Ana Sayfa >> Yazarlar Yrd Doç Dr N BERATLI | 12 Haziran 2017, Pazartesi
Unite Cyprus - United Cyprus - Unitary Cyprus hem da now...
Paylaş  
31
27
138

Ben milliyetçi değilim! Milliyetçilik eğer kendi ulusal aidiyetime herkese karşı bütün ayrıcalıkları istemekse, değilim. Ama Komünist Manifesto’da bir cümle var: “Halkın büyük çoğunluğunu oluşturan emekçi kitlelerin gerçek çıkarlarını en iyi biz savunduğumuz için, herkesten daha çok, biz milliyetçiyiz” der… O anlamda da dibine kadar milliyetçiyim.

Kendi ulusal aidiyetimin, diğer bütün ulusal aidiyetlerle eşit olduğunu savunmak anlamında, evet milliyetçiyim! Kimseden üstün değil ama kimseden de aşağı değil! Eşit…

Türkiye ki bu sıfata Osmanlı da dahildir, 12. yy’dan beri Avrupa Anadolu’daki devlete Türkiye diyor, bizi yani Kıbrıs’ı iki defa “sattı!”

İlki 1878’dedir ki Rus ordusu Yeşilköy’de, Topkapı Sarayı Rus topçusunun menzili içindeydi… Ya Kıbrıs’ı isteyen İngiltere’ye razı olup, devleti kurtaracaktı veya İstanbul yani devlet elden gidecekti.

İkincisi 1922’de Lozan’dadır ki Yunan ordusu Polatlı’da, İngiliz ordusu İstanbul’daydı. İtalyanlar Antalya’da, Fransızlar Adana’da, Antep’te, Maraş’ta idiler… Edirne, Bursa, Eskişehir, Kütahya, Afyon, İzmir Yunan Krallığı yönetimindeydi.

ve 15 vilâyet ve sancak
ve 9 büyük şehir
… İnanılmaz şeyler düşmandadır ki
bunların arasında:
7 göl, 11 nehir
… yüz kere yüz bin dönüm orman,
bir tersane, iki silâh fabrikası,
ve 19 körfez ve liman…
Sonra, 3 deniz,
6 kol tren hattı,
sonra, göz alabildiğine yol…

diye anlatır Nazım Hikmet… Lozan’da bunları geri aldı, 1878’i de sineye çekti. İnsafımız kuruduğunda, “bizi sattı” diyebiliriz!

Bugüne gelelim: Görülüyor ki İngiliz ve Fransız emperyalizmlerinin 1. Dünya Savaşı sonrasında Sykess-Picot Anlaşması ile kurduğu yapay Orta Doğu düzeni, ki aslında Osmanlı “mirası”nın üleşilmesidir, tutmadı. Yeni bir “düzen” kurulmasına çalışılıyor, burada yaşayanları “düzmek” pahasına…

Daha 1918’de, bölgedeki petrol çıkarlarını emniyete almak için kurulmasına çalışılan Musul/Akdeniz koridoru, ki zamanın ordu komutanı Mustafa Kemal, “Kıyıya yaklaşmasınlar, top ateşi ile karşılanacaklar” demiş, ordu komutanlığından olmuştur, gene gündeme geldi. Katar meselesini, Rakka olayını, DAEŞ’i, PKK’yı, YPG’yi, Peşmerge’yi… Kuzey Irak Referandumu’nu, 15 Temmuz’u, İncirlik kavgasını… Hasıl-ı kelâm bütün bu olup bitenleri bu gözle görüyorum ben… Kıbrıs’ı da bu denklemden bağımsız düşünemem… “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin, sözde “Münhasır Ekonomik Alanları”nda sözde egemenlik haklarını kullanarak, ABD şirketleri ile sondaj yapma girişimlerini de…

“Bozulup tekrar düzülmemiz” konusunda, bazı güçlerin bazı hesapları olduğunu görmemek için, bakmamak lâzım…

Bütün hayatımı, Kıbrıs sorununun çözümüne katkı sağlamaya çalışarak geçirdim. Gençliğimde sevgilimle dolaştığım Trodos çamlarının altında, yaşlılığımda da torunlarımla rahatça dolaşabilmek için, elimde olan her şeyi vermeye hazırım.

Ancak bu konjonktürde, sınırının hemen güneyinde kendine karşı bir Kürt koridoru oluşturulmaya çalışılan Türkiye’nin, o “mutasavver” koridorun Akdeniz’e çıkışını kontrol edebileceği, 100 km. ötedeki Karpaz’ı elden çıkarması için, yönetenlerin bırakın yakın tarih bilgisini, akıl ve izandan da nasiplerini almamış olmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü o koşullarda bırakın Mağusa’yı, Mersin’den Antalya’ya kadar, Türkiye’nin bütün güney kıyısını savunması düşünülemez.

“Sıfır asker, sıfır garanti” talebinin sonucu, budur…

Türkiye’yi yönetenlerin de bizim Trodos çamları altında yaşadığımız güzel günlerin anısı hatırına böyle bir risk alacaklarını, hiç sanmıyorum.

Cenevre’ye yiyip içmeye, götürürlerse ben de giderim! Ama dünyanın bu halinde, Türkiye’nin öyle Anastasiadis ile Merkel ve hatta Trump’ın istediği tavizleri veremeyeceğini görecek kadar aklım var! Gönlüm, “Unite Cyprus Now” diyor… Ama imanla bilmem ne etmekle, beton delinmiyor! Konjonktür uygun değil… İstanbul kapılarına bir ordu dayanmaz veya “15 vilâyet ve 9 büyük şehir, düşman elinde” olmazsa, şartlar uygun değil. Ona güç yettireceğini düşünen varsa da hodri meydan! Buyurun, o da bir “çözüm”dür… Becerirseniz…

Zor…

Otur başkan da sana bir ahtapot plâkisi yapayım, bayramdan sonra bir şişe de beyaz şarap açarım, misss… Olmayacak duaya amin deme… Mal meydanda… Çok istediğini gösterdin ancak senin elinde değil…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
18
 
0
 
2
 
0
 
0
 
0
 
1
 

YORUMLAR
4
ONAY BEKLEYENLER
2
19 Haziran 2017, Pazartesi
ladrans         - abu dhabi
Doktor,
Terör koridoru diyecektiniz galiba...
13 Haziran 2017, Salı
Memduh Kerimol         - Gönyeli
Gerçek şu ki annan planı döneminde gerçektende bir bilgi kirliliği vardı.Yer değiştirecek olanlara dublex bahçeli evler yapılacaktı, şimdilerde fazla söylenmiyor çünkü kaynak belli değil daha doğrusu böyle bir finansal kaynak henüz ortada yok.Fazlasını istemedik bize yanlızca gerçekler söylensin.Sn Nazım Beratlıyı kutlarım.
12 Haziran 2017, Pazartesi
MUSTAFA KEMAL TÜMKAN         - GİRNE
AYNEN KATILIYORUM HOCAM VE MÜSADENİZLE BAŞKANA TATLIYI DA BEN HAZIRLAMAK İSTERİM.
12 Haziran 2017, Pazartesi
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Elinize sağlık Sn Beratlı. Hepimizin bir dünya görüşü var, olmalı da. Ancak dünü ve bugünü realist yaklaşımlar ile değerlendirip yarına öyle hazırlanabilmek apayrı bir özellik. Bu özellik herkese nasip olmuyor! Kıbrısta çözüm görüşmeleri çözüm üzerine değil ğörüşmelerin mümkün olduğunca uzatılması üzerine kuruludur. Ta ki bir taraf teslim olana kadar! Galiba bu işin sonunda yani konjektür uygun olduğunda yine barut kokusu var!
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Haziran 2017, Cumartesi    Bir Köyün Anatomisi: Abohor
7 Haziran 2017, Çarşamba    Ahtapot plâkisi…
2 Haziran 2017, Cuma    Sülalenizi sevmek demesi var…
31 Mayıs 2017, Çarşamba    Kahve Yemen'den gelir...
27 Mayıs 2017, Cumartesi    Başkanlıktan totalitarizm çıkar mı?
17 Mayıs 2017, Çarşamba    Ben Türkiye’den yana tarafım…
13 Mayıs 2017, Cumartesi    Mustafa Kemal Paşa...
7 Mayıs 2017, Pazar    Küçük dialoglar
4 Mayıs 2017, Perşembe    Birlik kavramı nereden geliyor?
30 Nisan 2017, Pazar    Allah'ın insanlığa gökyüzünden gönderdiği sütten çıkmış ak kaşık: AB...

Bir Köyün Anatomisi: Abohor
Yrd Doç Dr N BERATLI | 17 Haziran 2017, Cumartesi
Op. Dr. Bilgin Ergene benim kadim dostumdur. Kırk yıla yaklaşan ahbaplığımızda, adam hiç mi “yanlış” yapmaz? Ben yapmışımdır, bilmiyorum ama Bilgin, hiç yapmadı… Ne Ankara’daki  asistanlığımız esnasında, ne ondan sonr...
Ahtapot plâkisi…
Yrd Doç Dr N BERATLI | 7 Haziran 2017, Çarşamba
Dam üstünde saksağan pozisyonuna her düştüğümde, gündemin anlamsızlığı her tepemi attırdığında, bir yemek tarifi yazarım. Tarifi yazarım dedikse gurme olduğumuzdan falan değil! Malûm zamanın popüler entel muhabbetleri...
Sülalenizi sevmek demesi var…
Yrd Doç Dr N BERATLI | 2 Haziran 2017, Cuma
Geçen gün gene bir “sosyal medya” muhabbetinde, arkadaşın biri beni “tilt” etti! Artık kahvehane geyiği yapmak için evden çıkmaya gerek yok.
Facebook’ta arkadaş soruyor: “Pasadembo necedir?” Yanıt verdik:
“ İtalyan ...