Ana Sayfa >> Yazarlar Yrd Doç Dr N BERATLI | 31 Ağustos 2017, Perşembe
Otuz Ağustos
Paylaş  
23
42
23

Yalnız bizde değil, hiçbir yerde de resmi tarihin, geçmişte olanları tastamam doğru anlattığı söylenemez. Bizde hayda hayda böyledir.  Anadolu Savaşı her gün terennüm edilir ama olup bitenleri doğru bilenlerimiz, nerede ise tarihi meslek olarak seçenlerden ibarettir. Örneğin Doğu Cephesi!’nde olup bitenler, hep flûdur, insanların zihninde… Güney Cephesi de öyle… Antep, Maraş, Urfa ile geçiştirilir. Özellikle Kurtuluş Savaşı’nın başları da öyledir. Ta İnönü Savaşları’na kadar. Ondan sonra, Kütahya Eskişehir Savaşları genellikle sessiz geçiştirilip, Sakarya’ya atlanılır. Neden?

Ya muharebe kaybedilmiştir söylenilsin istenilmez, veya bugün savunulan politik tez ile olaylar uyuşmaz, duyulsun istenilmez. Örneğin, İzmir’in işgali ile başlayan olaylar, nasıl oldu da ta Sakarya önlerine kadar geldi? Neden geldi? Gölgededir… Çünkü, İstanbul Meclis’i Mebusan’ı İngilizlerce basılıp dağıtıldıktan ve mebusların bir kısmı Malta’ya sürülüp, geriye kalanlar da Ankara’ya kaçtıktan sonra, Ali Fuat Paşa kuvvetleri Gevye Boğazı’nı tutmuş, Kuvayi Milliye ile İstanbul Boğazı arasında, başka bir güç kalmamıştı. Çetelerin, Beykoz’u basıp, Boğaz’daki İşgal Kuvvetleri Karargâhı karşısında, havaya silah sıkacak hale geldikleri, bilinen bir şeydi. Yıl, 1921’dir henüz. İngilizler, kendi kamuoylarının baskısı ile askerlerini terhis ettiklerinden, ellerindeki kuvvet, Mustafa Kemal Paşa’ya bağlı kuvvetlerin, İstanbul’a girmesine engel olacak güçte değildir. Kemal Paşa ile boğaz arasına bir başka kuvvet sokabilmek için, ellerinde kullanabilecekleri bir tek güç vardır Anadolu’daki: Yunan İşgal birlikleri… Loyd George, bu koşullarda Gunaris’e “Yürü ya kulum, boğazın kontrolü bende olsun da varsın Anadolu’yu da sen al” demiştir. Aslında kendi çıkarına bakıyor, altında kalanın boynu kopsun… Umurunda değil… Güya Aydın Vilayeti ile snırlı olarak İyonya’da bulunan Yunan birlikleri yürüdü…  İnönü’lere bakmayın! Birkaç ay içinde Afyon, Kütahya, Eskişehir, Bursa, İzmit ellerine geçti. Türk kuvvetlerinin, boğazla ilişkisi kesildi.

Bu olanlardan bir yıl önce, Mustafa Kemal henüz ülkedeki dengeleri tartarken meydana gelen bir olay, paşanın ufkunu anlatmak bakımından önemlidir. Mete Tunçay ve Eric von Zürcher’in bir çalışmalarından öğrendiğimize göre, (Milliyetler ve Sınırlar, İletişim yay.) Osmanlı döneminden beri, devam eden kilise içindeki tutucu ve milliyetçi kanatların ayırımı, o günlerde bile devam ediyordu. Milliyetçi kanadın temsilcisi Trabzon metropoliti, bağımsız, Helen karakterli bir Pontus Devleti için çalışırken, eski tutucu kanadın temsilcisi Giresun metropoliti, Osmanlı içinde kalmaktan yanaydı. Çünkü, zaten devlette Türkler’den fazla makam işgal etmekteydiler! Venizelos’un Galatasaray Lisesi mezunu olup, Osmanlı Hariciye Nazırlığı’nda tercüman olarak çalıştığını biliyor muydunuz, örneğin? Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’daki temsilcisi ile görüşen metropolit, paşaya bir tür federasyon önerir. Yerel özerklik, yerel polis v.s. Paşa bu önerilerin tümünü kabul ederek, Karadeniz’de bir Türk/Rum federasyonunu kabul eder. Zavallı metropolit, bir şey başardığını zannederek, Atina’ya Venizelos’a haber uçurur, “ Ankara bu şartları kabul ediyor, gelin anlaşalım!” Venizelos ne cevap verir? “ Ben bir seneye kadar, Erzurum’u da alacam! Sen kimsin be adam da onunla bununla görüşme yapıyorsun? Haddini bil…” Kaynak yukarıda yazılı!

Yâni İngiliz kendi oyununu oynuyordu ama Yunan da pürü pâk değildi… Savaş karşıtı Gunaris bile bu çarkın içinden böyle çıkamadı… Polatlı önüne böyle gelindi… O sille böyle yenildi…

Kendisine başka hiçbir olanak tanınmayan bir askeri deha, 30 Ağustos gününe bunlardan dolayı, zorla geldi. Yoksa daha birkaç ay önce Londra’da toplanan konferansta, Ankara Hükümeti de “bu işi barışçı yollarla çözebilirsek, çözelim” diye masaya oturmuştur. Bakıldı ki yolu yok! O zafer akşamında savaş meydanını gezerken, “düşman” ölülerine bakıp, “Zavallı yavrucaklar, sizi analarınızın kollarından koparıp, bu kadar uzaklara kimler getirdi?” dediği söylenir. Huyuna suyuna da da uygundur bu sözler! “Savaş, bağımsızlık için olmadıkça, cinayettir!” sözleri de ona ait…

Balkan romantizmi, yalnız küçücük Yunanistan’ı mahvetmekle kalmadı, Anadolu ve Pontus Rumluğu’nu da yok etti… Bu akıl koymaz şaşkın kafaya dikkat etmek lâzım…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
2 Eylül 2017, Cumartesi
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Son dönemlerde Anadoludaki Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale ile ilgili Türk medyadasındaki yazılarda Mustafa Kemal Atatürk'ün isminin ve rolünün çok az anılması veya hiç anılmaması durumları göz önüne alındığında yazınız çok güzel olmuş Sn Beratlı.... Teşekkürler...
YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Eylül 2017, Cumartesi    Tampon D’etat
28 Ağustos 2017, Pazartesi    Altılar mahkemesi
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Ulus etnos değildir ama...
31 Temmuz 2017, Pazartesi    Gene Maraş meselesi
24 Temmuz 2017, Pazartesi    Hiçbir şeyin değilse adın Türkçe...
11 Temmuz 2017, Salı    Mr. Anastasiadis, simply doesn't want
10 Temmuz 2017, Pazartesi    Çok üzüldüm...
28 Haziran 2017, Çarşamba    Yalan dolan üstüne şehir efsaneleri
26 Haziran 2017, Pazartesi    Politik tarihsel bir meseleyi genetik çözer mi?
25 Haziran 2017, Pazar    Bayramlık ağzımızla...

Tampon D’etat
Yrd Doç Dr N BERATLI | 16 Eylül 2017, Cumartesi
İki haftadır köşe yazısı yazamıyorum. Tembelliğimden, boş vermişliğimden değil… Efendim: akademik makale yazıyoruz, üstünüze iyilik sağlık.  Bilime “katkı koymaktan”, (alıkoyun da yiyeceyik ortalığı) size zaman kalmıy...
Altılar mahkemesi
Yrd Doç Dr N BERATLI | 28 Ağustos 2017, Pazartesi
Her 30 Ağustos geldiğinde, benim de aklıma bu mesele düşer! Malûm, tarih çapraz okunmazsa anlaşılamıyor!
28 Kasım 1922’de, Atina’da Averof Zindanı’nda, Helen Tarihi’ne “Altılar” diye geçen bakanlar Gunaris,Stratigos,...
Ulus etnos değildir ama...
Yrd Doç Dr N BERATLI | 14 Ağustos 2017, Pazartesi
Hepimizin başına geliyordur. Bazen konuşurken, çok iyi bildiğiniz bir isim, dilinizin ucuna takılır; bir türlü çıkmaz. Size öyle gelir ki azınızı açıp “a” deseniz o isim de çıkacak ama çıkmaz… On dakika sonra, ilgisiz...