büyüktür.

Hind Okyanusunda, alçak bordalı Akdeniz tipi gemileri olan Osmanlı Suveyş Donanması’nın; yüksek bordalı okyanus tipi gemileri olan Portekizliler’e yanilmesinin, sonucudur bu!

Baharat ticareti el değiştirmiştir ve bu olay, Osmanlı duraklamasının başlangıcıdır.

Osmanlı’nın derdi, önce maliyesinin, sonra da ekonomisinin alt-üst olmasıdır.

Peki, nasıl olur da karabiber, tarçın, anason, safran, zerdeçal ve daha bir sürü “endek-göndek” nesnenin ticareti, koca bir imparatorluğun batmasının başlangıcını oluşturur?

O çağlarda yemeklere konulan tatlandırıcılar, sadece baharat idi de ondan...

Ve işte bundan dolayı, Avrupalılar, Hindistan’a giden bir başka yol aramaya çıkmış, okyanusları fethetmiş, Amerika ve Avustralya’yı bulmuş ve dünya tarihinin gidişini değiştirmişlerdi.

16.yy Paris’inde, nazik bir hanıma çiçek değil, bir kese karabiber hediye etmek gerektiğini anlatır Braudel!

Türk adının tarihlerde görülmesi, M.S. VI yy’daki Çin ve Bizans kaynaklarıdır. Göktürk’ler, Hz.Muhammet ile çağdaştırlar.

Türkler’in tarihte adlarının duyulmasından beşyüz sene önce Rumlar’ın, Araplar’ın, Acemler’in bilip pişirdikleri yemekleri “milli yemeğimiz” diye sunar, tereyağ, şeker ve pirinci, yakın doğuya bizim getirdiğimizi, bilmeyiz!

Tatlı ile tuzlunun harmanı olan Çin mutfağını tatmak için, “Chinese” restoranlarının kapılarını aşındırır, sonra da Lefke’de halâ yaşayan (ben de gidince herhalde o da ölecek!) etli ayva baskısı ve zerdali baskısı’nı işitince, “Aaa olur mu?

Öööö…” deriz!

Aklımıza hiç de bu yemeklerin Orta Asyalı tarihimizden arta kalan, Çin yemeklerinin birer akrabası olduğu gelmez!

Şekeri (adı Rumca olsa da) yakın doğu mutfağına bizim Çin’den getirdiğimizi, bilmeyiz!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
5
ONAY BEKLEYENLER
3
30 Ağustos 2011, Salı
Jâle         - Lekoşa
Ünlü tarihçi prof. dr. İlber Ortaylı'nın, Nobel edebiyat ödülü sahibi yazar Orhan Pamuk'un bir yapıtında geçen "imam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu." tümcesinden hareketle, orhan pamuk'a getirdiği eleştiri.

İlber hocamız şöyle demiş:

"bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. bu örnekle de sabittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar, yapamazlar."

Bunu bir sorsaydınız Nobel ödüllü yazarımıza...Habermass ile Horkheimer gelince ,yine sapla samanı karıştırdınız Sn.Yazar.

29 Ağustos 2011, Pazartesi
Nazım Beratlı         - L/şa
Jale hanımcığım,
Üç yıl önce, Frankfurt Kitap Fuarı'nın onur konuğu, Orhan Pamuk'tu... Ben de salonda davetliydim! Alman Dışişleri Bakanı, konuşmasına başlarken, " Bu şehir, Gothe gibi, Grimm Kardeşler gibi, Horkheimer gibi oğullarıyla gurur duyuyor" dedi... Histiyan Demokrat Eyalet İçişleri Bakanı da ondan sonra söz aldığında, "Habermass'ı unutmayın" dedi... Başbuğ Paşa da göreve geldiği ilk konuşmasında, Habermass'a gönderme yapmıştı... Sizin engin bir bilginiz ve ferasetiniz var, mutlaka Habermass ile Horkheimer'i de okumasanız bile bilirsiniz, kudretten... Affedersiniz, ikisi de Marxist'tirler... Ne yazık! Bu kadar adamın sizden haberi yok ki Paşa dahil, marxistlere gönderme yapan konuşmalar yapıyorlar... Sağcısı, solcusu... Buralarda size yazık oluyor! "Yüksel ki yerin bu değil..." demiş şair... Dünyayı irşat buyurun buralarda harcanacağınıza... Sizin üslubunuzla yanıt verirsem, tarihe geçerim, kusura bakmayın... ha bir de adını gizleyen bu kadar iddialı bir "düşünür" hiç görmedim... Kimden korkuyorsunuz?

29 Ağustos 2011, Pazartesi
Jâle         - Lekoşa
Marksizm neydi?, gerçekten meçhul' e, yani rüyaya kaçıştı.Eh işte bunların gerçekleri de "milli yemeğimiz" kadar.

29 Ağustos 2011, Pazartesi
mustafa         - girne
Gerçeği arayış,9.yüzyılda bir filozof olan El-Kindi tarafından şöyle özetlendi,"Bize uygun olan, gerçeği kabul etmekten utanmamaktır.Ve bize hangi kaynaktan gelirse gelsin onu özümsemektir.Gerçeğin kendisinden daha yüksek

değerde olan hiç bir şey yoktur.Asla arayan kişinin değerini küçük düşürmez."

Ondalık sayılar Hindistan'da faydalı olduğu kadar İspanya'da da faydalıdır.İran'da hazırlanan yıldız çizelgeleri Kuzey Avrupa'daki

astronomlar için çok şey ifade eder.Ve Newton'un Principia'sı Latincede veya İngilizcede olduğu kada Türkce'de de geçerlidir.

Bilim insan ırkının evrensel dilidir.İnsan yapımı kanunlar yerine göre değişebilir...
Ama doğadaki kanunlar hepimiz için geçerlidir.

Her zaman gerçeği arayıp,bulup yazmaya devam et dostum.

29 Ağustos 2011, Pazartesi
Hasan         - UK
Yaşa be dogdorum!göbeği ihmâl ettiydik aklıma getirdin :-)))

YAZARIN SON 10 YAZISI
15 Mart 2019, Cuma    Dikkatinizi çekerim
3 Mart 2019, Pazar    Yettiniz yani
23 Şubat 2019, Cumartesi    Ben bunların yoldaşı değilim…
10 Şubat 2019, Pazar    Neden hata yapıyor?
9 Şubat 2019, Cumartesi    Niyazi telefon etti...
6 Şubat 2019, Çarşamba    Niyazi Kızılyürek yanılıyor
3 Şubat 2019, Pazar    Anayasa'ları mahkeme mi yazar? Siyaset mi?
2 Şubat 2019, Cumartesi    Sevgili Niyazi, yanlışta ısrar etme…
27 Ocak 2019, Pazar    Diyeceğiniz var mı?
5 Ocak 2019, Cumartesi    Terminoloji’yi gözden geçirmek…

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Dikkatinizi çekerim
Doç. Dr. N. BERATLI | 15 Mart 2019, Cuma
Öğrencilik günlerimiz İstanbul’unda neler yapmakta olduğumuzu bilmeyen yok! Hem biz anlattık, hem de konuşuluyor. O minval üzre, o zamanlar bizim ideolojik şekillenmelerimizde çok payı olan Ürün dergisinin kolek...
Yettiniz yani
Doç. Dr. N. BERATLI | 3 Mart 2019, Pazar
Konunun yabancılarını sıkmak pahasına, bugün birazcık Marxizm-Leninizm konuşacağım, kusura kalınmaya. “Sol politika” konuşacaksak herhalde argümanımız Asım Akansoy ya da Ferdi Sabit olamaz! Andros Kiprianu, hiç olamaz...
Ben bunların yoldaşı değilim…
Doç. Dr. N. BERATLI | 23 Şubat 2019, Cumartesi
Ben bunların yoldaşı değilim…
Son zamanlarda Niyazi Kızılyürek’i aday gösterdi ya? AKEL denilen milliyetçi küçük burjuva partisini bizim ihvanlar gene “işçi sınıfının” değil de bu defa “barışın”öncü partisi ilan ediv...