Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 28 Aralık 2017, Perşembe

Hronia Bollâ be Horgane…

Paylaş  
66
149
62

Doksanlı yıllarda Türkiye’den döndüğümde, (üçüncü dönüşümdü) o zaman üniversite yaşlarında olan oğullarım dikkatimi çekmişlerdi:

“Bu millet burada ne bulursa silip süpürüyor… Tüketilmeyen hiçbir şey yok! Tüketim toplumu mu bu?”

O zaman verdiğim cevapta, anlatmıştım ki: Batılı terminoloji ile her duyduğunuzu her yere ikame edemezsiniz. Bir defa “bilimsel doğru” görecelidir. Ve hele ondan sonra “doğru” sosyal bilimlerde “izafiyetin” kendisidir. Bırakın ülkeleri, ulusları, kıt’aları, her köyün ve belki de her ailenin kendi “sosyal gerçekleri” vardır, kendince! Bu bakımdan, Tüketim Toplumu denince, çılgınca tüketemeden önce, çılgınca da üreten; sonra da ürettiğini tüketen toplumlardan bahsedilir. Hiçbir şey üretmeden sadece tüketen bir topluluğu, o isimle adlandıramazsınız. Tüketim Toplumu, ABD’ye dersiniz, Japonya’ya dersiniz, G8‘lere dersiniz ama Etiyopya’ya diyemezsiniz! Ne üretiyor ki ne tüketecek?

Meta üretmiyorsunuz, amenna… Ama manevi değer de üretmiyorsunuz… Üretmeye cüret eden üç beş kişinin ürettiklerini de; sanat eseri olsun, bilgi olsun her neyse, süratle metalaştırıp, en erken zamanda onları da tüketiyorsunuz…

Bu Tüketim Toplumu değil… Çünkü bir ayağı eksik…

Ve doğal olarak üretmenin cefasını çekmeden, tüketmenin sefasını sürmeye kalkmak, insanı yabancılaştırıyor. Eski, yeni, kendinin zamanında ürettiği ya da sonradan başkasından çaldığı her değere karşı! Meta, sizi teslim alıyor!

“Almadan vermek, Allah’a mahsustur” der her dinden inananlar… Bu aynen tersten de doğrudur, vermeden de alamıyorsunuz… Burada yüz bin türlü geçmiş adaletsizlikten bahsedebiliriz ama şurası da güneş kadar gerçektir ki 1974 sonrasında elde ettiğimiz servetin üretilmesinde, sebebpleri her ne olursa olsun, harcanmış bir damla terimiz yoktu… O hakketmeden edinilmiş zenginlik, bizim ahlâkımızı bozdu… Birşeyi ve adını koyalım refahı elde etmek için çalışmanın ve bir şeyler üretmenin gerekli olduğuna dair doğal kural, burada işlememeye başladı! İlk kuşak, yani ondan öncesini de yaşamış nesil, bunun kolaylığını çalışmanın zorluğuna tercih etti, eyvallah! Ama ikinci kuşak bunu gerçek sandı çünkü öncesini bilmiyor, yaşamamış! Bu “yalancı dünya”nın içine doğmuş…

Her sabah Girne’ye giderken trafik içindeki insan davranışlarına baka baka, şaşkınlığa uğrardım! Meselâ, altındaki araba daha pahalı olan, yol kendinin sanıyor! Fiat ile Mercedes’i geçerseniz, mercedesteki çok kızıyor… Anasına küfretmişsiniz gibi… Artık oğlana dur durak yok… İlle fiatı geçecek… Kadınlar da daha farklı değil ha! Asıl onlar beş beter… Trafikte sümsüklenmek istemezseniz, bir Range Rover edinin derim ben… Ölene kadar taksidini ağır ağır ödersiniz… Mesele değil! Kim bilecek sizin bankaya olan borcu ödemek için ne sefalete katlandığınızı? Küçük görüp de sizi Karamürsel sepeti mi sansın “sosyete” (!) İkibin beş yüz lira maaşla, İstanbul’a Bayern maçı izlemeye koşun! Bankaya borcunu ödemek için, öğlen yemeklerini iptal eder, bir de üstünden “diet” yapıyorum diye ayrıca hava da basarsınız! Kim nerden bilecek? Facebook’a atacağınız “Navizade’de rakı keyfi” başlıklı resmin havası yeter… Üç sokak ötedeki Boğazkesen Yokuşu’nu hiç duymamış, İstanbul’un cip cahili olduğunuz da nerden belli olacak? Say ki Porta Kerka’dan şehre ilk giren de rahmetli dedenizdi… Sallaaa…

Böyle gıcık olurken, olurken; bir şeyi dehşetle fark ettim! “Yirmi yılda, erken fark etmişin” diyebilirsiniz ama demeyin… Kendi kişisel değer yargılarının tutsağı olup, farklıları kendine benzetmek için çırpınması da var insanın… Beşer, şaşıyor da…

Yahu tarih boyunca dünyanın her tarafında insanlar kendi değerlerini yargılarken, kendilerini ürettikleri ile yargılarlar! Burada meğer biz bu temel ölçütü yitirmişiz! Kendimizi, ürettiklerimizle değil; tükettiklerimizle yargılar olmuşuz!

Değerini ürettiğinde değil, tükettiğinde arayan aymaz bir topluluk var ki toplumun azınlığı değil…

Hiç ihtiyacı bitmez… Hep sahip olduğunun daha çoğunu, daha büyüğünü ister… Her alanda…

“Bu insan davranışıdır” denilebilir… Evet, öyledir! Ama normal insan, bir şeye sahip olmak için onu üretecek emek harcaması gerektiğini bilir, ve ona göre çalışır… O değeri üretmeye uğraşır… Yok! Bizimkiler her şeyin, doğuştan edinilmiş bir hak olduğunu zannedip, çırpınıyor… Başkasının ürettiğini yutacak! Yutamayınca da dünya aleme sövecek…

Son zamanlarda çoğumuzu illet eden bir sürü maskaralığın sebebi bu! Kendi üretemediği maddi değerleri tükete tükete, iş geldi başkasının manevi değerlerine de el koyup, onları da tüketmeye dayandı…

Yeni yıl yemeğini Cindy Crawfort ya da Sharon Stone ile St. Moritz’de yiyemedin diye kahırlanma da zaten haddin değil… Evdekini bulduğuna şükret… Hronia Bollâ be gumbaro… Hem da geçmiş Christmas’ın inşallah merry geçmiştir… Happy da new year horganem…

Allah müstehakınızı versin… Mutlaka iyiye müstehaksınızdır, beddua zannetmeyin…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
11
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 
1
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
1
30 Aralık 2017, Cumartesi
KKTC'yi Yaşatma Derneği         - Lefkoşa
Böyle güzel bir yazıya katılmamak elde mi? Fıkralara bile konu olan ünlü liderimiz Denktaş ganimetin taksimine izin vermeseydi ganimet ekonomisinden ve halkımızın ne kadar bozulduğundan şikayet edemeyecektik tabii. Eeevvett.

29 Aralık 2017, Cuma
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Toplum olarak bu konulardaki özeleştirilere ciddi şekilde ihtiyacımız olduğuna inanıyorum... Keşke üniversitelerimizin konu ile ilgili bölümleri ortak çalışmalar ile bu konuyu irdeleseler...

YAZARIN SON 10 YAZISI
20 Eylül 2018, Perşembe    BM kararları çerçevesinde çözüm...
17 Eylül 2018, Pazartesi    Ortalamayı hazzetmem
10 Eylül 2018, Pazartesi    Rakkam da konuşalım da yabana gitmesin...
3 Eylül 2018, Pazartesi    Tek yol...
1 Eylül 2018, Cumartesi    Kıssadan hisse…
30 Ağustos 2018, Perşembe    YAZAMIYORUM…
13 Ağustos 2018, Pazartesi    Şehr-i Sitanbul
3 Ağustos 2018, Cuma    Gene garanti meselesi…
28 Temmuz 2018, Cumartesi    Atını seven kovboy...
23 Temmuz 2018, Pazartesi    Bütün Kabahat Türkiye'de...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

BM kararları çerçevesinde çözüm...
Doç. Dr. N. BERATLI | 20 Eylül 2018, Perşembe
BM KARARLARI ÇERÇEVESİNDE ÇÖZÜM…
Kıbrıs Sorunu’nun çözümü her gündeme geldiğinde, bir çevre vardır ki lâfa BM Kararları çerçevesinde” diye başlar.
Evet, elbette ama hangi “BM Kararları?”
Örneğin 649 Numaralı Güvenl...
Ortalamayı hazzetmem
Doç. Dr. N. BERATLI | 17 Eylül 2018, Pazartesi
Ortalamayı hazzetmem
Sosyal medya alanında Lapsana Mulla “nick name”i ile bilinen bir arkadaşım var! İngilizce yazmamın kusuruna bakmayın, o mecranın ruhunu aktarmak için yapıyorum. Türk herifle, Türk kevaşe birbirle...
Rakkam da konuşalım da yabana gitmesin...
Doç. Dr. N. BERATLI | 10 Eylül 2018, Pazartesi
Geçen gün çıkan Tek Yol, başlıklı yazıya gelen eleştiri notları arasında, Kerem Alsakal’ın yazdığı en anlamlısıydı. “ Bekliyordum ki” diyor sayın Alsakal, “ Avrupa Ülkeleri ile alım gücümüzü, refah seviyemizi de kıyas...