Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Nazım BERATLI | 10 Mayıs 2012, Perşembe
Aziz Fedai

Aziz Fedai’yi kaybettik…

Yalnız Lefkeliler değil, Kıbrıs Türk Halkı, kahraman bir evlâdını yitirdi. TMT’nin altı serdar’ından biriydi… Peristerona’dan, Poli’ye kadar olan alanın TMT lideri, kendisinden işittiğim 1 sıra numaralı TMT üyesi idi!

Son yıllarda, siyaseten her adımda ziyaret edip görüşünü aldığım bir büyüğümdü. Birkaç sebepten! Önce nasıl bir adam olduğunu anlatayım, siyasete sonra geliriz. 21 Aralık 1963 gecesi, Lefkoşa Tahtakala’da Rum polislerin iki Türk’ü vurup öldürmesi üzerine iki halk arasında durumun gerileceği ortaya çıkmıştı. 22 Aralık sabahı, Aziz Fedai yanına bir başka TMT mensubunu alarak, başında bir Rum subayın bulunduğu Lefke polis karakolunu bastı! Polis müdürünü, silah zoruyla enterne etti… Urumoğlu, cephanelikteki silahları bir land rover’e yükleyip, kaçmaya kalışınca da peşine düşüp, hem silahları, hem de aracı elinden aldı, kendisinin de canını bağışladı! Geri dönüp, karakoldaki Kıbrıs bayrağını indirdi! Yerine Türk bayrağını çekti! O gün bu gündür, bayrak yerinde… Oysa, daha henüz hiçbir şey belli değildi. Lefkoşa’daki asıl çatışmalar, ertesi günü başladı. 23 Aralık’ta… Makarios ile Dr. Küçük bir gün sonra görüşüp, çatışmaları durdurma çağrısı yaptılar… Yani, olabilir; iki taraf anlaşabilir, çatışmaları anavatanlar müdahale edip durdurabilirdi! Öyle bir durumda, karakolu silahla basmış, polis cephaneliğine el koymuş, devletin bayrağını indirip, kendi egemenliğini ilan etmiş birinin durumu, ne olurdu? Açıkça, isyan! Cezasının ne olduğu da malûm: İdam…

Bir gün bir başka büyüğüm, Hüseyin Uskuri’nin dükkânında kahve eşliğinde muhabbet ediyorduk! Son zamanlarda, orada otururdu… Bilen bilir, ağzından lâf dirhem ile çıkar, sesini hiç yükseltmez, babası rahmetli Hasan Fedai’nin Osmanlı beyefendiliği kendisine de tevarüs etmiş, hep gülümseyen bir adamdı! Ona bu eski olayı hatırlatıp, “ O günün koşullarında, nasıl cüret ettiniz de böyle sonucunda asılabileceğiniz bir eylemi yapabildiniz?” diye sordum…

Gülümsedi… Yüzü ciddileşti… Hiç de övünür gibi bir hale girmeden, o çelebi halinde hiçbir değişiklik olmadan, bana o kuşağın kalitesini bağıra bağıra anlatan, sessiz bir yanıt verdi:

“ Ölümden öteye köy mü var?”

Ondan geriye, bana pek çok hatıra kaldı… Çünkü son zamanlarda, TMT ile ilgili sorduğum her soruyu yanıtlar; kendi siyasi deneyimlerini aktarır, yol gösterirdi. O sohbetlerimizde söylediği bir lâf daha vardır ki ne unutmalıyım, ne de unutturmalıyım!

“Ben bunun için yemin etmemiştim!”  demişti…

Serdar’lığı yanında yaptığı görevleri sıralasam, bu sütuna sığmaz! Evkaf Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan tutun, sayısız yetkili görev… Bir tek bakır kuruşa tamah ettiğini iddia edecek hiç kimse olamaz! Nazım Hikmet’in dediği gibi “Savaştan önce Kartal’da bahçıvandı/Savaştan sonra Kartal’da bahçıvan”!

Kendi için hiçbir şey beklemeden, inançları doğrultusunda, gerektiği anda ölümün üstüne yürümüş; kahraman bir evlâdını yitirdin Kıbrıs Türkü…

Lütfiye’nin, Zehra’nın, eşi Rüştiye Hanımefendi’nin ama onlar kadar Kıbrıs Türk Halkı’nın başı sağolsun. Aziz Fedai, destan gibi bir yaşam sürdürdü… Bugün onu, kendine yaraşır bir biçimde sonsuzluğa uğurlayacağız…

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
25 Kasım 2014, Salı    "Kaç türlü tarih yazılır?"
21 Kasım 2014, Cuma    Take it easy
20 Kasım 2014, Perşembe    Raslantıdır ha…
19 Kasım 2014, Çarşamba    Entelektüel denilen garip mahlûk...
13 Kasım 2014, Perşembe    Bizde kooperatifçilik...
11 Kasım 2014, Salı    BM kararları...
10 Kasım 2014, Pazartesi    Yumurta mı? Tavuk mu? değil bu...
8 Kasım 2014, Cumartesi    Ercan'ı açarık be gardaş...
7 Kasım 2014, Cuma    Ercan niçin açılmaz?
5 Kasım 2014, Çarşamba    Cengiz Topel Hastanesi 3

increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

"Kaç türlü tarih yazılır?"
Dr. Nazım BERATLI | 25 Kasım 2014, Salı
19.yy’a kadar, tari genel olarak yazılmaz, sözlü edebiyatın içinde anlatılan efsaneler, menkıbeler biçiminde kuşaktan kuşağa aktarılarak, gelişe değişe giderdi? Yazılı örnekler olan vakayinameler, padişahların ( büyük...
Take it easy
Dr. Nazım BERATLI | 21 Kasım 2014, Cuma
              Bunca yıl köşe yazarlığı yaptıktan sonra, ürktüm...  Direnmeyi bıraktım ey kirayun-u kirâm! Gündelik yazıp da her anlayanın, her anlamayanın, her hatasını düzeltmeye çalıştığımın beni düşman bellemesinde...
Raslantıdır ha…
Dr. Nazım BERATLI | 20 Kasım 2014, Perşembe
Tarihte Türk ulusçuluğu lâfını ağzına alan ilk düşünür, Yusuf Akçura’dır... Bir Kazan Tatarı olan Akçura, Türk Ulusçuluğu’nun manifestosu sayılan Üç Tarz-ı Siyaset başlıklı makalesini, İstanbul’da yayınlatamamış, Mısı...