Ana Sayfa >> Yazarlar Yrd Doç Dr N BERATLI | 9 Ocak 2017, Pazartesi
Cenevre'de olacak bir şey yoktur...
Paylaş  
26
49
21

Rahmetli Rauf Denktaş, ömrünün son demlerinde Hasan Erçakıca’ya verdiği bir demeçte, “Bundan sonra gelecek olan ilk öneri; Annan Planı’nı Rumların da evet diyebileceği bir şekilde, revize etmek olacaktır” demişti. “Tabii bu girişim, bizim tarafa orada verilen hakların kısıtlanmasını getirecektir. Buna dikkat edin!” Video görüntüleri, Hasan’da var…

İki gündür, toplumumuzun her kesimi, bir soruyla meşgul:

Cenevre’de ne olacak?

Hiç!

Hiçbir şey, olmayacak… Ne yazık ki!

Bir sorunu çözmek istiyorsanız, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın geçen gün söylediği gibi karşı tarafa kabul edebileceği, makul ve mantıklı önerilerle gitmeniz gerekiyor. Gene rahmetli Denktaş’a dönersek, 1960 Andlaşmaları konusunda o da rahmetli Fatin Rüştü Zorlu’ya götürdüğü öneriler karşısında TC Dışişleri Bakanı’nın hiddete kapıldığını anlatır anılarında! “Unutmayın ki Yunanistan da bir devlet, Yunanlılar da bir millet! Ben onlara bunu kabul ettiremem!” deyip, Kıbrıs Türk tarafının götürdüğü önerileri fırlatıp, yere atmış! Anlaşma yapmak isteyen, karşı tarafın neyi kabul edebileceğini de hesaba katmalı!

Bizim taraf, bu tavrı gösteriyor mu? Evet…

Öte yandan, bugünün dünyasına ve Orta Doğusu’na bakın! Bir zamanlar BOP falan gibi “büyük komplo teorileri” konuşulur, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın onun bir parçası olduğu anlatılırdı. Çok zaman geçmedi… Şimdiki Orta Doğu’ya baktığımızda, bir “master mind”ın, Sykes- Picot Anlaşması’nı revize etmeye uğraştığını görüyoruz! Orta Doğu’nun sınırlarını değiştirmek. Bu çerçevede, Musul’dan Lazkiye’ye (belki de İskenderun’a) kadar, gerekirse etnik temizliğe de başvurarak, Türkiye’nin güneyinde, denize varan bir Kürt koridoru oluşturmak, aslında “kuvveden fiile” geçti, 2016 yılı içerisinde. Bunun bir adım sonrası, Türkiye’nin güneydoğusu, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de bir Kürt ulus devleti ilanına kadar, gider. Kürt sorununun tarihine ilgi duymuş olanlarımız biliyorlar ki böyle bir gelişme, yalnız Türkiye’yi değil; aynı zamanda İran ve Rusya’yı da ilgilendirir. Çünkü onların da Kürt azınlıkları var… Bölgedeki bir Kürt ulus devleti, onların sınırlarında da bazı düzenlemeleri gerektirecek!

Bölgede, bir yandan enerji ile ilgili önemli gelişmeler olurken, öte yandan da bu türden eylemlerin yer alması; örneğin ABD’nin ansızın petrol fiyatlarının düşmesini sağlayıp, Rusya’nın petrol gelirinin %45’ini engellemesi, elbette ki bunun bir çıkar kavgası olduğunu anlatıyor. Ama beri yandan, kendisi hiçbir enerji kaynağına sahip olmadığından, Orta Doğu olmazsa, neredeyse “canı çıkacak” olan, Batı Avrupa’nın; hadi keseden gidip adını analım, AB’nin bu bölge ile ilgili politikalarının “anahtar kelimesi” olduğunu da not edelim! Zaten hem ABD’nin “neo-liberal” Neo-John’larının hem de Avrupa’nın sadece adı “sosyal demokrat” olan çevrelerinin, kendi ülkelerinde karşıyken, Türkiye’de bir “azınlık milliyetçiliği”ni desteklemelerinin sebebi de bu… Komplo meraklıları, şimdi “Ya İsrail?” diyeceklerdir! Bana göre son tahlilde İsrail, taşerondur… Sadece ABD’nin değil… Unutulmaya ki Britanya Merkez Bankası da Rothschildlere aitti… Bölgede bir ikinci taşeron, ceplerini delmez ya?

Suriye’de olanları, bu gözle bir daha inceleyelim:

Türkiye, Rusya ve İran ansızın hidayete mi erdiler? Ortak çıkarları olmasa, ortak hareket edebilirler mi? Kuzey Suriye’deki Türk askeri varlığını, bu çerçevede ele alın! Söz konusu “koridor”un oluşabilmesi halinde, bir Kürt/Ermeni ekseni ile doğudan çevrilecek olan bir ülkenin, batısından Yunanistan, güneyinden de Kıbrıs Helenizmi tarafından çevrilmeye izin verebileceğini mi sanıyoruz?

Sadede geleyim: Bin yıllık Helen kompleksleri ile her konuştuğunuz lâfta, eğer bu kaygıyı haklı çıkarabilecek ifadeler bulunursa, Suriye’de kan dökmekte olan bir ordunun, sadece 100 km batıdaki Karpaz’ı boşaltıp çekileceğini sanmak, aptallıktan da ötedir.

Oysa, başka bir söylem ve başka niyetlerle, bu sorunu çözmek, mümkün! Var olan durum ne Kıbrıslılar ne bölge halkları ve ne de anavatanların çıkarına! Ama en sonunda, hangi dili konuştuğunuz değil, kimin adına konuştuğunuz önem kazanıyor herhalde…

Cenevre’de bir şey, olmayacak! “Süreç devam ediyor” denilip, üstünden ekşi de sıkılacak ama 2017 Mart, hade 2018 Şubat’a kadar mümkün değil, devam falan da edemez… Adam seçime girerken, “taviz verdi” mi dedirtecek?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
23
 
1
 
5
 
0
 
0
 
2
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
12 Ocak 2017, Perşembe
Tamer AŞUT         - Ankara
Rumlara verilebilecek en güzel şeker Karpaz'daki kilisedir, orayı verdiğiniz zaman Kapraz-İskenderun arasındaki petrolü/gazı Rum'a hediye etmiş olursunuz. O kadar petrolü alan Rum'un kanı bitlenince kimin başına bela olur mesele bu!
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Nisan 2017, Pazar    Yalanlar ve komik trajedi...
15 Nisan 2017, Cumartesi    Başkanlık sistemi
12 Nisan 2017, Çarşamba    Liberal faşizm
7 Nisan 2017, Cuma    Türkiye’de referandum
4 Nisan 2017, Salı    Ameller (eylemler) niyetlere göredir…
3 Nisan 2017, Pazartesi    Havalar ısındı
27 Mart 2017, Pazartesi    Her yeni duyulan yeni değildir…
20 Mart 2017, Pazartesi    Masaya dön Akıncı...
2 Mart 2017, Perşembe    BM parametreleri ve çözüm…
28 Şubat 2017, Salı    Çözüm sektörü

Yalanlar ve komik trajedi...
Yrd Doç Dr N BERATLI | 23 Nisan 2017, Pazar
Başkanlık Sistemi başlıklı yazıyı, bilerek bir hafta yerinde bıraktım. Gerek onu okuyanlar, gerekse nerdeyse çeyrek asırdır bu konuda yazdıklarıma göz atmak zahmetinde bulunanlar, göreceklerdir ki ben Başkanlık Sistem...
Başkanlık sistemi
Yrd Doç Dr N BERATLI | 15 Nisan 2017, Cumartesi
Bu yazıyı, 22.3.11 tarihinde bu sütunda yayınlamışım…
Okuyalım:
Başkanlık Sistemi, dünya siyasetine ABD’nin hediye ettiği bir siyasi düzenlemedir ve kökeni, daha sömürge iken, kurulmuş bulunan Sömürge Meclisi’ne day...
Liberal faşizm
Yrd Doç Dr N BERATLI | 12 Nisan 2017, Çarşamba
Tanım bana ait değil, kimse boşuna hallenmesin…
Mussolini’nin, İtalyan Sosyalist Partisi yayın organı Avanti’nin başyazarı olduğunu sık sık yazarım. Hazret, yeni bir sosyalizm anlayışı vaz ederken, Faşizm’i icat etti...