Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 12 Haziran 2017, Pazartesi

Unite Cyprus - United Cyprus - Unitary Cyprus hem da now...

Paylaş  
61
103
164

Ben milliyetçi değilim! Milliyetçilik eğer kendi ulusal aidiyetime herkese karşı bütün ayrıcalıkları istemekse, değilim. Ama Komünist Manifesto’da bir cümle var: “Halkın büyük çoğunluğunu oluşturan emekçi kitlelerin gerçek çıkarlarını en iyi biz savunduğumuz için, herkesten daha çok, biz milliyetçiyiz” der… O anlamda da dibine kadar milliyetçiyim.

Kendi ulusal aidiyetimin, diğer bütün ulusal aidiyetlerle eşit olduğunu savunmak anlamında, evet milliyetçiyim! Kimseden üstün değil ama kimseden de aşağı değil! Eşit…

Türkiye ki bu sıfata Osmanlı da dahildir, 12. yy’dan beri Avrupa Anadolu’daki devlete Türkiye diyor, bizi yani Kıbrıs’ı iki defa “sattı!”

İlki 1878’dedir ki Rus ordusu Yeşilköy’de, Topkapı Sarayı Rus topçusunun menzili içindeydi… Ya Kıbrıs’ı isteyen İngiltere’ye razı olup, devleti kurtaracaktı veya İstanbul yani devlet elden gidecekti.

İkincisi 1922’de Lozan’dadır ki Yunan ordusu Polatlı’da, İngiliz ordusu İstanbul’daydı. İtalyanlar Antalya’da, Fransızlar Adana’da, Antep’te, Maraş’ta idiler… Edirne, Bursa, Eskişehir, Kütahya, Afyon, İzmir Yunan Krallığı yönetimindeydi.

ve 15 vilâyet ve sancak
ve 9 büyük şehir
… İnanılmaz şeyler düşmandadır ki
bunların arasında:
7 göl, 11 nehir
… yüz kere yüz bin dönüm orman,
bir tersane, iki silâh fabrikası,
ve 19 körfez ve liman…
Sonra, 3 deniz,
6 kol tren hattı,
sonra, göz alabildiğine yol…

diye anlatır Nazım Hikmet… Lozan’da bunları geri aldı, 1878’i de sineye çekti. İnsafımız kuruduğunda, “bizi sattı” diyebiliriz!

Bugüne gelelim: Görülüyor ki İngiliz ve Fransız emperyalizmlerinin 1. Dünya Savaşı sonrasında Sykess-Picot Anlaşması ile kurduğu yapay Orta Doğu düzeni, ki aslında Osmanlı “mirası”nın üleşilmesidir, tutmadı. Yeni bir “düzen” kurulmasına çalışılıyor, burada yaşayanları “düzmek” pahasına…

Daha 1918’de, bölgedeki petrol çıkarlarını emniyete almak için kurulmasına çalışılan Musul/Akdeniz koridoru, ki zamanın ordu komutanı Mustafa Kemal, “Kıyıya yaklaşmasınlar, top ateşi ile karşılanacaklar” demiş, ordu komutanlığından olmuştur, gene gündeme geldi. Katar meselesini, Rakka olayını, DAEŞ’i, PKK’yı, YPG’yi, Peşmerge’yi… Kuzey Irak Referandumu’nu, 15 Temmuz’u, İncirlik kavgasını… Hasıl-ı kelâm bütün bu olup bitenleri bu gözle görüyorum ben… Kıbrıs’ı da bu denklemden bağımsız düşünemem… “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin, sözde “Münhasır Ekonomik Alanları”nda sözde egemenlik haklarını kullanarak, ABD şirketleri ile sondaj yapma girişimlerini de…

“Bozulup tekrar düzülmemiz” konusunda, bazı güçlerin bazı hesapları olduğunu görmemek için, bakmamak lâzım…

Bütün hayatımı, Kıbrıs sorununun çözümüne katkı sağlamaya çalışarak geçirdim. Gençliğimde sevgilimle dolaştığım Trodos çamlarının altında, yaşlılığımda da torunlarımla rahatça dolaşabilmek için, elimde olan her şeyi vermeye hazırım.

Ancak bu konjonktürde, sınırının hemen güneyinde kendine karşı bir Kürt koridoru oluşturulmaya çalışılan Türkiye’nin, o “mutasavver” koridorun Akdeniz’e çıkışını kontrol edebileceği, 100 km. ötedeki Karpaz’ı elden çıkarması için, yönetenlerin bırakın yakın tarih bilgisini, akıl ve izandan da nasiplerini almamış olmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü o koşullarda bırakın Mağusa’yı, Mersin’den Antalya’ya kadar, Türkiye’nin bütün güney kıyısını savunması düşünülemez.

“Sıfır asker, sıfır garanti” talebinin sonucu, budur…

Türkiye’yi yönetenlerin de bizim Trodos çamları altında yaşadığımız güzel günlerin anısı hatırına böyle bir risk alacaklarını, hiç sanmıyorum.

Cenevre’ye yiyip içmeye, götürürlerse ben de giderim! Ama dünyanın bu halinde, Türkiye’nin öyle Anastasiadis ile Merkel ve hatta Trump’ın istediği tavizleri veremeyeceğini görecek kadar aklım var! Gönlüm, “Unite Cyprus Now” diyor… Ama imanla bilmem ne etmekle, beton delinmiyor! Konjonktür uygun değil… İstanbul kapılarına bir ordu dayanmaz veya “15 vilâyet ve 9 büyük şehir, düşman elinde” olmazsa, şartlar uygun değil. Ona güç yettireceğini düşünen varsa da hodri meydan! Buyurun, o da bir “çözüm”dür… Becerirseniz…

Zor…

Otur başkan da sana bir ahtapot plâkisi yapayım, bayramdan sonra bir şişe de beyaz şarap açarım, misss… Olmayacak duaya amin deme… Mal meydanda… Çok istediğini gösterdin ancak senin elinde değil…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
18
 
0
 
2
 
0
 
0
 
0
 
1
 

Facebook yorum
YORUMLAR
5
ONAY BEKLEYENLER
1
19 Haziran 2017, Pazartesi
ladrans         - abu dhabi
Doktor,
Terör koridoru diyecektiniz galiba...

13 Haziran 2017, Salı
Memduh Kerimol         - Gönyeli
Gerçek şu ki annan planı döneminde gerçektende bir bilgi kirliliği vardı.Yer değiştirecek olanlara dublex bahçeli evler yapılacaktı, şimdilerde fazla söylenmiyor çünkü kaynak belli değil daha doğrusu böyle bir finansal kaynak henüz ortada yok.Fazlasını istemedik bize yanlızca gerçekler söylensin.Sn Nazım Beratlıyı kutlarım.

12 Haziran 2017, Pazartesi
MUSTAFA KEMAL TÜMKAN         - GİRNE
AYNEN KATILIYORUM HOCAM VE MÜSADENİZLE BAŞKANA TATLIYI DA BEN HAZIRLAMAK İSTERİM.

12 Haziran 2017, Pazartesi
Gönül kaçmaz         - Antalya
Ağzınaza sağlık gerçekten...ben doğma büyüme kıbrıslıyım...Türkiye de yaşıyorum ama güzel vatanıma ilişkim hep en üst düzeydedir,,,ana ocağım lefkoşada..senede iki üç kez gelir giderim...çocukluğum köşklüçiftlikte geçti.ve o kadar üzülüyorum ki olup bitenlere anlatamam...bu kadar aymazlık,bu kadar realitenden uzak hayalperestlik,ve maalesef zaman zaman düzeysizlik yakışmıyor memleketimin insanına.ben de solcuyum ama ben de milliyetçi damgası yiyorum zaman zaman....hislerime düşüncelerime ses verdiniz....sağolun...

12 Haziran 2017, Pazartesi
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Elinize sağlık Sn Beratlı. Hepimizin bir dünya görüşü var, olmalı da. Ancak dünü ve bugünü realist yaklaşımlar ile değerlendirip yarına öyle hazırlanabilmek apayrı bir özellik. Bu özellik herkese nasip olmuyor! Kıbrısta çözüm görüşmeleri çözüm üzerine değil ğörüşmelerin mümkün olduğunca uzatılması üzerine kuruludur. Ta ki bir taraf teslim olana kadar! Galiba bu işin sonunda yani konjektür uygun olduğunda yine barut kokusu var!

YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Mayıs 2018, Perşembe    Yolu kapatma bildirisi...
6 Mayıs 2018, Pazar    Kararlılıkla...
30 Nisan 2018, Pazartesi    Recep Tayyip Erdoğan
24 Nisan 2018, Salı    Uyanık rüya görmenin elenikası...
16 Nisan 2018, Pazartesi    Milliyetçilik ne kadar kötü?
14 Nisan 2018, Cumartesi    Saçmada tevil
10 Nisan 2018, Salı    Barışçı "sol" fikirler...
7 Nisan 2018, Cumartesi    Akıncı’ya mahalle baskısı
26 Mart 2018, Pazartesi    Yemeği ye Akıncı…
25 Mart 2018, Pazar    Yemeği ye Akıncı...

banner
banner
banner
banner
banner

Yolu kapatma bildirisi...
Doç. Dr. N. BERATLI | 17 Mayıs 2018, Perşembe
Sabahları işe gitmek üzere evden çıkmaya korkar oldum! Bizi “yönetemeyen”ler, el birliği ile yaşam kalitemizin ırzına geçiyorlar. On beş dakikalık Girne yolu, 1 ile iki saate çıktı hazretlerin marifetiyle… Bir şey den...
Kararlılıkla...
Doç. Dr. N. BERATLI | 6 Mayıs 2018, Pazar
23 Kasım 2016’da bu sütunda yayınladığımız yazıda, Mont Pelerin’de yapılan ve sonuç vermeyen görüşmelerden hareketle, demişim ki: “bizim bir çevremiz var ki sesi çok çıkan, sürekli temennisi ile gerçeği karıştırır. Te...
Recep Tayyip Erdoğan
Doç. Dr. N. BERATLI | 30 Nisan 2018, Pazartesi
Önümüzdeki Cuma/cumartesi günleri, Girne Oscar Otel’de Dr. Küçük Vakfı ile DAܒnin birlikte düzenledikleri bir toplantıda, KKTC için akademik düzeyde bir sistem tartışması yapacağız. Yıllardır yazar çizerim, ben başka...