Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 11 Temmuz 2017, Salı

Mr. Anastasiadis, simply doesn't want

Paylaş  
57
103
47

Aysu Basri Akter’in, yazdıklarını okudunuz mu? Batılı bir diplomatın ağzından Cras Montana görüşmelerinin neden çöktüğünü, böyle anlatıyor.

Dün bizim gazetede yayınlanan Niyazi Kızılyürek’in söylediklerine de bir göz atın! Diyor ki “ Başkanlık seçiminde Anastasiadis’in işi çok zor! Çünkü karşıtları, Rum halkının %70’inin karşı olduğu Dönüşümlü Başkanlık konusunu, masada konuşturduğu için, onun tozunu atacaklar”! Konuştuğu değil, zaten konuşmadı…  Telâffuzuna izin verdiği için…

1975 Viyana Görüşmeleri’nden beri, Kıbrıs Sorunu’nun çözümünün Federal bir sistemle olacağı karar altındadır. Federasyonların, eşit taraflar arasında kurulduğunu da Mısır’daki sağır sultan bile bilir. Milyonlarca kez yazılmıştır, kaynak falan göstermek, gerekmiyor! Kırk iki yıl sonra, Kıbrıslı Rumlar halâ bunu içlerine sindirememişler ve görüşme diye “mış gibi” yapıyorlarsa, çözüm istemeyen taraf olarak tanımlanmayı da göze almalıydılar. Dördüncü defadır ki BM kriterleri ile düğümler tarağa gelmişken, reddediyorlar. Bahanenin hiçbir anlamı yok!

Gene Niyazi Kızılyürek’in eski ve doğru bir tespitidir ki Kıbrıs Sorunu, “iki yarışmacı, egemen milliyetçiliğin” bu adadaki sürtüşmesidir.

Sorunu başlatan taraf olarak Kıbrıs Helen milliyetçiliği, öncelikle adanın bütününün Yunanistan’a bağlanması için silaha sarılmış, 1968’de Makarios’un “istiyoruz ama mümkün değil” açıklamasının ardından da yavaş yavaş, Kıbrıs’ın ikinci bir Helen devleti olmasına yönelmiştir.

Kıbrıs Türk milliyetçiliği de adanın Türkiye’ye ilhak olamayacağını çok erken fark ettiğinden, önce hiç değilse yarısının ilhak edilmesini özlemiş ve sonra, o da olmazsa, adanın kuzeyinde bir Türk devletinin kurulması yoluna gitmiştir.

Taktik aşamalarda öne sürdükleri taktik hedeflerin oyunun kurallarına uymaya çalışmanın ötesinde bir anlamı, yok! Temeli bu…

Toplumsal kategorizasyonları ulus değil de sınıf bazından ele alan sol ise hep söyleyegelmiştir ki buradaki iki halk, milliyetçilikten çok çekiyor; buna gerek yok, ortak bir federasyon kurarak, bu sorun aşılabilir. Bu bakımdan 1975’ten beri her iki milliyetçiliğin temsilcilerinin de ehven-i şer diye kabul ettiklerini söyledikleri federasyon, (Sol bir tez gibi ortada durmaktadır. Ki, değildir…) örtüştü.

Herkes federasyon diye bir lâf söylüyor ama dönüp derine baktığınızda, içinin boş olduğunu ve her iki tarafın da asıl fikrinin kendi milliyetçi hedefine yaklaşmak olduğunu da bilmeyen yok! Kıbrıs Türk milliyetçiliği, kuzeyde kendi egemenliğinde bir devleti, gün gele belki Türkiye’ye bağlanırım ümidi ile gevşek bir federasyona taraf yapmaya ve tanıttırmaya; Kıbrıs Helen milliyetçiliği de “şimdilik hepsini yutayım da gün ola harman ola” diye federasyon “konuşuyormuş gibi yapmaya” devam ediyorlar. Bildiğiniz gibi…

Gelelim Kıbrıs Solu demek durumunda olduğumuz çevreye! Kıbrıs Rum Solu hiç demeyelim, çünkü milliyetçilikte kendi sağının önündedir. Onlar için ayrı bir paragraf açmaya gerek yok!

Kıbrıs Türk Solu da eğer milliyetçi yarışma ile bu adada acının bitmeyeceği tespitini yapmış ve ideolojik olarak milliyetçiliği de aşmış ise savunması gereken adını anmaktan başka hakkında hiçbir ciddi tez ve politika üretmediği federasyon tezine sarılmalıydı. Ki varlığının bir anlamı olsun… Ama bu sarılış, kavramsal düzeyde de tam bir federasyonu tarif etmelidir.

Yukarıda da yazdık: Federasyonlar, eşitler arasında kuruluyor. Zaten Lenin’in ulusal sorun çözümü reçetesi de tam da budur: “Eşitlik ve karşılıklı saygıya dayanan, karşılıklı bir irade beyanı…” Ulusal bir kavga vermekte olan iki taraftan büyük olanı, küçük olanın eşitliğini kabul etmezse, ne sorun çözülür, (çünkü sorunun sebebi budur) ne de federasyon kurulur. Zira üniter bir ulus devlet içinde, nüfusça az olanın, nüfusça fazla olanın “azınlığı” olmayı kabullendiği yerlerde, böyle bir sorun; zaten yoktur. Sorun, o kabul edilmedi ve kabul da ettirilemedi diye vardır.

“Çözüm olsun” için, karşı tarafın her istediğini kabul edeyim, tarihi unutayım, soyumu sopumu inkâr edeyim, sorunun ne olduğunu da konuşturmayayım tavrı, sol değil; karşı taraf milliyetçiliğidir. Onun en eski, en derindeki duygularına hak verirsen; senin taraftakinin de en eski, en derindeki duygularının yüzeye çıkmasına hem sebep olursun ve hem de haklılık kazandırırsın.

Her şeyin vebalini Türkiye’ye yüklemeye kalkışmak, artık sıkıcı geliyor! Her Rum hatasını, gözlerden saklamaya çalışmanın adını da yukarıda yazdım… Ne soldur ne de barışa hizmet ediyor! Tam tersine, çözümsüzlüğe yarıyor…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
21
 
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
5
ONAY BEKLEYENLER
0
14 Temmuz 2017, Cuma
vatandas         - k.kibris
Hasan Guler beyin ne guzel soylemis;.. ''Kibris sorunu Turkiyenin guvenlik sorunudur''.. (NOKTA)

13 Temmuz 2017, Perşembe
Ergün Şoföroğlu         - Gönyeli9
Şoven milliyetçilikle şablon solculuğun ortak paydası eleştirel aklın yitirilmesidir. İdealist duygularla pekiştirilen ütopist tutumlardan vazgeçmeyen bir anlayışa karşı, diyalektik düşünceyle ortaya konacak realist fikirlerle mücadele edilmesi gerekir. Çağdaşlaşmanın ilk koşulu budur. Ergün Şoföroğlu

12 Temmuz 2017, Çarşamba
Hasan nihat erduran         - Çatalköy-kktc
Niyazi kızılyüreki okumuştum...ince noktayı iyi yakaladı!konuşmak bile hata ve hesabını seçimde soracaklar...yerel kıbrıs türk solu artık gerçekleri iyice gördü diye umarım...

11 Temmuz 2017, Salı
Hasan Özbeşoğlu         - Lşa
Crans Montana sürecinde benim en üzüldüğüm konu Okan Dağlı ve bir kısım arkadaşlarının Unite Cyprus Now gönüllüleri olarak bölgeye giderken giderlerinin Stelyos vakfı tarafından karşılanmış olmasıdır.Biz kendi ayaklarımız üzerinde duralım iddiasındayken bunun bu şekilde yapılması pek etik olmamıştır.Anlaşılan odurki 'nerde beleş,oraya yerleş'felsefesi birtakım solcu geçinen insanlarımız üzerindede etkisini göstermiştir.

11 Temmuz 2017, Salı
ismail yeküncü         - lefkoşa
benim düşüncem kıbrıslı türklerin büyük çoğunluğunun duygu ve düşüncelerine tercüman olan bir yazı olmuş.esas sorun rum liderliğinin bizi eşit halk ve eşit bir ortak olarak görmemeleridir.anastasiadis ve yakın çalışma arkadaşları kına yaksınlar bir taraflarına sizler bulunmaz hint kumaşı değilsiniz.

YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Nisan 2018, Pazartesi    Milliyetçilik ne kadar kötü?
14 Nisan 2018, Cumartesi    Saçmada tevil
10 Nisan 2018, Salı    Barışçı "sol" fikirler...
7 Nisan 2018, Cumartesi    Akıncı’ya mahalle baskısı
26 Mart 2018, Pazartesi    Yemeği ye Akıncı…
25 Mart 2018, Pazar    Yemeği ye Akıncı...
17 Mart 2018, Cumartesi    Biri artık bunları söylesin…
11 Mart 2018, Pazar    Bunca yıl sonra...
4 Mart 2018, Pazar    Akıncı ağız değiştirdi, istifa etsin...
26 Şubat 2018, Pazartesi    Karşıt olmak, karşı olmaya yetseydi...

banner
banner
banner
banner
banner

Milliyetçilik ne kadar kötü?
Doç. Dr. N. BERATLI | 16 Nisan 2018, Pazartesi
Öyle görünüyor ki bu ara biraz daha sık yazmak gerekiyor! Bu halkın entellerinin evvel eski hastalığı depreşti gene… Entelektüelden bahsetmiyorum! Onun özentisi imitasyon tayfasını kastediyorum. 
Konunun cahili olmak...
Saçmada tevil
Doç. Dr. N. BERATLI | 14 Nisan 2018, Cumartesi
Dün bizim gazetede yer alan bir habere göre:
BBC’nin "Moskova Kıbrıs’ı vurur mu?" sorusu üzerine konuşan eski Rus General, bunun ihtimal dahilinde olduğunu ifade etmiş! İngiliz Daily Mail gazetesinde yayınlanan haber...
Barışçı "sol" fikirler...
Doç. Dr. N. BERATLI | 10 Nisan 2018, Salı
Son günlerde bazı arkadaşlar “Solculuk ederik” zannederek, hep bir ağızdan Anastasiadis’in bir Helen ulus devleti içinde azınlık olmak önerilerine öyle bir sarıldılar ki insanın aklına acayip şeyler geliyor.
Sadece c...