Ana Sayfa >> Yazarlar Yrd Doç Dr N BERATLI | 15 Nisan 2017, Cumartesi
Başkanlık sistemi
Paylaş  
27
54
20

Bu yazıyı, 22.3.11 tarihinde bu sütunda yayınlamışım…

Okuyalım:

Başkanlık Sistemi, dünya siyasetine ABD’nin hediye ettiği bir siyasi düzenlemedir ve kökeni, daha sömürge iken, kurulmuş bulunan Sömürge Meclisi’ne dayanır. İngiltere’ye isyan ettiği zamanki “Amerika” bugünkü ABD değildi… Hiçbir anlamda…İsyanda başı çeken de İngiltere’nin düzenlediği sınırlardan oluşmuş 13 ayrı eyaletti. Henüz değil Pasifik kıyıları, orta Amerika bile kurulmakta olan devletin sınırları içinde değil, Texas ile Californiya Meksika’ya, Alaska Rusya’ya bağlıydı.

On üç eyaletin temsilcileri, önce İngiliz parlamentosunda temsil edilmek istediler. Reddedilince de isyan edip, bağımsızlık talep ettiler. Kurucu Babalar diye anıla bir ekip, o koşullarda, sömürgeciliğe karşı tepki olarak oluşan bireycilik esaslarında, yeni bir sistem kurdular. Bağımsızlık, o şartlarda elde edildi.

Anayasayı da ki dünyanın en eski ve en değiştirilmeyen anayasasıdır, beş adet çiftçi yazdı… Sistemin temeli, tarihsel nedenlerle bireyciliğe dayanır. Özü şu:

İki dereceli seçimle bir başkan seçilir ve bu başkan halka karşı yürütmeye ait tüm politik ve hukuksal sorumluluğu üstlenir. Yasama ve Denetleme ise ikili bir meclis eliyle uygulanır. Her eyaletin nüfusuna göre temsil edildiği Temsilciler Meclisi ve her eyaletin eşit temsil edildiği, senato! Sistemin temeli birey haklarına dayandığı için, “parti disiplini” diye bir kavram yoktur! Hangi eyalette, hangi partinin kimi aday göstereceğine de parti delegeleri veya üyeleri değil, halkın bütününün katıldığı bir ön seçimle karar verilir. Zaten disiplini ortadan kaldıran da bu! Yeniden aday olup, meclise gelmek üzere senatör veya Temsilciler Meclisi üyesinin, “gebe kaldığı” bir tek makam vardır: … Seçmenin tümü... Parti ya da başkan değil! Dolayısıyla, Yürütme, Yasamayı kontrol edemez! Başkan’a yaranabilirsin ama halk seni “kusar” sonra… Seçilen, kendini halka beğendirmek, zorundadır. Başkan da olsa, vekil de…

Neden disiplinsizlik?

Bütün yetkiyi bir kişi ve onun kendinin atayacağı bir bakanlar kuruluna verirseniz (ki orada bakan yok, başkanın “sekreterleri” vardır) ve onun mensubu bulunduğu parti de mecliste çoğunluğu oluşturur ve vekiller de disiplin dolayısıyla ona bağlı olursa, Yürütme, Yasamayı işgal eder! Yetki’nin doğru kullanıldığını, kim denetleyecek o zaman? Başkanın diktatör olmasının önüne nasıl geçilecek?

Denetleme bu kadarla da sınırlı değil! Her eyaletin, kendi meclisi, kendi seçilmiş valisi, belediye başkanı; seçilmiş savcısı, yargıçları ve şerifi de vardır… Onlar da seçimle geliyorlar! Merkezi hükümete değil, seçmene “gebe kalıyorlar”! Bu da denetimin öteki ayağı…

Bu sistem, çoğunluk grubunu oluşturan partiden seçilmiş Nixon’u, seçilirken rakiplerini dinletip, siyasi etiği çiğnedi diye, görevden alabilmiş; belki de tarihinin en parlak başkanı Clinton’u da “çapkınlık ettiği” için değil, “yalan söylediği”, “yapmadım” dediği için, beter etmiştir!

Belki de herkes bilmez ama bu denetleme mekanizmalarıyla ABD’nin Başkanlık Sistemi, Karl Marx’a göre bile “çağın en ileri demokrasisi” sayılıyordu…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Ulus etnos değildir ama...
31 Temmuz 2017, Pazartesi    Gene Maraş meselesi
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Hiçbir şeyin değilse adın Türkçe...
11 Temmuz 2017, Salı    Mr. Anastasiadis, simply doesn't want
10 Temmuz 2017, Pazartesi    Çok üzüldüm...
28 Haziran 2017, Çarşamba    Yalan dolan üstüne şehir efsaneleri
26 Haziran 2017, Pazartesi    Politik tarihsel bir meseleyi genetik çözer mi?
25 Haziran 2017, Pazar    Bayramlık ağzımızla...
24 Haziran 2017, Cumartesi    “Eşşeklerden başka kıbrıslı yoktur…”
17 Haziran 2017, Cumartesi    Bir Köyün Anatomisi: Abohor

Ulus etnos değildir ama...
Yrd Doç Dr N BERATLI | 14 Ağustos 2017, Pazartesi
Hepimizin başına geliyordur. Bazen konuşurken, çok iyi bildiğiniz bir isim, dilinizin ucuna takılır; bir türlü çıkmaz. Size öyle gelir ki azınızı açıp “a” deseniz o isim de çıkacak ama çıkmaz… On dakika sonra, ilgisiz...
Gene Maraş meselesi
Yrd Doç Dr N BERATLI | 31 Temmuz 2017, Pazartesi
Bu Maraş meselesi ilk çıktığında, ben mecliste idim… O zaman meclis kürsüsünden de konuşarak, Maraş’ın bütünlüklü çözümün bir parçası olduğunu, öyle parça parça Kıbrıs Sorunu’nu çözmenin mümkün olmadığını söylemiştim....
Hiçbir şeyin değilse adın Türkçe...
Yrd Doç Dr N BERATLI | 24 Temmuz 2017, Pazartesi
1990’larda gene Almanların ön almasıyla, kırk Türk, kırk da Rum entelektüel, Lidra Palas’ta bir toplantıya çağrıldıydık. 74 sonrasında, sivil Kıbrıslıların galiba ilk toplantısıydı.  Barış ve Federasyon İçin Kıbrıslıl...